İçeriğe geç

KANLI SİS

Bölüm 27 · 11 dk okuma

KANLI SİS

Bölüm 27

Sönmüş Ateş

"Neden bunu yapayım?"

Adam tekrar sırıttı."Çünkü bana ihtiyacın var."

Başıyla adamın arkasındaki askerleri işaret etti;"Senin benden yöne zarar gelmemesi için dört tane askere ihtiyaç duyduğun gibi mi?"

Adam hıh gibi bir ses çıkararak tekrar sırıttı."İçerideki insanları öldürmek istiyorsan bana ihtiyacın var.Yüzlerce insanı tek başına öldüremezsin."

Kadın,'sen ne saçmalıyorsun'dercesine bakarak önünden çekildi ve yürümeye başladı.Arkasını dönerek bağırdı;"Amacım bu değil seni kirli beyinli!"hızla yürümeye devam etti.

"Bana ihtiyacın olacak...katil!"

Dediklerini duymazdan gelerek teşkilata doğru hızlı adımlarla ilerlemeye başladı o kadar çok zaman kaybetmişti ki içerideki hiçbir insanın ölmemiş olmasını dileyerek koşmaya başladı.

Etrafında bir sürü insan vardı ama çoğu seyirci olarak gelmiş gibi teşkilatın içerisini çekiyor,içeriye bakıyor arkalarındaki her şeyden habersiz kitlenmişlerdi.

Teşkilatın giriş kapısının önünde silahla tetikte bekleyen askerleri gördüğünde yavaşladı ve yürümeye başladı.Bu büyük bir tehlike olabilirdi.Gerçekten örgüte ihtiyacı olabilir miydi? İçeriye başka nasıl girebilirdi ki?

Kapının önündeki silahlı bir askerin onu fark edip silahını aşağıya indirmesiyle ellerini paltosuna sokup tabancasının tetiğini çekti,ellerini cebinde bekletti.

Asker,telsizini aldı.Ağzını okuyamıyordu keşke böyle bir özelliğim olsaydı diye düşündü.

Asker telsizle bir şeyler konuştuktan sonra eliyle 'dur' işareti yapıp Victoria'ya yaklaşmaya başladı.

Tedbirli olduğu için ve adamda tek olduğu için olduğu yerde bekledi.Adam tam karşısında durdu.

"Kim olduğunuzu biliyorum.Emri aldım ve sizi içeriye sokacağım...ama ilk öncelikle..."Victoria'nın burnuna kadar çektiği maskesini gösterdi."onu çıkarmanız gerekiyor."

Victoria,maskeyi ağzından çekti ve maske boynunda kaldı.

"Gidebiliriz,bu kimliğiniz olarak göstereceğiniz kart."silahı tutan elinden küçük bir kart uzattı."Bunun sayesinde içeriye girebilirsiniz hatta belki buna bile gerek kalmaz."

Başka bir şey söylemedi ve askerlerin başında olduğu teşkilatin giriş kapısına geldiler.

Askere emir verenin kim olduğunu gayet iyi biliyordu.En büyük örgüte sahip Thomas olmalıydı.Zaten her şey planlanmıştı sadece oyunu oynuyorlardı.İçerideki katillerde onların kozu muydu,bilmiyordu.

Askerlerin yanına geldiklerinde hepsi kadına dik dik bakıyorlardı.

"Kim bu?"

Oyuncu asker ilk Victoria'ya sonra ise soru yönelten askere baktı."Kendisi-"

"Çekil asker,emrimdir!"

Elindeki kartı gösterip hiçbir cevap beklemeden içeriye daldı.Artık cevaplaması oyuncu askere düşmüştü.Yüksek makam olduğunu düşündükleri için bir şey demeyeceklerini düşündü.Olabildiğince dikkat çekmemeye çalışarak hızla yürüdü.

Giriş-çıkışların kapatılması büyük sorundu.İçeride olan seri katillerin dışarıya çıkmaması için her yer kilitli olmalıydı...

'Nereden girebilirim'diye düşünürken aklına teşkilatın kiler kapısı geldi ama orası içeriye açılmıyordu...

Buraya girmesi belki de imkânsızdı, sadece kendisini hebâ ediyordu.

Düşünceleri arasında boğuşurken bir anda giriş kapısının açılma sesi duyuldu.Ufak bir klik sesinden sonra kapı hafif aralandı.Bunun nasıl olduğunu sorgularken arkasına bakmasıyla büyük bir ışık gözünü aldı."Kahretsin!"dedi küfür ekleyerek.Gazeteciler onu maskesizken çekmişlerdi...sokakta artık herkes onu tanıyacaktı.

Telefonunun titremesiyle yabancı numaradan gelen mesaja tıkladı.

"Çabuk içeriye gir ve onları kurtar.

~Komiserin"

Gülümseyerek telefonunu kapattı ve cebine attı.Bu adama bayılıyordu...

