Selam canlarım nasılsınız ,iyisinizdir inşallah ❣
Bol bol yorum yapmayı unutmayın lütfen ❣
Oylarınızınsa eksik etmeyin be canlar😍
Sizin oy ve yorumlarınız ile ben daha çok hayallerime yaklaştığını hissediyorum.
Sizin verdiğiniz her yıldız, yaptığınız yorumlar benim için çok ama çok değerli. Lütfen beni bu yolda yanlız bırakmayın 🙈❣♥️❣♥️
Eğer diğer kitaplarıma bakmadıysanız veya haberiniz yoksa sayfama bir bakın güzel kurgularım ile sizi orda bekliyor olacağım ❣
Şimdi ben artık gideyim sizi kitapla baş başa bırakayım.
YORUM sınırı 2 bin YORUM.
Keyifli okumalar canlaaar🤩❣♥️
Karşımdaydılar.
Hayal değildi.
Bakışlarımı onlardan çekip Karaya baktım. Banan bakıyordu. Annem koşarak gelip bir anda boynuma sarıldı.
En son nasıl ayrılmıştık annemden..
"Baba bırak, Allah için bırak beni. "
Göz yaşlarımla babama yalvarıyordum. Ama vicdanı bile sızlamıyordu abimin yaptığı hata yüzünden beni cezalandırıyordu.
"Sus yürü!"
"Baba, yapma baba ,bak ben istemiyorum."
Beni duymuyordu bile,
Annem mutfaktan çıkınca bizi gördü,koşarak yanımıza geldi.
"Napıyorsun sen bey, kızı sürükleyerek nereye götürüyorsun bırak kızın kolunu. "
"Anne yardım et."
Babam annemi geri doğru itti
"Çekil lan karşımdan! Yıldırımlar haber salmış akşama kadar Ahmet saklandığı delikten çıkmazsa ben biliyorum diye. Benim oğlum her şeyden önemli hesabı kapatacağım. "
Annem göz yaşları ile bana baktı. Sonrada geri geri gitti...
" Anne yardım et..Abimin yaptığı hatayı ben ödeyemem.."
"Affet kızım affet."
Bu sözler benim Cehennemime biletti aslında
"Anne yapma!! Benden böyle kolay vazgeçemezsin yapma.."
Göz yaşlarını silerek konuştu
"Baban ne derse, ne yaparsa doğrudur."
Sırtını dönüp eve girdi..
Eve girdi.Evladını bırakıp.. Benim yalvarışlarım onun için önemli değildi..
O da oğlunu seçmişti..
"Hadi yürü!!"
Babam beni kolumdan tutarak evin havlusundan dışarı çıkardı
Nefesimi tuttum. Parlaklarımı avucumun içinde sıkarken birden gözümün önüne kadardı .
En son hatırladığım şey Kara'nın bana doğru koşmasıydı.
***********************
"Daha neden uyanmıyor?"
Uzaktan gelen Karanın sesiyle göz kapaklarını açmak istedim.
"Korkmayın, bu normal bir şey birazdan kendine gelir."
"Tamam doktor bey sağolun."
Sanki göz kapaklarımın üstünde tonlarca ağırlık vardı. Bir türlü gözlerimi açamadım
********
Kara ,Beyaz'ın tansiyonunu ölçen doktora bakıp sıkıntılı bir hâlde sordu.
"Doktor akşam oldu hâlâ uyanmadı, bir şey yok değil mi?"
"Yok normal, büyük bir şey yaşamış şuan beyni bunu inkar etmeye ve yüzleşmeye reddediyor bu yüzden uyanmak istemiyor. "
"Tamam Doktor. "
************
Gözlerimi kırpıştırarak açtım. Karanlık odada gözlerimin karanlığa uyum sağlamasını bekledim.
Elimdeki başka bir elin varlığındanda anca idrak edebilmiştim.
Kafamı yastıkdan diğer tarafa çevirdim. Göz bebeklerim annemi görünce büyümüştü. Hemen elimi onun avuç içlerinden kurtarıp yataktan kalktım.
"Kızım.."
"Bana kızım deme. Zira ben bir senedir kendimi annemin, ailemin öldüğüne inanırdım."
Bu bilmediğim odadan çıkmak için kapıya doğru yürürken. Annem karşıma geçip beni durdurdu.
"Beni dinlemen gerek, konuşma.."
