"Yok artık Elfida şuna bak" Ahsen, ne
zaman böyle dese göstereceği şey basit
bir rujdan güzel bir pasaja kadar
gidebilir bu yüzden sorgulamadan bana
doğru uzattığı telefonunu baktım.
Kumral ve kim olduğunu bilmedigim güzel yüzlü bir çocuğun fotoğrafıydı bu.
"Bu kim?"
"Keremin arkadaşı Allah aşkına sana ayarlayalım"
"Saçmalama sadece fotoğrafını gördüğüm bir çocuğu seveceğimi mi zannediyorsun"
"Onu unutamadım demiyorsun da bahanelere sığınıyorsun Elfida"
"Kimi?"
"Kim olduğunu hatırlamıyormuş gibi davranma Ayazı unutamadığını biliyorum"
Ayaz mı...
(5 yıl önce)
"Ayaz ve Behzat kitapları açın ödev vardı"
"Ne ödevi vardı?"
"Türkçe, yaptınız mı ona göre bakacağım."
"Hee yaptık gel"
Elimde sınıf listesi bir de kırmızı tükenmez kalemimle yanlarına doğru ilerlemeye başladım daha doğrusu koşmaya.
Türkçe Hocamız gereksiz metin ödevleri vermeye bayılırdı.
Sayfaları hızlı hızlı çevirdi Ayaz ama benim gözümden hiçbir şey kaçmaz.
"Son sayfa boş" dedim gülerek
"Ya Elifida sen bir şeyler yaparsın."
Normalde yapmazdım ama şuan konu oydu bu yüzden iki kere düşündüm.
"Tamam hadi bugünluğüne artı olsun"
ve onun yüzünden haksızlık olmaması için bütün sınıfa artı attım.
"Yaşa be Elfida seviliyorsun."
(Günümüz)
Tabii Ayaz
Bir zamanların kapanmayan yarası.
Ben onun zehrini kendimden uzaklaştırdığımı zannediyordum.
Sekiz yıl boyunca takıntılı kaldığın birini unutmak biraz zordur. Yani sadece biraz...
Ahsenin elini şıklatmasıyla kendime geldim.
"Ne Unutmayacağım ya söylemesen aklımda bile değildi eski defterleri açmanın şuan bir manası yok öyle değil mi? Yaşanamadı ve bitti."
"Yaşansın ve hiç bitmesin isterdin ama değil mi?" Diye sordu ve başını omzuma koydu
Ah Ahsen... Herkesi kendi gibi çıtkırıldım sanıyordu ben onu unutulı sanırım çok olmuştu.
Telefonunun çalmasıyla irkildi Ahsen
"Kerem arıyor" dedi ve hemen açtı.
Arakadaş neymiş bu Kerem aşkı ya
Ortaokula giderken ismi Kerem olan dört kişiyi seviyordu.
Allaha şükür onlardan kurtuldu ama yine Kereme düştü.
"Bebeğiiim" diyerek konuşmaya başladı.
Allah'ım ben bunların konuşmasına dayanamıyorum mıç mıç...
Daha fazla Kerem ve Ahsen konuşmasına maruz kalmamak için Ahsenlerin büyük evinin balkonuna çıktım ev demek bu koskoca yere ayıp olacak ama evden başka ne diyebileceğimi bilmiyorum sanırım villa ya da konak gibi bir şey oluyor.
Ahsenin babasında ki para bende olsa valla ondan iyi yatırım yapardım. Adamın tek yatırımı bu ev onun dışında parayı çarçura harcıyor. Böyle dediğime bakmayın kendi babam gibi severim Salih abiyi kızı biraz kaçık ama olsun idare etmeye çalışıyorum.
Siyah ve benden daha asil gözüken sandalyelerden birine oturup dışarıyı seyretmeye başladım aklımda hala Ayaz olup olmadığını anlamaya çalışıyordum.
Eskiden nereye bakarsam onu görürdüm masanın başında,koltuğun üstünde,tavanda...
İçerden "Elfidaa" diye bağırmaya başladı Ahsen bu kızın derdi hiç bitmiyor bırakmıyor ki şurada iki efkarlanayım maziyi hatırlayayım.
"Heh söyle yine ne oldu" diye söylenerek içeri geri girdim ve Ahsenin kocaman yatağına uzandım.
"Hiç nasılsın diyecektim balım" dedi sesini incelterek
"Hiç bir yere gelemem" dedim ne zaman böyle yapsa beni keremle buluşacakları yere götürmeye çalışırdı bende onun ısrarını çekemedigimden dolayı onlarla gitmek zorunda kalırdım.
