İçeriğe geç

KARAHAN

Bölüm 1 · 11 dk okuma

KARAHAN

Bölüm 1

K -1

•

Dalgınlığıma yenilip kestiğimi parmağımın acısı beni kendime getirdi. Acıyla irkilip parmağımı suyun altına tuttum ve ıslak elimi boynumda gezdirdim.

Yaklaşık bir haftadır kendimde değildim.

Ne yediğimden ne içtiğimden bihaber hiçbir şey belli etmemeye çalışırken parça parça bölünüyordum.

Ailem diye nitelendirdiğim en yakınım Zeren her gün burnumun dibindeyken suçluluk duygusundan ölmek üzereydim.

Fakat bunu söylemem gerekiyordu. Onda hissettiğim tuhaflık ve benden uzaklaşıyormuş gibi gelen durgunluğunu kendime bağlıyordum. Çünkü bende konuşmamak için uzak duruyordum. Çok üzgündüm. Bütün yaşantıma dahil olan dostumdan son olanları gizlemek çok zordu.

Her şeyden tek bir kişi sorumluydu.

Karahan Sencer.

Dizlerimin bağını çözen lanet olası adam.

Onu tanıdığıma her gün lanetler okurken her gece özlemimden uyku uyuyamıyordum.

Zeren'in altı kardeşinden en büyük abisi olan Karahan'dı.

Zeren'den gizlediğim sevdam. İlk aşkım. İlkim.

Her anlamda.

Tabi bu geçen hafta olmuştu her neyse.

-"Ne oldu?"

Boş boş bakıştığım tezgahtan gözlerimi koparıp arkama döndüm. Salata yapacağım diye girdiğim mutfakta iki saattir durduğumu unutmuştum.

-"Hiç..ne olacak?"

Zeren son zamanlardaki davranışlarıma anlam veremiyor olacak ki omuz silkip dolabı açtı.

-"Erken uyumayacaksan konuşalım mı biraz?"diye sordum aniden gelen cesaretimle.

Durdu. Elini dolabın kulbundan indirip yavaşça bana döndü ve başıyla onayladı.

-"Olur."dedim sadece.

Zeren ile son üç yıldır aynı evi paylaşıyorduk. Fakat öncesinde de aynı lisede okula başladığımızda tanışmıştık.

Zeren ailesinin daha doğrusu aşiretinin yaşadığı Mardin'de liseyi okumak yerine Karahan'ın yanında İstanbul'da liseye başlamıştı.

Bende üvey ailemin desteği sayesinde aynı lisedeydim. Bu biraz uzun bir hikayeydi. Altı yaşına kadar büyüdüğüm anne ve babamı artık hayal meyal hatırlıyordum. Onları trafik kazasında kaybetmiştim.

Babamı çok seven patronu ondan geriye kalan tek şey olan çocuğunu evlat edinmek istemişti. Yani beni.

Sanırım çok küçük yaşta kaybettiğim için içimi yakmıyordu. Zaman zaman yalnızlığım yüzüme vursa da galiba alışmıştım.

Üvey ailemin vermeye çabaladığı sevginin farkındaydım. Kendi çocukları olmadığı için bana sahip çıkmaya fazlasıyla çalışmışlardı. Ancak hiçbir şey kendi çocuğunun yerini tutmuyordu. Liseye başlamadan önceki yıl beni karşılarına almışlardı.

Gerçekten anne ve babam olamayacaklarını hem bana hem kendilerine itiraf etmişlerdi. Onlara saygı duyuyordum. Ve seviyordum da. Bana hiç kötü davranmamışlardı. Ailesini kaybetmiş küçük hırçın bir çocuğa büyük bir sabırla yaklaşmışlardı.

Hatırlıyorum da uzun aylar boyunca ailemi istiyorum diye ağlamıştım.

Benimle yaşamaya devam edemeyeceklerini fakat benim hayatımı aynı kalitede devam ettireceklerini söylemişlerdi. Onlara zorla evlat olamazdım. Böyle bir isteğimde olmamıştı.

