İçeriğe geç

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 1 · 6 dk okuma

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 1

𝑷𝑹𝑶𝑳𝑶𝑮 |𝑲𝒂𝒍𝒃𝒊 𝑮𝒊𝒃𝒊 𝑲𝒂𝒓𝒂 𝑨𝒅𝒂𝒎 |

İlk göz ağrıma hoş geldiniz. Acemilik içinde yazıldığından dolayı düzenlenmeye alındı. Baştan yazılıyor.

Başlama tarihinizi buraya not düşerseniz sevinirim 🙏

ozlem_okatan takibe alarak kitap hakkındaki bildirimlerden haberdar olabilirsiniz

𝐊𝐄𝐘İ𝐅𝐋İ 𝐎𝐊𝐔𝐌𝐀𝐋𝐀𝐑

𝑷𝑹𝑶𝑳𝑶𝑮 𝑰 𝑲𝒂𝒍𝒃𝒊 𝑮𝒊𝒃𝒊 𝑲𝒂𝒓𝒂 𝑨𝒅𝒂𝒎 𝑰

BEYAZ'DAN..

Aynanın karşısında saçlarımı ağır ağır tararken odanın kapısı açıldı. Gene çatık kaşlarıyla sinirli girmişti odaya Ağamız! Aynadan ona bakmaya devam ettim. Bütün hareketlerini bir aslanın ceylanı izlediği gibi pür dikkatle oturduğum pufun üstünden izliyordum.

Ansızın bana dönen bakışlarıyla gözlerimi çektim.

"Geç yatağa!" Dedi sesi öyle tok çıkmıştı ki, tekrar aynadan ona baktım.

Bir odada iki kişi.

O ve ben

Karı ve Koca.

Hayat arkadaşı. Dudaklarım bu kelimeye gülmek istedi.

Yoldaşım diyebileceğim bir insan asla değildi o.

Kara Ağa!

Kömür karası gözlerinin içindeki gördüğüm derin anlam ile ona bakmayı bırakıp gözlerimi kaçırdım. Ceketini çıkardı, yavaş bir harekette gömleğinin düğmelerini açarken aylardır yaşadığımız olaylar bir bir önümden film şeridi gibi geçiyordu. Dayanamıyordum artık.

Odaya girerken söylediği kelimeler beynimde barut misali dolaşıyordu. Korku zehir misali vücudumu ele geçirirken dudaklarımı sinirle ısırdım.

"Geç yatağa!"

"Geç yatağa!"

"Geç yatağa!"

Hayır! Diye haykırıyordu içimde ki baş eğmeyen Beyaz.

Parkedeki gözlerimi yavaşça kaldırarak gözlerimi gözlerine diktim. Ellerim dizlerimin üstünde deli gibi titrerken omurgamı dikelttim. Elimdeki tarağı aynanın önüne bırakıp yumruklarımı sıktım.

Güçlü ol. Sen kimsesiz değilsin, küçük bir kız asla!

İçimde ki Beyazdan destek alarak derin bir nefes aldım. Yolun sonunda alacağım tek şey ölüm olacaksa, yaşayacağım bu cehennem için daha güzel bir son olamazdı kesinlikle.

"Beni öldür daha iyi." O da beni severek evlenmemişti sonuçta.

Karanlığı kendine hâkim kılmış gözleri beni de yutmak ister gibi geziniyordu vücudumun her noktasında. Onun bu halleri beni artık korkutmamalıydı! O dipsiz çukurun beni yutacak olmasından deli gibi korksam da gözlerimdeki ateşi söndürmedim.

Ne olacaksa artık olsun!

Kafasını salladı dudakları kıvrıldı. Galiba beni öldürme fikri hoşuna gitmişti.

"Hoşuna mı gitti?" Gözlerimi kırpıştırdım bunu sesli dile getirdiğime inanamıyordum.

Eli gömleğinin düğmelerini açarken duyduklarıyla birkaç saniye hareketsiz kaldı. Dediklerime şaşırmış gibiydi. Beklemediği gözlerinden belliydi. Sol dudağı yukarıya doğru keyifle kıvrıldığında derince yutkundum, karanlık biraz daha süzüldü bedenime doğru.

