LARİE ŞATOSUNDAN KAÇIŞ
Larie şatosunda yaşarken Ormandan bir ses çıktı. Merak ettiğimiz için ormana gitmeye karar verdik. Mikail bize dedi ki: arkadaşlar ya ormanda bir tehlikeyle karşılaşırsak ne olacak. Mikail sözünü bitirdikten sonra Yağmur; bir şey olmaz, dedi. Sonra salona çıktık. Salonda kimse yoktu. Biz de kolayca kaçabileceğimizi düşündük ama kapıdaki askerleri unuttuk. Zülal dedi ki; arkadaşlar kapıda askerler var bence pencereden kaçalım,dedi ve Zülal doğa gücüyle sarmaşık yaparak pencereden aşağı sarkıttı. Biz de teker teker indik ve orman yoluna koyulduk. Şato'da hocamız olan Gülcan Hoca ormanda ağaca yaslanıp kitap okuyordu. Hoca bizi görünce; çocuklar,sizin burda ne işiniz var,dedi.Zülal de dedi ki: hocam ormanda Bir ses duyduk o sesin kaynağını bulmaya çıktık,dedi. Hoca da bizimle gelmeye karar verdi.
ORMANDAKİ CANAVARLAR
Biz ormanda yürürken yine bir ses duyuldu ama bu ses gökyüzünden geliyordu. En zekimiz olan Tunay Efsa'ya dedi ki: Yağmur Nerede Yağmur'u çağıralım gökyüzüne baksın,dedi. Biz de Yağmur'u aramaya başladık. Şatodan beri yağmur yanımızda değildi ve biz bunu yeni farkediyorduk. Gülcan Hoca yağmurun yokluğunu görünce telaşlanmaya başladı. Yağmuru ağacın üstünde gördük. Efsa bağırarak dedi ki: ne yapıyorsun orada yağmur!dedi.Yağmur uçarak bizim yanımıza geldi. Gökyüzünde bir şey gördüğünü iddia ederek onu aramaya çıktığını söyledi. Zülal dedi ki: neye benziyordu? Yağmur: kanatları yırtık,başında boynuzu olan yılan gibi kuyruklu bir yaratıktı,dedi. Gökyüzünde aniden onun kuyruğunu gördük.
İLK CANAVARLA SAVAŞIMIZ (macera yeni başlıyor)
Zülal Doğa gücü ile sarmaşıklarını topluyordu. Sarmaşıkları yaratığın kuyruğuna attı ve çekti. O çekemeyince biz de yardım ettik. Onu yere çekmeyi başardık ama biz yere düştük. Yaratık üstümüze doğru geliyordu. Canavarı görünce aniden korktuk. Gülcan Hoca kitabını çıkartarak o canavarın isminin "DEVOUR" olduğunu söyledi.Devour dedi ki: hangi cürretle beni çekersiniz!dedi. Sonra bize doğru bir ateş attı Mikail bunu görünce kılıcını çıkartarak herkese şunu dedi: Herkes silahını çıkartsın ve gücüyle savaşsın,dedi.Zülal dedi ki: o zaman ilk sıra benim diyerek sarmaşıklarını canavarın etrafına doladı. Mikail de durmayarak canavarın boynuzunu kılıcıyla kesti. Canavar Can çekişiyordu zülal'in sarmaşıklarındaki dikenler onu acıtıyordu ama canavar bir gücü ile sarmaşıkları çözdü ve uçmaya başladı. Bunu gören Muhammed Emin Zülal'i gökyüzüne sıçratarak attı ve Zülal sarmaşıklarını canavarın üstüne attı ama sarmaşıklar canavara denk gelmedi. Ben de bunun üzerine devreye girmeye karar verdim ve nichirin kılıcımı çıkarttım. Sonra Yağmur beni uçurdu ve canavarın üstüne attı. Bende canavarın zayıf noktasını bulmaya çalışıyordum.O sırada canavarın alnında bir göz olduğunu hatırladım ve kılıcımla gözünü kesmeye karar verdim. Canavarın kafasına çıkarak alnındaki göze kılıcımı batırdım. Canavar acıdan yere düştü. Efsa da buzuyla canavarı dondurdu ve artık canavarı yenmiştik.