"Seni dinlemek falan istemiyorum. Yaşadıklarım ve gözüm ile gördüklerim bana kafi geldi."
"Beyaz..Yapma annem,ç aresizdik abin.."
"Evet sizin tek evladınız olan abim. Biliyorum anlatma istemiyorum."
Kollarımı tutan ellerinden kurtulup hemen odadan kendimi dışarı attım.
"Neredeyiz biz ya?"
"Kartal beyin babasının evindeyiz. "
Abimin sesiyle kafamı ona çevirmeden yanından geçip gidecekken kolumu tuttu.
"Özür dilerim..Babamın bunu yapmasına izin vermemeliydim. Ama o dönem mantıklı düşünemedim affet beni bacım."
Ellerimi yumruk yaparak yürümek istedim. Ama abim kolumu bırakmıyordu.
"O elini karımın kolundan sen kendi özgür iradenle mi çekersin, yoksa ben kendimce güzellikle mi çekeyim?"
Karanın sesini duyunca abim olacak şahıs başını yere eğip kolumdaki elini gevşetti.
Hemen Karanın yanına gittim.
"Neredeyiz ?"
"Amcamın evinde."
"Tamam gidelim hadi."
"Amcam bu saatte salmaz sabah gidelim olur mu?"
"Peki, onlarda burda mı duracak?"
"Onlarda amcamın misafiri."
****************
"Kızım nasılsın iyi misin?"
Ayşe teyzenin kahve derken sorduğu soru ile kafamı salladım sadece.
Beynim durmuş gibiydi.
Bu iyi bir şey mi onuda bilmiyorum.
"Amca Kartal benden bunu saklanmasının hesabını verecek."
"O ikinizin arasındaki bir mesele ben karışmıyorum oğlum. "
"Amca sende bana diyebilirdin bu mevzuyu."
"Nerden bileyim oğlum be. Senin haberin var sanıyordum."
"Yoktu."
"Üç ay sonra geleceğini söyledi giderken, burdaki işleri üç ay ben nasıl idare edeceksem."
Kara bakışlarını benden çekerek amcasına döndü.
"Amca ben Gülü alıp Mardin'e döneceğim. Yarına biletimi ayarladım. Seninde haberin olsun."
"Senin dediklerini kulakların duymuyor galiba. Gül bu evin gelini artık Kara. "
"Amca ben Kartalı uyarmıştım. Bugün Gülün kolu alçılı bir halde gözlerimle gördüm ya artık kimse karşımda duramaz."
"Ne alçısı oğlum?."
Ayşe teyzenin panikle Karaya sorması üzerine Karanın amcası da bilmedikleri her hallerinden belli bir şekilde sordu.
" Bir dakika ne alçısı oğlum?."
"Bilmiyor musunuz?"
"Hayır. "
Ayşe teyzenin ve Ali amcanın aynı anda cevap vermesi ile Karayla birbirimize baktık
Ali amca oturduğu yerden kalkıp sinirle mutfağın olduğu yere gitti.
***************
Kara sonunda benim ısrarımla otelde kalmaya karar vermişti.
"Oğlum burda kalsaydınız ya."
"Yenge otele geçelim biz sabah erkenden Beyaz'ı Mardin'e yollayacağım, işlerimiz var."
"Tamam oğlum bura sizinde eviniz nasıl rahat edecekseniz öyle davranın."
"Sağol Amca."
Evden çıkıp arabaya binerken Annem seslendi arkamdan.
"Beyaz kızım beni dinlemeyecek misin?"
Karanın elini tutum ona doğru yaklaştım.
Kara benim duyacağım bir şekilde fısıldadı.
"Eğer dinlemek istersen dinle, neden yaptıklarını öğren."
"İstemiyorum...Beni burdan çıkarır mısın?"
"İyi geceler yenge,namca."
"Sanada yeğenim."
Kara arabanın arkasına binmem için kapıyı açtı. Arkama dönüp bakmadım sadece film kaplı camdan annemin ağlayarak Ayşe teyzeye sarılışını izledim, abimin bana bakan gözlerinden pişmanlık akan bakışlarıyla arabaya bindim.
"Ahmet ,en yakın otele götür bizi."
"Tamam Ağam."
"Bu adamın başka ismi yokmu ,Ahmet diyip durma."
