Koşuyorlardı.
Lara ne kadar süredir koştuğunu bilmiyordu.
Alaz tek kelime etmeden onu şehrin ara sokaklarından geçiriyordu.
Sonunda terk edilmiş gibi görünen eski bir binanın önünde durdular.
Lara nefes nefese ona baktı.
“ Şaka mı? Benimle dalga mı geçiyorsun?
“Hayır.”
yoksa burda mı kalıyorsun?”
"Hayır."
“Güzel. Çünkü kalıyorsan ev seçimin konusunda ciddi bir sorun var.”
Kısa bir sessizlikten sonra
“ Eee burası ne?”
“Kısa süreliğine güvende olacağın yer.”
Lara kaşlarını çattı.
"Burda? Güvende? Terk edilmiş eski püskü bir bina da mı?"
"Eski olması işimize gelir. Kimse yıkılmak üzere olan bir kulübeye bakmayı akıl etmez."
Lara binaya tekrar baktı, ardından Alaz’a döndü.
“Beni buraya getirirken en azından biraz daha az korkunç bir yer bulamaz mıydın?”
Alaz omuz silkti.
“Korkunç olması avantaj.”
“Senin avantaj anlayışın gerçekten garip.”
“İçeri girince fikrin değişir.”
Lara şüpheyle ona baktı.
“Bunu söylemen hiç güven vermedi.”
Alaz kapıya doğru ilerledi.
“Güvenmeni istemiyorum. Sadece peşimden gelmeni istiyorum.”
"Sana neden inanayım ki ? Buraya seninle gelmem bile yanlış"
"İnanmak zorunda değilsin"
Dedi ve ilerlemeye devam etti
Lara birkaç saniye yerinden kıpırdamadı. Sonra istemeyerek de olsa arkasından yürüdü.
“Bir gün başıma bir şey gelirse bütün bunların sorumlusu sensin.”
Alaz arkasına bile bakmadan cevap verdi.
“O gün gelirse konuşuruz.”
“Boşuna ümitlenme. Gelmeyecek. Seninle uzun süre birlikte kalmaya hiç niyetim yok.”
Alaz ona kısa bir bakış attı.
“Ümitlendiğimi kim söyledi?”
“Davranışların öyle gösteriyor.”
“Sen her şeyi kendin yorumlamayı ne zaman bırakacaksın?”
“Sen de ne zaman doğru düzgün bir açıklama yapacaksın?”
“Her şeyi bilmek zorunda değilsin.”
“Benim hayatımla ilgiliyse bilmek zorundayım.”
“Şu an güvende olman yeterli.”
“Bunu nereden bileceğim? Sana güvenmemi bekliyorsun ama hiçbir şey anlatmıyorsun.”
“Çünkü anlatacak vaktimiz yok.”
“Her seferinde aynı şey! ‘Sonra anlatırım’, ‘şimdi değil’, ‘güvenmek zorunda değilsin’... Beni buraya getiriyorsun, sonra da susmamı bekliyorsun.”
Alaz derin bir nefes aldı.
“Lara…”
"Ne...Ne ismimi mi ezberliyorsun? Hayır, gerçekten soruyorum. Bu peşimizde ki ler de kim? Ayrıca sen kimsin de benim nerede kalacağıma, nereye gideceğime karar veriyorsun?”
Alaz durup ona baktı.
“Kimse senin adına karar vermiyor.”
“Veriyorsun işte!”
“Hayır.”
“Evet!”
“Hayır, Lara.”
“Beni zorla buraya getiren sensin!”
“Çünkü başka seçeneğin yoktu.”
“Bunu nereden biliyorsun? Belki de kendi başıma halledebilirdim.”
“Edemezdin.”
Lara sinirle güldü.
“Tabii. Sen her şeyi biliyorsun zaten. Ben ne yapabilirim, ne yapamam, nerede kalmalıyım… Hepsine sen karar veriyorsun.”
“Abartıyorsun.”
“Abartıyor muyum? Beni gecenin bir yarısı nereye götürdüğünü bile söylemeden eski bir binanın önüne getiriyorsun. Sonra da ‘güvenli’ diyorsun. Bir de bana soru sormamamı bekliyorsun!”
