"Bilgileri üfle Maren."Dedi Bay yaşlı Kemal
"Cüneyt oktay. Ailesiyle yaşıyor. Oğluna çok düşkün. Zenginde. Bu zenginlik kız çocuğu ve kadın pazarlamdan geliyor."Dedim öfkeyle.
Kemal öfkemi seviyordu. Bana hep öfkemin bana yaptıramayacağı olmadığı söylerdi.
"Yarın gece yola çalacaklar. Size yeri atacağım."Dedi ve Koca Dijital ekrandan kayboldu. Kendimi sandalyeye bıraktım. Kollarımı kafamın altında birleştirdim. "Lynx bu gece burada kalma. Doğru düzgün uyumuyorsun evine git. Ben kalırım."Dedi Lely. Beren. Ona beren demeyi özlemiştim.
"Ben gidiyorum."Dedim yerimden kalkarak.
"Yine oraya mı gideceksin?."Dedi Lely. Başımı salladım. "Orası sana iyi gelmiyor Maren. Gitme artık."Dedi ruhsuz bir sesle. Ama benim için endişelendiğine emindim.
"Oraya gitmekten vazgeçtiğim gün tamamen Aseli kaybettiğim gündür."Dedim ofisten çıkarken. Arabayı yağan yağmurda sürdüm.
Tenha bir yerde durdum. Arabadan indim. Kara bulutlar sanki üstüme çöktü. Yerde bir parça toprağa baktım. Ve üstüne dikilen tahtaya. "Beste Aydoğan."Yazıyordu. Hüzünle gülümsedim. Yere çöktüm. Toprağı elime aldım. Tahtanın üstünde parantez içinde 'Senin bedenini bulamdım Ama bulana kadar öldüğün yerde olacak toprağın.'yazmıştı küçük bir kız. Gözyaşım akıp toprağı ısalattı.
Evet, şimdi tekrar tanışalım. Ben Asel kaya. Hem avukat hem de katil olmayı başaran biriyim. İnsalar beni yüzümde ki neşemden tanırlar. Yani maskemi tanırlar.
Kız kardeşim Beste. küçükken burayı çok severdi. Hep buraya gelip erik toplardık.
Babamın evde olmadığı zamanlar.
Annemin ilaç alıp uyuduğu zamanlar.
Ben, çok sevdiğimden kaybettim besteyi.
Ben, Kemlin güç dediği öfkemden kaybettim.
Kemal bana eğer onunla çalışırsam kardeşimin bedenini bulacağını söylemişti. Ben 12 yaşımdayken. Şimdi ise 24'tüm. Buldu mu hayır. Ben ona inandım.
"Söz veriyorum kardeşim. Son nefesime kadar senin için yaşayacağım."Dedim. Yerimden kalktım. Bir kez daha toprağa bakıp sonrada hızlıca uzaklaştım. Ailemin evine geldim.
Anahtarla içeri girdim. "Asel sen misin kızım?."Dedi asude. Salona geçtim. "Evet ben geldim."Dedim adan sarılırken. Babam saçlarımı öptü. "Bugün davan yok muydu?."Dedi annem. Koltuğa oturdum.
Adnan ve asude beni yıllar önce evlatlık alan bir çiftti. Onlara hala anen-baba
Ödiyemiyordum ama onlar buna rağmen hep yanımdaydılar.
"2 saat sonra."Dedim tabakta ki çerezlerden ağzıma atarken. Asude güzel bir film açtı. Beraber izledik. Ben odaya geçip hazırlandım.
Hazırlanırken boy aynasından kendime baktım. Tam kalbimin üstünde ki ejderha dövmesine. Parmaklarımı üstünden gezdirdim. İçimde ki öfke bir ejderhanın ateşi kadar güçlüydü. Diğerlerinin de bazı yerlerinde kendi sembolleri vardı. Evet bu bir semboldü. Kahve tonlarda bir takım giydim. Saçlarımı şık bir atkuyruğu yaptım. Ve evden çıktım.
Kısa sürede büroya vardım. Çalışanlardan biri beni görünce koşarcasına yanıma geldi.