Bir köşede sessizce onları dinler sadece konu bana geldiğinde konuşurdum.
"Leb demeden leblebiyi anlamasan ölürsün he anadolu kızı"
"Ben onu bunu bilmem gelmiyorum"
" Ya lütfen valla bu hafta son daha sonra bir yere gitmeyiz okullar açılıyor zaten."
12.sınıf oluyorduk hiç inandırıcı gelmiyordu en son lgs'ye çalışıyorduk.
"Of Ahsen hadi yürü"
"Elfida'm bir tanesin." Diyerek boynuma atladı.
Yaklaşık bir saat boyunca Ahsenin hazırlanmasını bekledim bekledik desem daha doğru olur kerem de kapıda ağaç olmuştu.
"İşiniz daha uzun sürer mi?" Diye seslendi kapıdan Kerem.
Ahsenin "Geliyoruz" demesiyle bir oh çektim zaten güzeldi bu kadar uğraşmasına gerek bile yoktu.
Aşağı indik Kerem ve Ahsenin sarılma sefası bittikten sonra taşlı yolda yürümeye başladık.
Gözüm bir taşa takıldı diğerlerinin içinde resmen parlıyordu ya da bana öyle geliyordu.
Bozuntuya vermeden usulca taşı yerden aldım ve siyah deri çantamın içine koydum.
"Ee nereye gittiğimizi sormayı unuttum sanırım sizde söylemeyi unuttunuz." dedim.
Sesim Ahsenin kahkahaların arasında kaybolmuştu. Uçan sineğe bile anırıyor bu kız.
"Hey nereye gidiyoruz diyorum" diye bağırdım önlerine geçip.
"Bilmem onu düşünmedik." Dedi kerem
Ahsene döneyim derken Ahseni görmemle birlikte bacağımda bir el hissetmem bir oldu.
Ahsen gülmekten kendini yerlere atmış benim günahım neyse bacağıma vura vura gülüyordu.
"Bacağım kırıldı öküz." Diye bağırdım ve elinden tutup yerden kaldırdım.
"Allah aşkına bu kadar komik olan ne?"
Ahsen soruma cevap vermek için tam ağzını açmıştı ki Keremin ağzını eğerek
"Ay yüzüme geliyordu napoyorsun" demesiyle bu sefer Keremin omzuna vurarak gülmeye başladı.
Tanıdık geliyordu bu cümle.
Ahsenin konuşamayacağı anlayınca
"Mislinayı hatırlamıyor musun?" Dedi Kerem.
Ve evet aklıma o malum sahne geldi ve bende kendimi tutamayıp gülmeye başladım.
Sokağın ortasında üçümüz birbirimizi döverek gülüyorduk. İnsanların masum bakışları daha da gülmeme sebep olmuştu.
(2 yıl önce)
"Sal bende" voleybolda benim toplarıma girmeye çalışan Mislina başlarda sinirime gitsede şuan komik geliyordu.
Çünkü hepsi elinde patlıyordu.
Dua etsin ki fizikçinin kızı ben o kadar kin beslemesemde Ahsen nefret ediyor.
Kızı dövmek için bahane arıyor,Mislana da yeterince sebep veriyor bence.
Beş dakika sonra salona kerem geldi ve bize katıldı.
Topu Ahsene doğru attı Mislina her zaman olduğu gibi Ahsenin topuna atlıyordu ki Ahsen elini Mislinanın yüzüne doğru tutup onu engelledi.
Ve o malum cümle Mislinanın dudakları arasından döküldü.
"Ay yüzüme geliyordu napoyorsun" dalga geçmek maksatlı değil gerçekten böyle söylemişti.
"Bak bakayım buda yüzüne gelecek mi?" Diyerek voleybol topunu Mislinanın yüzüne fırlattı Ahsen.
Ve evet tam isabet artı olarakta disiplin.
(Günümüz)
"Allah aşkına susun hiç komik değil."
Susmaları için onları ikna etmeye çalışırken kendim hala gülüyordum.
"Evet boku çıktı sus kerem" diye Kereme patladı Ahsen. Bununda bir hareketi diğerini tutmuyor kardeş
Konudan konuya atlama yeteneğini kullanarak "Çekirdek,kola,sahil" diye heyecanla bağırdı Ahsen
"Bana uyar" dedi kerem
İşin ucunca deniz varsa bana her türlü uyacağı için gıkımı bile çıkarmadan onlara ayak uydurdum.
"Siz yavaş yavaş gidin ben bir şeyler alıp geleyim."
