İçeriğe geç

KAOS

Bölüm 1 · 7 dk okuma

KAOS

Bölüm 1

BÖLÜM•1

1. Bölüm

"Kurallar çiğnenmek için vardır"

Karmakarışık sesler arasında öğretmen masasındaki oturan öğretmenin hayattan bıktığı çok net bir şekilde belli oluyordu. Erkekler duvar kenarının en arka sıralarında birleşmiş 'PUBG' oyunundan bahsederken hemen önümdeki kızlar kokulu ojelerden ve nude ojelerin renk tonlarından bahsediyordu. Kızları hayvan gibi izleyen erkekleri de geçmemek lazım.

Ben Serenay. Belkide Türkiye'nin en kötü ortaokullarından birisinde okuyorum. Okula geç başladığım için 15 yaşındayım ve-

Tam o sırada müdürün içeri girmesiyle ayağa kalkan herkesin arasında ayağa kalkmaya bile üşeniyordum. İstemeye istemeye ayağa kalktığımda müdürün yanında beş ergen olduğunu gördüm.

Harika. Bir kaç orangutan daha.

Benden yaşça büyük görünseler de hepsinin mal olduğu yüz ifadelerinden bile belliydi. Ön yargılı davranıyor olabilirim, aralarından bir tanesi çok olgun görünüyordu. Bir an göz göze geldiğimizde bana attığı bakışı görmeliydiniz. Aslında bir tanesi değil çoğu olgun görünüyordu, gerçekten bunlar yaşça büyüktü benden.

Derken müdür konuşmaya başladı. "Hocam bunlar yeni misafir öğrencilerimiz." Dedi ve sonra bize döndü. "Çocuklar hepinizin bildiği gibi bir okul yıktırıldı bu yüzden bu arkadaşlarınız yıktırılan okuldan bizim okulumuza misafir olarak sevk edildi. Damla Koleji'nde öğrenciydiler. Lütfen bu arkadaşlarınıza iyi davranın." Derken artık müdürü dinlememeye başladım. Müdürün yanındaki beş kişiyi inceledim. Aralarında iki kız vardı.

İlk gözüme çarpan şarışın kız oldu. Sarışınlardan nefret ederim ama bu kız sempatik duruyordu. Diğer kızın ise kız olduğunu anlamam biraz uzun sürdü. Saçları kazıtılmıştı ve duruşu erkek duruşuna benziyordu. Arkadaşlarının ona kendi aralarında 'erkek fatma' dediğine eminim. Bu kızda öyle bir tip vardı.

Öğretmenle konuşan müdür son kez bize döndü ve "Arkadaşlarınız uzun süre kalmayacak okulları taşındıktan sonra geri dönecekler. Tekrar söylüyorum, onlara iyi davranın." Müdür bizi üst üste tembihlerken elim istemsizce yukarı kalktı. "Söyle Serenay," Herkes bana bakarken sinirim bozulsada merak ettiğim soruyu sordum,

"Bu beş kişi hangi okuldan sevk edildi?" diye sordum müdüre.

"Özel Damla Lisesi." diye yanıtladı müdür.

Tükürüğüm boğazıma takılırken sınıftakilerin ne kadar şaşırdığı her hallerinden belliydi. Önümdeki kızlardan birinin "Şu sert ve esmer yakışıklıyı kendime ayarlayacağım!" dediğini çok net duymuştum.

"Evet Emir," Müdürün sesiyle herkesin bakışları arka sırada oturan 'inek' Emir'e yöneldi.

"Ama hocam Damla Koleji, ortaokul. Onlar lise."

"Evet Emir'ciğim okulumuzu lise şubesiyle birleştiriyoruz. Hemen yanımızdaki inşaat onların liseleri için yapılıyor. Şanslısınız bahçemizde genişleyecek." Sonra müdür yanındakilere döndü. "Kendinize yer seçin gençler."

Biz kalabalık bir sınıftık ve sadece arka sıralar ve benim yanım boştu. Umarım yanımdaki sıra boş olmaya devam eder.

Bir erkek, bir kız olarak yan yana oturduklarında en büyükleri gibi duran kişi boşta kalmıştı. "Neden Serenay'ın yanına geçmiyorsun Ufuk?" dedi müdür. Ufuk yavaş yavaş yürüyüp yanıma oturduğunda müdür iyi dersler dileyip çıktı.

Yanımda ilk defa birisi oturmasının gerginliğiyle dersi dinleyemedim. Evet yanımda oturduğu için gerilmiştim.

Teneffüs zili çaldığında Ufuk denilen çocuğun arkadaşları sıramıza akın etti ve ne olduğu hakkında hiçbir fikrim olmayan konularla ilgili konuşmaya başladılar.