Araba evden çıkınca kafamı yan tarafa çevirdim. Gecenin bir vakti ağlamamak için kendimi sıkarken sadece dışardan geçen ağaçları izledim.
*************
"Hadi sen geç yat dinlen ben birazdan gelirim. "
Karanın sözlerini kafamla onayladım. Kara beni getirdiği güzel büyük otel odasından geri çıktı. Yaptığım tek şey yatağın kenarına gidip oturmak oldu.
Düşündüm..
Bir seneki halimi..
Çaresizliğimi..
Ailem tarafından terk edilişimi..
***************
"Sen niye uyumadın?"
Karanın sözleri ile ona dönüp baktım. Bana kaşlarını çatarak bakıyordu. Kafamı onda çekip duvarda duran saate baktım.
Gecenin üçüydü.
Beni bırakıldığından beri üç saattir burda böyle sadece oturmuş muydum?..
Demek ki insan derdi olursa ne saatin ne de dönen dünya umrunda oluyordu.
"Bende mi bir yanlış var?"
"Nasıl?"
"Bendemi bir yanlış bozuk var, niye çevremdeki tüm sevdiklerimi kaybettim ben niye? Yanlış şeyler mi yaptım ben?..
Kara Beyazın karşısında duran koltuğa geçip oturdu.
"Yanlış düşünebilirsin, yanlış anlayabilirsin, yanlış yapabilirsin ama yanlış hissedemezsin."
"Yani?"
"Ne yaptıklarına bakma ,ne hissettiğini söyle bana."
"Kızgınım herkese her şeye kızgınım."
"Neden bu kızgınlık?"
"Neden olacak beni bir eşya gibi görüp abimle ikimiz arasında tercih yapan babama, beni gözden çıkarıp arayıp sormayan terk eden aileme, sonrada sana!"
"Bana?"
"Evet sana! Niye sevmedin beni be adam niye?.."
"Ben..Konuyu Bana niye getirdin."
"Bir sene önce beni ailemin kapısının önüne kadar götürmüştün hatırlıyor musun?"
"Hatırlamamak ne mümkün, bıraktım gelme diye sonra bir baktım kedi yavrusu gibi geri gelmişsin. "
Kara sonlara doğru şaka yaparak Beyaz'a baktı. Beyaz kafasını yere eğmiş sanki geçmişi hatırlıyordu.
"Bırakın kolumu. "
Bana cevap bile vermeden peşinde konağa sürükledi.
"Bırak kolumu Ağa bozuntusu."
Durup bana baktı.
"Adın neydi senin?"
"Sanane neyse ne, bırak kolumu, gitmek istiyorum. "
Benim söylediklerime karşılık kaşını kaldırdı beni baştan ayağa inceledi.
Bir an bileğimden çekmesiyle yüzüm çenesine değdi. Kulağıma yaklaşarak konuştu.
"Bakalım Beyaz beni ve hayatımındaki karanlıkları ismin gibi Beyaz yapacak mısın yoksa..Benim ismim gibi hayatın bundan sonra sana zifiri bir kara mı olacak?"
Ondan uzaklaştım .
"Ben..Ben evime gitmek istiyorum.."
"Evine giymek istiyorsun öylemi ?"
"Evet.."
Bileğimden tutup bu sefer konağın kapısına doğru yürümeye başladı. Karşısına çıkan adama sert bir şekilde konuştu .
"Arabayı hazırlayın hemen!"
Beraber havludan dışarı çıktık. Adamlar hemen başlarını yere eğerek bekledi. Fazla öyle durmadık zaten hemen araba geldi.
Bileğimi bırakıp sürücü tarafına doğru yürüdü.
"Ne bekliyon ailene gitmek istemiyor musun!"
Söyledikleriyle ona inanamıyarak baktım.
Doğru söylüyordu, şimdi beni aileme mi, götürecekti?
Arabanın içinden inen koruma. Arabanın kapısını açtı bizimki bana ters ve sinirli bir şekilde bakış atarak sürücü koltuğuna geçti.
Ben şaşkınca ona baktım, doğru mu söylüyordu?
Benden tarafdaki siyah pencerenin camı indi.
"Ne bekliyon binsene arabaya."
Hemen arka tarafı açtım ve onun arka çaprazına oturdum.
Bana dikiz aynasından bakıp önüne döndü.
