Şehrin merkezindeki büyük ve gösterişli evde, Sefa sabahın ilk ışıklarıyla uyanmıştı. Yaşı ilerlemişti, ama hala güçlü ve kararlıydı. Sefa, şehrin en güçlü mafya lideriydi. Onun sözleri kanun gibiydi ve şehirdeki her ticaret onun izniyle yapılırdı.
Yatak odasının büyük penceresinden dışarı baktı, şehir henüz uyanmamıştı. Pencerenin kenarına yaslanarak derin bir nefes aldı. Şehir onun kontrolü altındaydı, ama tehlikeler her köşede saklanıyordu.
Yavuz, her zaman olduğu gibi, Sefa'nın yanında belirdi. Uzun boylu ve kaslı yapısıyla dikkat çeken Yavuz, sessiz bir güçtü. Sefa'ya olan sadakati, çocukluğundan beri süregelmişti. O, Sefa'nın sağ koluydu, ama aynı zamanda onun en güvendiği adamıydı.
Sefa Bey, işler yolunda," dedi Yavuz, sabah raporunu sunarken. "Ama Kerim ve Bekir'in hareketlerinden şüpheleniyorum. Bir şeyler dönüyor."
Sefa, Yavuz'un sezgilerine güvenirdi. Onun içgüdüleri nadiren yanılırdı. "Dikkatli olalım, Yavuz," dedi Sefa, derin bir nefes alarak. "Kimseye güvenemeyiz. Bu şehirde her an her şey olabilir."
Yavuz, başını sallayarak onayladı. "Onları gözlemlemeye devam edeceğim, Sefa Bey. Hiçbir hareketlerini gözden kaçırmayacağız