Selam canlarım ciğerlerim ❣❣
Biraz geciktim kusura bakmayın 🙈🙊
Yorum sınırı 1 bin ama lütfen kitap hakkında yorum yazmak serbest.
Multi medyadaki kapak için çok teşekkür ederim. aydamoz61
Keyifli okumalar 😍🥰😘😘❣
Gece olunca herkes odasına çekilmişti. Bende mutfaktaki son işlerimi hallederek odama doğru çıktım. Mirza bugün Meriç amcası ile yatmak istediğini söylemiş ve onunla odaya çıkmıştı. Nazende, Mirto ve güzel kızları Berfin ile odalarına çekilmişlerdi. Kara'da taziye evinden daha yeni gelmişti. Düşünceli bir hâlde gelip odamıza çıkmıştı. Ev kalabalık olduğu için Pivroz ninenin odasında yatmıyordu.
Kapıyı açıp içeri girdim. Kara koltuğun üstüne ayak ayak üstüne atmış bir hâlde oturmuş öylece karşı duvara bakıyordu .Kapıyı kapatıp içeri girdim dolaptan pijamamı alırken dalgın bir halde oturan Kara'ya seslendim.
"İyi misin?" Benim sesimle kafasını çevirip bana baktı.
"Ne zaman geldin odaya, hiç fark etmemiştim."
"Yeni geldim." dedim onu incelemeye devam ederken.
"Anladım."
Koltuktan kalkıp odanın terasına çıktı. Bende peşinden giderek terasta yanına oturdum. Elini tuttum.
"İyi misin?"
"Değilim."
"Anlatmak istersen dinlerim."
"Hayat ne garip.."
"Öyle garip olmasaydı adı hayat olmazdı."
"Kardeşimin biri evladı acısı çekerken bunun çok kötü bir acı olduğunu söylerken diğeri evladı duygusunun bambaşka güzel ve yaşanması gerektiğini söylüyor...Bu acımasız aynı şeyin varlığı lütufken yokluğu hayatını cehenneme çevirmesi acımasız. İnsanlar sevgileri ile imtihan olmamalı."
Karadan gözlerimi kaçırarak konuştum.
"Haklısın. Güzel duygu ilerde bizde yaşayacağız inşallah bizimde bir evladımız olunca bizde anlarız nasıl bir duygu olduğunu. "
Kara eli elimden çekip oturduğu yerden ayağa kalktı. "Aramızdaki sorunları halletmeden asla aynı yatakta yatmayı bile düşünmüyorum. Çocuk işini uzun bir süre rafa kaldıralım. "
"Aramızdaki sorunlar neymiş hadi halledelim. Rafa kaldıramaya gerek yok."
Kara bana doğru döndü.
"Bana katil diyorsun, yarın çocuğumun karşısında da bana böyle şeyler söylemene izin vermiyorum."
Bende ayağa kalkıp karşısına geçtim . "Ama sen katilsin."
Kara bu sözlerimden rahatsız olunca yanımdan şimşek gibi bir hızla çekip gitti.
"Ben ne dedim ya, sanki konakta adamları öldüren benim." gerçekleri söylerken bile suçlu oluyordum.
*********************
Kara'yı dört gündür görmüyordum. Burçin ve Bora cenaze evinde olduğunu söylemişti.
Ela ablada buraya gelince oğluyla geçirdiği vakit ona çok iyi gelmişti.
Ama Ela abla Berfin ölmeden önceki Ela abla gibi değildi zaten öyle olmasını da kimse beklemiyordu.. Mirza Mirto ile konuştuktan sonra bir daha Berfin'i sormamıştı. Acaba Mirto ne demişti de Mirza sanki Berfin'in gittiğini farkındaydı ama üzgün değildi.
"Abla bir kahve yapayım içer miyiz?"
"Oo çok iyi olur, Beyaz, iyi düşünmüşsün değil mi Ela abla içeriz, canımda çekmişti zaten?"
Burçin'in Ela abla biraz daha kendini açsın diye kahve içelim teklifini yalandan benimde canım çekti diyerek Ela ablanın reddetmemesini sağlıyordu. Hamile olduğu için Ela abla onu üzmezdi.
