Hava soğuktu ,ama işlemiyordu tenime. Nedense şuan duygusuzdum. Meğer büyüyünce geçer dedikleri şey mutlulukmuş. Benim en yakın arkadaşım yokmuş ,bana kendini yakın gibi gösteren bir yaratıkmış sadece. Anladım ki bu devrin sevgi anlayışı pek değersizmiş.
Henüz altı yaşında olan Bilge balkona benim yanıma çıkmıştı ,hemen anlamıştı bende bir şey olduğunu.
-Ne oldu ? Kamer abla Karadeniz de gemilerin mi battı ?
-Hiç ,Bilge geç içeri üşüteceksin.
-Bana normalde 'Kuğum' dersin ,sadece bir sorun olduğunda adımla hitap edersin.
-Bilge beni yalnız bırakır mısın?
Başını olumlu bir şekilde aşağı yukarı salladı.
Bilge küçüktü ama sözleri sanki 50 yaşındaki şairin yaşadıkları bütün olayları özetleyen bir şiir gibiydi. O bana ailemden kalan son emanetti ,yemedim yedirdim ,içmedim içirdim. Her şeyi ona feda ettim. Telefonuma bir bildirim gelmişti telefonumu açtığımda bilinmeyen numaradan geldiğini gördüm mesajın üstüne tıkladığımda şöyle yazıyordu:
-Bilinmeyen Numara-
-Sevgilin seni aldatıyor kiminle sence en- sen anladın benim ne demek istediğimi bence. Benden bu kadar şimdilik görüşürüz.
şifre=B
"Ne alaka bu ya, kim lan bu götlek. Okuduğum mesaj kulaklarımda yankılandı en- ne demek en yakın arkada- lan kamer yok öyle Nevra yapmaz öyle şeyler tartıştınız ama yapmaz." Telefonu kapatıp hırkamın cebine attım. Balkonun kapısını aralayıp içeri geçtim. Bilge televizyondan Scooby Doo izliyordu ,bende yanına geçip onunla birlikte izlemeye başladım."Scooby Doo'da asıl anlatılmak istenen şey ne biliyor musun?" dedi.
Bende "Neymiş bakalım asıl anlatılmak istenen şey." dedim.
"Asıl korkmamız gereken canavarların insanlar olduğunu anlatıyor. Bak her bölümünde canavarların altından insanlar çıkıyor." dedi. Bende sırıtıp önüme döndüm.
1 Saat SONRA
Saat geç olmuştu, Bilge yine koltukta uyuya kalmıştı. Kucağıma alıp yatağına götürmüştüm. Gece lambası açık olmadan uyuyamadığını biliyordum, bu yüzden açık bırakmıştım. Odadan çıkıp salonu toparladım. Kendime köpüklü bir kahve yapıp, koltuğa oturup ayaklarımı uzattım. Telefondan İnstagram'a giriş yaptım ne kadar salakça şeyler paylaşıyorlar "Tatil Başlasın" kardeşim senin tatilinden bizene amına koyayım. Doğum günün olsa neyse ama biz senin tatilini ne yapalım. Telefonu kapatıp kahvemi yudumladım televizyonda da Kızılcık Şerbeti vardı yaktın yine Alev her yeri valla şu dizide hangi karakter olmak isterdin deseler Alev derim. Kafaya takmam, sonuna bakmam, ben adam olmam kafasında. Saat on bir olmuş ben hala oturuyorum. Televizyonu kapatıp, bardağı makineye koydum. Odama geçip, makyajımı çıkarttım, geceliklerimi giyip yatağıma yattım. Ama aklımı çelen bir soru vardı bu mesajları kimin yolladığı ve mesajın sonunda şifre B diye bir yazı vardı o ne demekti. Bu sorulara daha fazla kafa yorarsam uyuyamayacağım demekti. Gözlerimi kapattım ve kendimi yatağa bıraktım.