Ufuk ayağa kalkıp arkaya geçince kendimi bir ezik gibi hissetim. Bu normal miydi? Hiç bir insan yanımda durmayı sevmiyordu.

Diğerleride Ufuk'un arkasından gitmişlerdi. Sessizce konuşuyorlardı. Ne konuştuklarını bu kadar merak etmem normal değildi.

Sarışın kızın sevgilisi olduğunu düşündüğüm çocuk şaşkın bir şekilde konuştu. Sesi şaşkınlıktan yüksek çıkmıştı. " Ne demek abi bu ya, okulu donduracağım ne demek?"

Şaşkınlıkla kafamı onlara çevirdim ve onları izlemeye başladım. Ufuk bir kaç cümle söylemişti ve eğdiği kafasını kaldırmıştı. Göz göze geldiğimizde bana bakarak bir şeyler söyledi. Derken 'erkek fatma' olarak betimlediğim kız bana doğru gelmeye başladı.

"Yanımıza gelmek ister misin, yalnız görünüyorsun." Sorduğu soru karşısında şaşırmıştım. İlk defa birileri beni aralarına almak istemişti.

"Olur." diyebildim sadece. Olduğum yerden kalkıp Ufuk'un önündeki sıraya onlara dönük bir şekilde oturdum. Beni çağıran kız da aynı şekilde yanıma oturmuştu.

"Adın ne?" diye sordu sarışın kız.

Tam cevap vereceğim sırada Ufuk yanıtladı, "Serenay." dedi sert bir sesle.

"Evet," dedim "Sizin adınız ne?"

Sarışın kız girdi söze, "Benim adım Pelin, bu ise Taylan benim sevgilim oluyor." Taylan başını salladı. "Bu Zehra, bu Kutay ve bu ise Ufuk, biliyorsun zaten." Başımı salladım.

"Teşekkürler, beni aranıza aldığınız için. Sadece biraz ilgimi çektiniz yoksa sizi gözetliyor falan değildim." dedim mahçup bir şekilde.

"Sen bu sınıfın asosyali falan mısın?" diye sordu Taylan.

"Onun gibi bir şey. Kaç yaşındasınız, son sınıf gibi duruyorsunuz."

"Ben 16, Taylan 17, Zehra en küçüğümüzdür, 15." dedi Pelin.

"Ben 16. Sana yürüyebilecek yaştayım." dedi Kutay.

"Öküz." diye mırıldandı Pelin.

"Harbi ya, kız şu an senden uzaklaştı resmen." dedi Taylan.

"Yok, benim için sorun yok, ben açık sözlüleri severim." dediğimde Kutay bana yumruğunu uzattı.

"Adamsın." dedi Kutay ben onun yumruğuna vururken.

"Peki," diye mırıldandım gözüm Ufuk'tayken "Sen? Sen onların en büyüğü gibi duruyorsun."

"Öyle zaten." diye atladı söze Taylan. "O 18 yaşında."

"Sanırım konuşmayı sevmiyor. Ağzı var sonuçta. O da cevap verebilirdi." Zehra söylediğime gülerken Ufuk bana halinden memnun bir gülümsemeyle bakıyordu.

"Konuşmayı sevmeseydim seni buraya çağırmazdım." dedi Ufuk tekdüze bir sesle.

"Sizde bir şey var gibi beni buraya boşuna çağırmadınız, değil mi?" dediğimde Taylan başını salladı.

"En akıllıları sen gibi duruyordun." dedi Zehra. "Ama Ufuk'un ne için çağırdığını bilemem." dedi imalı bir tonla.

"Boş imalarda bulunma. Belki bir bilgin vardır" dedi bana dönerek. "İnşaat ne zaman biter?"

"Baya ilerlediğini söylediler 1 ay gibi bir süre olması lazım." Zilin sesiyle ayağa kalktık.

Ufuk'la sıramıza döndüğümüzde öğretmenin gelmesiyle ayağa kalktık. "Oturun çocuklar, dönemin sonu olması nedeniyle serbestsiniz ama fazla cıvıtmayın."

Kızlar sevinçle yine bir araya gelirken Ufuk'un da yerini değiştirmesini bekledim, arkadaşlarının yanına gider diye düşündüm. Ama beklediğim gibi olmadı. Yanımda kaldı.

"Niye arkadaşlarının yanına gitmiyorsun?" diye sordum merakıma yenik düşüp.

"Bir planım var." dedi öğretmeni izlerken.

"Neymiş o?"

"Okuldan kaçacağım, var mısın?"

Gözlerim irice açıldı. "Damla Koleji'nin lisesinin çok disiplinli bir okul olduğunu duymuştum. Oradan kaçabiliyor muydun?"