Fazlasıyla lüks semtimize ait özel yatılı okulda lise hayatım başlamış olmuştu.

Elbette ki daima görüşüyoruz. İkisi Avrupa'ya taşınmıştı. Hem onlar ara ara geliyor hem de ben yılda iki üç kez de olsa yanlarına gidiyordum. En azından yılbaşı yemeklerimiz birlikte geçiyordu.

Zeren lisede de oda arkadaşımdı. Çok şanslıydım. Onu o kadar çok seviyordum ki.

Liseden sonra üniversiteye bir yıl geç başladığı için onun okulu devam ediyordu. Ben geçen sene mezun olduğum okulumun ardından üvey babamın arkadaşının şirketinde iyi bir pozisyonda çalışıyordum.

Eh biraz torpilli olabilirim. Bütün gün oturup önüme gelen kâğıtları imzalıyor yüklü bir maaş alıyordum.

Ben Helen Öker.

En yakın arkadaşının abisine deliler gibi aşık olan ve geçen hafta koynuna girmiş yirmi üç yaşında bir kadınım.

Tanrım.

O kadar utanıyorum ki.

Zeren'in abisini ilk kez lisenin bitmesine yakın görmüştüm. Görür görmez nutkum tutulmuştu.

Bu belki komik gelecek fakat yıllarımı aynı adama karşılıksız aşık olarak geçirdim. Hatta tükettim.

Onun gözü beni görmüyordu bile.

Aynı evde yaşamaya başladığımızda daha sık görür olmuştum. Benim için büyük bir nimetti. Ancak sanki patlayan kalbimi görüyormuş gibi utanırdım ve hep odama kaçardım. Doğru düzgün yüzüne bakamıyordum.

O ise bana baktığı anlarda bile kuşkucuydu. Zeren'in ailesi fazla tutucu bir aileydi. Annesi her ay dört beş kere gelirdi. Karahan burada olmasa asla okumasına izin vermezlerdi. Haliyle bana da tam olarak güvenmiyorlardı.

Hiç Karahan ile karşılıklı bir sohbetimiz olmadı. Hoşgeldin gibi nadir de olsa konuşurdum. Ancak ilerisi yoktu. Eve adımını attığı an kendimi odama kilitlerdim.

Olay geçen hafta Zeren'in sınav haftası olması sebebiyle kütüphanede kalmasıyla gelişti. Eve gelmedi. Burada dikkatini toplayamadığı için eve gece iki üç gibi geleceğini söylemişti.

Fakat bundan Karahan'ın haberi yoktu.

Cuma akşamı olmasından dolayı kendime bir şişe şarap açmış derin duygulara dalmıştım. Ara ara ağlıyor ara ara içiyordum.

Sarhoş olmamıştım ama pek kendimde de değildim. Televizyon ışığı ve sehpadaki çeşitli mumlarla aydınlanmış ufak salonumuzda koltukta uzanıyordum.

Kendi halimde hatta hayal dünyamda yaşadığım doğruydu. Bu yüzden geceleri sanki Karahan yanımdaymış gibi özenle geceliklerimi giyer yatardım. İç giyimime dikkat ederim. Kısaca kendime bakmayı severdim.

Aynı hatayı o gece de yapmıştım. Göğüs kulbu dantelle döşeli kısa siyah bir gecelik üstümdeydi. İnce askıları dolgun göğüslerimi tutarken kendimi o halde Karahan'ın karşısında buldum.

Kardeşinin apartmana girmediğini güvenlikten öğrenen adam, kardeşine de ulaşamayınca eve girmişti.

Ben gözüne far tutulan tavşan misali koltuktan fırlamış zar zor ayakta durarak ona bakarken o ise kıpırdayamıyordu.

İlk defa bana böyle baktığını görmüştüm.

-"Zeren nerede?"

Yutkunmasında kaldım. Ne dediğini ikinci tekrarında duydum.