"Ne o Kerem Bey paranı yeriz diyemi korkuyorsun bizde geliyoruz." Dedi ve koluma girdi Ahsen.
"Kendi kendini bildiğin için buna cevap veremiyorum." Dedi gülerek kerem ve meydandaki büyük marketlerden birine girdik.
Ahsen tabikide hemen bir market arabası aldı ve bulduğu her şeyden üçer tane alarak doldurmaya başladı.
"Ben kendiminkileri ayrı ödeyeceğim ona göre" diyerek baştan uyardım.
"Kızım Saçmalama nerde beleş oraya yerleş." Dedi gülerek Ahsen
Valla işime gelirdi ama kendim ödemek en içime sineni sonra herkese karşı borçlu gibi hissediyorum.
Kasaya geldiğimizde elinde bir kaç şey olan herkes rica ederek önümüze geçti.
"Abla dershanemiz var bizde geç kaldık."
Diyerek geçistirmeye çalıştım.
Evet abla bunca şeyle dershaneye gideceğiz bana deccalim gibi bakma.
Sonunda sıra bize gelmişti kasiyer kadın ürünleri okuttuktan sonra keremin elindeki kartı alıp kart okuyucuya koydu.
Sonra da kereme dönüp
"İçinde yeterli miktarda para bulunmuyor" dedi.
Kerem cüzdanından başka bir kart çıkarıp verdi eve döndüğünüzde bunu Ahsene hatırlatıp dalga geçmek için resmen onda da para kalmış olmasın diye dua ettim.
Ama sanırım tutmadı.
Kadın boyum kadar bir fiş uzattı ve kartını kereme geri verdi.
Elimizde bir sürü poşetle çıktık. Tabi Ahsen hariç onun taşıyacaklarını da kerem taşıyordu.
Vay be bi poşetimizi taşıyan olmadı şu güne kadar.
Sahile vardığımızda Ahsen çoktan bir şezlong kapmıştı bizde onun yanındaki boş yerlere geçtik.
Neredeyse bütün okulun dedikodusunu yaptıktan sonra artık hava kararmıştı.
"Gitsek mi artık geç olmuş" dedi Ahsen
Bana da uyku bastırmıştı kafamı sallayıp içinde çöplerin bulunduğu market poşetini aldım ve çöpe doğru ilerlemeye başladım. Tam atıyordum ki çöp kovasının içinden siyah yeşil gözlü bir kedi fırlayıverdi. O anlık korkuyla çığlık attım. Ahsenle Kerem telaşla yanıma geldiler. Hayvan gibi bağırmasaydım iyiydi etraftaki herkes bana bakıyordu.
"Yok bir şey şu afacan aklımı aldı sadece" diyerek kediyi gösterdim.
"Evet benim kızımda hiçbir şey den korkmaz" diyerek gülmeye başladı Ahsen.
Hayır ben keremle Ahsenin kızı değilim. Diyerek kendimi avutmaya çalıştım.
"Anne Babaya ihanet ha?" Dedi Ahsen
"Yanlışlıkla dışımdan mı söyledim?"
Diyerek gülmeye başladım. Yanlışlıkla derken vurgu yapmıştım ve Ahsen bunun nedenini eminim ki çok iyi hatırlıyordu.
"Ne var yani yanlışlıkla ağlamış olamaz mıyım?" Diye sordu burun kıvırarak.
Garibim kerem o zamanlar olmadığı için anlamaz gözlerle bize bakıyordu.
Ahsen bir ara yanlışlıkla ağlamıştı da ama bakın gerçekten yanlışlıkla.
"Sorgularsam Ahsenim den dayak yeme ihtimalim olduğu için kendimi olayın dışında bırakıyorum." Dedi Kerem ve bizden bir adım uzaklaştı.
Ahsenle evimizin yol ayrımına geldiğimizde Ahsen "Bize gidiyoruz değil mi?" Dedi bana bakarak.
"Çocuklar evde yalnız şimdi etrafı birbirine katmışlardır gidip biraz toparlayayım."
"O zaman ısrar edemeyeceğim benim yerimede öp diyeceğim ama sen ısırmayı
tercih ediyorsun." Dedi gülerek.
Aklıma geldikçe dişlerimi sıkıyordum öyle böyle sevmiyorum yani o iki küçük canavarı.
"Bari evine kadar gelelim ordan döneriz" diye ekledi Ahsen
"Ne gerek var annecim ben bebek miyim?"
"Tabii benim bebeğimsin."
"Yürü Kerem" dedi ve evimin bulunduğu sokağa giriş yaptık.