Araba hareket etti, taş yollar ve taş evlerin önünden geçip yolunu ezbere bildiğim yuvamın sokaklarına giriş yaptık. Biraz sonra evimin önüne gelmiştik, her geçtiğimiz yerde kalbimde sızı, kulaklarımda babamın sözleri, sağ tarafımda hafif sızıyla gözlerim doldu..
Araba durunca ona baktım.
"İnebilir miyim?"
"İn ve ne yap ne et ailen seni kabul etsin, içeri alsın. Eğer beyaz o kapıyı suratına kapatırlarsa sana iki kapı açılıyor sakın unutma. "
"İki kapı, o ne demek?"
"Birinci kapı konağın kapısı, ikinci kapıda odamızın kapısı! Bunları bil ne beni yak ne kendini, git şimdi. "
Söylediklerinden anladığım kadarıyla oda bu evliliği istemiyordu.
Hemen arabadan inip evimizin tahta kapısına dayandım ,ellerimle kapıya vurmaya başladım.
Vurdum.
Vurdum..
Vurdum ama açan olmadı..
Vazgeçmedim tekrar tekrar vurdum, en son bağırarak konuştum.
"Anneee, Babaaa ben geldim, açın şu kapıyı .."
Yok ne ses var ne kendileri, korkarak arkamı dönüp ona baktım ama ortada ne araba ne kendi vardı!
Bırakıp gitmişti beni, evliliği oda istemiyordu! Yüzümde oluşan tebessümle daha çok vurdum kapıya .
Ama benim vurduğum kapı değil yan tarafdaki ev sahibimizin kapısı açıldı.
"Beyaz gız sen napıyon burda ?"
"Napıyo gibi duruyorum Pivroz ana ,evimin kapısını çalıyorum. "
"Gızım sizinkiler gitti ellam."
"Gittiler mi,...Nereye?"
"Valla senin baban olacak Dürsü kiramın yarısını verdi, elime anahtarı verip abin, annen baban ellerindeki bavulla bir taksiye binip alel acele gittiler. Nereye gidiyonuz diye sordum ama bana cevap vermediler. Annen sadece sen gelirsen elime bir kağıt verdi bunu Beyaz'a ver Pivroz ana dedi, dur içerde getireyim. "
Ben Pivroz ananın dediklerine inanamadım, bunlar nereye gitmişti, hemde beni bırakıp..
Pivroz ana elimdeki kağıtla tekrar geldi, hemen elindeki kağıdı alıp okudum.
Okuduklarım..
Doğru değildi...
Bir anne evladına bunları nasıl derdi.
"Beyaz biz çok uzaklara gidiyoruz ,sakın peşimize düşüp gelme, biz seni öldü bildik bu satten sonra sende emeklerimizin karşılığı olarak abini kurtardın. Sende bizi öldü bil kocanla, kocanın ailesiyle mutlu mesut bir elin yağda bir elin balda yaşa. "
Bunlar nasıl sözlerdi..Bir anne , baba evladına nasılderdi bunları!
Bir günde bir insanın hayatı alt-üst olur muydu?..
Onun dedikleri kulaklarımdaydı;
Araba durunca ona baktım.
"İnebilir miyim?"
"İn ve ne yap ne et ailen seni kabul etsin, içeri alsın. Eğer Beyaz o kapıyı suratına kapatırlarsa sana iki kapı açılıyor sakın unutma. "
"İki kapı mı, o ne demek?"
"Birinci kapı konağın kapısı, ikinci kapıda odamızın kapısı! Bunları bil ne beni yak ne kendini,git şimdi. "
Ben şimdi napacaktım, cebimde beş kuruşsuz?
Elimdeki kağıdı ,avuçumun içinde sıkarak derin bir nefes aldım ölmüş bedenime..
Pivroz anaya bir şey demeden yanından uzaklaştım bir zamanlar yuvam olan çatıyı arkamda bırakarak.
Mardin'in çıkmaz sokaklarında bir çıkış yolu aramaya başladım.
"Ben o gece sokakta kaldım. Eğer Baban yardımıma yetişmeseydi bir kaç kafası güzel serserilerin mezesi olacaktım "
Kara ilk kez duyduğu itiraf ile kaşlarını çattı.
"Ne demek mezesi olacaktım !?"
"Bana tecavüz etmek istediler ,ben gidecek bir yerim olmayınca birde annemin bna son bıraktığı mektubundaki sözler mantıklı düşünmemi engelledi."
