Darian Walker
İşinden birkaç hafta olsada izin almıştı. Bir süre dinlenmeye ihtiyacı vardı. Victoria Black'e karşı hislerini kontrol etmeye çalışıyordu, onları yok etmeye çalışıyordu.
Victoria'yı uzun zamandır görmüyordu. Belki de birkaç gün olmuştu, hatırlamıyordu çünkü onu unutmak için elinden geleni yapıyordu.
Günlerdir düşündüğü tek şey Adela'ydı. Onu senelerdir görmediğine rağmen hâlâ nasıl seviyordu, ona nasıl âşıktı bilmiyordu. Kendi bile bu duruma şaşırıyordu. Yüreğinin tümünü Adela'ya ait hissediyordu. Öyle olduğuna inanıyordu.
Şuan, Fransa'daydı. Evet, Fransa. Yaşadıkları ona zor gelmeye başlamıştı ve Darian zorlukları sevmezdi. Onunla olmaya ihtiyacı vardı; Çocukluğuyla.
~
"Darian, hazır mısın oğlum? Geç kalmayalım, ayıp olmasın."
"Evet, anne. Hazırlanıyorum, bitmesine çok az kaldı."
Annesi kapının ardından tekrar konuştu; "Aşağıda bekliyorum. Acele et."
Bu sefer cevap vermedi. Onun yerine bacağından geçirmeye çalışıp çekiştirdiği pantolonu ile uğraştı. Adela'nın felsefesine uyup, kendini sakinleştirdi ve yavaşça giydi. Bu sefer giyebilmişti. Pantolon giymek neden bu kadar zor olmuştu ki?
Hazırladığı çantasını sırtına takıp merdivenlerden aşağıya, annesinin yanına indi. Annesi onu görür görmez oturduğu koltuktan kalkıp dış kapıya doğru ilerledi. "Çok yakışıklı olmuşsun."
"Teşekkürler anne. Sende çok güzelsin."
Annesi, tebessüm ederek oğlunun alnından öpüp dış kapıyı açtı. İlk Darian, sonra ise annesi çıktı.
"Umarım hiçbir şey unutmamışsındır."
"Unutmadım sanırım."
Hızla arabaya binip istikametin olduğu yere yani Adela'nın evine geldiler. Darian ve Adela, çok yakın bir zamanda olacak olan dans ve piyano yarışmasına katılmışlardı. Elena'da katılmak istemişti ama o herhangi bir eş seçmediği için ve de ailesi tarafından hoş karşılanmadığı için bu yarışmalara katılamayacaktı. Jack ise zaten bu tarz etkinlikleri sevmiyordu.
Kısa süre içerisinde evlerine çok yakın olan Adela'nın evine geldiler. Zile bastıklarında açan Adela'nın annesinden başkası değildi. Tebessüm ederek kenara çekildi. "Hoş geldiniz. Adela da sizi bekliyordu."
İlk Darian sonra annesi içeriye girdiler. Darian direkt olarak kaba olsa da salona daldı yine de hoş karşılanacağını düşündü. Arkadan annesinin sesini duyuyordu. "Biraz geç kaldık kusura bakma. Darian, her zamanki gibi geç kalktı."
"Anlıyorum canım. Sorun değil, iş değil burası geç kalmak gibi bir kavram yok. Lütfen böyle söyleme. İçeriye geçelim hemen."
Darian, salona ulaştığında bomboş olduğunu gördü. Piyano en son geldiğinde buradaydı.
"Piyano üst katta Darian. Adela ve sana kolaylık olsun diye boş olan odayı müzik odası yaptık. Artık istediğiniz kadar orada kalıp, çalışabilirsiniz." Konuşan Adela'nın annesi Sarah'tı. Onu çok severdi, çok iyi davranırdı.
Söyledikleri üzerine koşarak üst kata çıktı. Adela'yı hemen görmek istiyordu. Onu tatilden dolayı haftalardır görmüyordu. Bu çok iyi bir fırsattı. Müzik odasının boş odada olduğunu söylemişti Sarah. Bunun üzerine boş oda olduğunu bildiği odaya birkaç yere tıklattı. Ses gelmeyince kapı kulbunu yavaşça indirdi ve usulca içeriye baktı.
"Darian, bir saniye bekle lütfen!"
Bu ses Adela'ya aitti. Ve... Ağlıyordu. Sesi ağlamaklı geliyordu. Darian'a beklemesi gerektiğini söylerken ağzından küçük bir ağlama hıçkırığı kaçmıştı.
Darian, hızla kapıyı örttü. Ne olduğunu merak ediyordu. Endişelenmişti ama ne yapacağını da bilmiyordu. "İyi misin?" Diyebildi sadece.
Kısa bir süre sonra Adela, usulca kapıyı açtığında bakışları yerdeydi. Salınık bıraktığı saçları iki omzundan aşağıya bırakılmıştı.
"Sorun nedir, Adela?"