***

~Elena Robinson

Yaklaşık olarak yarım saattir ofistelerdi ve yetkili çoğu polis ellerinde silahları ile kapıya nişan almış bekliyorlardı.

"Midemde karıncalanma hissediyorum."

"Dylan'ın mutfak kısmı için getirdiği poğaçalar olmasaydı hepimiz açlıktan ölürdük."

"Şüphesiz."

"Burada bir gündür duruyor olabilir miyiz?"

Kalabalığın sohbetleri arasından en çok bu ilgisini çekti Elena'nın.

"O kadar olmamıştır ama yakındır."diyerek yanıtladı Elena.

"Bence burada öleceğiz."

"Tanrı aşkına Jack!Yüzlerce polis var iki tanecik katile mi yenileceğiz!"

"Aptal mısın dostum!Onlar senelerce aranan ve insan derisi biriktiren katiller!"

"Hâlâ nasıl sızdıklarını anlamış değilim."

"İçimizde bir hain olmalı."dedi Elena.

Herkesin bakışları Elena'ya dönerken sessizlik oldu.

"Hiç öyle bakmayın.Bir sürü güvenlik var,girmesi imkânsız.Diğer seri katil zaten mahkûmdu o hiç çıkamazdı...Bunlar kolaylıkla bir insan olmadan yapılabilecek işler değil."

Herkes düşünceli bir tavra girdiğinde içlerinden bir erkek konuştu;"Haklı.İçimizde bir hain olmalı."

"Bu çok mantıksız!Kimse içeriye bir seri katil sokacak kadar canına susamış olamaz!"

"Demek ki katil,kendini öldüreceğini düşündüğü birisi değilmiş."dedi Elena.

"Buraya bakmanız gerekiyor!"

Herkesin bakışları ofisin camlarına yapışmış dışarıyı izleyen stajyere çıktı.Işıklar kapatıldığı için her yer karanlıktı ve nereyi gösteriyorsa zifiri karanlıktan başka bir şey görünmüyordu.

"Ne oldu?"

"Sorun nedir?"

"Ne gördün?"

Kız telaşla ağzı açık bir şekilde baktığı yere kitlenmişti.Elena,kızın baktığı yöne doğru baktığında Chris Stern'ün odasının kapısının açık olduğunu,içeriden odanın ışığının süzüldüğünü ve... yerde kanlar içerisinde yatan birisi olduğunu gördü.

Telaşla ağzı açık kalıp eli ağzına gitti.İstemsizce ağlamaya başladı.

"Chris Stern bugün teşkilattaydı..."dedi birisi.

"Yerde yatan o mu?!"

Elena tiz bir çığlık kopardı;"Hayır!"

Sensörlü kapının yanındaki tuşlardan kilitli sensörlü kapıyı açık bıraktı ve kapıdan koşarak dışarıya çıktı.

"Elena, hayır!"diye bağırdı Jack.

"Gitmemeli,ölecek."

Arkasından koşarak Jack çıktı, Elena'nın arkasındaydı.Alçak sesle konuşmaya çalıştı;"Elena, gitme.Öleceksin...bunu istemiyorum lütfen..."

Elena onu dinlemiyordu bile.Büyük bir nefretle baygın adamın yanına dizleriyle çöktü.Adamın suratına baktığında onun Chris olmadığına gördüğünde büyük bir dehşete kapılarak odanın içerisindeki onu nişan almış iki adama ve her yeri sandalyeye bağlanmış Chris'e baktı.

Jack,az ötede kalıp silahını çıkardı ve odadan çıkacak herhangi birisine karşı koymak için nişan alarak bekledi.

"Oo kimler kimler varmış burada!"adam adımlamaya başladı."Seni gördüğümüze çok sevindik güzellik!Şuna baksana kardeşim,derisi...çok güzel değil mi?!"

İkiside kahkahalara boğuşurken Jack ve Elena iki seri katilin kardeş olmalarının şokunu yaşıyorlardı.Elena titremeye başlamıştı Jack ise Elena'ya olacak herhangi bir zarardan korkarak bekliyordu.

"Ona zarar vermeyin..."dedi Chris'i işaret ederek.Bunun için biraz geç olabilirdi çünkü Chris çizikler ve morluklar içerisindeydi,kaşından ve dudağından kan akıyordu ki bu Elena'nın canını çok yakıyordu...ne kadar Chris'in ona yaptıkları olsada...

"Bunu hâlâ söyleyebiliyor musun?!"dedi genç olan seri katil,gülerek."Adam öldü ölecek sen neyin kafasındasın?"

"Zarar vermeyin."

Yaşça büyük gözüken seri katil Elena'ya doğru yaklaşmaya başladı,yavaş yavaş adımlıyordu,bir yandan da sırıtıyordu."Çok uzattın be kadın."dedi dudaklarını yalayarak.