Onu taklit ederek seslice yutkundum ve göğüs oluğuma dökülen kahve saçlarımı geriye attım. Gözlerimi sabit tutamıyordum. Kırpıştırıp elimi indirdim.

-"Şeyde...ee...kütüphane."dedim dilim döndüğünce.

Sarhoş olmadığıma yemin edebilirdim. Hatta onu görür görmez yüzüme buzlu su çarpmışa dönmüştüm.

-"Yalan söyleme."

Buna biraz kızmıştım.

-"Git bul o zaman."dedim sinirle ve L koltuğun kenarından yürümeye çalıştım.

Orta sehpanın sivri mermer ucu bacağıma çarpınca acıyla inlemiştim.

Tökezleyerek düşmek üzereyken her gece hayalini kurduğum kollara düşmüştüm.

Sonra

Tanrım sonrası rüya mıydı?

Neye yenik düştük bilmiyorum. Bunca zaman gözü gözüme bakmayan adam belimi tutar tutmaz sahiplenmişti. Ben öyle düşünüyorum.

Her şey çok ani olmuştu. Karahan gözlerini vücudumu incelemekten alamazken ben kollarında eriyip bitmiştim. Bir anda ilk öpücüğümü ona verirken buldum kendimi.

Ağzından aldığım viskinin keskin tadını umursamadım. Muhtemelen benim gibi bilinci bulanıktı ve kafa dağıtırken kardeşinin peşine düşmüştü.

Evde sere serpe açılmış beni gördüğünde ise erkeksi dürtülerine kapılmıştı.

Fakat ben bundan o kadar memnundum ki. Onunla geçirdiğim her dakikayı aklıma kazıdım. Tenimi öptüğü her noktayı o gittikten sonra parmaklarımla okşadım.

Ağlaya ağlaya kokusunun sindiği yastığımı kokladım.

İkimizde bir tutkuya kapılarak tenlerimizi buluşturmuştuk. Onun ne düşündüğünü bilmiyordum ama ben çok mutluydum.

Sızı içerisinde olan bedenimle zar zor uyumuş büyük bir yükle uyanmıştım.

Altı gündür de hala etkisindeydim.

Karahan buraya hiç uğramamıştı. Bir yanım üzülüyordu diğer yanım ise gelmesini istemiyordu.

-"Ne konuşacağız?"

Koltukta yan yana oturduğumuz Zeren dikkatli bakışlarıyla beni iyice zorluyordu. Ama ben söylemeyi kafaya koymuştum.

Derin bir nefes aldım geriye yaslandım.

Gözlerimi kapattığım an attığım zevk dolu çığlıkları hatırlıyordum. Bu çok yersiz oluyordu ancak unutamıyordum. Asla da unutmayacaktım.

-"Zeren benim hiçbir erkekle yakın olmak istemediğimi biliyorsun. Ne kadar zorlasan da kimseyle görüşmediğimi biliyorsun."

Kalbim küt küt atıyordu.

-"Sonunda bana bir şeyleri açıklayacaksın demek."

Kaşlarım çatıldı.

-"Ne demek istiyorsun?"

Kollarını göğsünde bağladı.

-"Helen ben senin hakkında her şeyi biliyorum değil mi?"

Başımı salladım.

-"Elbette."

Dudaklarını sinirle kemiriyordu. Ayağa kalktı. Televizyon ünitesinin çekmecesini açtığı gibi eline aldığı şeye baktım.

Kravat.

-"Karahan abim seninle aynı evi paylaşmamı istemiyor. Beynimin etini yiyor ve beni okulumdan almakla tehdit ediyor. Onun söylediğine göre sen uygunsuz hareketleri olan bir kızmışsın. Ve senin kötü kadınlar gibi olduğunu iddia ediyor. Beni kötü etkileyeceğini söylüyor. Bunlara asla ve asla kulak asmadım. Tüm bunlardan sonra evimizde bir kravat buldum-"

-"Zeren sen ne saçmalıyorsun? Tanrı aşkına ne dediğini duyuyor musun?! O gerizekalı abin seni dolduruşa getiriyor!" Karşısında dikilip avazım çıktığı kadar bağırdım.

