01/05/2019
13. yaşım
Bakımsızlıktan artık nem tutmuş tavanlardan akan bir kaç damla yağmur damlası yerdeki soğuk mermere çarpınca çıkan her seste irkiyordum.
Aslında alışmıştım her yağmurda tavanın akmasına, odadaki çift pencereden sızan soğuğa ve aç uykulara..
Derin bir iç çekip sağ elimin üzerine yattım. dizlerimi kendime doğru çektim küçük kare çarşafa bu sayede daha iyi sığıyordum.
Odanın kapısına yaklaşan adım seslerini duyunca uyuyor numarası yaptım.
Her gece yetimhanede kalan çocukları uyuduklarından emin olmak için kontrole gelen bir bekçimiz vardı. Bu ayak seslerinin ondan geldiğimden emindim.
"Emine Hanım, buraya bakmanız gerek."
"Geliyorum." Geçen üç saniyenin ardından adım sesleri bir bir uzaklaştı. Bu gece bu cehennemden kaçıp kurtulmayı kafama koymuştum. Ayaklandım odada benden başka dokuz yatakta yatan diğerlerinin uyuyup uyumadıklarını kontrol ettim. Soğuktan titreyen ellerim ile ayaklarıma botlarımı geçirdim.
Kendime yeticek kadar minik bir sırt çantam vardı. Genelde eşyalarımı gerekçesi dışında ondan çıkartmıyordum ki eğer çıkartsaydım dızlanma ihtimali oldukça fazlaydı.
Bu aslında şuan işime kolaylık sağlamıştı. Eşya toplama derdi olmamıştı. Hırkamıda üzerime geçirdim ve kapıyı kontrol ettim.
Hiç insan gölgesine ve ya ta kendisine rastlamadan çıkışa yürüdüm. Bu sefer şans benden yanaydı bahçeye ulaştığımda yetimhane bekçisinin kulübede olmadığını gördüm. O gelmeden buradan uzaklaşmam gerekiyordu. Elimi çabuk tutup kendimi koşar adımlarla dışarıya attım
Bravo! şimdi ne yapacaktım? Galiba sabaha kadar bir sokakta oturup yol üzerinde ki rastgele ayyaşlardan ve sarhoşlardan korunacaktım.
Siyah hırkamın şapkası ile iyice yüzümü örttüm. Saat gecenin kaçı olduğundan bi haber sokakta yürüyen henüz on üç yaşındaki bir kız çocuğunu sokakta görüp zorla karakola bırakma ihtimalleri aklımdan geçen diğer ihtimaller yanında çok masum kalıyordu.
Hızlı adımlar ile ilerlerken arkamı tekrar kontrol ettim. Yetimhaneden yeterince uzaklaşmıştım. Artık adımlarımı biraz daha yavaşlattım. Derin bir iç çektim ama içim hâlâ rahat değildi. Galiba psikolojik olaraktı bilmiyorum ama sanki arkamdan birisi yürüyormuş gibi geliyordu.
Sol tarafımda kalan sokağa girdiğim zaman kaldırımda yürüyen yaklaşık yirmili yaşlarda bir kadın gördüm. Aklıma gelen ani bir fikir ile önümde yürüyen kadın ile adımlarımı hızlandırıp aynı hizaya geldim.
Başımı hafif eğip yanında duran bana baktığında bende ona baktım. Beş saniyelik göz temasımızdan sonra ikimizde önümüze döndük.
"Hayırdır bu saatte, yurttan mı kaçtın?" Şaşkın bir şekilde iki saniye öylece kalakaldım benden uzaklaşınca tekrar koşarak yanına gittim.
"Sen... Nereden bildin?" Sağ dudağı yukarı kıvrıldı.
"Senin yaşındayken bende kaçmıştım." Demek ki onunda benim gibi kötü bir hayatı olmuştu. Allah bilir ne zorluklarla yüzleşti, kendince ne enkazlardan çıktı.
"Neden oraya gitmiştin ki sen?" Yüzünü bana çevirdi. Soğuktan dolan gözleri aynı zamanda kızarmıştıda derin bir iç çekti. Sanki yaşadığı onca zorluk gözünün önünden film şeridi gibi geçmişti.
"Bilmem." Kısa cevabı sanki bir şeyleri anlatmak istemediğini bazı şeylerinde anlatamayacağını haykırıyordu.
"Sen peki?" Bu sefer ben döndüm ona uzun saçları esen rüzgar ile ahenkle dans ediyordu.