"Ne mektupu, Ne tecavüzü, babam nasıl yardım etti sana şunları adam akıllı anlat! Bunlardan benim niye haberim yok?.."
"Korktum sana söylemeye.."
"Korktun? Beyaz benden sakladığım başka bir şey var mı?"
"Yok."
"Mektupta ne yazıyordu?"
"Hâlâ saklıyorum odamda o mektubu..Her gün aynı sözleri okumak canımı yaksada okuyorum."
"Mektupta ne yazıyordu."
"Uzaklara gittiklerini, sakın peşlerine düşmemem gerektiğini. O saatten sonra beni öldü bildiklerini, emeklerinin karşılığı olarak abimi kurtardığımı..Benimde onları ölü bilmemi, bundan sonra da seninle mutlu mesut yaşamam gerektiğini.nHani sen Ağasın ya, zenginsin ya bir elim yağda bir elim balda olacakmış.."
Kara sinirle ayağa kalktı.
"O gece sokakta ne oldu."
"Ben park gidip bir bankta oturdum. Sonra o pislikler geldi..Eğer baban yardım çığlıklarıma yetişmeseydi..Düşünmek bile istemiyorum. Sorma bana geceyle ilgili bir şey sorma lütfen. Sadece şunu bil Hizo baba beni geç kalmadan kurtardı çiftliğe götürdü. Nizo anneyi yanıma getirdi. Sonrasını sende biliyorsun. "
Kara o günün sabahına gitti.
Elinde tuttuğu projelerle konağın kapısına doğru yürüdü.
"Sanada günaydın oğul. "
Arkasından gelen babasının sesiyle dönüp konuştu
"Rojbaş baba."
"Nereye?"
"Toplantı var.nSana dediğim proje vardı ya onu biraz öne çektim. "
"Niye, ne gerek vardı şimdi bu toplantıya beş ay sonra yapacaktık biz onu, hem daha bitmemişti o proje."
"Dün bitirdim projeyi .Ha beş ay önce ha beş ay sonra ne fark eder. Zaten yapacaktık baba."
"Doğru bir şey fark etmez, Ağa olan sensin.nAma keşke şu düğün arefesinde yapmasaydın. "
"Ne düğünü?"
Sofrada onlara bakan erkek ve kız kardeşlerine bakıp, tekrar babasına dönüp konuştu.
"Hangisi evleniyor?"
"Sen evleniyorsun. "
"Baba gene başlama. Ben Beyazı evine götürdüm bıraktım. Zararımı bizzat o şerefsiz abisi ödeyecek!"
"Evine bıraktın, öylemi Ağam?"
Babasının sakin haline anlam veremedi .
"Evet evine bıraktım. "
"Tamam Ağam siz nasıl uygun gördüyseniz öyle olsun. "
Babası keyifle sofraya geçip oturdu. Kara babasının bu konuşmasından şüphelenmişti.
Kara ellerini yumruk yaptı.
"Benim suçum, seni orda öylece bırakmamalıydım!."
"Geçmiş acılarıyla geçmişte kalıyor.Sende bilemezdin ki."
"Bilmeliydim. Düşünmeliydim böyle aptalca hareket etmemem gerekiyordu. Sen o p*çlerin suratını hatırlıyor musun?"
Beyaz, Karanın bu haline güldü.
"Hizo baba onlar ile yakından ilgilendi. "
"Ahh baba kaç yaşına gelmişsin arkamdan iş çeviriyorsun. Sende önce bana söylemen gerekiyordu. "
"Sana mı asla. Sana bunu söyleseydim bunu hep yüzüme vururdun hatta bana kirlenmiş gözüyle bakar, evlenmek bile istemezdin. "
"Ben senin gözünde bu kadar mı kötü biriyim?.."
"Tahmin bile edemezsin, keşke birde benim gözümden kendine görsen. "
Kara bir hışımla odadan çıkıp gitti.
"Ben gene yanlış bir şey mi dedim?..Sanki Mardinde Zalim Ağa olarak bilinende ebem!"
.
.
.
İnşallah bölümü beğenmişsinizdir.
Ben bölümü yazarken memleketim 4.5 ile sallanmış bölüme nasıl odaklamadıysam hissetmedim valla😅🤭🙈
Neyse sizde var mı bir sıkıntı canlar?