"Benim yapamadığım bir şey yoktur. Gelecek misin?"

Arkada oturan dörtlüye baktım. "Arkadaşların..?" dedim "Onları bırakacak mısın?"

"Haberleri var, bak." dedi ve bana elindeki akıllı telefonun ekranını gösterdi. Bu bir Whatsapp grubu konuşmasıydı. Konuşmayı okuduğumda diğer dörtlünün okuldan çıkacağımızdan haberi olduğunu anladım.

"Okula akıllı telefon getirmek yasak. Bu en önemli kuralımızdır."

"Kurallar çiğnenmek için vardır. Karar verdin mi, gelecek misin?"

"Gelmeyi isterim, ama nasıl çıkacağız?" dedim merakla, öğretmeni izlerken.

"Çok basit, şimdi gidip tuvalet izni isteyeceksin. Sonra ben isteyeceğim, aynı cinsiyette olmadığımız için ikimize de izin verecek. Tuvaletin kapısında beni bekle seni almaya geleceğim."

"Peki."

Ayağa kalkıp öğretmen masasına doğru ilerledim. Öğretmen kafasını elindeki telefondan kaldırıp bana yönelttiğinde elim ayağım birbirine karışsada en sonunda üç kelimeyi yan yana getirebildim.

"Tuvalete gidebilir miyim?"

"Tabii Serenay, sen fazla tuvalet izni almazsın."

Başımı sallayıp dışarı çıktığımda kızlar tuvaletinin kapısının önünde beklemeye başladım. Beş dakika sonra Ufuk yanıma geldi.

"Ee," dedim "Nasıl çıkacağız okuldan?" Bir anda aydınlanma yaşadım. "Çantalarımız!" diye bağırdım.

Ufuk eliyle ağzımı kapattı. "Biliyorum, salak mıyım ben? Çantaları çocuklar alacak. Bağırarak söylemek zorunda mıydın?"

"Üzgünüm, bir anda aklıma gelince öyle oldu. Peki nasıl kaçacağız?"

"Gel benimle." Derken elimi tutup beni merdivenlere çekiştirdi. Arkasından bir mal gibi giderken elimi tutmasının şokunu yaşıyordum. "Arka bahçeden bir çıkış noktası var, bunu biliyor muydun?"

"Hayır."

Arka bahçeye girdiğimizde arka bahçede öğretmenlerin olduğunu görüp girdiğimiz gibi tekrar geri çıktık. Korkarak girişe yöneldiğimizde Ufuk gülüyordu. "Niye gülüyorsun?" dedim anlam vermeye çalışarak.

"Hiç." dedi gülmeye devam ederek. "Gel." dedi tekrar bahçeye yönelip.

"Delirdin mi sen? Öğretmenler var orada."

"Farkındayım, gel. Köşelerden geçeriz, görmezler."

Yavaşça onu takip ettim ve en sonunda öğretmenlerin bizi göremeyeceği yere geçtiğimizde rahatlayıp ona kafamın içinde dolanan soruyu sordum, "Burayı nereden biliyorsun?"

"Bu benim dayımın okulu."

"Dalga geçiyorsun değil mi?"

"Hayır, dayımın soyadı Damla. Eskiden burası okul değildi. Çocukluğum burada geçti sayılır."

Duvarın arasındaki yerin dışarı çıktığını görünce kalakaldım. Haklıydı, söylediği yer dışarı çıkıyordu.

Beraber aralıktan dışarı çıktık.

"Senin ailen zengin o zaman." dedim ona doğru dönüp.

"Sen de kolejde okuyorsun. Zengin misiniz?"

"Aslında durumumuz iyi. Zenginlerin olduğu 'mahalle' var. Biliyor musun? Öyle diyorlar oraya."

"Evet o 'mahallede' yaşıyorum."

"Gerçekten mi? Bende."

"Biliyorum. Seni daha önce gördük."

"Gördük derken?"

"Hepimiz o 'mahalledeyiz'."

"Anladım."

Yarım saat boyunca bir sürü şey hakkında konuştuk. Sonra Ufuk'un telefonu çaldı zil çalmış ve gitmemiz gerekiyormuş. Gittiğimizde son ders başlıyordu. Çıkışta beraber eve gittik herkes evine gitti ve ben ile Ufuk kaldık. En uzak olan ev onundu. Kapımın önüne geldiğimizde bana el sallayıp gitti.

Eve girer girmez odama gittim ve kendimi yatağa attım.

O da neydi öyle... dedim içimden.

O çocuktan hoşlandın Serenay... dedi içimden bir ses.

Bölüm Sonu -§-

🍷

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.