İçeriğe geç

Karanlığa Çökmüş Bir Kalp

Bölüm 7 · 5 dk okuma

Karanlığa Çökmüş Bir Kalp

Bölüm 7

Karanlığa ilk addım

Bölümü oylamayı ve yorum yapmağı unutmayın.

Keyifli okumalar canlarım.

Bazen büyük bir veda küçük vedalara bedeldir...

Gözlerimi kapatıp kendime gelmeye çalıştım.Vedanın sesi hala kulaklarıma gelirken bunun bir şaka olmasını diledim.

Onun burda neden olduğunu tahmin ediyordum ama bunun olmamasını umuyordum.

Gözlerimi açıp Vedaya baktım bir kaç addımda bana yaklaşıp ayaklarıma sıkıca sarıldı.Onu kendimden uzaklaştırıp yere çöktüm ve ona sıkıca sarıldım.Bir kaç aydı onu görmüyordum ve onu çok özlemiştim.Burnumu boynuna sokup derince bir nefes aldım.

O da ellerini bedenime daha sıkı sardı, sanki kaçmamdan korkar gibi.

Aslında ben ona gidecektim,gel gör ki o bana gelmişti.

Büyükbabam'ın yalandan öksürk sesiyle yaptığım hatanın farkına vardım.

Hızla Veda dan ayrıldım ve elinden sıkıca tutup onu arkama sakladım.

Büyükbabam'a baktığımda gözlerinde gördüğüm ifadeyle tahminimde yanılmadığımı fark ettim.

Korumalara başıyla Veda'nı almasını işarelediğinde "Bir addım bile atarsınız çok kötü olur" dedim.

Korumalar beni umursamayıp üzerime doğru yürürken büyükbabam rahatça koltuğuna oturdu.

Bir koruma Veda'nı benden ayrırken değeri beni ayırmaya çalışıyordu.Ben korumanın ellerinden kurtulmaya çalışırken Veda bana sıkıca sarılmış ağlamaya başlamıştı.

Ayrıldığımızda korumanın bacağına sert bir tekme geçirip elini büktüm.Bir korumada üzerime gelip ellerimi arkamda bileştirdi.Çırpınıp ondan kurtulmaya çalıştım.

"Bırak beni" diye bağırdım.

Vedaya baktığımda

"Abla beni bırakma" diye ağlıyordu.

"Sakin ol kuzum" deyip onu sakinleştirmeye çalıştım.

Veda'nın daha çok korktuğunu anlayıp büyükbabam'a hitaben "tamam" dedim yenilmişlikle.

Büyük babam korumalara Vedayı odadan çıkarmasını söyleyip bana baktı.

Veda'nın gözlerinin derinine bakıp

"Veda'm seni bırakmıyacağım.Senin hep yanında olacağım, bunu unutma olurmu güzelim?"

Veda hıçkırarak kafasını salladı" tamam abla".

Evet o benim küçük masum kardeşim.

Hayatın gerçek yüzünü görmemiş umut dolu bir çocuk.

Hala anne ve babasının geri döneceğini düşünen ve ya umut eden bir kız çocuğu.

Anne ve baba sevgisini benimle gidermek isteyen hatta bana bazen "anne" diye seslenen masum kardeşim.

Babasının güven dolu kolarında olmanın,anne kokusunun nasıl bir koku olduğunu merak etmek, bunu bilmemesine rağmen bu kokuya hasret kalmanın ve ya özlemenin nasıl bir his olduğunu biliyormusunuz?

Bide bu hislerle başa çıkmaya çalışan yüzlerce çocuk var.

Büyük babamın bana seslenmesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.

Odaya süzdüğümde odada onunla benden başka kimse olmadığını farkettim.

Ona bakıp karşısındaki koltukta oturdum.

"Sana verdiğim sürenin sonuna gelmedik mi sence?" diye söze başladı büyükbabam.

Gözlerinde gördüğüm şey beni korkutmaya başlamıştı.

Ayağa kalktı ve odanın içersinde dolaşmaya başladı.Gözlerim onu takip ederken asıl konuya gelmesini bekliyordum.

"Biliyorsun büyük torunum" deyip duraksadı.

Sonra ise gözeleri parlarken dudakların da sahte bir gülümseme yerini aldı.

Sonra ise kelimesini bitirdi "Erva" dedi ve bana baktı.

Gözlerim büyürken olduğum yerde çakılıp kalmıştım.Hemen kendimi toparlayıp ifadesizce ona baktım.

Bu nasıl olurdu?

Bunu nerden biliyordu?

En önemlisi de şimdi ne olucaktı?

"Neden bahsediyorsun büyükbaba?"

Kafasını sallayıp bana doğru adımladı

"Büyükbabana yalan söylemek günah değilmi torunum?" dedi ve senden olmaz bakışlarını attı.

"Ah küçüğüm beni kandıracağınımı sanıyordun.En baştan beri senin kim olduğunu biliyordum.Ne yapmak istediğini ve neyin peşinde olduğunu da"

"Ve istediğine ulaşmanın nereden geçtiğini sende benim gibi çok iyi biliyorsun"

Arkasını dönüp cama doğru gitti ve dışarıyı izlemeye başladı.

Sakin bir şekilde dediklerini dinliyordum ve konun sonunun da nereye gittiğini çok iyi biliyordum.

