General, koltuğunda yayıldı. Masadaki her katılımcıya bir bakış attı ama gözleri en çok genç kadının üzerinde oyalandı. En sonunda gözlerini genç kadına dikti ve kafasını hafifçe yana eğdi. Genç kadın da gözlerini çekmeyerek General'in gözlerine kilitledi. General, başını hafifçe dikleştirdi ve sonunda o kurumuş ancak dinç sesi ile konuşmaya başladı.
"Bu grubun hafife alınılmaması gerektiğinin farkındasınızdır eminim Ajan Hill." Genç kadın kafasını belli belirsiz salladı. İşin ciddiyeti şimdiden anlaşılıyordu. "Aralarına kolayca sızacağınızı düşünüyorsanız oldukça yanılıyorsunuz, bu önceki işlerinize benzemeyecek."
Derin bir nefes aldı ve tekrardan konuşmaya başladı. "Her şeye başlamadan önce nasıl gireceğimizle başlamak istiyorum. Öncelikle belirtmem gerekirse her Karadul üyesinin kendine ait bir kimlik kartı var. Bu kimlik kartına erişmek son derece zor, bunun için büyük bir eğitimden geçiyorlar. Bizim de bir kimlik kartına ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Bunun için de gruptan birisinin kartının bir kopyasına ihtiyacımız var."
Durdu ve herkese göz gezdirdi. Masada konuşan olmaması ve sadece bir sessizliğin hakim olması ile General konuşmaya devam etti. "Gruptan birisine ihtiyacımız vardı. Bunu, konuyu size açmadan önce hallettim. Şöyle ki gruptan birisini bulmak çok zor oldu. Grubun bilgilerine ulaşmak için bir ajan sokamıyorduk çünkü bir zaten bir ajan sokmak için grubun katılımcılarına ulaşmaya çalışıyorduk. Böyle bir ikilemin içerisine düşmek ise bizi daha da zora soktu." Gözlerini Bay Kato'ya çevirdi. "En sonunda Bay Kato'nun seçilmesine vesile olan ekiplerden hacker ekibinden bir grup bize bu konuda yardımcı olabildi. Kendisinin grubun online platformunu bulması bizim için bir bingo oldu."
Devam edecekti ancak sözü masanın kenarında oturan kişi tarafından kesildi. "Online platform derken?" diye atıldı Leonidas. General sözünün kesilmesinden son derece hoşnutsuz olduğunu gizlemeyen bakışlarını ona çevirdi ve kafasını sallayarak devam etti. "Grubun haberleşmek, bilgi almak ve diğer tüm işlerini halletmek için bir online platform kurduğunu düşünüyorduk ve hacker ekibindeki ajan da bunu doğruladı.Bu platformun son derece iyi korunmasından en az bizim kadar iyi bir hacker ekibi sahibi olduklarını anlayabiliyorduk. Çok çalıştık, bu kalkanı kırmak oldukça zordu.. Fakat en sonunda çabalarımız meyvesini verdi ve platformun zayıf noktasını bulduk.
Nefes almak için durdu. Buruşmuş ile masanın üzerinde duran viski bardağındaki viskiye uzandı. Susuzluğunu gidermek için birkaç yudum aldıktan sonra boğazını temizleyerek devam etti. "Bu zayıf noktaya hacker ekibimiz ile birlikte özel yazılımlarımızdan kullanarak gizli bir saldırı düzenledik. Saldırı, asla karşı tarafın panelinde fark edilemeyecek kadar iyi planlanmıştı. Bunun için özel yazılımlarımızdan birisini kullandık. Hızlıca birkaç kişinin adını aldık. Daha çok kalmayı umuyorduk ama tuhaf bir şekilde sistemin bizi bulması bir oldu. Bu kadar güçlü bir yazılımı kırmayı başardılar. Bizi bulmamaları için çatlaktan geri çıkmaktan başka çaremiz kalmadı."
"Yazılımımızın kırılması ise tekrardan bizi şu sonuca ulaştırdı, çok güçlü bir hacker timleri vardı."
"Şimdi gelelim, sizi ilgilendiren kısıma." Eliyle kolundaki ekrana dokundu. Duvara projeksiyonun iki kadın ve bir adam resmi yansıtması ile bakışlar duvara döndü. General, duvara çevirdiği sandalyesinde doğrularak konuşmaya başladı. "Bu insanlara yalnızca kimlik kartı çıkarmak için değil aynı zamanda göze batmamak için gruptaki işleyiş hakkında bilgi almak için de ihtiyaç duyuyoruz." Tam o sırada toplantı salonunun kapısı açıldı ve içeriye olağanüstü güzellikte bir kadın girdi. Bu kadın Fatih Brown'dan başka birisi değildi.
