Profesör Ronald, turnuvadan sonra sözünde durur ve Darius ile Vivian'ı hamburger yemeye götürür. Yemekten sonra Vivian hızla çıkış yapar.
Darius: Hey! Vivian, savaşta harikaydın. Arkamı kolladığın için teşekkürler.
Vivian sadece soğuk bir bakış atar ve gider. Ardından Darius eve gider. Biraz hareketler üzerine çalıştıktan sonra bilinç altına girer.
Valerius: Selam, Darius.
Darius: Selam. Merak ettiğim bir konu vardı. Savaşta bana neden doğrudan destek olmak yerine bir bilmece ile yardım ettin?
Valerius: Çünkü sana yardım etseydim güçlenemezdin. Güçlenmen için doğaçlama yapman, ne yapman gerektiğini kendi başına öğrenmen gerekiyordu. Şimdi ben sana sorayım: Sen güçlenip kendi başına kazanmayı mı isterdin, yoksa yardım ile kazanmayı mı?
Darius: Sanırım haklısın. Benim artık uyumam gerek.
Valerius: İyi geceler, Darius.
Darius uykuya dalar.
Luncardion Krallığı
Luncardion Krallığı'nda normal bir gündür. Sokaklarda ışıklar yanıyor, dükkânlar açık, çocuklar oyun oynuyordur. Bu sırada oyun oynayan bir çocuk yere düşer ve ağlamaya başlar.
Vladric: Hey, sen iyi misin?
Çocuk: Canım acıyor!
Vladric: İşte, bir şeker. Sever misin?
Çocuk: Teşekkürler.
Vladric: Ne demek. Bundan sonra daha dikkatli ol, tamam mı?
Çocuk: Bundan sonra daha dikkatli olacağıma emin olabilirsiniz.
Vladric şehir meydanına doğru gider. O sırada yanına biri gelir.
Patrick: Ekselansları, sizi başkente bu kadar ani bir şekilde çağırdığımız için üzgünüz. Babanız Kral II. Wilhelm hayatını kaybetti. Varis olarak tahta geçmeniz gerekiyor.
bir süre sessizlik olur bir kaç dakika sonra Vladric gözyaşlarını tutamaz yere çöker ve ağlamaya başlar.
Vladric: Biliyordum... Çağrılmamın nedeninin bu olduğunu biliyordum...
Patrick: Size birkaç gün vereceğiz. Yasınızı tuttuktan sonra ülkenin başına geçeceksiniz. Şimdiden başınız sağ olsun.
Yaklaşık bir hafta boyunca Vladric evden hiç çıkmadı. Sürekli odasında kaldı ve yasını tuttu. Bu bir hafta ona sanki bir yıl gibi gelmişti. Çünkü babası yalnızca bir kral değil, aynı zamanda onun kahramanıydı.
Wilhelm aslında bir insandı. Vladric'in annesi Caterina ise safkan bir vampirdi. Wilhelm, sevdiği kadın uğruna her şeyinden vazgeçmişti. Onunla birlikte olabilmek için Kadim Ağaç'ın huzuruna çıkmış, günlerce diz çökerek kendisini vampire dönüştürmesi için yalvarmıştı. Sonunda Kadim Ağaç, onun sevgisinin samimiyetini görmüş ve dileğini kabul etmişti.
Fakat Caterina, Wilhelm'in gösterdiği bütün fedakârlıklara ve sevgisine rağmen onu terk etti. Sebebi ise Wilhelm'in bir zamanlar insan olmasıydı.
Wilhelm, daha küçük yaşlardaki Vladric ile yapayalnız kalmıştı. Buna rağmen oğluna hiçbir zaman eksikliğini hissettirmedi. Hem bir baba hem de bir anne olmaya çalıştı; onu sevgiyle, sabırla ve doğru değerlerle büyüttü.
Yıllar boyunca durmadan çalıştı. Gösterdiği sadakat ve azim, eski vampir krallarından biri olan Dranor'un dikkatini çekti. Çocuğu olmayan Dranor, Wilhelm'i öz oğlu gibi benimsedi ve ölümünden önce tüm mirasını ona bıraktı.
Dranor'un resmî varisi kabul edilen Wilhelm, Luncardion'un kralı oldu. Tam 53 yıl boyunca halkına adaletle hükmetti. Karşısına çıkan sayısız zorluğa rağmen oğluna huzurlu ve güvenli bir hayat sunmayı başardı.
Şimdi ise o büyük adam yoktu.
Vladric, babasının hayatı boyunca Caterina'yı hiç unutamadığını biliyordu. Onca acıya ve ihanete rağmen, babasının kalbinin en derin köşesinde Caterina hâlâ yaşıyordu; en güzel anılarıyla, ilk günkü hâliyle.
Vladric yasını tutarken kapısı çaldı. Gelen kişi Patrick'ti.
Patrick: Ekselansları, rahatsız ettiğim için özür dilerim. Yarın akşam taç giyme töreniniz yapılacak. Kendinizi toparlamanız ve hazırlıklara başlamamız gerekiyor.
Vladric, gözleri dolu bir şekilde başını öne eğer.
Vladric: Anlaşıldı... Hazırlanıp geliyorum.
Patrick: Teşekkür ederim, efendim.
Vladric odasına gider. Üzerini değiştirir ve Patrick ile birlikte saray kuaförüne doğru yola çıkar. Günlerdir kesmediği saçları ve sakalları düzeltilir. Ardından kraliyet terzisine giderler. Vladric'in beden ölçüleri alınır ve taç giyme töreni için özel olarak hazırlanan siyah zırhı ile kırmızı pelerininin provası yapılır.
Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Patrick, Vladric'i saraya götürür. Sarayın koridorlarını, toplantı salonlarını ve taht odasını tek tek gezdirir. Son olarak onu artık kendisine ait olan odaya yerleştirir.
Bir Gün Sonra
Sabah erken saatlerde Vladric sağlık kontrolünden geçirilir. Boyu, kilosu ve diğer gerekli bilgileri kayıt altına alınır. Ardından odasına yeni mobilyalar ve kişisel eşyaları yerleştirilir.
Saatler ilerledikçe güneş batmaya başlar.
Akşam olduğunda Luncardion Sarayı'nın büyük tören salonu dolup taşmıştır. Krallığın tüm soyluları, farklı vampir ülkelerinden gelen elçiler ve asil aileler salondaki yerlerini almıştır.
Bir süre sonra Patrick kürsüye çıkar.
Patrick: Hanımefendiler, beyefendiler ve değerli misafirler... Luncardion Krallığı'nın taç giyme törenine hoş geldiniz.
Ne yazık ki yüce kralımız II. Wilhelm geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetti. Bu büyük kayıp hepimizi derinden üzdü. Ancak krallığımızın geleceği için yeni hükümdarımız bugün resmen tahta çıkacaktır.
Sizi daha fazla bekletmeden...
Karşınızda Luncardion'un yeni hükümdarı... Kral I. Vladric!
Salondaki bütün ışıklar söner.
Yalnızca büyük merdivenleri aydınlatan tek bir ışık kalır.
Merdivenlerin tepesinde bir siluet belirir.
Kırmızı pelerininin altında siyah kraliyet zırhı bulunan, uzun siyah saçlı, kırmızı gözlü, güçlü ve asil duruşlu genç bir adam ağır adımlarla merdivenlerden inmeye başlar.
Salon bir anda alkışlarla yankılanır.
Vladric ağır adımlarla tahtın önüne gelir. Alkışlar yavaşça diner. Derin bir nefes alır ve konuşmasına başlar.
Vladric: Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada bulunarak bu önemli günü benimle paylaştığınız için hepinize teşekkür ederim.
Babam Kral II. Wilhelm'i çok kısa bir süre önce kaybettim. Açık konuşmak gerekirse... Keşke bugün burada kral olarak durmak yerine babamın yanında bir evlat olarak durabilseydim.
Fakat hayat her zaman istediğimiz gibi ilerlemiyor.
Babamın bana bıraktığı emaneti elimden gelenin en iyisiyle koruyacağıma söz veriyorum.
Hepinize tekrar teşekkür ederim.
Vladric konuşmasını bitirince salonda yeniden alkışlar yükselir.
Patrick birkaç adım öne çıkar.
Patrick: Majesteleri konuşmasını yaptığına göre taç giyme törenini başlatabiliriz!
Salonda kraliyet orkestrası çalmaya başlar.
Soylular eşleriyle dans ederken bütün gözler tahtın önünde duran Vladric'e çevrilir.
İki muhafız, üzerinde Luncardion'un sembolü bulunan kadim kral tacını büyük bir özenle getirir.
Salon tamamen sessizliğe bürünür.
Patrick tacı iki eliyle kaldırır.
Vladric başını hafifçe eğer.
Kadim taç yavaşça başına yerleştirilir.
O anda salondaki herkes ayağa kalkar.
"Yaşasın Kral I. Vladric!"
Salonu dakikalarca süren alkış ve tezahüratlar doldurur.
Birkaç saat sonra Vladric, kalabalıktan darlanıp balkona çıkar. Balkonda, sessizliğin verdiği huzurla çeşmeyi izlerken yanına usulca birisi yaklaşır ve sakin bir ses tonuyla konuşmaya başlar.
?: Huzur arıyor gibisin. Zor olsa gerek.
Vladric, sesin geldiği yere doğru bakar. Gördüğü manzara karşısında büyülenir. Simsiyah saçlara, kıpkırmızı ve keskin gözlere sahip, çok güzel, kıpkırmızı bir elbise giymiş bir kadındır. Vladric, sakin bir ses tonuyla cevap verir.
Vladric: Ne yazık ki öyle. Zor bir dönemden geçiyorum ve yasımı tutmam gerekirken burada kutlama yapmam bekleniyor. Peki ya sen? Sen ne için buradasın?
?: Ben mi? Bu gibi törenleri pek sevmem aslında. Ben daha çok sessizliği severim. Buraya pek şarkı sesi gelmiyor.
Vladric: Tanışmamıştık bu arada. Ben Vladric. Zaten biliyorsundur, anons ettiler.
İkisinin de yüzünde küçük bir tebessüm oluşur.
Vladric: Peki ya senin adın nedir?
?: Benim adım da Sabrina Xaelis. Tanıştığımıza memnun oldum.
Vladric: Ne güzel bir isim.
Sabrina: Teşekkür ederim. Benim artık ayrılmam gerek. İyi eğlenceler, Vladric. Bir kez daha tanıştığımıza memnun oldum.
Sabrina alandan ayrılır.
Vladric arkasından bakarken içinden geçirir:
"Ne hoş birisi..."
Birkaç saat sonra tören biter ve herkes dağılır.
Vladric odasına gider. Babasını düşüne düşüne yatağına uzanır ve uykuya dalar.