Gülerek bana yaklaştı. Oturduğum pufun üstünde titrerken onun yüzündeki ifade fırtınadan önceki sessizliğin yüz bulmuş haliydi. Tam arkamda durdu, ellerini yanlarımdan masaya dayadı ve gözlerini aynadan gözlerime odakladı. Bu adam benim ruhumun, aklımın, kalbimin katili olacaktı. Pufdan kalkmak istediğim an ellerini omuzlarıma koydu. Derince yutkundum. Sıcak bedenime değen soğuk elleri tıpkı kalbi gibiydi. Kaçabileceğim bir ışık aradım ama onun siyah gözleri odanın tüm ışığın her zerresini emiyordu sanki.

Bu şehri bana zindan ettiği yetmiyor olacak ki odamızı da zindan etme konusunda ısrarlı gibiydi.

Elleri omuzumda dolandı parmakları ile işkencesini yapmaya başlamıştı. Çattığım kaşlarım ile soludum. Git gide parmakları omuzlarımı sıkmaya başladı.

"Hoşuna mı gitti Beyaz?" Bu soru nasıl bir soruydu! Canımı yakması nasıl hoşuma giderdi.

Gözleri ile benden bir cevap bekliyordu. Onun bu boşluğundan faydalanarak hemen kalktım. Bir kaç adım atarak geri gitmeye çalıştım, sırtıma değen duvarla gözlerimi kapattım. Biraz sonra kopacak fırtınadan kurtulamayacağımı anlamıştım.

Hemen önümde durduğunu burnuma gelen kokusundan anladım. Gözlerimi kapatmış acıyı bekliyordum. Kokusu karanlığından önce hapsetmişti beni demir kafesine. Hareketleri sakindi. Kurbanını en sonunda yakalamış katil gibiydi. Sonunda elde ettiyse biraz oynamanın sakıncası yoktu değil mi ?

"Aç gözlerini." Gözlerim bile onu dinliyordu! Bu büyük haksızlıktı!

İşaret parmağıyla yüzümün önüne düşen saçlarımı parmağına doladı. Kömür karası gözlerini gözlerime sabitledi. Derin bir nefes aldı omuzları kalkıp indi. Görende omuzlarında çok büyük yükler taşıyor sanırdı.. Sakin olmaya çalışarak derin bir soluk üfledi yüzüme.

"Gerdek gecemizde değiliz ki Beyaz, hatırlarsan eğer o gece sonraki gecelerde koynuma girmek isteyen sendin." Kımkırmızı olan yanaklarım ile gözlerimi çektim ondan.

Aptallıktı o!

"Şimdi de istemiyorum. Korkuyorum çekilir misin?" Dedim büyük bir cesaretle.

"İstemiyor musun hanım ağam? Neden?" Dedi alaycı bir sesle. Bu soruyu sorduğuna göre ya o deliydi yada bu soruyu sorduran ben. Omuzlarından itip himayesinden kurtulmaya çalıştım ama biraz bile hareket etmemişti. Parmaklarımın ucundaki sıcak ve kaslı bedeni hissetmek mideme yumruk yemiş hissi veriyordu. Göz ardı ettiğim gerçeklerin ete kemiğe bürünmüş haliydi. O güçlüydü ve bana istediği her şeyi yapabilirdi. Burası benim mezarım olacaktı.

Ses tonuna tezat bir ses tonuyla fırtına koptu.

"Korkuyorsan niye karşı geliyorsun bana! Niye arkamdan iş çeviriyorsun!" Yumruk yaptığı elini havaya kaldırdığı an gözlerimi sıkıca yumdum. Kafamın yanında ki duvara inen yumruğu ile sıçradım.

Onunla ilgili her şeyden nefret ediyordum. Sesinden, kokusundan, varlığından, yüksek ses ile konuşmasından, bana bağırmasından nefret ediyordum.

"Be-ben istemiyorum." dedim zorlukla. Sesim onunkiyle kıyaslandığında fısıltı gibi çıkmıştı. Belki sözlerimi duymamış olabilirdi.. Onu daha da kızdırmak kendime mezarıma toprak atmak olacaktı.