GARİP CANAVAR
Biz mutlu mutlu ormanda dolaşırken bu sefer de çalılardan ses geldi. Bu sefer de Kayra öne atılarak ben bakarım,dedi. Kayra çalılara gidip baktı. 5 dakika geçmesine rağmen Kayra ortalıkta yoktu. Güneş Kayra için endişelenerek çalılara bakmaya gitti. Güneş Kayra'yı bayılmış bir halde buldu. Hemen yanımıza gelip: Kayra bayılmış,dedi korkulu bir halde. Hemen Yağmur uçup Kayra'yı alıp geldi. Kayra yarı bayılmış bir halde: bir yaratık daha var,deyip bayıldı. Sonra yaratık çalılardan çıktı. Gülcan Hoca yine kitaba bakarak bu canavarın isminin"Demir tırnak"olduğunu söyledi. Yaratığın 4 bacağı 2 boynuzu vardı. Rüzgar yaratığı görünce dalga geçti ve yaratık çok sinirlenerek rüzgara alıp ortalıktan kayboldu.
RÜZGÂRI ARAMA OPERASYONU
Ormanda rüzgar'ı ararken bir mağara gördük. Mağaradan Işık geliyordu gidip bakmaya karar verdik.mağaraya girdik mağaradan bir ses geliyordu biraz daha ilerleyince rüzgar'ı bulduk ve ardından Rüzgarı gördük karşımıza yine Demir tırnak çıktı ve bize dedi ki:Kaçmaya çalışıyorsunuz ha!dedi ve hemen ormana gitti.Biz de peşinden gittik.Güneş Ateş gücünü kullanarak Demir tırnağın boynuzunu yaktı.o sırada Biz savaşırken Kayra uyanmıştı bizi aramaya başlarken bir ışık gördü ve oraya gitti.biz Kayra'yı görünce Demir tırnak kayra'ya sataşmaya karar verdi.Kayra hava gücünü kullanarak Demir tırnağı gökyüzüne fırlattı ve demir tırnağın artık gücü kalmamıştı.Tunay bir kar yapıp Efsaya verdi ve Efsa karı dondurup Demir tırnağın üzerine attı.Demir tırnak soğuktan donmuş bir şekilde orada öldü.
GÜLCAN HOCANIN ESKİ ARKADAŞI
Biz ormanda yine dolaşıyorduk ama hiç mutlu değildik her an karşımıza bir canavar çıkacağını biliyorduk
Rabia bir gölge gördüğünü söyledi.Sonra yanımızdan bir çığlık sesi geldi.Baktığımızda Gülcan Hoca yoktu.Bir anda karşımıza bir canavar daha çıktı.canavar dedi ki:Ooo eski arkadaşımın öğrencileri.Biz de bir anda Gülcan hocayı gördük ve şaşkın bir şekilde ona baktık.Gülcan Hoca canavarı görünce eski arkadaşı olduğunu anladı ama bir canavara dönüşmüştü.Yağmur uçarak hocayı yanımıza getirdi.Hoca da canavarın isminin takarus olduğunu söyledi.Tunay bana dedi ki:güçlerimizi birleştirelim yaptığımız suyu efsada dondursun Muhammed de onu havaya atar ve Ayağı ile vurur ve Cam şekline gelir canavarın her yerine batar,dedi.sonra Tunay'ın dediğini yaptık ve güçlerimizi birleştirdik Efsa suyu dondurdu Muhammed de onu kırdı
Böylece takarusu yendik.
BİRAZ MOLA
Çok yorulduğumuz için bir ağacın altında Mola verdik.Sonra yolumuza devam ettik bir yerlerden canavar sesi geliyordu ama canavar gözükmüyordu.Sonra canavar aniden karşımıza çıktı.Hoca çabucak bu canavarın ismine bakmıştı ve bize dedi ki:çocuklar bu canavar karalon gölge gibi gözükür ama yenmesi kolaydır,dedi.Tunay'ın bir fikri vardı bize dedi ki 2 Çubuk alıp birbirine vurunhemen aç dalı bulmaya başladık herkes bulduktan sonra yan yana dizildik dalları birbirine vurduk canavar sesten kaybolmaya başladı.