Sanki beynime kan gitmiyordu ve ben kalp krizi geçiriyordum.

-"Abime inanmıyorum Helen! Niye böyle konuştuğunu da anlamıyorum. Ama benden bir şey gizliyorsun!"diye diklendi.

Elinden aldığım kravatı televizyona doğru fırlattım.

-"Siktir git Zeren. Kaç gündür bana olan tavrın bu yüzden miydi? Sen evde olmayınca eve erkek atan bir fahişe olduğumu mu düşünüyorsun?!" Elime ne geçerse yere attım.

Zeren çıt çıkarmadan hızla inip kalkan göğsüyle karşımda dağıttığım yerleri izliyordu.

Ağladığımı sonradan fark ettim. Şu an Zeren'i hayatımdan çıkarmakla gidip omzunda ağlamak arasındaydım.

Lanet olası adam bunu bilerek yapmıştı. Zeren'i benden uzaklaştırmak için.

-"Bu kravat abinindi Zeren. Dikkatli bakarsan görürdün. Her kravatının arkasında adı ve soyadı işlenmiş olur diyen sendin." Boğazım sızlarken kravatı alıp ona gösterdim tekrar fırlattım.

-"Seninle konuşmak istedim çünkü senden sakladığım tek sırrımı anlatacaktım." Hıçkırarak güçsüz bedenimi koltuğa bıraktım.

-"Hakaret bile etmeye dilimin varmadığı abine yıllardır aşığım ben. Utancımdan tepkinden söyleyemedim. Dilimin ucuna geldi geldi gitti konuşamadım. Geçer sandım biter sandım. Ben kimim abin kim dedim. Olmayacak dua saçmalama Helen unut dedim. Gelip sana anlatamadım."

Islanan yanaklarımı sertçe silerken Zeren'in şok olmuş yüzünü gördüm. Bembeyaz kesilmişti.

Çaresizce adımı fısıldayınca hıçkırdım. Ellerimle yüzümü kapattığımda koşarak yanıma oturmuştu.

-"Kütüphanede kaldığın gece buraya geldi." Sesim titriyor ağlamaktan konuşamıyordum.

-"Bende biraz içmiştim. O da içmişti. Sana ulaşamamış buraya gelmiş. Nasıl oldu bilmiyorum bir şekilde gelişti. Karşı koymadım aksine ona bıraktım her şeyimi."

Zor da olsa konuşuyor içimi dökerek ferahlıyordum. Zeren'in bana dolanmış kolları kaskatı kesilmişti.

Sustum. Dakikalar geçti boğazıma yumru yerleşti ağzımı açamadım. Tek yaptığım hıçkıra hıçkıra ağlamak oldu.

-"Zeren...ona o kadar aşığım ki. Başka hiçbir şey düşünemiyorum. Yemin ederim ilim kemiğim kurudu ona hasret yaşamaktan." Sanki etim kanıyordu.

Söylerken bile damarlarım çatlıyor gibi acı hissediyordum. Öyle dayanılmaz bir özlemdi ki bu.

Saçlarımı okşadı. Biraz da olsa sakinleşip doğruldum ve geriye yaslandım.

-"Sana dokundu mu?"

Bükülen dudağımı ısırıp başımı salladım. Yanağımdan bir damla düşerken Zeren de yanımda usul usul ağlıyordu.

-"Abim geçen yaz dini nikahla halamın kızıyla evlendi Helen. Sen töre aşiret hoşlanmıyorsun diye anlatmadım. Saçma geliyor diyordun-"

Nefessiz kalışımla ona olan gözlerimi gördüğü an sustu.

Kulaklarımın uğultusundan ne dediğini duymuyordum.

Evlendi mi?

Sahi miydi tüm bu olanlar?

