İçeriğe geç

KARA MÜHÜR

Bölüm 2 · 2 dk okuma

KARA MÜHÜR

Bölüm 2

KARA MÜHÜR 1.BÖLÜM

Veysel, gözlerini kapattığında derin uykusunun içinde kaybolmuştu ama içindeki huzursuzluk bir türlü dinmiyordu.

Derya, onunla aynı evin içinde, ama belki de kalbinde bir okyanus kadar uzak bir yerdeydi. Yavaşça gözlerini açtı ve karanlık odada, yastığın kenarında Derya'yı gördü.

Gözleri, uykuya dalmış olan genç kızın yüzünde, masumiyetin ve acının karışımını arıyordu. Derya, 19 yaşında, hayatı boyunca hayal ettiği şeylerin tam tersini yaşayan bir genç kızdı.

Babası tarafından parayla satılmış, ondan sonra da Veysel’in gölgesinde hapsolmuştu. Veysel, 28 yaşında, içindeki karanlıkla yüzleşmekte zorlanan bir adamdı.

Derya’yı evine getirdiğinde, ona bir aile ortamı sunmayı düşünmüştü ama, o anki öfkesiyle Derya’ya olan sevgisinin arasındaki ince çizgiyi aşmıştı.

“O kadar kötü müydüm?”

diye düşündü Veysel, içindeki pişmanlık duygusu bir ateş gibi yakarken. Derya’nın yemeği yakması, onun için bir bahane olmuştu.

Ama bunu şiddetle yanıtlayarak, sadece kendi karanlığını daha da derinleştirdiğinin farkında değildi. Derya, Veysel’in çıkardığı seslerle uyandı. Zihninde yaşadığı travma, içindeki kalp kırıklığını daha da derinleştirmişti.

“Beni bırak,”

dedi Derya, gözlerini kapatarak."Yalnız kalmak istiyorum" Veysel, onun bu sözlerine bir şey diyemedi.

Bir anlık öfke, şimdi yerini ağır bir pişmanlığa bırakıyordu. Geceyi geçirdikten sonra, Veysel, Derya’nın yanına gitmekte tereddüt etti. İçinde bir şeyler onu çağırıyordu, ama her adımında düşündüğü tek şey, Derya’ya olan zararının büyüklüğüydü. “kendimi affettirmem lazım,” diye düşündü, ama nasıl?

Ertesi gün, Veysel, Derya’ya sabah kahvaltısı hazırladı. Yumurtayı dikkatlice pişirirken, yaşadığı pişmanlık onu daha da derin düşüncelere sürüklüyordu. “Eğer Derya bana biraz bile yüz verirse, her şeyi düzeltebilirim,” diye düşündü.

Derya, mutfakta Veysel’in hazırladığı kahvaltıya bakarken, içinde bir umut ışığı belirdi. Ama Veysel’in gözlerinde gördüğü karanlık, onun içindeki korkunun bir yansımasıydı.

“Beni sevmiyorsun,"

dedi Derya, gözleri dolarak. “Sadece kendine acıyorsun.” Bu sözler, Veysel’in kalbinde bir ok gibi saplandı. O an, Derya’nın ne kadar haklı olduğunu anladı. Onun sevgisi, acıdan başka bir şey değildi. Derya’yı affettirmek için ne yapması gerektiğini bilmediği gibi, kendisini de affettirebilmek için mücadele etmeye karar verdi.

Ve böylece, ikisi de birbirlerinin kalplerinde yer alan yaraları iyileştirmek için bir yolculuğa çıkmaya karar verdiler. Ama bu yolculuk, ikisinin de beklemediği sürprizlerle doluydu.

Acı ve sevgi, birbirine karışarak, onları daha derin bir bağa sürükleyecekti. Veysel, Derya’ya olan hislerini düzeltmek için her şeyin üstesinden gelmeye hazırdı. Ama sevgi, sadece bir kelime değil, eylemlerle kanıtlanması gereken bir duygu olduğunun farkındaydı. Derya ise, Veysel’in özrünü kabul edecek miydi? Bu sorunun cevabı, her ikisinin hayatında yeni bir sayfa açacaktı.

Bölüm sonu

1 yorum