"Üzgünüm, yolda bir aksilik yaşandı. Eski görevlerden birisi ile karşılaştık ve biraz oyun oynadık." Kadının kızıl beline gelen dalgalı saçları vardı. Dalgalı saçları zıtlığın en güzel uyumu olarak bilinen ikiliyi tamamlayan yeşil gözlerine uyuyordu. Yüzü hafifçe köşeliydi. Üzerinde vücudunu saran ajan tulumlarından birisi vardı. General hoşnutsuz bakışlarını Ajan Brown'a gönderdi. Saatine baktı ve ardından tekrardan bakışlarını kadına döndürdü. "Bayan Brown.. Her zamanki gibi geciktiniz. Ama diğerlerine kıyasla bir hayli geciktiniz." Brown, elini ensesine attı. "Affedersiniz, efendim."
"Pekala, özet geçeceğim." diyerek iç geçirdi general. Brown, son derece iyi bir ajandı ancak bir kötü özelliği vardı ki hep gecikirdi. Bu süre 1 dakikadan -şu an olduğu gibi- 1 saate çıkabilirdi. Bu da generalin sabrını zorluyordu. General, Brown'a hızlıca bir özet geçti. Toplantıda önceden konuşanları birer birer aktarmaya başladı. Bu süre zaafında diğerleri her zamanki gibi sessizliğe büründü. Diğer anlardan farklı olarak Leonidas, gözlerini genç kadına dikti. Genç kadın üzerindeki gözlerin farkına varınca gözlerini adama döndürdü. Bir türlü vazgeçememişti lanet olası!.. Genç kadının hiçbir şekilde geri adım atmaya niyeti yoktu. Gözlerini çekmedi. En sonunda Lawrence gözlerini rahatsız olarak çekti. Genç kadın keyifle sırıttı.
General özet geçmeyi bitirmiş olacak ki tekrardan konuşmaya başladı. Koluna dokunarak bir slayt açtı. "Tekrar ediyorum, gelelim sizi ilgilendiren kısıma.." Derin bir nefes alıp Bayan Brown'a sözlerini tekrar ettirdiği için ölümcül bakışlarını gönderdi.
"Elimizde üç adet isim var." Masadaki ajanlara göz gezdirdi. "Üç adet de ajanımız." Ajanlar ne olduğunu anlamışçasına gerildiler. "Bu üç isimi bulmanız gerekiyor, bunları bulup ele geçirdikten sonra oradaki sistem hakkında alabileceğiniz tüm bilgileri almanız gerekiyor. Ardından kimlik kartlarını alarak bize getirmeniz gerekiyor. Bu iş için en kıdemli üç ajanımızı seçmemin nedeni ise, hem işimizi şansa bırakmamak hem de karşımızdakilerin de eğitimli olduğunu düşünmemiz. Bunlar kesinlikle hafife alınacak düşmanlar değil. Şimdi... Sıra avımızı tanımakta.."
Kolundaki saatte bir yerlere dokunması ile slayt açıldı. Slaytın açılması ile bir kadının duvara yansıması bir oldu. Kadının kırmızıya çalan saçları vardı. Boya olduğu belliydi. Gözleri ise kırmızı saçlarına uyacak bir renk bularak kahverengiydi. Saçları kısaydı ve tam çenesinin bittiği noktaya denk geliyordu.
"İlk avımızın adı Scarlett Johnson. Kendisi görünüşte bir moda şirketinde çalışıyor ama aslında modayla hiçbir alakası yok. Sadece göstermelik olarak yapılan bir oyundan farksız. Aslında kendisi Karadul'un savunma birliğinde çalışıyor. Moda saçmalığını oluşturan kişinin Karadul'un kendisinden birisi olduğunu düşünüyoruz çünkü diğer ikili de de aynı şey var. Alakasız oldukları alanlar yazılmış."
