İçeriğe geç

KANTANRIÇASI

Bölüm 2 · 6 dk okuma

KANTANRIÇASI

Bölüm 2

Bölüm 1

''Küçücük bir kız çocuğunun nefretini kazandın sen !''dedi duygu yoksunu bir sesle.

''O gün benim nefretimi kazanarak çok büyük bir hata yaptın.'' dedi genç kadın, adamın boğazını sıkarken .Adam zar zor nefes alıyordu ölmesi an meselesiydi.

''Sende kim-sin?'' dedi yaşlı adam son nefeslerini alırken .

''Ecelin'' dedi kadın tükürürcesine. Tırnaklarını her geçen saniye adamın boğazına daha da çok saplıyordu.

''Sen, sen o kadının kızısın.'' dedi adam zorla.

''Ah ,ne de güzel bir tahmin.'' dedi kadın ve adamın boynundan elini çekip kafasına sert bir tekme geçirdi.

Kurbanını gece yarısı Tomrisla'nın Lonla köyünün meydanına bıraktı. Herkesin görmesini istiyordu .Ders almalarını istiyordu.

Mavi birinci görevini bitirmişti.

Sıra ikinci görevdeydi ama kurbanı bunu bilmiyordu.

Sıradaki kurbanı onun için ölüydü.

Kantanrıçasını hafife alıyorlardı o birini düşman bellediyse o kişi onun için ölü sayılırdı.

.

.

.

Gün ağırırken uyandı Mavi ,sıradaki görev için Laylas'a gitmesi gerekiyordu .Kendine bez bir çanta aldı içine bir kaç parça kıyafet tıkıştırdı, para kesesinide cebine atarak harabe evden ayrıldı. Evin ahırından atı olan Sharika'nın sırtına atladı ve yola koyuldu .Mavi'nin babası yoktu bu yüzden annesine çok bağlıydı. Annesi ölünce sanki kalbide ölmüştü. Çalıştığı yerdeki kadın Mavi'ye taş kalp lakabını takmıştı. Mavi bunu hiç sorun etmezdi , etmedi çünkü öyle olduğunu biliyor ve bunu kabul ediyordu. Annesi ve atından başka hiç kimseye sevgi göstermemişti.

Bir dere kenarına gelmişti. Atından yavaşça indi ve onu bir ağaca bağladı. Kıyafetlerini çıkarıp dereye girdi, vücudunda akşamdan kalan kan lekelerini temizledi. Dereden çıkınca kurulandı ve kan kırmızısı saçlarını kurumaya bıraktı. İpek gibi saçları vardı Mavi'nin ,annesi güzel saçlı kızım diye severdi kızını, bu yüzden Mavi'nin sacları en kısa göğüslerine gelirdi .Kestirmezdi saçlarını çok annesi uzun severdi saçlarını. Annesi ve atı onun için çok kıymetliydi sadece onlara sevgisini gösterir ve buz tutmuş kalbini sadece onlara eritirdi.

Perifinkaya gelmişti. Mavi dışı saf altından oluşan dükkana girdi.

''Hey, burada kimse var mı?'' diye seslendi sakin bir ses tonuyla.

''Hoş geldin tatlım.'' dedi orta yaşlardaki kadın.

''Ben bir elbise alabilir miyim ?''dedi hayatında bir kere bile elbise giymemiş genç kız.

''Nasıl bir şey istersin?''

''Kendi zevkinize göre ayarlayın güzel bir şeyler.'' dedi Mavi ve kaz tüyünden oluşan mindere kendini bıraktı. Orta yaşlardaki kadın bir odaya girdi. Odadan çıktığında kadının elinde straplez kan kırmızısından oluşan bir elbise, elbisenin yanında siyah dantelden oluşan eldivenler ve siyah bir topuklu getirdi.

''Dene bakalım.'' dedi kadın.

''Gerek yok olur.'' dedi Mavi, gerçi olmazsa da oldururdu.

''Kaç altın sikke?'' diye sordu genç kadın.