"Olur içeriz."
************
Ela abla ile kahvelerimizi içtikten sonra o biraz dinlenmek için odasına çıktı. Bende Burçin'le konuşurken o geçen ki kadının konusu açıldı.
"Ya şu taziyeye gelen kadına ne diyorsun?"
"Hangi kadına?"
"Erkek evlat manyağı olana, Ela ablaya çocuk yap diyen."
"Haaa ooo, ya Allah akıl fikir versin ne diyeyim. "
"Amin."
***************
Yedi günün bitmesiyle artık taziye evi yavaş yavaş boşalmıştı sadece yakın akrabalar vardı. Konaktan çıkıp eve gelince kızlar odalarındaydı. Benimde aklıma Gül'ün gelmemesi ile onu aramak istedim. Konuşmayacağını biliyordum ama yine de şansımı denemek istedim. Çalan telefonun ardından telefon açıldı.
"Gül?"
"...."
"Konuşmayacak mısın?"
"..."
"Tamam sen nasıl istersen öyle olsun. Ben konuşayım o zaman, bu aralar birilerine bir şey anlatmaya çok ihtiyacım var galiba. Dinler misin ?"
"....."
"Gül...Ben kendimi çok yalnız hissediyorum, bende mi hata, ben mi yanlış davranıyorum bilmiyorum.."
"....."
"Geçenlerde şunu fark ettim, kimsesizliğimi...Ela ablanın bu kötü gününde, Annesi kardeşleri abisi babası yani ailesi yanındaydı...Ama benim kimsemin olmadığını fark ettim. Şuan sende böyle hissediyor olabilirsin, ama ben yanında olacağım. Abinle konuşacağım seni o Kartal manyağından kurtarmak için elimden ne geliyorsa yapacağım. Söz veriyorum sana Gül, söz. "
"İstemiyorum bunu yapma."
"Sesini duyduğuma sevindim."
"....."
"Tamam neden istemiyorsun? Ondan yani Kartaldan nefret ettiğini sanıyordum. "
"İstemiyorum, bir daha da beni aramayın bundan sonra çağrılarınıza cevap bile vermek yok. Geç kaldınız.. Hem de çok geç.."
"Gül kapatma!"
"Gül kızım hadi gel doktor geldi şu kolundaki alçıya bakacakmış."
"Kızım hadi gel doktor geldi şu kolundaki alçıya bakacakmış."
"Kızım hadi gel doktor geldi şu kolundaki alçıya bakacakmış."
Kızım hadi gel doktor geldi şu kolundaki alçıya bakacakmış."
Dönen başımla yatağa zor oturdum.
Telefona tekrar baktığımda çoktan kapandığını gördüm. Tekrar tekrar Gül'ü aradım ama açan olmadı.
Annemin sesiydi..
Annemin orda ne işi vardı?
Gülün kolu neden alçılıydı?..
Allah'ım benim arkamdan ne işler dönüyordu?
Hemen Karayı aradım.
"Efendim."
"Acil. Eve. Gel."
"İyi misin?"
Telefonu yüzüne kapattım. Neler oluyordu, Annemin orda ne işi vardı, Kara bunu bana niye söylememişti? Yada daha doğrusu Kara'nın bundan haberi var mıydı, Kartal Karaya bunu söylemiş miydi?.
************
"Beyaz!"
Kara'nın bana seslenmesiyle odadan çıktım. Merdivenlerden çıkan Karayı görünce kapının ağzından ona baktım.
"Ne oldu, sesin iyi gelmiyordu, telefonu birde yüzüme kapattın neler olduğunu anla.."
Karanın sözlerini yanağına inen tokadım kesmişti. Yana düşen kafasını sinirle bana çevirdi. Bir açıklama bekler gibi baktı.
"Annemler nerde Kara?" Kaşlarını çatarak bana baktı.
"Annem nerde biliyor musun ?"
"Zamanında sana söylemiştim arayıp bulayım mı diye ama sen istemediğini söyledin. Bende araştırmadım. Sen bu tokadı bana niye attığını söyle!?"
