İçeriğe geç

KARA

Bölüm 6 · 7 dk okuma

KARA

Bölüm 6

Bölüm 6

Sabahın erken saatlerinde uyanan Işık, kendisine küçük bir çanta hazırlamıştı. Dağ evinde ne kadar kalacağını bilmiyordu ancak ihtiyaç duyacağı eşyaları yanına aldığını düşünüyordu. Üzerine siyah eşofmanlarını geçirdikten sonra mutfakta kahve hazırlayan Elif'in yanına gitti.

"Elif, birazdan çıkacağım ben, canım."

"Tamam, bitanem. O hâlde gitmeden bir kahve iç."

Elif, ona bir kupa uzattı. Işık oturup kahvesini yudumlamaya başladı. Aslında gitmek için acele etmesine gerek yoktu ancak Kara'nın bir önceki gün söylediklerinden sonra erkenden uyanmış ve bir an önce buradan uzaklaşmak istemişti.

Kahvesini bitirip tezgâha bıraktıktan sonra çantasını eline aldı. Elif'le vedalaşıp hızlı adımlarla evden çıktı. Etrafına göz gezdirdikten sonra yoldan geçen bir taksiyi durdurdu ve şoföre gideceği dağ evinin adresini verdi.

Umarım gerçekten kafasını dinleyebilirdi.

Son zamanlarda kendisini bu şehirde boğuluyormuş gibi hissediyordu. Biraz uzaklaşmak, herkesten ve her şeyden ayrı kalmak ona iyi gelecekti.

---

Taksi, verdiği adrese ulaştığında Işık ücretini ödeyip araçtan indi. Etrafı yemyeşil ağaçlarla çevriliydi. Burası adeta bir doğa harikasıydı.

İleride görünen ahşap eve doğru yürürken çevresini seyretmeye başladı. Burayı özlemişti. Bir yıldan uzun süredir gelmemişti. Genellikle yalnız kalmak istediğinde burayı tercih ederdi. Sessiz, sakin ve insanlardan uzaktı.

Cebini yokladıktan sonra arka cebindeki anahtarı çıkardı ve kapıyı açtı. Çantasını bir kenara bırakıp toz içinde kalmış evi süzdü.

Uzun zamandır kimse gelmediği için ev oldukça kötü durumdaydı. Bugün yapacağı iş belliydi. Kollarını sıvayarak temizliğe girişti.

Önce temizlik malzemelerini hazırladı. Elektrikli süpürgeyle bütün evi süpürdükten sonra bir kovaya su doldurup temizlik malzemelerinden ekledi. Ardından viledayla yerleri sildi. Zeminleri ve toz tutmuş yüzeyleri temizledikten sonra sıra pencerelere geldi.

Onları da bitirdiğinde kendisini koltuğa bıraktı ve derin bir nefes aldı. Elinin tersiyle alnındaki teri silip biraz dinlendi. Ardından ayağa kalkarak etrafına baktı.

Ev artık çok daha güzel görünüyordu.

Eksik kalan bir şey olmadığından emin olduktan sonra ortalığı toparladı. Ancak evde yiyecek hiçbir şey yoktu. Bu yüzden yeniden dışarı çıkması gerekiyordu.

Üzerini düzeltti, evin anahtarını cebine koydu ve telefonunu yanına alarak yakınlardaki ilk markete girdi.

Evin ihtiyaçlarını aldıktan sonra kendisi için kahve, soda ve birkaç atıştırmalık da seçti. Ödemesini yapıp poşetleri eline aldı ve eve doğru yürümeye başladı.

Kapıya yaklaştığında birinin orada beklediğini fark etti.

Gözlerini kısarak kim olduğunu anlamaya çalıştı. Ancak adamı tanımıyordu.

Işık, poşetleri kapının önüne bırakarak kenarda oturan adama döndü.

"Buyurun?"

Sesini duyan adam başını kaldırdı ve ayağa kalktı.

"Kusura bakma, rahatsız etmek istemezdim. Ben şu adrese gitmeye çalışıyorum."

Adam, elindeki kâğıdı ona uzattı.

Işık adrese baktı. Ancak burayı yeterince tanımadığı için adamın gitmek istediği yeri bilmiyordu. Başını olumsuz anlamda salladı, ardından kapıyı açıp poşetlerini içeri taşıdı.

Kapıyı kapattıktan sonra kilitledi.

Nedense adama hiç güvenmemişti.

Pencereden dışarı baktığında adamın hâlâ orada durduğunu gördü. Tam o sırada bakışları kesişti. Birkaç saniye sonra yabancı adam arkasını dönerek oradan uzaklaştı.

Işık'ın içi biraz olsun rahatladı.

Aldıklarını dolaba yerleştirdikten sonra mısır patlattı. Kâseyi eline alıp televizyonun karşısına geçti ve rastgele bir film açtı.

