İçeriğe geç

Kara İzler

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kara İzler

Bölüm 1

1

Masamdaki eşyalarımı topladıktan sonra salona geçerek televizyonu açtım ve limonatamı yudumlamaya başladım. İzlediğim filmdeki kız trenlerin üzerinde koşarken onun hissettiği gerilimi hissediyordum akan kanımda. Sanki gerçekten oradaymışım gibi. Kız tam onu kovalayan adamlardan kurtulurken içeriden gelen adım seslerini işittim.

Donmuştum. Sanki zaman durmuştu ve ilerleyen tek şey televizyondaki filmdi...

Arkadan gelen adım sesleri gittikçe yaklaşıyordu.1, hayır... 2, emin değilim, 3, kesinlikle evet. 3 kişi vardı.

Birden içeriden cam kırılma sesi gelmişi. Ölecektim. Yemin ederim bu gece yaşarsam şükredecektim. Donuk bir şekilde sadece ekrana bakakalmıştım. Vücudumdaki diğer uzuvlarımı şu anda kullanamıyordum.

Ensemde bir üfleme hissettiğimde anlık olarak bacaklarım titredi. Arkamdan gelen ama biraz daha uzakta olan bir ses işittim sonra.

"Ölmeye hazır mısın?"

Daha sonra ise arkamdan bambaşka bir ses...

"Yazık, gencecik ve güzeller güzeli bir kızmış hemde..."

Gözlerimdeki korkuyu herkes görebilirdi, ama donup kalmamın nedenini kimse anlayamazdı.

Burnuma dolan keskin koku ve dudaklarımın üzerindeki mendille birlikte bilincimin kapanması bir oldu. Son duyduğum şey "Patron çok sevinecek." ti.

_ _ _ _ _

Gözlerim yavaşça aralanırken başımın altındaki yumuşaklığı fark ettim. Kalkmaya çalışırken başımın dönmesiyle tekrardan kendimi bıraktım. Olduğum yerde gözlerimi açarak etrafa baktım.

Bir odadaydım. Koyu gri rutubetli bir duvarı vardı. Bir yatağın üstünde duruyordum. Üstünde çarşaf yoktu. Yatağın demir başlıkları paslanmıştı. Odanın bir köşesinde duran kırık dökük bir dolap, diğer bir köşesinde ise bir masa vardı. Ancak... tavana bağlı olan kamerayı şimdi fark etmiştim.

Ne oluyordu böyle? Hemen ayağa kalkıp kapıyı açmaya çalıştım. Kilitliydi ancak zorlamaktan bir zarar gelmezdi. Son bir kez kapıyı kendime doğru son gücümle çekince kapının kilidi birden açıldı ve kalçamın üstüne düştüm.

Yerde duran bakışlarımı azıcık yukarı kaldırdığımda hemen önümde duran adamı gördüm.

"Demek uyandın?"

Boyu en az 1.90'dı. Omuzları geniş, duruşu dikti. Saçları koyu kahverengiyle siyah arası, yanları kısa, üstü düzgünce geriye taranmış saçları vardı. Yüz hatları keskin. Özellikle çene hattı belirgin, elmacık kemikleri yüksekti. Gözleri... Ela mı koyu kahverengi mi emin olamıyorum ama ışık düşünce değişiyor gibi. Bakışları keskin, sanki gözlerinin kenarında yılların yorgunluğu birikmiş ama yüzünde en ufak bir mimik yoku.

Ten rengi bembeyaz. Ellerine doğru kaydı gözüm, parmakları uzun, kemikli ve güçlü duruyordu. Üzerinde siyah, vücuda tam oturan bir takım vardı. Bileğinde sade bir saat vardı sadece. Ayakkabıları klasik ama tertemiz.

Duruşunda emir verici bir şey var. Yanında biri olsa bile önce onu görürsün. Fazla konuşmayan ama her şeyi duyan adamlardan belli ki.

Hızla ayağa kalkarak kendimi geriye çektim.

"Neden kaçırdınız beni?" diye sordum sitemle.

"Sence Aleyna? Abin kız kardeşimi öldürdükten sonra ben ne yapmalıydım?"

Aleyna mı? Öldürmek mi?

"Ben Aleyna değilim!"

Dudakları arasında küçük bir "hah" sesi çıktı ve boynunu kıtlattı.

"Sence buna inanan var mı? Her mahkum böyle kaçmaya çalışır."

"Gerçekten, ben Aleyna değilim! Beni adım Defne."

Adam benim gerçeği söylediğimi anlamış gibi suratına değişik bir ifade takındı ve hiçbir şey söylemeden odadan çıkıp gitti.

Tekrardan tek başımaydım. Ama hep uzaktan izleyen birileri vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.