Aynı pozisyonda kalmaya devam etti. "Sorun yok. İçeriye gelebilirsin."
Sorunun ne olduğunu çok merak etse de soramayacağını biliyordu. Adela'ya bu süreçlerde hiç soru sormak ve onun yarası varsa kanatmayı istemiyordu. Sürecin bile ne olduğunu bilmese de...
Adela'nın talimatı üzerine içeriye geçti. Odada birkaç tane gitar, piyano, renkli renkli tarihi tablolar ve iki tane ikili koltuk vardı.
"Burası şahane!" dedi Darian. Gerçekten öyleydi. Kendi evininde böyle bir odası olmasını isterdi.
Adela'ya döndüğünde küçük, sahte bir tebessüm ederek odaya ve Darian'a baktığını gördü. "Bende çok sevdim. Burada her gün seninle olmak isterim."
Darian, daha büyük tebessüm etti. "Keşke öyle olabilse."
"Keşke."
Darian ve Adela bu sene bir sürü yarışmaya katılmayı planlıyorlardı. Üstelik aileleri de bu konularda çok hoşgörülü oldukları için iş daha da iyi oluyordu.
"İlk yarışmamız dans ama dansı ezbere bildiğimiz için üzerinden birkaç pratik yapmamız yeterli olacaktır. Şu anda piyano çalışmalıyız." dedi Adela.
Darian, kafasını usulca sallamayı denedi. "Notalarına çalıştın mı?"
"Evet, günlerdir üzerinde yoğunlaşıyorum. Peki ya sen şarkı sözlerine çalıştın mı?" Diye sordu Adela ama sanki zaten sorunun cevabını kendisi de biliyordu.
"Evet. Çalıştım."
İkiside birbirine gülümsedi ve dakikalar çalışmayla geçti.
🌼
~Piyano yarışması~
Darian, büyük bir gururla Adela'nın buz gibi ellerini tutuyordu. Çoğu tanıdıkları sırf onları izlemek için gelmişlerdi. Adela'nın annesi ve babası ondan umdukları performansı bekliyorlarmışçasına kararla bakışlarını Adela'ya dikmişlerdi.
Kulaklarında en sevdiği şarkılardan birisinin melodisi vardı. Onlardan bir önce çıkan, şuanki yarışmacılar çok güzel bir parça çalıyor ve söylüyorlardı.
Gözleri insanları taradı. Tribündeki insanlara baktı, ailesine baktı, Adela'nın ailesine baktı, Adela'y baktı. Ve gözüne tanıdık bir yüz belirdi. Çaprazında kalan kıza baktığında zaten bakışları Darian'daydı. Adela'nınkiler gibi kumral saçları vardı. Yüzünü çok net göremiyordu. Bu kız, sürekli evinin önünden geçen birisiydi. En çokta okul zamanlarında.
Adela'yı hafifçe dürttü. O kızı tanıyor olabileceğini düşündü. Adela ona döndüğünde ise bakışları, kızdan çekildiği gibi geri ona gitti. Kızı kaşlarıyla işaret etti. "Onu tanıyor musun?"
Adela, Darian'ın işaret ettiği yere baktığında kızla bakıştı ve bakar bakmaz derince gülümsedi. "Evet, o benim en yakın arkadaşım. İsmi Victoria. Ona çok değer veriyorum." Sonra Darian'a baktı ve dudaklarını içine alarak gülümsedi.
"En yakın arkadaşının ben olduğunu sanıyordum." Dedi Darian ama gülümsemedi.
"Sen arkadaştan ötesin, Darian." ve gülümsedi.
Darian ise bundan çıkardığı anlamla utanarak dondu. Grup numaraları ile isimleri söylenene kadar ise bakışları hâlâ Adela'daydı.
Adela, piyanoya yerleşti. Darian ise hemen çaprazına. Heyecanla kaplıydı içi. Çok çok heyecanlıydı. Adela'ya bakmayı denedi. Adela ise sakince gülümsedi. Elinde tuttuğu kurumuş papatyayı yavaşça Darian'a verdi. Darian ise şaşkınca ona baktı. "Sen onlara kıyamazdın..."
"Senin, benim için kopardığın papatya. Kimsesiz bırakmak istemedim." Darian usulca papatyayı iki parmağı arasına aldı ve yüzüne yaklaştırıp tekrar Adela'ya baktı. "Sana uğur verecek."
Tekrar gülümsedi.
🌼
Geçmiş... Keşke hep yaşansaydı...
Darian, geçmişini anlatan en güzel ama en üzücü rüyalarından birini görmüştü. Uyandığında gözlerini açmadı. Gözlerinden birer damla gözyaşı döküldü.
Gözlerini usulca açtı ve küçük dolabın üzerinde, küçücük bir kutunun içine koyduğu; geçmişin
izlerini taşıdığı, kurumuş, küçücük papatya baktı.
Dudaklarından küçük bir fısıltı çıktı; "Geçmiş güzeldir..."