BEYAZ'DAN...
Yorum sınırı 1 bin yorum(12 olmadan dolarsa yeni bölümü yayımlarım)❤
Kara beni havalimanına getirmişti. Yanımdayken ona baktım.
"Sende gelecek misin?"
"Hayır Gülü alıp gelmem lazım."
"Tamam."
Karadan başka cevap gelmeyince sabırsızlıkla ona döndüm.
"Benden ne zamandır hoşlanıyorsun?"
Kara dudaklarını hafif varla yok arası güldü.
"Konağa gidince sen düşün bakalım bu sorun cevabını."
"Ben düşünürsem bulur muyum?"
"Bulursun bence."
"Ya Kara sen niye böyle kısa ve gizemli gizemli konuşuyorsun?"
Kara'nın bana cevap vermemesi üzerine tekrar önüme döndüm.
Karşımda geçip giden insan halkasından gözlerimi çektim tekrar Karaya doğru döndüm tam ağzımı açıp ona başka bir soru soracakken beni susturdu.
"Başka soruya cevab yok, cevapların hepsi sende."
"Offf anladım..Peki şey desem.."
"Hayır."
"Peki be.."
"Beyaz."
"Tamam yaa. Sormuyorum şimdi."
Kara çalan telefonuyla cebinden telefonu çıkardı.
Ekranda kimin ismini gördüyse yüzünde sıcak bir tebessüm oldu.
"Ali Yiğit?"
Erkek ismini duyunca bakışlarımı başka tarafa çevirdim.
"Asıl sen hayırsızsın devrem."
"Şuan Mardinde değilim ama Mardin'e gelince ben seni arayıp."
"Evleniyor musun?"
"Hayırlı olsun kardeşim, gelirim düğüne."
"Tamam kardeşim."
Kara telefonunu kapattı. Ekranda benim uçuş soran yanıyordu. Karada ekranı görünce ayağa kalktı benimle birlikte beni biletlerin kontrol edildiği noktaya kadar götürdü.
"Kimdi konuştuğun?"
"Devrem."
"Sen askerlik yaptın mı?"
"Yok olur mu canım Ağalar askerlik yapamaz diye bir kanun var sen bilmiyom mu Beyaz?"
Benimle dalga geçiyordu.
"Yok onu bilmiyorum ama katilleri askere almadıklarını biliyordum."
"Bana ikide bir katil deyip durma."
"Sende dedirtme o zaman."
"Sen hiç değişmeyeceksin konuşsamda boşa. Boşver biz gene iki yabancı olmaya devam edelim."
Yanımdan sinirle kalkıp gitti.nPeşinden onu takip eden koruma Ahmedi benim yanıma yollayarak gözden kayboldu..
Başımı sinirle yere eğdim. Uçağın anonsuyla elimden bileti sıkarak, biletleri kontrol eden noktaya doğru yürüdüm. Ahmette peşimden gelmeyi kesmişti. Biletimi, kimliğimi göstererk uçağıma doğru dolan gözlerim ile yürüdüm.
Ben bugün daha iyi anlamıştım kara geçmiş beyaz bir gelecek kurmamızı engelliyordu.
************
Mardin'e inince Meriç beni almak için bekliyordu.
"Hoş geldin yenge?"
"Hiç hoş gelmedim. "
"Hadi konağa gidelim, Kara abim neden beni arayıp seni almamı söyledi, Gül nerde, Anneni gördün mü?"
Meriçin sorularına şaşkınlıkla baktım.
"Beni Mürdüm konağa götürür müsün?"
"Ahh tamam yenge sana çok yüklendim galiba. Ama Annemle Babam seni konakta bekliyor?"
Gül ilgili sorular soracaklardı. En iyisi bu konuyu Karaya bırakmaktı.
"Şey ben biraz yorğunum. Annemi arayıp durumuna anlatırım. Gül ile ilgili konuyu Kara kendi anlatacağını söyledi. "
"Tamam o zaman ben seni konağına bırakayım ordan işe geçeceğim."
"Tamam."
Arabaya doğru yürürken aklım hep o zalim adamda kalmıştı.
Arabanın arkasınageçip bindim. Meriç de şoför koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı.
"Eee yenge İstanbul hoşuna gitti mi?"
"Hayır."
"Nasıl ya. Sen İstanbul'a gittiğine emin misin?"
"Abim seni güzel yelerine götürmedi mi diyeceğim ama bu soruyu sorarak. Neyse."