“Ben sana soru sorma demedim.”
“Cevap vermiyorsun ki!”
"Her sorunun cevabını şu an veremem.”
“Ne güzel bahane!”
Alaz'ın çenesi gerildi.
“Bu bahane değil.”
“Ben nereden bileceğim? Belki de beni kandırıyorsun.”
“İstesem seni kandırmak için buraya getirmezdim.”
“Belki de tam olarak bunu yapıyorsun!”
Alaz birkaç saniye sessiz kaldı.
Lara hâlâ durmuyordu.
“Bir de sürekli o soğuk tavırların… Sanki hiçbir şey umurunda değilmiş gibi davranıyorsun. Ben burada ne olacağını bilmiyorum, kime güveneceğimi bilmiyorum kaçıyorum babamı tanıdığını iddia eden tanımadığım bir adamla peşimde tanımadığım adamlar ama sen gayet rahatsın çok rahatsın sorularıma cevap vermiyorsun benden ne bekliyorsun?”
“Çünkü panik yaparsan hiçbir şeyi değiştirmeyeceksin.”
“En azından insan gibi davranıyorum!”
Alaz kaşlarını çattı.
“Ne demek bu?”
“Ne demek olduğunu gayet iyi biliyorsun!”
“Hayır, bilmiyorum. Çünkü sen şu an ne söylediğini bile bilmiyorsun.”
Lara bir an sustu, sonra tekrar başladı.
“Biliyor musun ne? Ben burada bir dakika bile kalmak istemiyorum.”
Alaz ona baktı, ardından binanın kapısına yöneldi.
“Bunu daha önce de söyledin.”
“Çünkü anlamıyorsun.”
“Hayır. Gayet iyi anlıyorum.”
“Öyleyse neden hâlâ—”
“Çünkü şu an gitmene izin veremem.”
Lara kaşlarını çattı.
“İzin mi?”
Alaz durup ona döndü.
“Yanlış anlama. Seni zorla burada tutmayacağım. Ama dışarı çıkarsan neyle karşılaşacağını bildiğim için bunu önermiyorum.”
“Ve senin sözüne güvenmemi bekliyorsun.”
“Hayır. Sadece bir kez olsun beni dinlemeni istiyorum.”
Lara birkaç saniye sustu.
“Ya dinlemezsem?”
Alaz kapıyı açtı.
“O zaman sonuçlarına sen katlanırsın.”
Lara öfkeyle ona baktı.
“Ne kadar düşüncelisin.”
“Biliyorum.”
Lara gözlerini devirdi ve istemeyerek kapıya doğru yürüdü.
“Şunu da bil. Buraya kendi isteğimle girmiyorum.”
Alaz kenara çekildi.
Lara içeri girdi. Alaz da arkasından içeri girip kapıyı kapattı.
Lara etrafına bakıp mırıldandı:
“Umarım buna değecek bir açıklaman vardır.”
Alaz birkaç saniye sessiz kaldı.
Alaz derin bir nefes aldı.
Binanın içinde eski mobilyalar ve tozlu kutular vardı.
"Mükemmel bi antika eşyalarımız eksikti harika"
Alaz duvarın arkasındaki gizli bölmeyi açtı.
Lara şaşkınlıkla bakakaldı.
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Baban gösterdi.”
Lara dondu.
“Ne zaman?”
Alaz cevap vermedi.
Lara bir anda öfkelendi.
“Babamla ne yaptın?”
Alaz ona döndü.
“Hiçbir şey.”
“Yalan söylüyorsun.”
“Lara—”
“Adımı söylemeyi kes! Cevap ver bana!!”
Alaz sustu.
Lara sinirle cebindeki anahtarı çıkardı.
“Bunun neyi açtığını biliyorsun.”
Alaz'ın gözleri anahtara kaydı.
“Evet.”
“Neyi?”
Alaz birkaç saniye sessiz kaldı.
“Babanın yıllardır sakladığı şeyi.”
~devam edecek