"Ne demek bilmiyorsun?" Bi ara düşecek gibi oldu. Kolundan tutarak düşmesini engelledim.
"Bebekken bırakmışlar işte beni oraya bende senin yaşlarındayken kaçtım gerisi belli işte sokak çocuğu." Annesini babasını hiç tanımadan büyümüştü bu baya zor olsa gerek. Bir dakika an itibariyle bende bir sokak çocuğuydum.
"Bende... boşversene." Başını onaylar anlamda salladı arkamızdan gelen bir kaç adam sesleri ikimizinde birbirimize bakmasına sebep oldu.
"Kalacak yerin varmı senin?" Ona aldırış etmeden arkamı dönüp bakacaktım ki kaşlarını 'sakın' anlamında kaldırdı ve adımlarını hızlandırdı. Ne olduğunu anlamadığımı fark edince elimden tuttu. O hızlı adımlar atarken sorusunu tekrarladı.
"Kalacak yerin var mı?" Bu sefer baya sesini kısıp konuşmuştu.
"Hayır." Arkamızdan gelen beş gölgenin bizi takip ettiğinden emin olmuştum. Bize durmamız için bir kaç bir şey söylediler ama aldırış etmedik ve yürümeye devam ettik. Korkmaya başlamıştım. İstanbul'un rastgele bir sokağında kaybolmuş ve takip ediliyorduk.
"Sen buradan uzaklaş." Kaşlarımı çattım.
"Benimle kalman doğru olmaz." Dedi tereddüt etmeden. Arkamızdan silah sesini duyunca ikimizde de bir çığlık koptu. Koşarak bir çöp konteynerinın arasına sığındık.
İkimizde yere çöktük ve yanımda ki genç kadın bedenini bana çevirdi.
"Adın ne senin?" Sahi adım neydi benim. Nasıl? bir dakika adım... Nasıl olurdu bu adımı unutmuştum. Afallayarak döndüm ve konuştum.
"Ben... unuttum. Nasıl?" Karşımda ki kızda şaşırmış olacaktı ki bir kaç saniye yüzüme öylece baktı.
"Peki tamam. Benim adım Kara." Ben hâlâ adımı unutmanın etkisindeydim. Adım sesleri ve hâlâ gelen silah sesleri bize daha çok yaklaştı.
"Buradan çıkacaksın beni bırak ve kaç."
Ne diyordu bu kız? Cidden onu bırakacağımı mı düşünüyordu.
"Bunu yapmam." Dudak ıslatıp beni omuzlarımdan tutarak salladı.
"Geleceğini beş maganda yüzünden mahfetmene izin vermeyeceğim. Hayatını yaşa, yaşayabildiğin kadar yaşa. Kalacak yerin olmadığı zaman kiralık evlerin balkonlarına gir. Acıktığın zaman bir şekilde para bul asla harama gitme ve karnını öyle doyur. Bir daha da bu saatlerde dışarıya çıkma."
"Sen?"
"Ben onları oyalarken kaç. Dediğimi yap çabuk!" Dedi ve kendini bir anda dışarıya attı. Dediğini yapacaktım. Her ne kadar oda bir insan olsa önce kendimi düşünmeliydim. Derin bir nefes aldım ve herkesi arkamda bırakıp bir anda çöp konteynerinın arkasından fırladım.
Koşabildiğim kadar hızla koştum. O an kimseyi düşünmeden sadece kendimi alıp oradan uzaklaştım.
"Kahretsin!" Arkamdan gelen silah sesi ile olduğum yerde durup elimi anlıma götürdüm. Aklımdakinin olmaması için dua ederken arkamı döndüm. Gözlerimi kocaman açıp baktım. Çığlık atmak istesem bile bunu yapıp kendimi belli edemezdim. Bile bile ölümüme gidemezdim. Elimi ağzıma kapattım yerde yatan Kara'yı görünce arkama bakmadan oradan uzaklaştım.
Başka bir ara sokağa girdiğimde artık gidecek bir yerimin olmadığını anlamıştım. Gökyüzünde baktım ve sadece Kuzey yıldızı' nı takip ettim.
♣️
Dakikalar hatta belki de saatler geçmişti. Yakından gelen müzik sesi ile irkilip müziği takip ettim. Önünde durduğum koca binayı görünce kafamı kaldırıp çelik kapıya diktim gözlerimi.
