İçeriğe geç

KARA KUZU

Bölüm 3 · 5 dk okuma

KARA KUZU

Bölüm 3

~GEÇMİŞİN İZİ~

Gecenin sisli havası Trabzon Sürmene Yaylası’nı tamamen kaplamıştı. Gece, tek başına, yalnızlığa terk edilmişti. Küçücük bir kız çocuğuydu; yaylada onu aydınlatan tek şey, yüzüne vuran ay ışığıydı. Hava ne kadar da soğuktu… Neden buradaydı? Annesi neredeydi? Tek bildiği şey, annesinin geri geleceğiydi. Çünkü öyle söyleyip gitmişti Buket, kızının yanından ayrılırken. O gece küçük Gece, bir ağacın altında otururken uyuyakaldı. — ANNEEEEE! Gece, ter içinde ve derin nefesler alarak uykusundan sıçrayarak uyandı. Artık küçük Gece değildi. Annesinin onu terk ettiği o yaylada hayatta kalmıştı. Odanın kapısı sertçe açıldı. Odaya sert adımlarla Murat girdi. — Kara kuzu Yanına yaklaştı. Gece başını kaldırıp ona baktı. — Murat abi… — Yine mi kabus, Kara kuzu? Gece başını aşağı yukarı salladı. — Kabuslarının son bulmasını en çok ben istiyorum, “Kara kuzu”. — İstemek zorundasın. Bir kere beni başına bela ettin. Murat gülümsedi ama bu, normal bir gülümseme değildi; acılıydı. -Ehh aldık belayı başımıza çekicez artık -Murat abi...Kuymak varmı? -— Ula bana bak Kara kuzu… Ben ne zaman kuymak yemeden çıktım bu evden? — Trabzon’da kuymak namustur! — Hadi bakalum, nenem bekleyi ha… “Kara kızı da çağirun” dedi. Gece gülümsedi, ayağa kalktı. — O benim nenem. — Bana bak Kara kuzu, neneme göz koyma . Bir adım attı, sonra durdu. Derin bir nefes aldı. Sesi sakin ama kışkırtıcıydı. — Zaten her şeyimi aldın… — Neyini alıcam be senin? Murat sırıtarak bir adım yaklaştı. — Ka… kalbimi diyecekken— Aşağıdan Şeker Nene’nin sesi geldi. — Ulaa! Kuymak buz oldi ha! Bir anlık sessizlik oldu.Murat geri çekildi, boğazını temizledi. — Ee… Gece kaşını kaldırdı, bakışlarını Murat’tan ayırmadan. — Ee… ne? Murat omuz silkti. — Nenem biraz daha gitmezsek şu kapıdan oklavayla giricek Murat tam ağzını açıp devam edecekken kapı sertçe açıldı. Uzun boylu, çatık kaşlı Kuzey içeri daldı. Murat’ın küçük ama fırlama kardeşiydi. — Ulan siz gelene keder kuymak buz oldi! — Nerdesiniz ha? Oklavayı da ben yedum nenemden! Gece Kuzey’e yaklaştı. Boyu ondan kısa olmasına rağmen elini uzatıp tepesini parmaklarıyla sevdi. — Kıyamam sana ben ya… Kuzey hemen geri çekildi, kaşları daha da çatıldı. — Ula çek eluni! — Tepem atiye ha! — İnin aşağıya hadi! Murat sırıttı. — Bak Kara kuzu, bu sinirli hâli neneden. Aşağıdan Şeker Nene’nin sesi bir kez daha yankılandı. — Kuymak öldi haaa! Kuzey kapıya yöneldi. Gece ve Murat, Kuzey’in arkasından gıcırdayan ahşap merdivenlerden aşağı indiler.Alt katta, yayla evinin geniş salonunda uzun bir ahşap masa duruyordu.Kuzey sandalyeye pat diye oturdu.Gece de onun yanına geçti.Murat ayakta kaldı.Masaya baktı.Kuymak… gerçekten donmuştu. — Nene, bu kuymak donmiş ula… Şeker Nene bir anda ayağa kalktı.Elindeki bezi fırlatır gibi masaya bıraktı.Murat’a doğru yaklaştı. — Ulan bok yiyenin oğlu seni! — Seni kızı al diye gönderdum, sen ne iş ettun ha! Murat tek kelime etmeden başıyla Gece’yi işaret etti. — Aha bak şurda oturiyi ha, kara kuzu. Şeker Nene gözlerini kıstı.Önce masaya baktı, sonra Gece’ye. — Ulan dedum herhalde bu kızı yedun, doyduğundan sessizsi Tam o sırada Gece ve Kuzey çaydan birer yudum almıştı İkisi birden çayı püskürttü. — ÖHÖ—! — Ula neneee! Murat’ın kaşları çatıldı.Nenesiyle göz göze geldi. — Nene, ne diyisun sen ha? Şeker Nene kollarını bağladı.Sesi bu kez daha ciddiydi. — Diyirum ki uşağum… — Bu kız büyüdü, güzelleşti. — Ben onu sizden ayırmadum ama… — Siz fazla yakınsunuz. Olmaz bu. Murat dişlerini sıktı. — Eee nene? — Saded ne diyisun? Şeker Nene derin bir nefes aldı. — Kara kuzuyu… — Basmacı Hasan’un oğlu Yekta istiyi. — Ama senden çekiniyler. — Diyiler