☀
Üzerimde bir ağırlık hissetmiştim, ağırlıktan sonra ise bir ses "Kamer abla uyan." dedi, "n" harfini uzatarak. Gözlerimi araladığımda Bilge'nin kuğulu gecelikleriyle üzerimde olduğunu gördüm. Uyku sersemliğiyle önemsemedim ve tekrar gözümü kapattım ama bu sefer belimde yani tikimin olduğu yerde parmaklanma hissettim. Ve yüksek bir kahkaha koptu.
-Kamer abla uyanmazsan daha çok gıdıklarım.
Daha fazla uzatmadan yatakta doğruldum. "Hadi giyin de okula geç kalma." dedim. Dudaklarını bükerek "Beni sen giydirir misin?" dedi en masum halini alarak. Ben bu isteği geri çeviremezdim ve "Peki, sen dişlerini fırçala bende giyeceklerini hazırlayayım. Yataktan kalkıp saçımı dağınık topuz yaptım. Bilge'nin odasına doğru yöneldim. Dolabını açtığımda karşıma çıkan ilk takımı aldım, şapkalarının olduğu çekmeceyi açıp siyah şapkasını da aldım ve yatağının üstüne bıraktım. Bilge yanıma gelmişti, üstünü giydirip saçlarını yapmaya başlayacaktım ki "Saçlarım açık kalsa olur mu?" dedi. Bende "Tamam" dedim ve aynalı masasının çekmecesini açıp Bilge'nin en sevdiğim çilekli dudak nemlendiricisini alıp Bilge'ye uzattım. Bende üstümü giyinmek için odadan çıkıp kendi odama geçtim. Üzerime beyaz bir crop, altıma şort, cropumun üzerine siyah deri ceketim ve bir kaç aksesuar takıp odadan çıktım. Bilge salondaydı beni görünce "Vay" dedi "a" harfini uzatarak " Bugün özel bir randevumu var bakalım" dedi sırıtarak. Bende "Bilge gevezelik etmede okula geç kalacaksın." dedim. Apartmandan çıkarken Mia'yı yemek yerken gördük Bilge "Mia" diye bağırıp yanına gitmişti, kafasını okşuyordu saat üç olmuştu "Hadi geç kalıcaksın okula okuldan gelince seversin." dedim. Ve koşarak arabaya geçtik ben sürücü koltuğuna Bilge ise arkaya yani çocuk koltuğuna geçti. Araba sürerken radyodan Demet Akalın sesi yükseldi. Bir yandan Bilge, bir yandan ben eşlik ediyordum şarkıya,
Yine kalıyor aynı noktada
Suratın da asılıyor
Bir derdin bitmeden sende valla
Diğeri başlıyor
Ah, hiç durulmuyor
Orda bir dur, geride dur
Vermiyorsun ki sen bana huzur
Konuşmadan bir dinlesen
Biraz sussan çok güzel olur
Evde sen otur da kendi kendine kudur (-
dur, -dur, -dur)
Şu anda kulüpte keyfim yerinde
Arasan da seni duymuyorum
Sanma çekilirim bir kenara
Pistin ortasında oynuyorum
Şu anda kulüpte keyfim yerinde
Arasan da seni duymuyorum
Sanma çekilirim bir kenara
Pistin ortasında oynuyorum
Yine kalıyor aynı noktada
Suratın da asılıyor
Bir derdin bitmeden sende valla
Diğeri başlıyor
Ah, hiç durulmuyor
Orda bir dur, geride dur
Vermiyorsun ki sen bana huzur
Konuşmadan bir dinlesen
Biraz sussan çok güzel olur
Evde sen otur da kendi kendine kudur (-dur, -dur, -dur)
Şu anda kulüpte keyfim yerinde
Arasan da seni duymuyorum
Sanma çekilirim bir kenara
Pistin ortasında oynuyorum
Şu anda kulüpte keyfim yerinde
Arasan da seni duymuyorum
Sanma çekilirim bir kenara
Pistin ortasında oynuyorum
Şu anda kulüpte (kulüpte, kulüpte, kulüpte, kulüpte, kulüpte, kulüpte)
Pistin ortasında (-tasında, -tasında, -tasında, -tasında)
Oynuyorum
Şu anda kulüpte keyfim yerinde
Arasan da seni duymuyorum
Sanma çekilirim bir kenara
Pistin ortasında oynuyorum
Şu anda kulüpte (kulüpte, kulüpte, kulüpte, kulüpte)
Oynuyorum
Bilge mutlu görünüyordu o bana yeterdi şarkı söylerken bir bildirim geldi, telefonu açıp baktığımda yine bilinmeyen numaradan mesaj gelmişti:
-Bilinmeyen Numara-
-Bence bana inanmalısın çünkü şuan salak yerine konuluyorsun demek istiyorum ki bence ayrıl seni salak yerine koyan adamdan ne bekliyorsun ki...
