İçeriğe geç

Kara İmza

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kara İmza

Bölüm 1

Kapanmayan Dosya

İnsanlar adliyeyi sadece duruşma salonlarından ibaret sanıyordu.

Oysa gecenin üçünde koridorlarında dolaşan biri, buranın aslında ne kadar sessiz olduğunu anlardı.

Ben o sessizliği seviyordum.

Çünkü sessizlik yalan söylemezdi.

Masamın üzerindeki dosyalara baktım.

Kırmızı mühürlü klasörler, ifadeler, olay yeri fotoğrafları...

Hepsi birbirinden ağırdı.

Ama içlerinden biri vardı ki aylardır masamdan kalkmıyordu.

Dosya No: 2471.

Kapakta tek bir isim yazıyordu.

Ege Arslan.

Türkiye'nin en büyük organize suç soruşturmalarından birinin şüphelisi...

Resmî kayıtlara göre iş insanı.

Gayriresmî kayıtlara göre ise kimsenin adını yüksek sesle söylemeye cesaret edemediği adam.

Dosyayı ilk açtığım günü hatırlıyordum.

"Bu dosyadan uzak dur."

Başsavcının bana söylediği ilk cümle buydu.

"Neden?"

Çünkü bu dosyaya benden önce bakan üç savcı görevden ayrılmıştı.

Biri istifa etmişti.

Biri tayin istemişti.

Diğeri ise dosyayı kapatmıştı.

Sebebi hiçbir zaman açıklanmamıştı.

Ben ise dosyayı kapatmak yerine yeniden açmıştım.

Çünkü bir şey dikkatimi çekmişti.

Her cinayet...

Her kaçakçılık...

Her kara para aklama dosyası...

Bir şekilde aynı şirkete çıkıyordu.

Ama hiçbir delil doğrudan Ege Arslan'a ulaşmıyordu.

Sanki biri bütün izleri tek tek siliyordu.

Kapım çalındı.

"Buyurun."

Kapıyı komiser Emre açtı.

Otuzlu yaşlarının başındaydı.

Yorgun görünüyordu.

"Rahatsız etmiyorum umarım."

"Hayır. Ne oldu?"

Elindeki klasörü masama bıraktı.

"Bu gece yine bir cinayet işlendi."

Fotoğraflara baktım.

Lüks bir otel odası.

Tek kurşun.

Profesyonelce yapılmıştı.

"Kim?"

"Şirket muhasebecisi."

Kaşlarımı çattım.

"Hangi şirket?"

Emre derin bir nefes aldı.

"Arslan Holding."

O an odanın içindeki hava değişti.

Yine aynı isim...

Yine aynı gölge...

Tesadüf olamayacak kadar düzenliydi.

Dosyayı elime aldım.

"Otopsi ne zaman?"

"Sabah."

"Ben de geleceğim."

Emre başını salladı.

"Bir şey daha var."

"Dinliyorum."

"Cinayet mahallinde bir zarf bulundu."

Zarfı uzattı.

Üzerinde hiçbir isim yoktu.

Yavaşça açtım.

İçinden yalnızca siyah bir kart çıktı.

Kartın ortasında gümüş renkle işlenmiş tek bir cümle vardı.

'Her kapıyı açma, Savcı Hanım.'

İlk kez dosya bana sesleniyormuş gibi hissettim.

Bu bir tehdit miydi?

Yoksa uyarı mı?

---

Ertesi sabah İstanbul gri bulutların altındaydı.

Adli Tıp Kurumu'nun önünde polis araçları sıralanmıştı.

İçeri girdiğimde herkes telaş içindeydi.

Otopsi odasının önünde beklerken koridorun sonunda hareketlilik başladı.

Siyah takım elbiseli dört adam ağır adımlarla yürüyordu.

Ortalarındaki adamın yüzünü ilk kez görüyordum.

Uzun boylu...

Koyu renk saçlı...

Soğukkanlı bir ifadeye sahipti.

Yürüyüşünde en ufak bir telaş yoktu.

Sanki bulunduğu her yer zaten ona aitmiş gibi ilerliyordu.

Komiser Emre sessizce yanıma yaklaştı.

"Tanıyor musunuz?"

Başımı iki yana salladım.

"Kim?"

Emre gözlerini adamdan ayırmadan fısıldadı.

"Ege Arslan."

İsmini duyduğum an istemsizce ona baktım.

Tam o sırada o da başını çevirdi.

Göz göze geldik.

Ne gülümsedi.

Ne de bakışlarını kaçırdı.

Sadece birkaç saniye boyunca bana baktı.

Sonra yanındaki adamlara hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti.

Yanımdan geçerken durdu.

Koridorda derin bir sessizlik oluştu.

"Beni tanıyor musunuz, Savcı Hanım?" diye sordu.

Sesi sakindi.

"Dosyanızı tanıyorum."

Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu.

"Dosyalar bazen gerçeği anlatmaz."

Ben de geri adım atmadım.

"Ama deliller anlatır."

Aramızdaki sessizlik birkaç saniye sürdü.

Sonra cebinden siyah bir kart çıkardı.

Masama bırakılan kartın aynısı...

Kartı bana uzatmadı.

Sadece avucunda çevirdi.

"Bu şehirde herkes bir taraf seçer."

Gözlerini gözlerimden ayırmadan devam etti.

"Siz de seçeceksiniz."

"Beni tehdit mi ediyorsunuz?"

"Hayır."

İlk kez yüzündeki ifade değişti.

"Uyarıyorum."

Arkasını döndü.

Koridorun sonunda kaybolurken elimdeki dosyaya baktım.

Aylarca peşinden koştuğum adam artık sadece bir dosya değildi.

Karşımdaydı.

Ve içimde ilk kez garip bir his oluşmuştu.

Bu dava...

Sandığımdan çok daha büyük olacaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.