Nihayet beni binaya soktuktan sonra kapının önünden ayrıldılar eve gelmek isterler diye çok stres yapmıştım ne yalan söyleyeyim.
Kapıyı açar açmaz üstüme atlayan Pars ve serco bu sıcakta gerçekten can sıkıcı oluyorlardı.
İkisini birden kucağıma alıp kapıyı ayağımla kapattım.
"Sizi gidi cadılar bugün çok yorgunum isterseniz birbirinizi parçalayın yeter ki bana bulaşmayın." Dedim ve daha fazla kas yapmak istemediğim için kucağımda ki büyük yükten kurtulup evde en çok vakit geçirdiğim yer olan mutfağa girdim.
Övünmek gibi olmasın ama kek dışında her şeyi çok güzel yaparım.
Herhangi bir nedeni yok şu güne kadar yaptığım ve yanmayan hiçbir kek yok.
Aslında aç değildim ama boş durmayı sevmiyordum illa bir şeyler yemem lazımdı.
Babaannemin annesinden eski buzdolabımdan bir şişe kola çıkardım çekmeceden de çekirdeği alıp yere oturup duvara yaslandım.
Masam var sakin olun sadece yere oturmayı seviyorum.
Çekirdeğin kabuklarını yere fırlatıyordum Sonuçta burayı da süpürecektim.
son ses bir şarkı açıp ana odaklanmaya çalıştım.
Tabi şimdi hangi şarkı olduğunu merak etmişsinizidr. Zakkum/ Hatıran Yeter
Bazı şarkıları kimin için dinlediğinizi bilmezsiniz. Şöyle söyleyeyim aklımda biri yok keza kalbimde de ama sanki böyle şarkılar dinlerken illa biri lazımmış gibi hissediyorum. Ya da geçmişi hatırlıyorum. Bazı şeylerin imkansız olmadığı günleri ne kadar unuttuğumu düşünsem de sanırım Ayaz hala kalbimin en ücra köşelerinden bana sesleniyordu.
"Beni unutma" diye bağırıyordu sanki.
Fakat benim ona karşı beslediğim kinim onun sesini bastırmaya fazlasıyla yetiyordu.
Sahi bana ne yapmıştı bu kadar?
Ne yapmıştı da kendini gözümden bu kadar düşürmüştü.
Bir zamanlar ışıltılı gözlerinde kendimi gördüğüm küçük çocuk beni kendinden nasıl bu kadar uzaklaştırmıştı?
Kafamdaki sesleri bastırmaya çalışırken elimdeki 1,5 litrelik kolayı üstüme dökmüştüm.
Evet böyle şeyler yaşandığında tshirtlerimiz hep karbeyaz olur.
O hışımla yarısı dökülmüş kolayı mutfağın en köşesine fırlatmayı becermiştim. Ne yapayım kardeş o da durup duruken üstüme dökülmeseydi.
Salak gibi ağlamamak için moda girerken dinlediğim şarkılardan oluşan listeme girip rastgele bir şarkı açtım.
VEEEEE EVEEEET
"AL ARTIK KOYNUNA BENI KARAM
GÜNAHIN BOYNUNA CAN KARAM
ANLADIM SENSİZLİK HARAM
GEL ARTIK İNSAFA BE KARAM"
Hayatım da kuzenim dışında hiç esmer biri olmadı ama sorun olmaz bence.
Hazır o enerji gelmişken evi toparlamaya başladım.
Süpürge sapını mikrofon olarak kullanmayanlar bizden değildir kardeş.
"AMA ÇAKMAK ÇAKMAK O GÖZLERİ TAM ON İKİDEN VURDU KALBİMİ" Evin içinde deli dana gibi bağırmam komşularım için bir sorun oluşturmuyordu onlarda alışmışlardı artık benim bu hallerime.
Bu şarkıyı aslında sevmiyordum ama Ahsen sağolsun yanımda dinleye dinleye benimde hoşumagitmeye başladı.
Etraf az çok toparlanmıştı daha fazlasına gerek yok sonuçta eve İran Prensini davet etmemiştim.
Kedilerimin olduğu odanın kapısının kilidini açtım kilitlemeseydim benim topladığım kadar onlarda dağıtırdı.
kapıdan ilk önce Serco fırladı,ardından da Pars çıktı.
Tabikide güreşmek için salona gidiyorlardı tosunlarım bana hünerlerini göstereceklerdi ama benim aşırı uykum vardı.
"Serco ve Pars on saniye içinde yerinize gidip yatmazsanız kulaklarınızdan çamaşır ipine asarım sizi" diyerek yavrucaklarımı nazikçe uyardım ve ışıkları kapatıp kendi odama geçtim ve üstümü bile değiştirmeden kendimi yatağa attım.