Şifre= i
Yeter lan bu ne şimdi zaten uzun zamandır ayrılmak istiyordum ama ayrılsam da kurtulacağımı düşünmüyordum çünkü saplantılı bir manyaktı Allah benim cezamı vermesin ben ne diye saplantılı biri ile sevgili oldum ki neyse şuan arayıp bir şey diyemezdim hem Bilge'de yanımda ben bence müsait bir zamanda konuşurum Sancak'la, ben bunları düşünürken Bilge'nin okuluna gelmiştik kapıda Bilge'nin öğretmeni Kiraz Hanım bekliyordu, henüz yeni atanmıştı buraya bence öğretmen olmak zor bir işti, bir sürü çocukla uğraş ama yine de bütün öğretmenlerimize helal olsun özellikle kreş ve anaokulu öğretmenlerimize. Arabadan inip Bilge'yi Kiraz öğretmenine teslim ettim. Bende arabaya binip, gaza bastım elim telefona gitmişti Sancak'ı aramak için hemen rehberden numarasını bulup tıkladım. Açmıştı telefonu:
-Sevgilim.
-Sancak nasılsın?
-Sesini duydum harika oldum.
Yapmacık bir gülüş attım.
-Şey ben seni ne zaman müsait olursun diye aramıştım.
-Bugün.
-Bugün olmaz ben şuan işe gidiyorum zaten yarın filan olmaz mı? Saat dokuz gibi.
-Sen ne zaman istersen.
-Tamam yarın saat dokuz da benim çalıştığım bara gel.
-Tamam aşkım.
-Görüşürüz. (Görüşmeyiz)
Telefonu kapatıp derin bir iç çektim, neden bu kadar iyi anlaşıyoruz. Ben adamı ayrılmak için arıyorum adam benle 5 yıllık karısıymışım gibi konuşuyor. Kırmızı ışık yanmıştı geç kalacaktım bara o sırada radyodan Patron' un Benden Bu Kadar şarkısı çalıyordu. Cidden benden bu kadardı annem ne zaman arkadaşlarımla kavga etsem bana şunu derdi: Unutma kızım sen seni anlayana mucizesin. Anne doğru dedin de bu zamanda beni anlayanı bulmak çok zor. Barın otoparkına arabayı park edip hızla bara ilerliyordum. Bara gelmiştim barın müdürü Barış bey bana ters bakıyordu, bende ona gıcık bir bakış attım yanıma gelip "Neden bu kadar geç kaldın?" dedi. "Trafik vardı." dedim rahat bir tavırla, tezgahı işaret etti bende tezgaha geçtim çantamı ve ceketimi askılığa asıp, içkileri bardaklara doldurup gelecek müşterilere hazır ettim. O sırada Gamze gelmişti altına siyah bir kot şort, üzerine ise yeşil askılı bir yeşil crop giymişti, gelir gelmez söze daldı. "Kamer ben Hazar diye biri ile tanıştım kızım adam o kadar nazik, o kadar yakışıklı ki anlatamam, senide en yakın zaman da tanıştırmak isterim." dedi heyecanla. Ben de sırıtarak "Acaba kaçıncı nazik kişi bir fikrin var mı?" dedim alaylı bir ses tonu ile, bana ters ters bakıp soyunma odasına geçti önlük giymek için Gamze cidden ne buluyordu şu erkeklerde anlamıyordum, tamam beni salak yerine koyan bir sevgilim vardı ama ondan da yarın ayrılacağım inşallah. Ben bunları düşünürken Gamze geldi ve masaya koyduğum içkilerden bir tanesini kafasına dikmişti kızdırmak amaç "Ne oldu kız ayrıldın mı Hazar denen yakışıklı, nazik olan erkekle." dedim sırıtarak. "Kızım en azından ben saplantılı birisine aşık olmuyorum." dedi, gülen yüzüm solmuştu ve yüzümü etrafa çevirdim.