''Beş altın sikke yeterli.'' dedi dükkanın sahibi kadın. Mavi para kesesinden beş altın sikke çıkardı ve elbiseyi aldı, parayı kadına uzatıp dükkandan çıktı.

.

.

.

Yola çıkalı beş gün olmuştu. Rüzgara karşı savaşıyordu ,Mavi'nin kızıl saçları ahenkle dans ediyordu.

Yolunun üstündeki demirci dükkanına girdi.

''Merhaba ,Bayım'' dedi Mavi.

''Ne istersiniz? ''dedi orta yaşlardaki adam.

''Bir hançer alabilir miyim ?'' dedi soğukkanlılıkla. Demirci şaşırmamıştı. Şaşırması gerekirdi çünkü onlara göre genellikle erkekler hançer, kılıç veya ok isterdi. Ama Mavi kalıpları yıkmaya bayılırdı.

Yaşlı adam kapısı olmayan bir odaya girdi, bir müddet sonra elinde ince uzun sapı kırmızı olan bir hançer getirdi.

''Bu hançer tam sana göre dikkat et çok keskindir.'' dedi ve göz kırptı .Mavi hareketle irkilmişti.

''Kaç altın sikke Bayım ?''

''Aslında beş.'' dedi ve Mavi'nin kulağına eğildi.

''Hizmet edeceği mesele için üç altın sikke olur Prenses Sylvia'' genç kadın ürpermişti.

''Ne dediğinizi anlamıyorum. Ben Prenses değilim adım Sylvia hiç değil.'' dedi aceleyle.

''Prenses olmadığın olmayacağın anlamına gelmez.'' dedi adam. Mavi hemen adamın dibinden ayrıldı aceleyle çantasından üç altın sikke çıkarıp adama verdi ve dükkandan uzaklaştı. Bu adam ne diyordu böyle. Mavi Prenses olamazdı Prensesler süslenip başka bir krallıktan bir Prens ile evlenmeyi beklerlerdi ama Mavi elini defalarca kana bulamıştı.

Gün batmak üzereydi Mavi büyük sarayın ihtişamlı kapısını gördü ve atını yavaşlatmaya başladı. Muhafızların onu göremeyeceği bir yerde kıyafetlerini değiştirmişti .Elbise sanki Mavi için dikilmişti. Öyle güzel görünüyordu ki. Atına tekrar binmiş ve ilerlemeye başlamıştı.

Kapının oraya gelmişti iki tane Muhafız Mavi'yi dikkatle izliyorlardı.

''Bayım'' diye söze girdi Mavi.

''Sizde kimsiniz ?'' dedi Muhafız.

''Leydi Mavi Terrifikadan geliyorum.'' dedi sahte bir gülümsemeyle.

''Demek o sizsiniz buyurun Leydim'' dedi Muhafız ve kapılar açılmaya başladı. Mavi atıyla bir müddet daha ilerledikten sonra Mavi'nin yanına 1.90 boylarında üstünde Muhafızlara özel dikilmiş mavi takımı giyen bir adam geldi. Yavaşça Mavi'nin önünde eğildi.

''Leydim.'' dedi otoriter aynı zamanda nazik ses tonuyla.

''Ben Yüzbaşı Kaden. Size burada olduğunuz mühlet ben eşlik edeceğim.'' dedi ve Mavi'ye attan inmesine yardım etmek için elini uzattı. Mavi adamın elini görmezden gelerek attan tek hamleyle indi. Yüzbaşı bu tavra gülerek karşılık verdi.

''Leydi Mavi.'' diye tanıttı kendini. Samimi olmaya çalışıyordu ama beceriyor muydu orası bir mualla.

''Şimdi nereye gidiyoruz Yüzbaşım.'' dedi sakince .