İçeriden duyulan bağırış ve tezahürat sesleri buranın bir kick boks salonu olduğunu haykırıyordu. Adımlarımı içeriye yönelttim ve düz ilerledim. Sağımda yukarıya yönelen bir merdiven vardı. Sol tarafta ise dövüş yapılan alana ilerleyen bir kapı.
İçeriye girmemin doğru olmadığını kestirip merdivenleri takip ettim. Yukarıya çıktığımda beş adet kapı görüş alanıma girdi.
Dövüş olduğu için yukarı katta kimse yoktu. İlk kapıyı açtığımda bir lavobo ile karşılaştım. Diğer iki kapı burada ki dövüşçüler için ayarlanmıştı. Son kapı ise burayı yöneten kişinin odasına açılıyordu. Son kapı ise boş bir odaydı.
Dövüşçü odalarından birisine girdim ve kapıyı kapattım. Öncelikle geceden beri sırtıma yük olan çantayı bir köşeye bıraktım. Gözlerim duvarda bulunan saate kayınca saatin sabah beş olduğunun farkına vardım.
Burası çok sıcaktı ve aynı zamanda lükstü. Sanki bir ev gibiydi. Rahat koltuklardan birisine oturdum ve gözlerimi kapattım.
Bu gece çok kötü şeyler yaşamıştım. Bunları düşünerekde olsa derin bir uyku beni kollarına almıştı.
♣️
Gözlerimi açtığımda başımda bekleyen iki tane kafa doğrulmama sebep olmuştu.
"Siz kimsiniz?" Birisi erkek birisi kadındı büyük ihtimalle ikisi evliydi. Adam ve kadın geriye doğrulup birbirlerine baktılar.
"Bak canım, biz ikimiz buranın sahibiyiz ve sabah seni burada görünce şaşırdık. Acaba bize bir açıklama yapabilir misin?" Dedi kadın. Yapamazdım, onlara bir açıklama yapamazdım. Daha ilk kez gördüğüm insanlara yetimhaneden kaçtığımı söylemem ne kadar doğru olurdu kestiremiyordum. Ne malûmdu beni geri onlara vermeyecekleri.
"Kusura bakmayın." Diyerek doğruldum ve sırt çantamı omzuma atıp odadan çıktım. Merdivenlerden aşağıya inip dışarıya ulaştığımda arkama döndüm. 'Çıkmaz' buranın adı olmalıydı kapının önünde duran kocaman tabelada öyle yazıyordu. Yukarıya baktığımda adam ve kadının endişeli gözleri beni buldu ve hiç düşünmeden ilerlemeye başladım.
15 dakika sonra guruldayan karnım ile başa çıkmaya çalışıyordum. Aklıma Kara'nın dediği şeyler geliyordu. Karnımı doyurmam lazımdı ama ne yapsam ne etsem para bulamamıştım. Aklıma gelen tek seçenek geldiğim yere dönmekti. Bunu yapacaktım. Adımlarımı değiştirdim ve geldiğim yere geri dönmeye başladım.
♣️
15 dakikadır yürüdüğüm yolu geri döndüm.
'Çıkmaz' yazısı görüş alanıma tekara girdiğinde hiç düşünmeden içeri daldım.
Salonda duran adam ve kadın geldiğime sevinmiş gibi gülümsedi. Neden bilmiyordum ama o an onlara o kadar ısındım ki yaşadıklarımı anlatmaya karar verdim.
Peki ya, beni geri vermek isteseler ne yapacaktım. Her zamanki gibi kaçacak mıydım?
"Size anlatacağım." dediğimde adam yanıma yaklaşıp elini bana uzattı. Gülümseyerek uzattığı elini tuttum ve üçümüz beraber odaya ilerledik.
♣️
"Benim adım Kara." Değildi ama artık öyleydi.
"13 yaşındayım ve yetimhanede büyüdüm. Nedenini şuan söylemek istemiyorum ama yaklaşık sekiz senem orada geçti. Dün gece artık dayanamadım ve oradan kaçtım. N'olur beni geri oraya vermeyin yalvarırım size."
Benim salya sümük birbirine karışıp giderken dün gece yaşadığım olayıda anlattım. İkiside baya iyi insanlardı ve ben başımdan geçen her olayı anlattığımda beni geri oraya vermeyip bu dövüş salonunda kendileri eğiteceklerine söz vermişlerdi.
♣️Benim yıldızım beni buraya ait görmüş ve buraya yönlendirmişti. Artık burası benim için bir yuvadan farksızdı. Çıkmaz benim yuvamdı.