Film bir korku filmiydi. Başrolde işitme ve konuşma engelli bir kadın vardı. Kadın, evinde yalnız yaşıyor ve kitap yazıyordu. Bir akşam komşusu kanlar içinde evine koşarak yardım istemişti. Ancak kadın onu duyamadığı için yaşananlardan habersizdi. Çok geçmeden katille karşı karşıya kalmış ve hayatta kalabilmek için tek başına mücadele etmek zorunda kalmıştı.

Kadının yalnız yaşaması Işık'ı biraz ürpertmişti.

Tam o sırada Kara'nın sözleri aklına geldi.

"Başına bela olurum."

Işık'ın gözleri irileşti. Bir anda kendisini filmden koparıp düşüncelerine kaptırmıştı.

"Saçmalama kızım! Alt tarafı bir filmden neler çıkardın?"

Kendi kendine söylenirken onu neredeyse kalp krizi geçirecek kadar korkutan olay gerçekleşti.

Kapı aniden yumruklandı.

Işık küçük bir çığlık atarak yerinden sıçradı. Ardından başını hafifçe uzatıp kapıya baktı. Televizyonun sesini kıstı ve yavaşça ayağa kalktı.

Hava kararmak üzereydi.

Bu saatte hangi manyak gelmiş olabilirdi ki?

Dikkatlice pencereye yaklaştı ve dışarı baktı. Kapıda duran kişiyi gördüğü anda bir çığlık daha attı.

Kara!

Genç adam kapıyı yeniden yumrukladığında Işık bir kez daha irkildi.

"Aç şu kapıyı, Işık!"

Işık, kapıya doğru seslendi.

"Manyak mısın sen, be adam? Ne işin var burada? Burayı nasıl buldun?"

"Sana söylemiştim. Gidersen başına bela olurum diye. Şimdi aç şu kapıyı!"

Kara, son sözlerinin ardından kapıya sert bir tekme attı.

"Açmayacağım kapıyı falan! Defol git!"

"Son kez soruyorum. Açıyor musun, yoksa ben mi içeri gireyim?"

Işık omuzlarını silkti. Artık onunla uğraşmak istemiyordu. Yeniden televizyonun karşısına oturmak üzere arkasını döndüğü sırada büyük bir gürültü koptu.

Şaşkınlıkla kapıya yöneldi.

Hayvan herif kapıyı kırmıştı!

Hatta kırmakla kalmamış, neredeyse kapıyı yerinden sökmüştü.

"Sen... Sen..."

Işık, gözlerini kocaman açmış bir şekilde yerdeki kırık kapıya, ardından bakışlarını kendisine dikmiş olan Kara'ya baktı.

Bu adam kesinlikle deliydi.

Artık bundan emindi.

Kara kendisine doğru ilerlemeye başlayınca Işık, hâlâ izlediği korku filminin etkisinden tam anlamıyla kurtulamamış hâlde merdivenlere yöneldi ve üst kata koştu.

Kara da peşinden koşmaya başladı.

"Gel buraya, Işık! Yorma beni!"

Genç adamın sesini duyunca Işık kendisini bir odaya attı ve kapıyı kilitledi. Ancak az önce filmde gördüğü sahne gözlerinin önüne gelince kilidi açtı. Korku filminin etkisiyle kendisini kapalı bir yere hapsetmek istemiyordu.

Bunun yerine dolabın içine girdi.

Allah'ım, bu adamdan uzak durmak istedikçe neden sürekli burnunun dibinde bitiyordu?

Koridordan gelen ayak seslerini duyduğunda ellerini ağzına kapattı. Adımlar yavaşladı. Kara, dolaba doğru yaklaşıyordu.

Kapak açıldığı anda Işık korkuyla çığlık attı.

"Buldum seni!"

Kara, onu kucağına almaya çalıştığında ikisinin de ayağı birbirine dolandı. Birlikte yere yuvarlandılar.

Işık'ın ciğerleri patlayacak gibiydi. Çünkü genç adam hâlâ üzerine kapanmış durumdaydı.

Kara, bir süre onun yüzüne baktı. Işık ise sesinin çıkıp çıkmadığından emin olmak istercesine titreyen bir sesle konuştu.

"Üzer... Üzerimden kalk, hayvan herif!"

Yüzü yavaş yavaş kızarıyordu. Nefes almakta giderek daha fazla zorlanıyordu.

Sonunda ciğerlerine dolan havayla kendine geldiğinde Kara üzerinden kalktı ve ona elini uzattı.

Işık ise yerde öylece kalıp tavana bakmaya devam etti.

Kara, onu beklemeden kolundan tutarak ayağa kaldırdı. Işık elini onun elinden çekmek istedi ancak Kara buna izin vermedi.

"Eşyalarını topla. Dönüyoruz."