O kadar uykum olmasını rağmen uyuyamıyordum yatakta bir sağa bir sola dönüp duruyordum. Kafamda ki sesler susmuyordu. Yastığımın altındaki telefonumu çıkarıp instagrama girdim.
Daha kendi aktif hesabımın adını bile bilmiyorken Ayazın yıllar önce açtığı hesabın adını hala hatırlıyordum.
Bakmakla bakmamak arasında kaldım onu tam unuttum derken tekrar yüzünü görmek beni tekrardan onu sevmeye itermiydi?
Düşüncelerden sıyrılıp hesap adını arama motoruna yazdım. @yasarsayazz ve evet profil fotoğrafı hala aynıydı kendimi yıllar öncesinde gibi hissettim profilini büyüttüğümde.
Eskiden Ahsenle birlikte stalklardık kaç kız takip ediyor,kimlerle konuşuyor,nerelere gidiyor...
Ben takip etmiyordum bu yüzden de her şeyine Ahsenin hesabından bakıyordum.
Neden mi takip etmiyordum?
Daha sonra çıkarmasından korkuyordum,yanlış anlamasından korkuyordum.
Gerçi o daha doğruyu anlayamamış yanlışı nasıl anlasın.
Benim onu sevdiğimi bildiği halde bir kere bile gelip konuşmamıştı benimle.
O zamanlar kendi kendime hep şöyle söylerdim keşke reddetse, olmaz dese, benden nefret etse ama bunu dile getirse, bana söylese isterdim.
Ama dediğim gibi benimle hiç o konu hakkında konuşmadı. Benim onu sevmemden utanıyormuş aslan parçası arkadaşklarından duydum. Bu utanma benim sevgimden miydi yoksa benden miydi emin olamıyorum belki de her ikisi birdendir.
Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu telefonu kapatayım derken yüzüme düşürdüm. Tekrar elime aldığımda gördüğüm şey pek iç açıcı değildi. Takip isteği göndermiştim hayatımda ilk defa kendi hesabımdan Ayaza istek göndermiştim. Yaptığım şeyi o uykusuzlukla idrak edemiyordum.
Sahi ne yaptım ben aferin bana gerçekten ya onu unutamadığımı sanacak.
Unutmuş muydun ki?
Evet unuttum hiç aklıma gelmeyecek şekilde değil ama aklıma geldiğinde kalbimi sızlatamayacak kadar unuttum.
Gerçi o beni hatırlamaz ki diğer takip ettiği kızlar gibi isteğimi kabul eder ve geçer.
Elfida kimdi tanıdık geliyor dermi demez. Demesin zaten yollarımız ayrılalı çok oldu o kendi hikayesini zaten o yıllarda bile yazmıştı yeni bir yol bulma sırası bendeydi.
Okul bittikten sonra çok gördüm ve görmeyede devam edeceğim ama bir daha asla konuşamayacağız.
Yaptığım şeyin farkına varınca telefonumu bir kenara fırlatıp yastığımla kendimi boğmaya başladım ve araya sessiz çığlığım karıştı. Sesim çıkmamıştı ama sanki bütün sokağı inletmişim gibi bir his oluşmuştu içimde.
Gözümden yaş akmıyordu ama içimde resmen okyanus oluşmuştu.
Yataktan hızlıca kaltım ve elimi yüzümü yıkayıp üzerime pijamalarımı giydim.
"Kendine gel Elfida saçma sapan adam olamayan bir erkek için ağlamayacaksın değil mi?" diyerek gözyaşlarımı içimde tutmayı başardım ve bu sefer gerçekten bütün olanları ve kafamdaki sesleri arka plana atarak kendimi uykunun derin kollarına bıraktım.
Selaaaaaam ilk bölümü hiç içime sinmeyerek yazdım ama yinede yayınlamak istiyorum sonrasında büyük ihtimalle düzenleme yaparım. Karakterleri kendiniz hayal edin istiyorum çünkü çoğu karakter hayatımda var olan kişiler ve onları belli bir kalıba sığdırmak istemiyorum. Bu bölüm karakterleri az çok tanımanız için pek olay içermeyen bir bölüm oldu. Ama ileride böyle devam edeceğine dair söz veremem. Herhangi bir yazım hatam, noktalama eksiklerim ya da kurguda yanlış bulduğunuz bir yer varsa olabildiğince düzeltmeye çalışırım. Bir sonraki bölüm artık ne zaman yazarsam o zaman gelir. sağlıcakla kalın. -Nötron yıldızı