Boğazı kurumuş olacak ki önündeki viskisinden tekrardan bir yudum aldı. Viski, boğazını yakarak geçti. "Scarlett Johnson ile ilgilenecek olan ajan Bay Lawrence. Sizden istenen bilgi, tam olarak az önce dediklerim gibi. Yani, merkezlerinde işin nasıl işlediği, savunma birliğinin bilgileri ve alabileceğiniz her türlü bilgi. Onu bulacak ve bu bilgileri alacaksınız. Yeni göreviniz budur." Leonidas Lawrence'a bir dosya fırlattı. Dosyanın üzerinde genç kadının yakalayabildiği kadarıyla Scarlett Johnson yazıyordu. Muhtemelen kadın hakkında ek bilgiler vardı.
General, koluna tekrardan dokundu. Bu sefer ekran değiştiğinde bir kadın fotoğrafının aksine bir çocuk fotoğrafı geldi. Görünüşe bakıldığında 16 ile 18 yaşlarında gibi gösteriyordu. Sarı saçları ve onlara zıtlık taslayan simsiyah gözleri vardı. Gözlerindeki ifadeden hiçbir şey anlaşılmıyordu. Yüzünü bir ifadesizlik çemberi koruyordu.
"Kelvin Lopez." dedi ihtiyar bakışlarını ekrana çevirerek. "Lopez, tam olarak 17 yaşında. Merkezin en genç üyelerinden birisi olduğunu düşünüyoruz. Aile üyelerinden annesinin, babasının, ablasının ve teyzesinin bu grubun bir üyesi olduğunu görüyoruz, Bay Lopez'in de bu şekilde katıldığını düşünüyoruz. Lopez, kayıtlarda Pollnez Highschool'da okuduğu şeklinde gözüküyor ancak lisenin son iki senesi kala okulu bıraktığını fark ettik. Muhtemelen evde eğitim gördü. Lopez, savunma birliğinin bir parçası ancak bu sefer dövüş olarak değil, hacker timinin bir parçası olduğunu düşünüyoruz. Bu kişi ile bayan Faith Brown ilgilenecek." Aynı Leonidas'a fırlattığı gibi Faith'e de bir dosya fırlattı.
Sıra genç kadına gelmişti.
Genç adın avını oldukça merak ediyordu. Konuşması için yapacaklarını düşünmek bile eğlenmesine yetiyordu bile..
Adam tekrardan koluna dokunduğunda bu sefer ekranı bir genç adam doldurdu. Kumral saçları ve yeşil gözleri vardı. Kumral saçları, biraz uzundu ve ortadan ikiye ayrılmıştı. Yeşil gözlerinin rengi oldukça etkileyiciydi. Üzerinde bir takım elbise vardı ancak fotoğraf bölündüğü için tam bir şekilde gözükmemişti.
"Lowell Smith." diyerek açıklamaya başladı yaşlı adam. Genç adamın etkileyici yeşil gözlerine bakarak. "Aralarındaki en tecrübeli olup en genç olan birlik üyesi. Kendisini bulmanın kolay olmayacağını biliyoruz, ayrıca bulununca çıkaracağı sorunların da olacağını biliyoruz. Bu yüzden garantiye almak için bunu Bayan Hill'e verdik." Tekrardan adamı açıklamaya döndü.
"Bay Smith, kayıtlarda psikiyatrist doktor olarak gözükse de yaşının sadece 26 yaşında olması durumu absürtleştiriyor. Biliyorsunuzdur ki psikiyatristlik için 6 sene tıp, sonra da 4 yıl süresince bu alanda uzmanlaşmak gerekir. Yani 18'inde mezun olduğunu varsayarsak eğer, 28'inde mezun olmuş olması gerekiyor. Ancak kayıtlarda çoktan mezun gözüküyor. Bay Smith, savunma birliğinde dövüş alanında görev alıyor. En başarılılardan birisi, ayrıca patronun bir zamanlar özel muhafızlarından birisi. Hill, bu konuda bilgileri toplayacak ve alabildiği her bilgiyi alacak."
Genç kadına bir dosya fırlattı. "Toplantı bitmiştir. Her birinizden bilgileri toplamanızı ve bunlar ile ilgili bir dosya hazırlayarak bana sunmanızı istiyorum. Bunun için hacker timinden de destek alabilirsiniz." sandalyesini arkaya çekerek kalktı.
Onun kalkması ile masadakiler de yavaşça ayaklandı. Genç kadın mutluydu. Sonunda biraz hareket ve biraz eğlence geliyordu. Bu onun kaosa susamışlığını körüklüyordu.
🕯🕯🕯
Genç kadın yüzünü okuttu ve elini ekrana bastırdı. Kapısının ardındaki kilitler birer birer açılırken residansın koridorunda tok sesler olarak yankılandılar. En sonunda kapı açıldığında genç kadın içeri girdi.