"Sakin ol gonca."Dedim gülerek. "Asel hanım Deva bey geldi. Odanızda."Dedi. Başımı salladım. Odama girdim. Adamın arkası bana dönüktü. Koltuğuma oturdum. Göz göze geldik. Uzunca izledi beni. Boğazımı temizledim. "Daha önce sizinle telefonla görüştük. Fakat ben sizden olayı tekrar dinlemek isterim."Dedim. Kahve tonda saçları özenle toparlanmıştı. Hafif sakalları vardı. Toprak rengine dönük kahve gözleri beni inceldi. "Anlatacak bir şey yok. Eğer kardeşim işin içine girecekse hiç girmeyelim bu işe."Dedi soğuk bir sesle. "Bakın ben sizi kurtarmak için çalışıyorum."Dedim. Bana cevap vermedi.
"Bana olayı anlatın."Dedim. Yüzünü çevirdi.
Garip bir adamdı. Burnunu çekti. "Bak şimdi avukat. Kardeşim birini öldürecekti. Ben önceden vardım yanına. O sırada boğuşmuşlar silah patlamış. Kardeşimin söylediğine göre silah kardeşimdeymiş ama adam özelliklede parmağına baskı yapıp kendini vurdurtmuş."Dedi. "Kardeşiniz neden adamı öldürecekti?."
Dedim bilgisayara not alarak. "Çok derine inme avukat."Dedi. Yüzümü ona çevirdim.
"Doğru düzgün bilgi vermezseniz ne siz kurtulabilirsiniz ne de kardeşiniz."Dedim.
"Adam kardeşimin kız arkadaşına sarkmış."Dedi muhtemelen aklına ilk gelen yalanla.
"Yalan söylüyorsunuz."Dedim. Başını salladı.
"Yalan söylüyorum."Dedi. Güldüm sinirle.
"Peki. Tetiği adamın çektiğine dair deliliniz var mı?."Dedim. Eliyle sakalını karıştırdı.
"Onunda sen bulunacaksın Avukat."Dedi.
"Kardeşinizle de görüşmem gerek."Dedim.
"Görüşürsün."Dedi umursamaz şekilde.
"Mahkemeye bir ay var. Bir an önce delil, şahit her neyse toparlayıp mahkemeye sunmalıyız."
Ayağa kalktı. Kapıdan çımadan önce bana baktı. Başını Selam verircesine sağa yatırdı.
"Eyvallah."Dedi. Güldüm. Ona baktım.
"Eyvallah."Dediğimde şaşırdı Ama kapıdan çıktı. Bir süre daha büroda işlerimi halledip çıktım. Arabaya bindiğimde Açelyanın aradığını gördüm. Geri aradım.
"Nasılsın?."Dedi. "İyilik Açelya senden."Dedim arabayı sürerken. "Aynı. Ne diyeceğim akşam bize gelsene."Dedi. Güldüm. "Yine senin ufaklık huysuzluk mu yaptı?. Dedim. "Bir seninle sakin kalıyor. Gelir misin?."Dedi.
"Gelirim tabi. Emine ablayıda bayadır görmüyorum."Dedim ve telefonu kapattım.
Kendi evime geçtim. Gayet lüks bir evdi. Ama ev sıcaklığı yoktu. Neredeyse her yer siyah-gri olan salonuma girdim. Koltuğa uzandım.
Bir süre öylece tavanı izledim. Bir kaç dakika içinde uykuya daldım. Uyandım. Duşa girdim.
Kısa bir duştan sonra bornozumla yatağımda oturdum. Telefonumla uğraştım. Bir saat sonra yerimden kalktım. Saçlarımı kuruladım.
Üstümü değiltirdim ve ofise geçtim. Beren burada yoktu. Koltuğa kendimi attım. Açelya buradaydı. "Nasıldı müvekkilin?."Dedi.
"Hangi konuda?"Dedim elmamı dişlerken.
"Yakışıklı mı?."Dedi. Dudağımı büzdüm.
"Soğuk bir tip."Dedim. Ama yakışıklı olduğunu da inkar edemezdim. Açelyanın bacağını dürttüm. "Yok mu sende bir şeyler?."Dedim. Omzunu silkti. "Yok ya."Dedi kahvesini içerken. O sırada ekrana bay Kemal belirdi. Kemal bizim üstümüzdü. Ama hiç birimiz ona patron gibi şeyler söylemezdik. Oda istemezdi zaten. "Çalışmalar nasıl gidiyor Lynx?."Dedi.