ki Murat kızın kısmetini kapatuyi. Salonda ağır bir sessizlik çöktü.Murat burnundan derin derin nefes aldı.Gözlerini kapattı.Bir süre öyle kaldı.Sonra yavaşça açtı. — Nene… — Bana geliyler ha… — Basmacılara verecek kız yok bizde. Murat Gece’ye baktı.Bakışı sertti ama içinde bir şeyler kırılıyordu.Hiçbir şey demeden evin dış kapısına yürüdü.Kapıyı açtı.Ve sertçe arkasından kapattı. Murat evden çıktı.Jeep’in kapısını sertçe açtı.Bindi.Kapıyı hışımla kapattı. — Ulan Yekta… — Ulan Yekta, öldün sen! Arabayı çalıştırdı.Gaza yüklendi.Yayla yolundan limana doğru sürdü.Limana öyle hızlı girdi ki, lastikler taş zeminde cayırtıyla ses çıkardı.Arabayı kenara savurur gibi bıraktı.Ani bir hareketle indi.Doğruca Yekta’nın balıkçı teknesine yöneldi.Tekneye çıktı.O sırada Yekta, kaptan köşkünden çıkmıştı.Tayfaya bir şeyler anlatıyordu.Murat’ı görünce durdu. — Murat kaptan… Yekta merdivenlerden indi.Murat’ın yanına geldi. — Hayırdur… — Bi sorun mu var? Murat cevap vermedi.Bir anda Yekta’yı ensesinden yakaladı.Sıkıca kavradı. — Sorun mi diyisun ha?! Yekta ne olduğunu anlayamadan Murat onu teknenin kenarına doğru sürükledi. — Ula Murat, noluyi? — Ne ettuk biz sana ha?! Murat Yekta’yı teknenin dışına itti.Kendi teknesine doğru sürüklemeye başladı.Yekta ayaklarıyla yere tutunmaya çalıştı. — Murat dur! — Bi dinle beni ula! Murat’ın yüzü taş gibiydi.Gözleri kararmıştı.Yekta hâlâ sorular soruyordu. — Ula ne oldu? — Kim dedi sana ne dedi ha?! Murat tek kelime etmedi.Sadece ensesindeki eli biraz daha sıkılaştı.Murat Yekta’yı kendi teknesine bindirdi.Yekta daha ne olduğunu anlayamadan Murat güverteye çıktı.Murat başını kaldırdı.Sesi limanın üstünde yankılandı. — ALİ! — DURSUN! — YAKUP! — GELİN ULA! Tayfa bir an bile tereddüt etmedi.Hepsi oldukları yerden Murat’a baktı.Ardından hızla güverteye toplandılar.Murat eliyle denizi işaret etti. — Balık atacaz denize. — Çalıştirun motorlari! Tayfa hiçbir şey sormadı.Bakışlarından her şeyi anladıkları belliydi.Motorlar çalıştı.Tekne ağır ağır limandan uzaklaştı.Deniz koyulaştı.Liman ışıkları geride kaldı.Yekta etrafına baktı.Yüzü gerilmişti ama hâlâ ne olduğunu tam kavrayamamıştı.Tekne yeterince derine açılınca Murat elini kaldırdı. — Dur! Motorlar sustu.Denizin sesi kaldı sadece.Yekta Murat’a döndü. — Abi… — Yardım isteseydin gelirdum. — Bu ne gerilim ya… Murat Yekta’ya baktı.Bakışı sakindi ama tehlikeliydi.Denizin üstünde ağır bir sessizlik asılı kaldı.Murat Yekta’ya doğru yavaşça yaklaştı.Adımları güvertede tok tok yankılandı. — Sen yardım edersun Yekta… — Da sana kim yardım edecek ha? Şeker Nene Murat’a baktı. — Ne bok yedun uşak? Murat daha da güldü. — Hiçbi şey nene. — Bugün kocaman bi balık tuttuk. — Ondan iyiyum öyle. O sırada Şeker Nene’nin telefonu çaldı.Ekrana baktı. — Aaa… — Ağa Basmacı Hasan’un anası… — Ahiretliğim Fadime ariyi. Telefonu açtı. — Alooo Fadimeee… gülümseyerekBir an durdu.Gülümsemesi yavaşça söndü. — Hee… — Tamam Fadime… — Ben sorarum. Telefonu kapattı Murat o sırada çayından bir yudum aldı. Şeker Nene telefonu masaya bıraktı. Gece merakla baktı — Ne oldu Şeker Nene? Şeker Nene gözlerini Murat’a dikti. — Ha bu bok yiyenin uşağı varya… Kuzey tek kaşını kaldırdı. — Eee nene? — Bu bok yiyen… — Yektayı almiş denize açilmis. — Bu gelmiş… — Yekta yok. Bir sessizlik oldu.Şeker Nene Murat’a döndü. — Murat! — Yekta nerde?! Murat çayından bir yudum daha aldı.Fincanı yavaşça kenara bıraktı.Gülerek konuştu. — Denizde. — NEEEE?! Üçü birden Şeker Nene bir anda ayağa fırladı. — Öldi mi?! — Aslan gibi çocuk öldi mi?! — Ne bok yemeye attun denize ha?! Murat da ayağa kalktı.Gülümsemesi silindi. — Canımı sıktı nene. — Ben de attum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.