Işıkları açtı ve ayakkabılarını çıkararak kenara koydu. Ardından dosyasını sehpanın üzerine fırlattı. Salona geçmek yerine merdivenleri çıktı ve odasına girdi. Dolabının önünde durdu ve geceliğini askıdan çıkardı. Saten geceliğin üzerinde danteller vardı ve göğüs dekoltesi. kendini gösteriyordu. Bu da kadından bekleneceği üzere siyahtı. Üzerindeki kıyafetleri çıkararak yatağa attı ve geceliği giydi.
Ardından odadan çıktı ve bir merdiven daha çıkarak mutfağa girdi. Mutfakta tahta dolabı açarak kendisine bir kırmızı şarap çıkardı. Dolaptan aldığı zarif kadehe şarabı doldurdu. Bardağı eğerek ilk yudumunu alırken gözlerini kapattı.
Şarap şişesini de yanına alarak kadeh ile birlikte en alt kata indi ve salona geçti. Lowell Smith adlı dosyaya bakarken yakaladı kendini. Başlasa iyi olacaktı, sıkıcı partı hemen bitirmek iyi olurdu. Sonrasında ise eğlenceli kısıma geçebilirdi. Sadece biraz sabırlı olması gerekecekti.
Siyah dosyanın kapağını açtığında slayttaki çocuk onu tehditkar gözler ile karşıladı bu fotoğrafta. Üzerinde bir tulum vardı. Tulumda dikkatlice bakılmadıkça görülemeyecek 3 adet bıçak yeri vardı. İçlerinde de bıçaklar olduğundan emindi genç kadın. Dijital fotoğrafı biraz yaklaştırdı. Lowell'in göğsünü zoomladı. Kumaşı daha iyi görebiliyordu şimdi. Bu termal kumaştı. Ajan merkezinde ancak kıdemli ajanların kullandığı özel bir malzemeydi. Dışarının sıcaklığına göre insanı tutma sıcaklığı da değişirdi. Hiç üşümez, hiç sıcaklamazdınız.
Tekrardan dijital 3D adamı eski haline getirdi. Bu sefer gözlerini zoomladı. Yeşil gözler, onu tüm canlılığıyla karşıladı. Biraz daha yaklaştırdı. Bundan emin değildi ama olabileceğini düşünüyordu. Gözlere biraz daha yakınlaştırması ile içinde mor, pembe ve mavi parıltılar görmesi bir oldu. Tahmini doğruydu. Lowell gece görüş olanağı da sağlayan akıllı lenslerden takıyordu. Bunlardan ajan merkezinde yalnızca en kıdemlilerin de sayılıları kullanabilirdi.
Anlaşılan Gold kardeşler masraftan kaçınmamışlardı. Bunların son derece pahalı olduklarını biliyordu. Lenslerin bir tanesi beş yüz bin dolardı ve kıyafetin tanesi ise üç yüz bin dolardı. Eğer her üyeleri için bunlardan almışlarsa ciddi bir masrafı göze almış olmalılardı.
Dosyanın ilk sayfasını açtı.
"Psikiyatrist?" sorgulamadı. General çoktan bundan bahsetmişti.
Genç kadın gece geç saat olmasını umursamadan her zaman yaptığı gibi sabahın ışıkları odaya dolana dek çalıştı. Sabah olduğunda ise en sonunda merdivenleri çıkarak rahat yatağına kendisini bıraktı. Genelde sabahları uyurdu çünkü geceleri çoğunlukla merkezde antreman yapardı ya da göreve çıkardı.
"Seni neler bekliyor kim bilir Lowell Smith?" dudakları şeytani bir gülüşe ev sahipliği yaparken uykunun kollarına bıraktı kendini.
🕯🕯🕯
Genç kadın, merkezin plan odası olarak adlandırdığı yerde kendine ait odada bir mantar panonun karşısında dikiliyordu. Her odada olduğu gibi onun odasının camları da karartmalıydı. Plan odaları, yalnızca en kıdemli ajanlara verilirdi.
Mantar panoda, genç kadın avının tüm bilgilerini toplamıştı. Bir plan yaratması için gerekli olan her şey buradaydı. Yalnızca bir şey eksikti. Lowell'in nerede olduğu.