Onun yerine yani onun işlerinin başına geçmemi istiyordu benden.

Yani bir mafya olmamı.

Bunu kabul etmezsem kardeşimi benden alacağını,Veda'yı bura getirterek bana çok iyi göstermişti.

En önemlisi de kimsenin bilmediği bir sırımı biliyordu.

"O gün" dedi ve derin bir nefes aldı.Hangi günden bahsetiğini çok iyi biliyordum.

Ruhumun öldüğü günden...

"Sana bir şart koymuştum hatırlıyormusun?"

Evet şartını çok iyi hatırlıyordum.Gözlerimin önüne gelen anıyla düşüncelerim uzaklara daldı.

Küçüktüm.

Tüm bunları yaşamak için çok küçüktüm.

Ölümün nasıl bir şey olduğunu bilmezken hayat bunu bana çok iyi şekilde göstermişti.

Oysa şimdi daha iyi anlıyordum ölmek son nefesinin kesilmesi değildi.

İnsan hiç yaşarken de ölemezmiydi?

Ölmek yalnız kalmaktı.

Ölmek yaşama sebebinin kalmamasıydı.

Ölmek gözlerindeki ışıltıların söndüğü andı.

Ölmek her şeye karşı umudunun bitmesiydi.

Bir kelimeyle ölmek, yok olmaktı.

Gözlerimden tane tane yaşlar düşerken nefes alamadığımı hisediyordum.

Dudaklarımdan bir hıçkırık firar ederken sesimin çıkmaması için elimi dudaklarıma bastırdım.

Var gücümle çığlık atarken elimin yüzünden sesim boğuk çıkmıştı sadece.

Dudaklarımdan insanın kalbini sızlatacak çığlıklar çıkarken"ben bu yükü taşıyamıyorum" diye fısıldadım.

"Çok fazla Allah'ım"

Elimi dudaklarıma daha çok bastırıp sırtımı yasladığım kapıdan ayırıp öne doğru eğildim ve küçücük kaldım.

Bir kaç dakika sonra sakinleştiğimde sadece kısık sesli iç çekişlerim duyuluyordu odada.

Kapım tıklatılırken " Çalışma odamda bekliyorum seni" dedi.

Sakince ayağa kalkıp banyoya doğru yürüdüm.Elimi yüzümü yıkayıp aynaya baktığımda tükenmişliğimin resmini gördüm aynada.

Saçım başım dağınık,gözlerim kıpkırmızıydı ve uykusuzluktan moraran göz altlarım bu resime derin bir kasvet katıyordu.

El yüzümü kurulayıp saçlarımı at kuyruğu yaptım.

Aynaya bakıp kendimi süzdüm. Biraz evvel'kine nispeten daha iyi görünüyordum.

Banyodan çıktıktan sonra kapıya doğru yürüdüm.

Odadan çıkıp çalışma odasına doğru addımlamaya başladım.

Kapıyı tıklatıp "gel" komutunu duyduktan sonra içeriye girdim.

Büyükbabama umursamazca bakıp koltukta oturdum ve konuya girmesine bekledim.

Büyükbabam konuşmaya başladı

"Seni arıyorlar biliyorsun değilmi?"

Benden cevap alamayınca konuşmaya devam etti.

"Kardeşin öldürülmüş ve anne ve babanda bir trafik kazasında hayatını kaybettmişler değilmi tabi kazaysa" dedi nefretle.

Yutkunamadım.

Gözlerime bakıp

"Yaşamak istiyormusun?

Daha doğrusu intikam almak istiyormusun?"

Gözlerine bakıp kafamı salladım.

Bana gülümseyip" O zaman seni büyütmeme izin ver torunum."

Nasıl bir büyütme şeklinden bahsediyorsun büyükbaba?

"Ama en sonunda tüm bu işleri sen yapacak ve babanın yapmadığını yapıp sorumluluklarını kabul edeceksin."

Beni neler beklediğinden habersiz tüm bunları kabul ettim.

İşte bu karanlığa attığı ilk adımıydı küçük kızın.

İşte bana sunduğu şartı buydu.

Ne istiyordu benden?

Yoksa O'damı unuttuğum geçmişimin peşindeydi, diğerleri gibi.

"Tamam" dedim soğuk bir sesle.

Sonra konuşmamın devamını getirdim "Ama Veda'nı bu işlere karıştırmıyacaksın büyükbaba"

Galibiyet izleri taşıyan yüzüyle bana bakıp"Nasıl istersen güzel torunum.Ama bir şartla burda kalmaya kabul edersen eğer"

"Hayır.Şansını fazla zorlama" dedim duygusuz sesle.

"Tamam.Nede olsa kendi isteğinle eryada geç kabul edeceksin" dedi.

Ve korumalara Vedanı getirmesini emretti.Bir kaç dakika sonra Veda içeri girip bana sıkıca sarılırken koruma odayı terk etmişti bile.

Büyük babamda odanın kapısına doğru ilerledi ve desteği tutup durdu.

Ve beni sarsıcak o kelimeleri kurdu.

Sonra ise hiç bi şey olmamış gibi odanı terk etti.

"Biliyormusun torunum?

Sana her baktığımda kedimi görüyorum.

Yaşamak için kardeşinin yerine geçecek kadar bencilsin.Bu azmin bana beni hatırlatıyor."

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

8. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

3 yorum