RAHATLIK
4.canavarı yendikten sonra biraz rahatladık.Bir yerden şarkı sesi geliyordu.Zülal Mutluluktan şarkı söylüyordu.Bizim ekip Zülal'in sesini beğenerek onunla söylemek istiyorlardı.Ben,Güneş,Yağmur,Efsa ve Gülcan Hoca Zülal ile söylemeye başladık.yolda şarkı söyleyerek giderken Muhammed birden Yukarı sıçradı.Muhammed'e neden zıpladığını sorduğumuzda bir ses duyduğu için o sese bakmak istemiş ve zıplamış.
KEDLAYI GÖRÜŞÜMÜZ
Biz de Muhammed'in söylediğinden etkilendik ve Birbirimize baktık.Yola koşarak devam ettik.Bu sefer mozaik'e benzeyen bir yaratık gördük.Bize üçgenimsi şeyler atmaya başladı.Biz kurtulmak için Efsa'dan buzdan Kalkan yapmasını istedik.Efsa da hemen kalkanı yaparak bizi korudu.Gülcan Hoca kitabına bakarak canavarın isminin kedla olduğunu söyledi.zayıf yönleri:onun arkasına geçip buz atılması ve birinin aniden su atmasıymış.Biz de Gülcan hocayı dinleyip Gülcan hocanın dediklerini yapmaya çalıştık fakat kedla bize fırsat vermiyordu.Bizim de bir fikrimiz vardı.Muhammed Efsayı kedlanın arkasına koyar ve buzatmasını söyler Mikail öne geçer su atmaya başlar.Canavarın dikkati dağılır ve bir anda kaybolur.
GÜLCAN HOCAYA TEŞEKKÜRÜMÜZ
Bu olaylardan sonra Gülcan hocaya çok teşekkür ettik ve onu rahatsız ettiğimizi söyledik.Gülcan Hoca"bir şey değil çocuklar"dedi.Bu sefer de ayak sesleri gelmeye başladı ve Canavar bir anda karşımızda belirdi.Bu canavarı hepimiz tanıyorduk Kör Hachika.
KÖR HACHİKAYI YENİŞİMİZ
Hachikanın zayıf yönleri:herkes güçlerini kullanarak ses çıkarınca hachika sinirlenir ve hırçınlaşır.Bu bilgiyi öğrendikten sonra herkes toplanıp hachika'nın etrafında güçleriyle ses çıkarmaya başladık sonra hachika sinirlendi.Rabia da ellerini çırpıp herkesi Gülcan Hoca'nın yanına ışınladı.Gülcan Hoca Biz geldiğimizde merakından bize Soru sormaya başladı:çocuklar ne oldu başarabildiniz mi?dedi.Zülal de Gülcan Hoca'ya:Evet hocam başardık,dedi.Gülcan Hoca sevinçle bize sarıldı ve:siz çok başarılısınız,dedi.
YEMEK YEME ZAMANI
Gülcan Hoca:Aç mısınız çocuklar?dedi.Hepimiz:açız hocam,dedik.Kayra yemek mi yiyeceğiz?ımmm,dedi. Rabia'da bu sözlerin üstüne ellerini çırpıp Kara gece restoranına bizi ışınladı.Kayra'nın gözleri Fal taşı gibi açıldı.Herkesin karnı gurulduyordu.Masaya oturduğumuz gibi Kayra yemeklere daldı.Birkaç dakika sonra pencereden birinin bizi izlediğini gördük.Anlatmak gerekirse şişko boynuzları olan biriydi.
BİR CANAVAR DAHA MI?
Zülal gidip Pencereye bakmaya karar verdi.Zülal gidip baktıktan sonra korkuyla yanımıza geldi.Arkadaşlar bu canavar bir elfe benziyor,dedi.Biz de hemen restaurantdan ayrılmaya karar verdik.Restorantdan koşarak çıktık.Rabia bizi hemen ormana ışınladı.Sonra yolda yürürken bianda karşımıza canavar çıktı.Ondan korkuyorduk ve korktuğumuz şey başımıza geldi.Karşımıza Elf'e benzer bir yaratık vardı.Bir an da ağacın yanına ışınlandı Rabia bunu görünce ben hallederim,dedi.Gülcan Hoca kitabına bakarak canavarın isminin gono olduğunu söyledi.Gono ışınlandıkça Rabia da peşinden ışınlanıyordu.Biz de Rabia ile ışınlanıyorduk.