"Aklı olan zalim Kara ile hiç bir yere gitmez."
"Doğru diyorsunuz yenge geçenlerde iş için Antebe gittik burnumdan getirdi ya."
"Kara küçüklüğünden beri böyle mi?"
"Ben kendimi bildim bileli abim hep soğuk, vicdansız ketum bir adamdı. Ama bazen Mirto abim onun kalbinin bir yerlerinde bir şeyler sakladığını söylüyor."
"Meriç , sende Mirto abi gibi düşünüyor musun?"
"Yenge ben Kara abimin bir kalbi olduğunu bile düşünmüyorum."
********************
Mardin'e geleli iki gün olmuştu. Nizo annenin yanına çağırmasıyla bugün erkenden konağa gelmiştim.
Zaman ne çabuk geçiyordu. Akşam olmasına iki saat kalmıştı.
"Anne ben Mürdüm konağına gideyim."
"Gel bakalım seninle bir anne kız sohbet edelim."
"Anne valla Gülle ilgili bildiğim, gördüğüm her şeyi anlattım."
"Olsun takip et beni ,Gülümü sordum öğrendim. Ayşe de söyledi her şeyi. Peki benim Beyaz kızım nasıldır?"
Nizo annenin peşinden odasına çıktık. Nizo anne pencerenin önündeki divana geçip oturdu. Eliyle yanına üç kez vurup benimde yanına oturmamı istedi.
"Gel bakalım yamacıma, bugün kocan geliyor anladık eve gitmek istersin. Ama biraz senle konuşalım."
"Tamam Anne."
Nizo annenin yamacına geçip oturdum. Dizlerimin üstünde ellerimle oynarken Nizo anne ellerimi tuttu. O yaşlanmaya başlamış narin elleriyle sıcacıkca tuttu.
"Nasılsın kızım, bu olaylar sırasında soramadım nasılsın?"
"Allah'a şükür Anne bi sıkıntım yok."
"Aman olmasın da kızım. Kara nasıl davranıyor sana?"
"İyi."
"Kulağıma bir şeyler geldi cenazede bir akrabam densiz densiz konuşmuş öylemi?"
"Hatırlamıyorum Anne."
"Nazendeye ,Burçine erkek cocuk gibi, Elaya tövbe tövbe acısı taze kadına gençsin çocuk doğur demiş."
Sıranın bana gelmemesi için panikle hemen konuştum.
"Hatırladım anne."
"Bak kızım bu akrabamın densizliği yüzünden daha çok göz önündesin ona göre. "
"Nedenki anne?"
"Mardinin diline düştünüz,nolmadık şeyler konuşuluyor. Bak Kara'nın kardeşleri çoluk çocuk sahibi oldu. Kara en büyük, hernekadar Cihangir ağa gibi gözüksede, o aşiret büyükleri Kara'nın sözüne bakar gene. Bu konu daha fazla büyümeden sizdende torun haberi duymak isterim. Zamanında doğum kontrol hapı kullandığını Mardin duymadan hemde."
"Anne.."
"Hadi kızım sen evine geç kalma."
Nizo annenin sözleri ile yanından kalktım.
Aşağı kata inince girişteki dolaba astığım deri ceketimi ve çantamı aldım omzuma attığım siyah çantam ile avluya çıktım. Cihangir abinin sinirli bir hâlde birini aradığını görünce kapının yanından ona baktım.
"Abi. Kardeşimi evine getir."
Kara ile konuştuğunu anlamıştım. Demek Gülü getirmişti, Kara onu alıp direk mürdüm konağa geçtiği için Cihangir abi buna mı sinirlenmişti. Ellerimi ceketimin cebine koyarak karşımda telefon ile konuşan Cihangir abiye baktım. Kara diğer taraftan ne dedi ise çatmış olduğu kaşlarını gevşetti. Saniyeler önce sinirli olan yüzü şimdi üzgündü.
"Tamam abi."
Konağa doğru yürümeye başladı. Beni görünce tekrar önüne döndü.
"Evet burada. O da eve geliyor galiba neyse abi sonra konuşuruz."
Evlât acısı insanı nasıl değiştirir sorusuna ben Ela ablayı ve Cihangir abiye gösterirdim.
Onlar acının vücut bulmuş haliydi.
Bende konaktan dışarı çıktım. Kahya hemen arabayı getirmeye gitti.