Kapının tıklatılmasıyla bağırdı. "Gel." Cam kapı sessizce açıldı. Hacker timinden birisi içeri girerek kapıyı ardından kapattı. Bu isteğini kendisi de yapabilirdi ancak bu zaman kaybına gerek yoktu. Birisi onun yerine hallederken o planını oluşturabilirdi.
"Efendim, Bay Lowell Smith'in konumunu istemiştiniz." Kadın arkasını dönmedi. "Kendisinin konumuna ulaşmayı çokça denedik ancak hiçbir şekilde başarılı olamadık. Her ne onu koruyorsa buna ulaşamıyoruz. Bir şey onu tamamen gizliyor." Genç kadın kaşlarını çattı. Arkasındaki, hacker timinin en üst düzey üyelerinden birisiydi. Ne demek bulamamıştı?
Arkasını döndüğünde buz mavisi gözlerini ajana dikti. Buz mavisi gözler ile karşılaşan herkes gibi dondu üye. Genç kadın yavaş adımlar ile ajana yaklaştı. Yüzünün buz gibi ifadesi adamı dondurmaya yetmişti bile. "Ne demek bulamadınız?" Kafasını hafifçe yana çevirdi.
"E-efendim, adam çok iyi korunuyor.! B- Bu çalıştığı merkezden dolayı olabilir!" Adam, kadının acımasızlığını daha önceden birçok kişiden duyduğu için bir strese kapılmıştı. "E-efendim, Yarından sonraki gün tekrar deneyebiliriz! Noel arifesi olduğundan merkezleri bütün herkesi evine gönderecektir!"
Genç kadın kafasını düzleştirdi. Zaman yoktu. Lanet olası zaman yoktu! "Tamam." dese de içindeki şüpheler onu kemiriyordu. Merkezlerinin büyük bir koruma kalkanı olmalıydı. Bu bir nevi şöyle düşünülebilirdi. Karadul'un üzerinde onu tamamen görünmez yapan bir battaniye vardı.
Adam korkula çıkınca genç kadın sinirle ayağını yere vurdu.
Karşısındaki panoya ve resimlerle notları birbirine bağlayan kırmızı iplere baktı. Lowell'in yeşil gözlerinin onu kuşatması ile daha da sinirlendi. Sanki fotoğraf dahi onunla alay ediyormuş gibi hissediyordu. Onunla hiçkimse alay edemezdi.
Duvara attığı bir yumruk ile duvarda bir göçük oluştu. Sinirle soludu genç kadın. Güçlü b.r çığlık savurdu. Sinirlenmişti.
Birisi ona dokunsa şu anda yanıp kül olabilirdi. Genç kadının gözleri alevlerin rengini almıştı.
🕯
Bir diğer yanda, Karadul'da sanal güvenlik timindekiler her yana koşuşturuyorlardı. Dün kalkanda bir açık yaratılmıştı ve bir virüs içeriye sızmıştı. Kalkanlarının sağlamlığını düşününce bu imkansız gibi geliyordu! Nasıl birisi bunu aşabilmişti? ya da bir grup muydu?
Kalkanın ince olduğu bir bölümü bulup bir darbe patlatmışlardı. Ardından oluşan çatlaktan içeri sızmışlardı. Sızan virüsün fark edilmesi imkansızdı ama Karadul bunun için hazırlıklıydı. Güvenlik kalkanının her yüz metrekaresi bir hacker timi üyesi tarafından taranıyor, kontrol ediliyordu. Aksi takdirde bulunamazdı.
Agnes Gold, hacker timi odasına teşrif ettiğinde büyük bir sessizlik oldu. "Durum nedir? Hasar onarıldı mı?" hacker timi yöneticisi Agnes Gold'a ilerledi. Diğerleri işlerine geri döndü. "Hasar onarılmak üzere efendim. Büyük bir göçük açmışlardı. Yarısından fazlası çoktan onarıldı."
Agnes Gold, çenesini kaşıdı. "Güzel. Sızan virüsün kime ait olduğunu ve ID'sini masamda istiyorum. Ayrıca herhangi bir bilgi aldı mı kontrol et." Yönetici kafasını salladı. Bayan Gold geldiği gibi asillikle timi terk etti.
Yönetici arkadaki merdivenlerden çıkarak bir balkonda oturan bir grubun yanına geldi. "Virüsün ID'sini ve ait olduğu yeri istiyor Bayan Gold. Onu hayal kırıklığına uğratmayacağınızdan oldukça eminim. Bakalım kimmiş bu lanet olası?"