"Yarın saat gece 3 civarı yola iki kamyon çıkacak. Biri kadınlarla diğeri kız çocuklarıyla dolu."Dedi önünde ki plan notlarına bakarak. Yerimden kalkıp notlara göz attım. "Öldüreceğiz."Dedim sinirle.
"Senin o adamaları öldürmeni izlemeyi çok isterdim Ama Bu sefer Lely öldürecek. Siz onun yanında olacaksın. Sadece ölüme karışmayın."Dedi. Ve ekran kapandı.
"Akşama kadar biz burada kaldık. Akşam Beren bizim eve gitmemizi onun kalacağını söyledi. "Sen neden gitmiyorsun?."Dedim berene. Elinden hiç çıkarmadığı siyah eldiveniyle saçını düzeltti. "Ben dinlendim. Siz çıkın. Ve dikkat edin takip edilmediğinizden emin olun."Dedi. Başımı salladım.
"Emine ablam. Nasılsın?."Dedim. Yatakta uzanan Emine ablaya doğru. "Hoşgeldin kızım. İyiyim iyiyim hamdolsun."Dedi. Şekeri ve tansiyonu vardı. Sürekli rahatsızlanıyordu.
Beraber yemek yapıp yedik. Açelyanın kız kardeşi elifle oynadım. Saçlarını ördüm. Oda benimkileri ördü—galiba ördü.
Geceyi ordada geçirdim. Asude bilmem kaç kere aradı. Ailelerimizin bile
Katil olduğumuzdan haberi yoktu. Olmamalıydı. Bunu bilmeleri onları tehlikeye atardı.
Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra büroya geçtim. Odama girdim. Yarım saat sonra Deva atalayın ve kardeşinin geldiği haberini aldım.
Kapı tıklandı ve içeri ilk Deva girdi. Ardından kardeşi girdi. Ayağa kalktım. Kardeşi abisinden daha nazikti. Elimi uzattım.
"Merhaba ben Asel kaya."Dedim güler yüzle.
Elini uzattı. "Bulut."Dedi güler yüzle. Bu adam katili olmaya çalışmış olmazdı. Çok masum duruyordu. Yerimde oturdum. Deva ve Bulutta oturdular. "Hoşgeldiniz bulut bey. Şimdi sizden yaşanan olayı anı anına anlatanınızı isteyeceğim. Ve eğer gerçekten, bilerek yaptıysanız bana söyleyin ki ona göre bir savunma hazırlayayım."Dedim. Bulut gerildi.
"Ben gerçekten yapmadım. Evet oraya o adamı öldüremeye gittim. Ama yapamadım. Tam silahı atacağım sırada silahı tuttu. Kendine çevirdi. Sanırım kız arkadaşım onun bir bahanesiydi. Asıl amacı o silahı benim çekmemdi. Kendini vurmadan önce 'Kemal abinin selamı var' dedi"Dedi. Gerginlikle gözlerimi kaçırdım. Bahsettiği Kemal bizim yaşlı bunak olmazdı değil mi. Hem tek Kemal o muydu. "Kemal dediniz. Tanıdığınız biri mi?."Dediğimde Bulut Devaya vaktı. Devanın gözleri bendeydi. "Eski bir tanıdık."Dedi Deva.
"Başka şahitiniz var mı?."Dedim.
"Hayır."Dedi Bulut. "Bulut yerine ben varmışım gibi anlatacaksın."Dedi Deva birden.
"Ne?."Dedim şaşkınlıkla beraber. Deva sabırsızca nefesini verdi. "Bulutu işin içine katmayacaksın."Dedi heceleyerek.
"Abi olmaz."Dedi bulut. "Olur." Dedi deva sert sesiyle.
"Bakın bu davayı kötü etkiler."Dedim.
"Ne dediysem onu yap avukat."Dedi saygısız bir üslupla. Derin bir nefes verdim.
"Peki."Dedim bilgisayara not alarak.
