OKULDAKİ SIR
Okulun kapısına koştu ve kilidin hala aynı şekilde kapalı bulunduğunu gördü. Anahtarları ile açıp etrafı kolaçan ederek içeri girdi. Kalbi geceki benzer biçimde delice atıyordu. Sınıfa girdi ve olağanüstü hiçbir şey göremedi. Sanki gördükleri bir hayal, hatta kabustu. Galiba beynimin oynadığı bir oyun bu dedi. Korkulu bir rüya gördüm ve buraya kadar sürüklendim. Fakat asla uyurgezerlik şeklinde bir hastalığı yoktu.
Fakat gece gördükleri inanılmaz görüntüden şu an için yapıt yoktu. O vakit bu nasıl olabilirdi? Öğretmen koltuğuna çöktü ve düşünmeye başladı. Sadece bir anlam veremiyordu. Yeniden kalktı ve lojmanına doğru yürümeye başladı. Sıkı bir kahvaltı edecek ve gördüklerini yada gördüğünü sandıklarını tok karınla düşünecekti.
Çayı ocağa koydu, birkaç dilim peynir çıkardı ve muhtarın verdiği köy ekmeğini ısıtmak için sobaya koydu. Soba sönmek üzereydi. Yeniden tutuşturmak gerekiyordu. Birkaç parça dal parçası getirdi ve yakmak için kağıt aradı. Elindeki kitabından başka kağıt yoktu. Kömürlüğe gidip baksa iyi olurdu. Kömürlüğü açtı ve gözünün karanlığa alışmasını bekledi. Bir süre sonra içeride çuvallar içinde duran dosyaları ve yakılması için bırakılmış tomarlarca kağıt buldu. Daha sonrada lazım olacağı için çuvalın birisini sırtladığı benzer biçimde lojmana geri döndü. Çayı demleyip tekrara altına su çekti. Ekmeğini ısıtmak için sobaya çuvaldaki kağıtları yırtıp atıyor, üstüne çalı çırpı koyuyordu. Soba gürüldeyerek yandığında hem içi ısındı, hem de morali yerine geldi.
Yatağına sırt üstü uzanıp bir süre bekledi. Uyumak üzereydi ki, okul saatinin yaklaşmakta olduğunu anlamış oldu. Öğrenciler biraz sonra gelmeye başlarlardı. Yatağa oturup çuvaldaki evrakları, dosyaları çıkarmaya, ne olduklarını anlamaya çalıştı. Muhtemelen kendisinden önceki öğretmenlerin artık geçerliliğini yitiren evraklarıydı bunlar.
Ders notlarını, eski kayıtları toplamıştı meslektaşları. Çuvalın altına doğru kırmızı yırtık bir dosyaya uzandı. Üstünde hiçbir şey yazmıyordu. Dosyayı açtı ve içindekilere göz gezdirmeye başladı. Okulun ilk açıldığı yıllara ilişkin köyün ve okulun fotoğrafları, detayları vardı. Resimler nefes ve eski, yazılar yer yer silinmişti. Son sayfaya ulaştığında aniden şok oldu. Bir resimdeki şahıs akşam gördüğünü sandığı varlığa nasılda benziyordu. Hatta dikkatli baktığında o olduğuna kesin emin oldu. O simsiyah gözleri unutması mümkün değildi.
O arada kapı çalındı. İrkilerek doğruldu ve kapıyı açtı. Muhtar elinde sıcak ekmekle kapıda duruyordu. Muhtarı içeri buyur etti ve yatağa oturttu. Dosya hala elindeydi. Derhal resmi göstererek muhtara "bu kim" diye sordu. Muhtar; "O köyümüzün bir garibanıymış. Askerde Kore savaşına gitmiş ve tekrar Kore den geri dönmemiş. Ondan hiçbir haberde alınamamış. Sonradan Kore cenginde şehit bulunduğunu ve oraya defnedildiğini öğrendik" dedi.
"H/A(yazar): Maalesef bunu başı ve ortasını kaydettiğim yerde bulamadım T-T buyüzden böyle yarım yamalak oldu kusura bakmayın Ghostlar"