•

Bayılmış mıydım yoksa uyumuş muydum bilmiyorum fakat gözlerimi koltukta açmıştım. Bütün gece ağladığımı hatırlıyordum.

Zeren de hep baş ucumdaydı. Acıma,yasıma sessizce destek olmuştu.

-"İyi misin?"

Nasıl görünüyordum emin değilim. Ancak bakışlarından iyi olmadığım kesindi.

Koltuğun ortasında dizlerime çenemi dayamış boş boş oturuyordum.

-"Bilmem."diye mırıldandım.

Yavaşça yanıma çöktü.

-"Akşama annem geliyormuş. Helen anneme söylemeliyiz."

Anında dikleştim.

-"Delirme. Asla!"

Annesine oldukça sevgi besliyordum. Tıpkı Zeren'i önemsediği kadar beni de önemsiyordu ve bu benim için çok önemliydi.

Annesinin karşısında düşmek isteyeceğim en son durum bu rezillik olurdu.

-"Ama.."

-"Hayır dedim Zeren bitti. Unut. Ben unuttum."derken dilim yüreğime batıyordu.

Onu orada bırakıp kendimi banyoya attım. Zeren benim için çok ama çok farklıydı. Yine de ona kırılmadım desem yalan olurdu. On yıllık bir dostluğa bu şekilde abisinin laflarıyla yaklaşmamalıydı.

Aklıma gelen gerçeklerle gözlerim doldu. Hislerimi saklamayı bilen bir insan olarak artık Karahan'a karşı kendimi durduramıyordum.

Bu işin sonu hiç iyi olmayacak diye içimden geçirirken duştan çıktım. Banyonun karşısında bulunan odama geçip havluyu yere bıraktım. Yatağıma baktıkça gelen ağlama isteğimle zar zor baş edip burnumu çekerek dolabımı açtım.

Hafta sonları muhakkak bir planımız olurdu ve dışarı çıkardık. Ancak o hafta bu hafta değildi.

Odamdaki boy aynasının karşısında çıplak bedenimi incelerken saçımı tarıyordum.

Kendini beğenen birisi olmadım. Fakat güzel olduğumu inkar etmiyordum. Yalnızca boyum uzun değildi ve iş hayatıma topuklu giymek gibi bir takıntıya sahip olmuştum.

Belimi kavrayıp çenemden başlayan öpücükler sanki şimdi yaşanıyormuş gibi gözümde canlanınca elektrik çarpmış gibi irkildim.

Aynaya sırtımı dönüp yatağa bıraktığım iç çamaşırlarımı giyindim. Altıma siyah bir tayt,südyenimin üstüne bordo kalçama kadar uzanan sweati geçirdim.

Saç şekillendiricim ile hem kurutup hem fön çektiğim gür saçlarımı kulağımın gerisine sıkıştırdıktan sonra odadan çıktım.

Midem kazınıyordu. Şekerimin düştüğünü ve ellerimin titrediğini hissettiğim an mutfağa yöneldim. Delirmiş bir sakinlikteydim.

Yıllarınızı vermiş olduğunuz sevdanızın sonu gelmiş gibi düşünün. Ağzımı açasım bile yoktu. Hayal kırıklıklarım bütün tenime batmıştı.

-"Helen. Kahvaltı hazırlayayım mı?"

Buzdolabından aldığım sütü tezgaha bıraktım.

-"Canım istemiyor."dedim ona sırtımı dönerek.

Kaseye kahvaltılık gevrek ve sütü doldurup çekmeceden kaşık aldım.

-"Özür dilerim."

Sesinin titrek ve boğukluğu gözlerimi doldursa da ona dönmedim.

-"Yemin ederim sana olan tavrım abimin dediklerinden dolayı değildi. Ben düşünemedim. Kravat görünce abime ait olacağını nasıl bilebilirim ki? Sırf bunu benden gizledin diye kırılmıştım. Ne olur yüzüme bak."

Yanımdaki sandalyeye oturup omuzlarımı tutarak ona bakmam için zorladı.

-"Tamam Zeren. Sorun yok."