"Her hangi bir kamera kaydı bulabilir misiniz?."Dedim. Deva düşündü.
"Vardır. Ama bulutun yüzü görünür."Dedi.
Çok zorlayacak bir davayı almışım.
Şakaklarımı ovaladım."Tamam şöyle yapalım.
İki gün içinde sizinle itibara geçeceğim"Dedim.
Deva bir kaç saniye yüzümü izledi. Daha sonra kalktı. Ve çıktılar. Ardından babam aradı.
"Efendim?."
"Nasılsın kızım? Ne yapıyorsun?"
"İyiyim Bürodayım bir kaç dava daha var sonra çıkacağım."
"Bak annen diyor ki buraya gelsin." Derin bir nefes verdim. "Biraz yorgunum eve gidip dinleneceğim. Dedim. Hayır katil olarak yapılan pis işleri halleteceğim.
"Peki kızım." Telefonu kapatıp başka bir davayla ilgilendim. Bir saat sonra eve gittim.
Kendimi yatağa bıraktım. Kısa bir duştan sonra seten pijamalarımı giyip Deva Atalay davasıyla uğraştım. Nerden baksan elde kalıyordu. Hem kendi ceza almamlıydı hem de kardeşi. Hastane bilgilerine göre vurulan adam yoğun bakımdaymış. Hala uyanmamış.
Eğer uyanırda beni Bulut vurdu derse bütün dava biterdi. Uyanmazsa da bu sefer Deva adam yaralamadan değil, öldürmekten yargılanacaktı. Yarına adamın doktoruyla görüşme ayarladım. Buradan ofise geçtim.
Beren camın kenarında ki tekli koltukta oturuyordu. Yanında ki koltuğa yerleştim.
Yüzü camdan dışarıyı izliyordu. Bana döndü.
"Yine karanlık tarafına çekilmişsin."Dedim.
"Ben hep karanlığım Maren."Dedi. Güldüm.
Sol kolunda açılta duran dövensini gördüm.
Yin ve yang dövmesiydi. Ama o sadece yin yani sadece karanlık yerini yaptırmıştı.
Siyah eldivenleri yine ellerindeydi. Ne kadar merak etsem de geçmişini kurcalamak istemdim. Biz üç kadın, üç kız çocuğuyken yan yana getirildik. Hepimiz burada olması geçmişimize bağlanıyor. Kim bilir diğerleri neden burada. Ama ben sadece beste için buradayım. Açelya'da içeri girdi. Beren gözlerini Açelyada gezdirdi. "Hasta olacaksın."Dedi giydiğim açık kıyafete bakarak. Anne gibi.
Siyah dar bir tayt giydim. Sıfır kol spor atleti giydim. Bileğimde biten topuklu bot geçirdim. Belime iki farklı tabanca yerleştirdim. Taytımın bacak kısmında iki farklı cep vardı. İçine fırlatma bıçakları yerleştirdim.Yüzümüze kar maskesi taktık. Uzun bir ceket giydik.
Kısa sürede ayır motorlara gideceğimiz yere ulaştık. Biraz geride durduk. Beren Kamyonun lastiklerine ateş etti. Araba zorlandı Ama durdu. Ağaçlara saklanarak yürüdük. Zaten ıssız bir dağ yoluydu. Kamyondan eli silahlı adamlar indi. Etrafa ateş açtılar. Birinin koluna ateş ettim. Açelya diğerini bacağından vurdu. Bilerek sadece yaralamıştık. Beren adamları ayağıyla itekleyip kenara çekti. Kamyonun kapağını açtım. Açtığım anda korkudan titreyen kız çocuğuyla göz göze geldik. Bir sürü kadın ve çocuklar vardı.
"Gelin, inin hadi."Dedim. Bir kaçı indi. Ama tan o sırada kafamda bir silah hissettim.
Kafamı çevirip baktığımda beklemediğim birini gördüm. Yüzü karanlıktaydı Ama belliydi. Deva Atalay Buradaydı.
Ona tamamen döndüm. Maskeyi yüzümden çıkardım. Saçlarım yüzümden çekiliğinde Deva beni gördü. Önce kaşlarını çattı. Daha sonra uzumca gözlerimi izledi.
"Katil bir avukat ha?."