☀
Saat yedi olmuştu, Bilge okuldan iki saat önce çıkmıştı. Bar tıklım tıklım dolmuştu. Kapıda siyah bir Mercedes durmuştu plakası ise 33 MK 950'ydi ve şoför koltuğundan daha önce hiç bu barda görmediğim bir adam çıkmıştı. Yanıma hemen Barış Bey gelip en pahalı içkilerden birini hazır etmemi istedi. Dediğini yaptım Gamze hızla yanıma gelip "Kamer bu adam ünlü bir CEO bu barın sahibi ve bir sürü sahip olduğu yerler var mesela Kosova Holding, Kosova Otel, Kosova İçki Fabrikaları, ve buranın olduğu gibi Kosova Bar." nedense çok heyecanlı anlatıyordu. Ben soğuk tavrımla "Gamze Allah aşkına bu bilgiyi ne yapmamı istiyorsun Instagram da hikaye, reels filan yapayım mı?" dedim. O sırada Mert denen herif gelip onun için hazırladığım içkiyi tek dikişte bitirmişti. Gamze hayranla ona bakarken ben etrafa bakıyordum. Birden soğuk bir ses "Bir tane daha." dedi bardağı uzatarak. Ben emir eli değildim bu zengin züppenin her istediğini yapacak, bir bardağa birde bu züppeye ters bir bakış attım. Sonra tekrar etrafa bakmaya devam ettim. Gamze ise şaşkın bir şekilde hemen bana uzatılan boş bardağı alıp içkiyi doldurdu. Kosova'ya mahcup bir şekilde "Kusura bakmayın Mert Bey kendisi bu zamanlar biraz ters onun adına özür dilerim." dedi. Kosova tam bir şey diyecekken ondan önce davranıp sessizliğimi bozdum. "Gamze' cim ben bu zamanlar ters değilim sadece kendini bir şey sanan zengin züppelere karşı böyleyim, yani her çalışana emir verir-"sözümü kesip, "Ben anladım anlayacağımı daha fazlasına gerek yok." dedi. Ben ise ters bir şekilde "İyi" dedim. Ve bar tezgahını terk ettim, hava almak için çıkışa yöneliyordum ki birden koruma önümü kesti "İş başındayken dışarı çıkamazsınız." dedi erkeksi bir sesle. "İşine de sana da başlayacağım şimdi işe girdiğimden beri astım var ben de diye söylemekten dilimde tüğ bitti." dedim bıkkınlık beliren ifadem ile, her taraftan sigara dumanı yükseliyordu, astımımın başlamasına az kalmıştı, izin verdi zannedip yanından geçecekken beni kolumdan tutup yere fırlatmıştı korktuğum şey başıma gelmişti herkesin önünde yere düşmüş ve astımım tutmuştu. Yanıma hemen Gamze gelmişti, ben ise hala aralıksız öksürüyordum. Gamze'nin yardımıyla ayağa kalkmıştım ve hemen dışarıya götürüp barın yanında ki banka oturtmuştu. Yanıma ise kahverengi gözlü, göz altlarında ve burnunun üzerinde hafif çilleri olan bir adam su getirmişti. Astımım hafiften devam ediyordu. Gamze'nin ise sol kolu sırtımdaydı. Elimde ise yanımda ki adamın getirdiği su şişesi vardı. Barın kapısında ise tanıdığım bir beden belirdi ve elinde de benim telefonum vardı. Bu beden Mert KOSOVA'YA aitti. Bana doğru ilerleyip telefonu uzattı. "Geçmiş olsun" dedi soğuk bir sesle. Başımı hafifçe aşağı yukarı salladım. "He bu arada Seren diye birisi aradı." dedi yine soğuk bir sesle. Telefondan rehbere giriş yaptım ve Seren'in numarasını aramaya başladım. Telefonumda İncim diye kayıtlıydı. Telefonun üzerinde bilinmeyen numaradan gelen mesaj belirdi:
-Bilinmeyen Numara-
-Bence hemen eve gitmeni öneririm belki Bilge'ye bir şey oldu Seren seni o yüzden arıyordur.
