2016
Myra Wilson
O gün ders bittikten sonra Myra ve Kate ormana gittiler, ama yol gerçekten de ürkütücüydü.
Myra: Kate, yol yakınken geri dönelim. Burası gerçekten çok korkunç.
Kate: Hayır Myra, o kadar geldik.
Myra ve Kate çoktan ormana girmişlerdi. Myra kendini çok kötü hissediyor, tüyleri ürperiyordu. Etrafına baktığında birini gördü.
Myra: Orada birisi var Kate!
Myra bunu söyleyip o tarafa doğru koşmaya başladı, Kate'in elini bırakmıştı. Ancak oraya yaklaştığında kimsenin olmadığını gördü. Arkasını döndüğündeyse ne bir ses vardı ne de Kate...
Myra: Kate! Kate! Neredesin?
Myra çaresizce etrafına bakmaya başladı ama gözleri giderek bulanıklaşıyordu.
Myra: (ağlayarak) Kate neredesin, Kate?!
Tam o sırada, zihninin içinden sıyrılan o tanıdık gölge yeniden belirginleşti. Myra gözlerini her kırptığında Sara’yı görüyordu. Sara’nın bedeni bembeyazdı, ruh gibi süzülüyordu. Fakat Myra, Sara’nın yüzünde daha önce hiç görmediği derin tırnak izleri fark etti; sanki birisi bilinçli bir nefretle onun yüzünü parçalamıştı.
Myra: Sara... Yüzüne ne oldu? Neden gittin, neredesin? Bana bir işaret ver!
Sara, Myra’nın yüzüne doğru yaklaştı. Soluğu buz gibiydi. Fısıltıyla sadece üç kelime döküldü dudaklarından:
Sara: Hiç kimseye güvenme...
Myra, Sara’nın gözlerinin içine bakarak haykırdı:
Myra: Sara ne oldu? Kime güvenmemem gerek, bir şey söyle Sara!
Kate: Myra, uyansana!
Myra bir anda gözlerini açtı. Nefes nefese kalmıştı.
Myra: Ne oldu bana... Bu kim?
Myra’nın hemen yanında 1.83 boylarında, ak tenli ve keskin bakışlı bir erkek dikiliyordu. Görünüşe göre Myra, Kate’i ararken korkudan ve sisten etkilenip bayılmış, Sara’yı da uykusunda görmüştü.
Kate: Myra, neden bayıldın? Bir şey mi oldu, yoksa yine mi o geldi?
Myra: Evet... Yine o geldi.
Myra, derin bir nefes alıp Kate’in yüzüne dikkatle baktı. Fakat tam o sırada gözü Kate'in kolundaki taze çiziklere kaydı. İzler, rüyasındaki tırnak izlerini ürpertici bir şekilde andırıyordu.
Myra: Koluna ne oldu Kate?
Kate: Seni ararken ayağım takılıp düştüm. Ama Alex neyse ki oradaydı, beni ve seni o kurtardı.
Myra gözlerini Kate’ten ayırıp hemen yanlarında duran Alex’e çevirdi. Çocuk sessizce onları izliyordu. Myra ona dikkatlice baktı; çocuk yardımsever görünüyordu ve şimdilik hakkında hiçbir şüphe duymamıştı. Ama rüyasında Sara’nın söylediği son sözler zihninde yankılanmaya devam ediyordu: Hiç kimseye güvenme.
Myra'nın İçinde kabaran huzursuzluk, ormanın nemli sisinden daha boğucuydu. Sara’nın ruh gibi süzülen suratı, buz gibi fısıltısı hâlâ gözünün önünden gitmiyordu
Alex. Yerinden dikildi Sesi, ortamın ürkütücülüğüne tezat bir sükûnet taşıyordu.
"Işıkları takip etmeliyiz," dedi Alex, eliyle ağaçların ardında belirsizce parıldayan fener izlerini göstererek. "Hava karardığında bu orman göründüğünden çok daha tehlikeli hâle gelir. Burası bildiğiniz yerlerden değil."
Kate, çalıların arasından sırt çantasını alıp üzerindeki çamurları silkeledi. "Myra, iyi olduğuna eminsin değil mi? Yürüyebilecek misin?"
Myra doğrulmaya çalışırken Kate'in uzattığı eli tuttu. Ancak gözleri istemsizce yeniden Kate'in kolundaki taze, kırmızı çiziklere takıldı. Ayağı takılan birinin kolunda nasıl böyle paralel, derin ve yırtıcı tırnak izleri oluşabilirdi? Bir şeyler kesinlikle oturmuyordu. Kate doğruyu söylemiyor olabilirdi ya da ormanda bir şey ikisinin de fark etmediği bir oyunu başlatmıştı.
"İyiyim," dedi Myra, sesindeki titremeyi gizlemeye çalışarak. "Yürüyebilirim."
Alex önden yürümeye başladı, uzun boyu ve cüssesi ağaçların gölgesinde bir muhafız gibi duruyordu. Ancak Myra için her adım bir bilmeceydi. Kate hemen yanındaydı, bir anlık dalgınlıkla kaybolan arkadaşı şimdi tam karşısındaydı ama içindeki o amansız şüphe tohumu çoktan kök salmıştı.
Derin bir sessizlik içinde patikayı takip ederken gökyüzü tamamen karardı. Ağaç dallarının arasından fısıldayan rüzgar, sanki Sara'nın buz gibi soluğunu yeniden Myra'nın ensesine taşıyordu. Myra bir anlığına başını arkaya çevirdi. Ağaçların karanlık gövdeleri arasında iki kırmızı gözün kendilerini izlediğini görür gibi oldu.
Avucunu sıkıca sıktı ve tırnaklarını etine batırdı. Gerçek ile rüya, dost ile düşman arasındaki çizgi silinmişti. Alex kimdi, Kate ne saklıyordu ve Sara'nın kehaneti kimi işaret ediyordu? Myra, bu soruların cevabını bulmadan önce ormandan canlı çıkması gerektiğini çok iyi biliyordu.