Sakin bir hâlde bana açıklama yapması ya çok iyi bir yalancı olduğunu gösteriyordu, ya da gerçekten doğruları söylüyordu.
"Annemin Kartalın evinde ne işi var!?"
"Annen Kartal'ın mı yayındaymış."
"Evet , Gül ile konuşurken arkadan sesi geldi." Kara bana hiç bir şey demeden çekip gitti.
O gidince bana şaşkın gözler ile bakan Nazende ve Burçin'e hiç bir şey söylemeden odama girdim.
**************
Cihangir abi akşam Ela yengeyi ve oğlu Mirzayı eve götürmek için geldi.
"Abi yemek yiyelim öyle gidin?"
"Tamam Beyaz ."
Cihangir abi Mirzayı kucağına almış severken, Mirza babasına bir şeyler anlatmaya başladı. "Baba akşam çok güzel bir rüya gördüm."
"Ne gördün oğlum?"
"Ablamı, çok mutluydu, hatta koşup oynuyordu. " Cihangir abi dolan gözleriyle Mirzan'ın başını öptü.
"Siz hani koşunca ona kızıyordunuz ya o çok mutluydu. Ben çağırdım ama o beni duymadı.. "
"Neden duymadı seni görmemiştir bekli."
"Yok yanındaki küçük bir kızla oynuyordu."
"Gel bakalım paşam anneye bir bakalım mı?"
*******************
Sofrada oturmuş öylece yemekler ile bakışıyorduk. Galiba bugün kimsenin iştahı yoktu. Nazende çatalını tabağının kenarına bırakıp ban baktı.
"Beyaz?.."
"Efendim, Nazende bir şey mi isteyeceksin?"
"Yok. Sağ ol her şey var. Ben sana bir şey sormak istiyorum, beni yanlış anlamandan da korkuyorum. Sana ne bile diyebilirsin ama ben gene de sormak istiyorum yoksa sütüm kesilir üzülüp düşünmekten."
"Olur mu öyle Nazende sor?"
"Şey...Sen Bugün Kara abi ile niye tartıştın. Bak biz aynı hanede yaşayan insanlarız. Bu zamana kadar ne Kara abimden sana el kalktığını gördüm, ne senden. Ta ki bugüne kadar...Sıkıntı ne, sen annem falan bir şeyler dedin sormaya da korkuyorum bu konu hassas ama nedir olay?"
Nazenden'in kafası yerde bana sorduğu soru karşısında elimdeki kaşığı bıraktım. Masada duran bardağımdan bir kaç yudum aldım. Benden açıklama bekleyen aileme baktım.
Cihangir abi, Ela abla, Nazende, Mirto, Burçin, Bora, Meriç..
Onlar benim ailem olmuştu.. Yeri gelmiş benim için o acımasız Kara abilerinin karşılarına dikilmişti. Kan bağı olmadan da aile olunur bana göstermişlerdi.
Eğer bir açıklama yapmam gerekiyorsa kesinlikle bunlar karşımda benden cevap bekleyen aile üyelerimdi.
"Şey...Biliyorsunuz ki ailem beni abim için bırakıp gittiler, terk ettiler...Ben ne hâlde olduklarını bilmiyordum. Yalan yok, yukarda Allah var Kara eğer istersen nerde olduklarını öğrene bilirim demişti zamanında. Yani onlar senin ailen dedi. Benim üzüldüğümü gördüğü zamanlar bu konuda çok ısrar ettiği günlerde oldu ama ben bu konuyu bir daha açmaması için kapattım. "
"Kara abim ailen ile görüşmen için ısrar ettiyse bunda kötü bir şey yok, hatta abimden ben böyle bir davranışı beklemezdim bile."
Cihangir abinin sözlerine diğer kardeşleri de onayladı. "Öyle Cihangir abim haklı yenge."
Meriç ayağa kalkıp konuştu.
"Kara abim sen deseydin ki ben ailemle görüşmek istiyorum. Kara abim bunu istemeyen taraf olur sanırdım ama demek ki abimi ya yanlış tanıdım, ya da abimi tanıyamadım. Neyse gençler ben bekar bir genç olarak sizin bu konularınızdan anlamam. Siz evli çiftler bir birinize akıl verin yol gösterin ben kaçar. "
"Nereye?"
