İçeriğe geç

KAPININ ARDINDA

Bölüm 1 · 2 dk okuma

KAPININ ARDINDA

Bölüm 1

Giriş

İnsanlar çiçeklere benziyor. Topraktan yaratıldılar ve toprağa geri girecekler. Peki bizi sulayan kim? Bunun cevabını henüz biz de bilmiyoruz ama bilmememiz bilmemize engel değil. Yakında öğreneceğiz.

Ben Lena, Adel Lena Sancakoğlu. Lena ismini babam, Adel ismini ise annem vermiş. Babam adımın anlamında da olduğu gibi beni hep ayışığım diye severdi. Annem ise Adel ismine layık bir kız olmamı ister, beni hep otoriter kuralları altında büyütmeye çalışırdı. İstediğim tatlıları yiyemez, istediğim kıyafetleri giyemezdim. Bir arkadaşım olacaksa bunu anneme söylemem gerekirdi.

Babamı küçük yaşlarda kaybettim. Onu kaybettikten sonra annemin sırtıma bindirdiği yük ile “Baba katili” olarak beni sorumlu tutmasından dolayı o evde çok kalmamış ve bir çocuk yetiştirme yurduna yerleştirilmiştim.

Oradakiler beni yabani olarak nitelendirmiş ve yanıma hiç yaklaşmamışlardı. Yurdumuzun Müdiresi Latife Hanım gelip çocukları korkuttuğumu söyler ve bana onlara daha nazik davranmam için öğütlerde bulunurdu.

Fakat hayır, ben babamın kızıydım. Bir duvar örecek ve çözümlenmesi basit bir problem olmayacaktım. Yoksa insanlar benden çabucak sıkılır ve bir kenara paçavra gibi atarlardı.

Ama bu düşüncelerim yüzünden orada pek duramadım ve Latife Hanım tarafından yatılı bir liseye yerleştirildim. Lise yıllarım hatırlamak istemeyeceğim kadar berbat günlerdi.

5 sene öncesi…

“Adel, buraya gel!” diye gür bir ses duydum arkamdan. Omzumun üstünden arka yöne baktığımda Nur ile göz göze geldim.

Ah, şu lanet zorba kız.

“Efendim Nur?”

“Benimle gel. Sana bir şey göstereceğim.”

Başta sorgulayıp itiraz edecektim fakat bunun bir yararı olmayacağını beynimin ücra bir köşesine kodlayıp yanıt vermeden Nur’u takip etmeye başladım. Erkekler tuvaletine doğru yürüdüğümüzü fark ettiğimde içimde bir merak oluştu ve sormadan edemedim,

“Ne oluyor Nur?”

“Çok konuşmada gir şuraya!”

Sırtımda hissettiğim baskıyla kendimi erkekler tuvaletinin içinde buldum. Tam kapıya doğru hareket edecekken Nur benden önce davrandı ve kapıyı kilitledi.

Kapıya art arda yumruklar savurup açması için adını seslensem bile bir işe yaramamıştı, çoktan gitmişti.

Çaresizce ellerimi saçlarıma geçirip, sırtımı soğuk mermere yasladım. Gözlerimi kapatmış içimden Tanrı’ya onlarca dua sıralarken ödümü koparan bir ses duydum.

“Boşuna Tanrı’ya yalvarma, buradan ben izin vermediğim sürece çıkamazsın Lena.”

Bu sesi tanıyordum. Beynimi yoklamaya çalışarak karşımda duran çocuğun kim olduğunu hatırlamaya çalıştım.

Çocuk düşüncelerimden önce davranarak elini öne doğru uzattı.

“Aral.”

Uzattığı ele boş gözlerle bakmaya devam ettim. Bu hissizliğim ona alay edilecek bir konu olsa gerekti ki dudağının bir kenarında hafifçe çukur oluşmuştu. Küçümseyerek bakan kömür gözleriyle beni süzüyordu.

Elini sıkmayacağımı anlayarak yavaşça aşağıya doğru indirdi.

Bu sefer ondan önce davranarak uzatmadan sormam gereken soruyu dile getirdim.

“Neden buradayım?”

Gözlerinde ki küçümseme, gülüşünde ki alaya alır tavrı daha da artmıştı.

“Birazdan öğreneceksin Lena.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.