Gono bir yerde durunca Biz de durduk.Gononun zayıf yönleri:Gölgesine su ve bitkinin karışımı olan bitki suyunun dökülmesidir.
MACERA DEVAM EDİYOR!
Ben Yolda karşılaştığımız bütün Canavarları hatırlayınca bu maceranın bitmeyeceğini anlamıştım.O sırada Gülcan hoca bize gono'nun zayıf yönlerini söyledi.Zülal ve Mikail çalışmaya başlamışlardı.Bitki suyunu onlar yaparken Biz de onları koruyorduk.Bitki suyunu yaptıktan sonra yağmura verdik.Yağmur havaya yükseldi tam gonoya doğru gelirken gono ona gölgesini atarak bitki suyunu aldı.Zülal ve Mikail çok yorulmuşlardı o yüzden tekrar bitki suyunu yapamazlardı.Biz de bitki suyunu almaya çalışıyorduk.Rabia gono'nun bitki suyunu aldığı gibi gücünü kullanabileceğini söyledi.Rabia gücünü kullanarak bitki suyunu aldıktan sonra kayra'ya verdi.Kayra havasıyla bitki suyunu taşıyarak gononun Gölgesine döktü.Bu sefer de kazanmıştık.Bu sevinç ile birbirimize sarıldık.
KUTLAYIŞ İLE SAVAŞ
Bu sefer de kazandığımız için Grup hep birlikte:Bizim grub en iyisi,dediler.Bana göre bu macera en heyecanlı maceraydı.Gülcan Hoca'yı kitabı okurken gördük.Bize iki canavar ismi daha söyledi.Kutlayış ve cadılina.Zayıf yönleri:boynuzunu kırmak.cadılinanın zayıf yönleri:süpürgesine vurulması.Ben de dedim ki:yani bu sefer karşımıza kutlayış çıkacak.Gülcan Hoca da:evet,dedi.Tam dediğim gibi kutlayış karşımızda duruyordu.macera devam ediyor arkadaşlar.kutlayışın boynuzunu kırın,dedim.Tunay bize dedi ki Efsa sen kutlayışın boynuzunu dondur sonra da boynuzunu kır Efsa Tuna'ya:Ama bu çok zor,dedi.Tunayda:Biz ekipçe sana yardım ederiz,dedi.Biz de kutlayışı kendimize çektik.Efsa'da kutlayışın boynuzunu dondurup kırdı.
UYKU VAKTİ
Bu kadar maceradan sonra yorulmuştuk.Gülcan hoca:çocuklar siz uyuyun,dedi.Biz de çadırlarımızı kurup hemen uyuduk.Gözlerimizi açtığımızda etraf aydınlıktı.Gülcan Hoca'nın yanına gittiğimizde bize çok güzel yemekler hazırlamıştı.Kayra bunu görünce:yuppiii yemek,dedi.yemeklerimizi yiyip ormanda yürüyüşe çıktık.Ormandan:mantar,dut,elma,armut topladık.Biz meyveleri toplarken akşam olmuştu.Gülcan Hocanın yanına gidip yemeklerimizi yedikten sonra ormanda yola devam ettik.
SON SAVAŞ
Yolda bu sefer karşımıza Cadılina çıktı.Bize:Siz benim arkadaşlarımı yendiniz ama beni yenemezsiniz,dedi.Bunun üzerine Yağmur cadılina'nın süpürgesini aldı.Ben de Güneş gücümle süpürgeyi yaktım.Cadılina süpürge ile bağlantılıydı bu yüzden o da süpürge ile birlikte yanıyordu.En son büyük bir kutlama yaptık ve hep birlikte şatoya dönmeye karar verdik.
ŞATOYA DÖNÜŞ
Yine Ormanlardan geçtik.Biz şatoya dönene kadar sabah olmuştu.Şatoya girdiğimizde öğretmenlerimiz bize kızdı.Gülcan Hoca buna müdahale etti ve bütün soruları cevapladı.Gülcan Hoca'ya bize yardım ettiği için çok teşekkür ettik.Gülcan Hoca sarıldık ve şunu söyledik:En iyi grup biziz,dedik.
Umarım beğenmişsinizdir 2. Bölümü yakında çıkacak.