"Iıı işlerim var Bora abi."
"Bu saatte?"
"Hıhı..Beyaz size bir şey anlatıyor onu dinleyin lütfen. "
Meriç kaçar gibi konaktan çıkıp gitti. Meriç'in gitmesiyle gözler bana döndü. Ben tekrar bardağından bir iki yudum aldım.
"Eee Beyaz bu anlattıklarında Kara abim tokadı hak etmiş gibi durmuyor?
Nazende'nin sorusu üzerine dolan gözlerim ile son yaşadıklarımı anlattım. "Ben bugün Gül'ü aradım konuşmak için. "
"Seninle konuşuyor mu?"
"Hayır Burçin benimle de konuşmadı. Ben konuştum sadece içimdeki bir kaç dedi ona anlattım. Ama en sonunda benimle konuştu. Ben ona Kartaldan kurtulman için elimden geleni yaparım dediğim zaman, sadece geç kaldınız istemiyorum artık dedi...Ve ben o sıra arkadan birinin sesini duydum..."
Akan göz yaşlarımı silerken, Cihangir abi, Bora, Mirto Gülün sözlerine üzülmüştüler. Nazende sordu.
"Kimin sesini duydum?"
"Annemin."
"Emin misin belki benzetmişsindir?"
Bakışlarımı masada hiç konuşmadan söylediklerimi dinleyen Ela abla ya çevirdim.
"Abla özür dilerim ama şuan beni tek sen anlarsın. Sen telefonda biriyle konuşurken arkadan Berfin'in sesini duysan başka birinin sesi ile benzetmiş olabilir misin?"
"Asla. Benzetmiş olamam."
"Evet çünkü ben onların sesini, kokularını her şeylerini kaydettim bu beynime...Ben onları kaybettim, insan kaybettiği bir şeyi asla başka bir şeye benzetmez."
"Tamam peki ne diyordu annen?"
"Gül kızım hadi gel doktor geldi şu kolundaki alçıya bakacakmış."
Cihangir abi sinirle yerinden öne doğru eğilip masaya ellerini koydu. "Ne demek doktor geldi şu kolundaki alçıya bakacakmış!?"
"Bilmiyorum...Sanki burada beni terk edip gitmemiş gibi Gül'e kızım diyordu.."
"Tamam burada bir sıkıntı var."
Nazenden'in sözlerine Burçin katıldı.
"Evet haklısın Nazende ama burada bir değil iki sıkıntı var. Birincisi Beyazın annesinin Kartalın evinde ne işi var? Bugün anladığım kadarıyla Kara abimin de bundan haberi yok. İkincisi bence en önemlisi şu Gül taziyeye bile gelmedi, biz telefonları aradığımız zaman konuşmuyor. Sen şimdi kolundaki alçıya bakacakmış doktor diyorsun. Yoksa Kartal Güle zarar mı veriyor?.."
Bora ve Mirto sinirle konuşmaya başladı.
"O zaman onu var ya Mardin de vurmayanı!"
"Yarın İstanbul'a gidiyorum ben, kendi gözlerimle göreceğim." Mirto'nun daha mantıklı konuşması üzerine Cihangir abi onu susturdu.
"Nereye gidiyorsun yeni doğum yapmış eşinle çocuğunu atıp?"
Bora abisine bakarak konuştu. "Abi sende gidemezsin, Ela yengemle Mirza var. "
"Sen hiç gidemezsin Bora karın hamile. "
"Kimse bir yere gitmiyor, oturun oturduğunuz yerde. Bavulumu hazırla İstanbul'a gidiyoruz."
Kara'nın herkesi susturan cümlesiyle Karaya baktım ismimle hitap etmemişti sadece önüme bir uçak bileti atmıştı. "Git gözünle gör Annen neredeymiş."
"Size hayırlı geceler. "
Karanın sözleri ile neden boğazımda yutamadığım bir yumru niye oluşmuştu niye?..