Zeren'in hiçbir kötülük barındırmadığı kalbini yakında tanıyordum. O benim ailemdi ve ona asla sırt çeviremezdim. Ondan başka kimsem yoktu.

-"Gözlerin bana kırgın bakıyor ama."diye mırıldandı hala koluma sarılmış ellerini çekmeden.

Omuz silktim.

-"Kırgın hissediyorum ama sana değil."dedim durgun sesimle.

Ağzıma attığım bir kaşık gevrek taşa dönüşmüştü. Bir türlü yutamıyordum boğazımdan geçmiyordu.

-"Helen. Bunca zaman abimin adını bir kere bile ağzına almadın. Ben...bunu hiç aklıma getirmedim. Keşke söyleseydin. Belki...belki daha farklı olurdu."

Güler gibi oldum.

-"Ne olacaktı abinle aramızı mı yapacaktın?"

Başını salladı.

-"Hayır ama ne bileyim. Çok üzgünüm. Abimlerle ilgili aşiretle ilgili konuşmayı sevmiyorum. Sende sevmiyorsun. Bu yüzden olan biteni sana anlatma ihtiyacı duymuyordum. Ama geçen yaz-"

Elimi kaldırdım.

-"Anlatma lütfen kaldıramıyorum."

Göğsümdeki sıkışmaya yüzümü buruşturup elimi kalbimin üstünde gezdirdim.

-"Abim demek ki bu yüzden senden uzaklaştırmaya çalıştı. Gerçeği öğrenmemden korktu. Ama ya babamı ikna ederse?"

Çatık kaşlarım başımı ağrıtırken yemeye son verdim.

Zeren için okumak aile servetinden daha değerliydi. Ve bunu elinden alırlarsa hiç iyi olmazdı.

-"Ben biraz babamların yanına gideceğim. Sonra düşünürüz."dediğim gibi oturduğu yerde dikleşti.

-"Hayır! Gitme ne olur. Sevmiyorsun ki orayı. Ayrılamayız Helen halledeceğim. Gerekirse babamla ben konuşurum. Ya da annem bilirse abimin hakkından gelir."

İkna çabaları yetersizdi. Zeren'den bile uzaklaşma isteği içime yer etmişti.

-"İstediğinle konuş. Biraz kafamı dinlemem gerekiyor."dedikten sonra gevrek dolu kaseyi alarak salona geçtim ve televizyonu açtım.

Aynı zamanda telefonumdan baktığım ilk uçak biletini almıştım. Birebir görüştüğüm patronuma kısa bir mesaj geçerek babamla görüşme yapmak istediğimi söylemiştim. Zaten pek umursamıyordu.

Karnımı kısmen doyurup aklımı meşgul etmek için banyoya girdim. Evimize temizliğe gelen bir kadın olsa da etrafı toplayacaktım. Annesine mahcup olmak istemezdim.

Zeren de o esnada mutfağı topluyordu.

Evi toparlamayı sessizce bitirmiştik. Her yer derli topluydu. Ruhum ise cam gibi dağınık keskindi. İçimden konuşmak dahi gelmiyordu.

Kalbimi patlatan sevdaya sahip adam karısını benimle aldatmıştı.

Kendimi hayallerle kandırdığımı acı da olsa fark etmiştim. Pişman mıydım asla ancak tam anlamıyla bir yıkıntıya dönüşmüştüm.

•

Merhaba herkese ❤️

İnstagramdan uzun uzun konuştuk anlaştık.

Yeni bir başlangıç hakkında yorumlarınızı bekliyor olacağımm

Nasıl bir hikaye olacak yaşayıp göreceğiz.

Daima bana olan desteğiniz için hepinize tek tek teşekkür ediyorum❤️❤️

-

Bölüm sonu

2 yorum

  • Ohaaaa diyorum çok iyi bir giriş oldu bu. Ay nasıl devam edecek çok merak ediyorum. Vallahi yazarcığım yapıyorsun bu işi sen😘