Işık duyduklarına inanamayarak ona baktı.

"Ne saçmalıyorsun sen?"

"Dönüyoruz, diyorum."

"Sen defolup gidebilirsin evimden. Ben seninle hiçbir yere gelmiyorum!"

"Işık, zorlama beni. Dönüyoruz diyorsam dönüyoruz."

Işık'ın gözleri öfkeyle parladı.

"Bak, ben seni tanımıyorum. Sen de beni tanımıyorsun. Hayatımdan çık ve lütfen bir daha karşıma çıkma!"

Kara, burun kemerini sıkıp sakinleşmeye çalıştı. Birkaç saniye boyunca sessiz kaldıktan sonra gözlerini yeniden ona çevirdi.

"Öyle mi?"

"Evet, öyle!"

Işık'ın cevabını tamamlamasına bile fırsat vermedi.

Kara kolundan tutup onu merdivenlerden aşağıya doğru sürüklemeye başladı. Işık basamağa takılıp yeniden yere düştüğünde burnunu sertçe çarptı.

Kara onu bırakarak yanına geldiğinde Işık geriye doğru çekilip ondan uzaklaştı.

Burnu kanıyordu.

Ama umurunda bile değildi.

Tek istediği, bu adamın kendisinden uzak durmasıydı.

Işık onu tanımıyordu. Kara da onu tanımıyordu. Buna rağmen genç adam, kendisine istediği her şeyi yaptırabileceğini düşünüyordu.

Işık'ın canını en çok yakan da buydu. Ona zorla bir şeyler yaptırmaya çalışması...

Genç kadın kendisini duvara yasladı, dizlerini göğsüne çekti ve başını duvara dayadı. Yüzünü elleriyle kapattı. Gözyaşları sessizce yanaklarından süzülmeye başladı.

Kara hiçbir şey söylemiyordu.

Işık, başını kaldırmadan bir süre daha ağladı. Ardından dayanamayarak haykırdı:

"Git! Git ve bir daha karşıma çıkma!"

Kara gözlerini kapattı. Birkaç saniye öyle kaldıktan sonra yeniden açtı.

Sonra arkasına bile bakmadan evden çıktı.

---

Işık, kendisini toparlamak için banyoya girdi. Duşun altına oturup sıcak suyun bedeninden akıp gitmesine izin verdi.

Burnundan süzülen kanın suya karışarak akıp gidişini izliyordu.

Umarım bir daha karşısına çıkmazdı.

Umarım yaşananlar son olurdu.

Çünkü Kara'nın ona yaptıkları, geçmişte yaşadığı bazı şeyleri hatırlatıyordu.

Işık anne ve babasını seviyordu. Ancak çocukluğundan beri onlar da kendisine pek çok şeyi zorla yaptırmaya çalışmışlardı. O günlerde hissettiği çaresizlik, kendisini ifade edememenin verdiği sıkışmışlık ve başkalarının kararlarına boyun eğmek zorunda kalmak...

Şimdiyse benzer bir durumun yeniden karşısına çıkması, geçmişte hissettiği bütün acıları gün yüzüne çıkarıyordu.

Işık bir süre daha suyun altında kaldı. Sonunda kendisini toparlayıp banyodan çıktı. Üzerine yarım bir atlet ve eşofman geçirdi. Ardından sigara paketini alarak kapının önüne çıktı.

Bir sandalyeyi kenara çekip oturdu.

Sigarasını yaktıktan sonra telefonunu çıkardı. Ekran kilidini açmak üzereyken bakışları burnuna takıldı.

Burnunun kenarları ve kemik kısmı kızarmış, morarmaya başlamıştı.

Kendi hâlini gördüğünde gözleri yeniden doldu.

Sigarasından derin bir nefes çekti ve dumanı yavaşça dışarı üfledi.

Ay, gökyüzünde bütün parlaklığıyla duruyordu.

Işık geceleri çok severdi. Gece ona kendisini hatırlatıyordu. Karanlık gökyüzü kendisini, yıldızlarsa hayatında bir şekilde yer edinmiş insanları temsil ediyordu.

Bazı yıldızlar uzak olsa da gökyüzünde parlamaya devam ederdi. Bazılarıysa bir gün kaybolurdu.

Işık kulaklığını taktı, bir müzik açtı ve şarkının sigarasına eşlik etmesine izin verdi.

Saatler boyunca orada ne kadar kaldığını bilmiyordu.

Zamanın nasıl geçtiğinden habersizdi. Düşünceleri arasında kaybolmuşken bir arabanın farları gözlerini kamaştırdı.

Işık, ancak o zaman yerinden kalktı.

Başını kaldırıp araca baktığında içini açıklayamadığı bir huzursuzluk kapladı.

Gecenin sessizliğinde, dağ evinin önünde duran arabanın farları hâlâ gözlerini alıyordu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.