Cihangir abi masadan kalkıp Kara'nın peşinden gitti. "Abi dur bekle konuşalım."
Bora ve Mirto da abilerinin konuşmalarına eşlik etmek için masada kalkıp gittiler.
Nazende yanıma gelip elimi tuttu.
"Bak ama demezsem içimde kalır. Ama bu anlattıklarında Kara abinin suçu yok bence, sence var mı Burçin?"
"Haah bir gün Kara abiyi tutacağım aklıma gelmezdi. Ama Nazende sanki haklı gibi bugün tokadı hakkedecek bir şey yapmamış ki, sen emin misin bize anlamadığım başka bir şey yok değil mi?"
"Yok. Olanları anlattım işte. "
"Ee o zaman adamı niye tokadı geçirdin, birde konağa geldiği zaman gözlerinde korku vardı, sana bir şey oldu sandı galiba. Beyaz, Beyaz diye böğürüyordu, sende karşılık olarak tokat mı attın adama?"
Burçin'in sözleri ile iyice haksız olduğumu anlamıştım.
Nazende, Burçine susması için işaret yaptı.
"Bak Beyaz Kara abiye neden tokat attın, Bak geldiğinde isminle hitap etmedi bile sana."
"İçimden geldi vurdum be, adamı darlamayın, ben kendimde miyim ne yaptığımı biliyor muyum."
Masadan kalkıp arkamı dönünce Kara ile göz göze geldim.
*****************
Sabah bavulumu hazırlayıp avluya indim. Kara akşam kardeşleri ile çıkıp gitmişti. Bizde bugün İstanbul'a gideceğimiz için kızları konağa salmamıştım hele birde abuk subuk konuşan o yaşlı kadının daha konakta olduğunu öğrenince onlarda gitmek istememişti.
"Hazır mısın?"
Karanın sesiyle oturduğum yerden kalktım. Elime bavulu aldım kafamı salladım.
Bana doğru gelip elimdeki bavulu aldı. Avuçlarının içinde ellerinin ısısı kalp ritmimi hızlandırdı, bu durum yüreğimi biraz burkmuştu.
Arabaya bindim. Kara yol boyunca hiç konuşmadı ortamın sesiz olması beni daha çok gerekken radyodan müzik açtım. Sezen Aksunun Seyirlik değil ömürlük olsun bestesi çalıyordu.
Hiç ummazdım
Oldu
Sonbaharda
Hediye gibi geldin
Hoş geldin
Seyirlik değil, ömürlük olsun
Dilerim bu defa bu son olsun
Seyirlik değil, ömürlük olsun
Bir yastıkta nasip olsun
Gel, koynuma gel
Oynuma gel
Akşam gözlü esmer
Safa geldin
Son ihtimalim
Bir sana kalmış halim
Hoş geldin
Seyirlik değil, ömürlük olsun
Dilerim bu defa bu son olsun
Seyirlik değil, ömürlük olsun
Bir yastıkta nasip olsun
Gel, koynuma gel
Oynuma gel
Akşam gözlü esmer
Gel, koynuma gel
Oynuma gel
Akşam gözlü esmer
Havalimanına gidene kadar radyodan müzikler çalmaya devam etti.
****************
Uçağa binince içimdeki korkuyla sağa sola baktım. Emindim o annemdi.
Peki karşılaşınca ne diyecektim? Niye beni bırakıp gittiniz mi?
Abim için beni feda etmişlerdi. Ya Babam. Omda orda mıydı?..
İçimde oluşan anlamsız ama iyi değil kötü duygularla kemeri çözmeye çalıştım. Daha uçak kalkmamıştı inebilirdim.
"Sakin ol, ben yanında olacağım. "
Kara'nın sözleri ile yan tarafa kafamı çevirdim küçük korkak çocuklar gibi ona baktım. "Ama korkuyorum.."
"Korkma ben yanında olacağım. "
"Söz mü?
"Söz. "
***************
Uçaktan inip bize eşlik eden koruma ile beraber havalimanından çıktık.
İstanbul'daydık.
Bakalım bizi burada neler bekliyordu..