''Büyük sakona Kral sizi görmek istedi.'' Mavi başıyla onayladı ve yürümeye başladılar Kraliyet şatosu o kadar büyüktü ki Mavi yalnız olsa burada kaybolurdu. Bir süre sonra büyük salona geldiler .Kapılar birden açıldı ve içeriye Yüzbaşı girdi. Mavi derin bir nefes aldı dikleşti yüzüne en samimi gülümsemesini yerleştirdi ve içeri girdi. İçeriye girer girmez gözleri Dük Songlanı aradı ama yoktu. İçinden inşallah gebermiştir diye geçirdi. Kralın önünde hafifçe eğildi ve Kral'a baktı. Kralın yanındaki adam tanıdık geliyordu. Mavi gözlerini kıstı ve adamın kim olduğunu anlamaya çalıştı. Kralın sesiyle gözlerini o adamdan çekti.

''Leydi Mavi hoş geldiniz.'' dedi Kral otoriter bir şekilde. O adamı çıkarmıştı bu adam demirci dükkanında ki adamdı. Mavi demirci sandığı adamla göz göze geldi.

''Hoş bulduk Kralım.'' dedi Mavi. Demirci Maviye gülerek;

''Hoş geldiniz Leydim.'' dedi ve göz kırptı. Mavi yutkunarak

''Teşekkürler Bayım. Affınıza sığınarak bir şey sorabilir miyim ?''

Adam tebessüm eder bir şekilde Maviye odaklanmıştı.

'' Tabi ki de.''

''Adınız neydi ?'' dedi Mavi.

''General Tederos Leydi Syl-'' Mavi aceleyle ''Sizi birine benzettim sanırım Bayım.'' dedi General Mavi'nin bu tavrına gülerek karşılık vermişti. Mavi tedirgin olmuştu bu adamdan hançer almıştı ya bu Kralın kulağına giderse ne olacaktı ?

''Leydim sizi bir yerden tanıyor muyum ?'' dedi Kral otoriter sesiyle.

''Ben sizi ilk defa görüyorum Kralım, belki başka biriyle karıştırmışsınızdır.'' dedi Mavi.

''Dıana'ya benzemiyor mu Tederos?'' dedi Kral . Mavi duyduğu bu adla donup kalmıştı, annesinin adıydı Dıana . Peki Kral nereden tanıyordu Dıana'yı ?

''Evet efendim benziyor.'' dedi Tederos .Mavi aceleyle ''Neyiniz oluyor General.''

''Kız kardeşim... Uzun yıllar önce Tomrisladan ayrıldı Terrifikada bir kasabaya yerleşti yıllardır onu arıyorum ama bulamıyorum. Bir dönem Tomrisla ile Terrifaka arasında savaş çıkmıştı o ara mektuplaşıyorduk ama o savaştan sonra mektuplar kesildi .Çok korkuyorum ona bir şey oldu diye .Yaklaşık yirmi yıldır onu arıyorum ama bulamıyorum onu çok özledim .En son hamileydi inşallah tanrı bebeğini ve onu korumuştur.'' demesiyle Mavi yutkundu .Hangi Dıana'dan bahsediyordu bunlar. Ah aptal kafam bu dünyada bir tane Dıana yok ki diye geçirdi.

''Soyadı ne ?'' diye sordu bir umutla.

''Syliv, Dıana Syliv:'' dedi General evet artık emindi bu adam annesinin abisiydi ve bu hayattaki tek akrabası.Mavi duyduklarından sonra donup kaldı yüzü kireç gibi beyazlaştı.

''İyimisiniz ?'' dedi General endişeyle.

'' Biraz yorgunum dinlenmem lazım.'' dedi Mavi.

Kral: '' Siz odanıza çıkın lütfen leydim.''dedi .

Mavi buraya geldiği ilk günden dayısını bulmuştu .Ya dayısı Dük gibi iğrenç biriyse yada çıkarcı alçak biriyse diye içinden geçirdi. Bu adam bir şeyler biliyordu yoksa Maviye Sylvıa deyip durmaz yada ona taht odasına girdiğinden beri gülerek bakmazdı.

Generalında aklında bir şeyler vardı. Mavi'yle aynı cephedeydi ama Mavi henüz bunu bilmiyordu...

Bölümü sevmeniz dileğiyle:)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.