"Ne demek istemiyorsun lan ! Senin görevin bu anlamadın mı hâlâ bunu !" Benden bir cevap alamayınca tekrar cümlesine sahte bir sakinlikle devam etti.

"Öğretirim karıcığım hiç sıkıntı değil benim için. Sen anlayana kadar ben severek senin karılık görevini öğretirim! Benim arkamdan iş çevirmemen gerektiğini! Bir tek bana güvenmem gerektiğini seve seve öğreteceğim! Sen unutsan bile ben tekrar o aklına sokacağım!" Sonlara doğru bağırmasıyla yerimde sıçramıştım. Önümden çekilerek arkasını döndü kendini dizginlemeye çalışır gibi bir hali vardı. Elleri kemerine gittiğinde yarattığı boşluğu fırsat bilerek banyoya kaçtım ve kapıyı kilitledim. Nefes nefese karanlık banyoda en uzak taş duvarın dibine çöktüm.

"Aç şu kapıyı konağa bizi rezil etme !" Burada kullandığı bizi artık bıkkınlıktandı galiba. Ona göre ben sanki sürekli onu konağa ve içindekilere karşı rezil ediyordum.

Sinirli kükremesi ile bende sinirle ona bağırdım. Bu gece susmayacaktım, diğer geceler gibi...

"İstemiyorum ne seni, ne yüzünü, ne de beni bu ateşe atan cayır cayır yakan ailemi ! Bırak beni bırak !" Çaresiz çığlıklarıma cevap olarak sertçe kapıya yumruğunu geçirdi.

"Anlamadın mı hâlâ Beyaz! Benden kurtuluşun yok artık senin!"

Bugün ki kopan bu fırtınadan, ikimizin de kanı yere dökülmedikçe sağ çıkma imkanımızın sıfır olduğunu anladım. Ellerimi kulaklarıma bastırırken gözlerimi sımsıkı yumdum. Yerinden sökülürcesine kapı sesi geldi. Saniyeler sonra korkarak yavaşça gözlerimi açtım. Karşımda kırık kapıyla, gözlerinden şimşekler çakan, alnındaki damarlar her an patlayacak gibi bana bakan bir boğa vardı.

Korku içinde şaşkınlıkla ona baktım.

Valla kırmıştı, yeminle kırmıştı kapıyı!

Bu adam her söylediği sözü eyleme dökmek zorunda mıydı!

Benim hikayemi okumaya hazır mısınız?

Biz onunla siyahla beyazdık. Ne ben içimdeki siyah noktayı görebildim. Ne de o içindeki beyaz noktayı... Ayrı dünyaların insanı olan biz, şimdi elimize kolumuza vurulan kelepçelerle aynı kaderi yaşıyorduk. Ömrümüzün sonuna kadar bu böyle olacaktı. Kurtuluşu olmayan bir hayat. Biz kim miyiz? Bir olamayan iki kişi. Ben onun için hiçim zaten, onun cinsel ihtiyaçlarını giderdiği bir yatak arkadaşından başka bir şey olduğumu sanmıyorum. O Mardin'in zalimlik dediği zaman tek akla gelen insanı. Onun kitabında merhamet yok ! Vicdan asla ! Sevgi yanından geçmez ! Kalp taşımaz o kardeşleri gibi... Kardeş olduklarına bazen şaşırıyorum bile. Mardin'de onu Kara Ağa diye sorun, onu bulursunuz. O Koskoca Mardin'in Kara Ağası... Beş erkek kardeşine hiç çekmemiş. Kardeşlerinin evlilikleri o kadar güzel ki. Ben hep uzaktan bakmakla yetindim bu zamana kadar, hayatımın sonuna kadar böyle olacak galiba...

.

.

.

.

Sevgili okurlar lütfen oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin.

Instagram hesabım ozlem_okatann ve ozlem_okatan buradan da beni takibe alırsanız beni çok mutlu edersiniz.

Şimdiden teşekkür ederim sağlıcakla kalın canlarım.

Bölüm sonu

384 yorum