Şifre= l
"Has siktir" diye mırıldanmıştım. Ama Gamze duymuş olmalı ki bana dönüp "Ne oldu?" dedi. "Hiç" dedim durumu toparlamak adına, ayağa kalkıp "Gamze benim eve gitmem lazım." dedim, "Sende bir haller var ama neyse" dedi şüpheli bakışlarıyla, ceketimin fermuarını çekip az önce yanımda oturan adama bakarak "Su için teşekkür ederim." dedim gülümseyerek. Bana karşılık vermek adına başını olumlu şekilde aşağı yukarı salladı. Gözlerim yanında dikilen Kosova'ya kaydı ,gözleri yere kilitlenmişti. Önüme dönüp hızlı adımlarla yürümeye başladım. Çantamdan telefonumu çıkartıp rehbere tıkladım, son aramalardan İncim diye kaydettiğim Seren'in üzerine tıkladım, telefon çalıyordu ama açan yoktu, endişem artıyordu, adımlarımı hızlandırdım. Sonunda pes ettim ve telefonumu kapatıp çantama koydum. Evimiz uzaktı, bir dakika araba Allah kahretsin arabayı barda unutmuştum. Mesaj yüzünden aklımı kaybettim. Geri dönüp arkamda kalan sadece girişteki mor ışıkları görünen bara doğru koştum. Bara yaklaştığımda Gamze, bana su veren adam ve Kosova yoktu, muhtemelen ben gidince onlarda içeri geçmişti. Arabayı barın garajına park etmiştim, garaja doğru ilerledim. Arabayı görmüştüm uzaktan kilidini açıp arabaya doğru ilerledim. Arabanın kapısını açacaktım ki bir ses duydum bir erkek acıyla inliyordu sanki. Sesin geldiği yöne doğru ilerledim, ses depodan geliyordu deponun önüne geldiğimde, gördüğüm görüntü karşısında şok olmuştum. Odanın içinde her yeri kan revan içinde kalan koruma, yanında bana su veren adam ve onun karşısında Kosova. Bir ses yükseldi "Söyle lan hangi elinle ittin kızı, söylemezsen iki kolunda ebenin yattığı mezarı boylar söyle!" diye kükrüyordu. Koruma ise karşısında eli kolu bağlı süt dökmüş kedi gibi duruyordu. "Öylemi", "Tamam", "Benim ağzımdan laf bir defa çıkar. Ömer" dedi. Kafası ile "Sen gerekeni yap" diyormuş gibi bir emir verdi. İlk önce iki el ateş sesi sonra yakınlardan gelen müzik sesi bir dakika bu benim telefon zil sesim "Favorite" çalıyordu bunu duymuş olmalı ki hafiften başını arkaya çevirdi. bende o sırada oradan uzaklaşıyordum bir yandan da telefonu çantamdan çıkartım arayan Seren'di meşgule attım. Arkamdan birisi geliyordu veya gelmiyordu hiç bilmiyordum. Arabanın kapısını açıp sürücü koltuğuna geçtim. Telefondan Seren'i aradım bu sefer açmıştı.
"Alo Kamer ben arıyorum sen aç-" sözünü kestim.
"Bırak şimdi ben aramışımı filan Bilge iyimi?"
"İyi hatta şimdi yatırdım yatağına da sen iyi misin?" derin bir nefes verdim.
"İyiyim ben eve gelince konuşuruz."
"Tamam görüşürüz."
Telefonu kapatıp yan koltuğa fırlattım. Ellerimi saçlarıma daldırıp geriye attım. Anahtarı ceketimin cebinden çıkartıp arabayı çalıştıracaktım ki karşımda duran bedenle irkildim...