Elena,yanında Jack olması nedeniyle ona gelecek herhangi bir zarardan korkuyordu.Ona gitmesini söylemek istiyordu ama eğer ona seslenirse veya ufaktan bakarsa katillerin onu öldüreceğini düşündüğü için sadece katillere ve Chris'e odaklanmaktan başka bir şey yapamıyordu.

Jack ise geri adımlamak gibi bir düşüncesi yoktu.Arkadaşına zarar geleceğine kendisine zarar gelmesini isterdi.Bunca yıllık arkadaşını kaybedemezdi.

Katil,odanın dışına çıkıp Elena'nın önünde diz çöktü."Gerçekten çok güzel derisi varmış,kardeşim!Haklıymışsın!"Elini Elena'ya uzatıp çenesini avucunun içinde tuttu."Yüzündeki deriyi söküp odama asmayı çok isterim tatlım..."

Elena,hem titriyor hemde ağlıyordu.Eliyle adamın elini itmeye çalışsada adamlar beş tonluk gülle gibiydiler."Bir şey yapma..."diyebildi fısıldayarak.

"Duyamadım tatlım ne dedin?"

Biraz daha yüksek sesle söyledi;"Lütfen...bir şey yapma..."

"Sen anlayabiliyor musun kardeşim?"

Yaşça küçük seri katil kafasını sallayarak reddetti."Bence onun dilini keselim!"

Büyük olan katil kahkaha attı;"Çok güzel fikir!"

Küçük kardeşi yanına gelip Elena'yı pis pis süzerken kenardaki Jack'i fark etmiş olacak ki bakışları oraya ilişti ve sırıtmaya başladı.

"Bir misafir daha!"

"Hayır.Jack buradan git!"

Büyük katil Jack'ten bakışlarını çekip Elena'ya sinirle baktı."Gerçekten bu kadının dilini kesmeliyiz!"

Cebinden bir maket bıçağı çıkardı."Aç ağzını!"

Jack bağırdı;"Sakın!"

Adam onu dinlemeden çığlıklar atan Elena'nın ağzını açması için zorlarken kadının çenesi acımaya başlamıştı.Adam,kadın ağzını açmayınca bıçakla dudağını yardı.Elena acı içerisinde çığlıklar atarak yere yattı.Artık ağzını kontrol edemiyordu.Adam üstüne eğilip ağzını açtı ve dilini dışarıya çıkardı.Bıçağı havaya kaldırdığında Elena gözlerini kapattı ve sular seller gibi göz yaşları düşürmeye başladı.

Jack'in acı dolu bağırışlarını duydukça daha çok acı çekiyordu.Chris'in arkadan inleme seslerini duyuyordu.

Dili kesildikten sonra muhtemelen kan kaybından ölecekti.Ölmezse bile bir daha doğru düzgün yemek yiyemeyecek ve konuşamayacaktı.

Üstündeki adamın nefretli nefesini duyabiliyordu.Adamın hareket sesini duyduğunda nefesini tuttu.

"Hey!"

Bir silah sesi ardından büyük bir çığlık sonra ise ağzında büyük bir kan tadı aldığında tükürerek gözlerini açtı.Üstündeki adam elinden vurulmuştu hatta dikkatli bakıldığında elinden değil iç bileğinden vurulduğunu gördüğünde derin bir nefes alıp verdi ve üstündeki adamı tekmeleyerek üstünden attı.

Tam kalkacakken küçük olan katil bacağına seri bir tekme atmasıyla inleyerek tekrar yere düştü.

"Kadını öldürürüm!Geri naşla!"

Adamın kiminle konuştuğunu merak ederek kafasını geriye attı.Adamın bakışlarının olduğu yerde bir kadının olduğunu gördü ama tersten baktığı için kimin olduğunu çıkarmıyordu.

Kadın konuştu;"Hadi ama!Bu kadar güçlü olduğunu iddia ediyorsan silahları bırakalım.Kim güçlüyse kazansın?"

Kafasını indirip adamın ne diyeceğine baktığında adam nefretle kadına bakıyordu ve bir elinde silahla kadına doğrultmuştu.Jack neden bir şey yapamıyor diye düşünerek Jack'in olduğu yere baktığında Jack'in kanlar içerisinde yerde yattığını gördü.Gördüğü gibi bağırdı."Ona ne yaptınız?!"

Gelen kadının da bakışları Jack'e çıktığında Elena oturma pozisyonuna gelerek adamdan kurtulmaya çalışsada adam diğer ayağıyla Elena'yı omzundan ittirdi ve Elena olduğu yere geri kapaklandı.

Yerde yatan bileğinden vurulmuş adam ayağa kalkıp silahını gelen kadına doğrulttu."Demek, Gecelerin Kraliçesi."

Adamın dediğiyle gelen kadının Gecelerin Kraliçesi olduğunu öğrendi.Adela'yı öldürdüğü için ona nefret kusmayacaktı,şuan sırası değildi.

Jack'e baktığında hareketsiz yattığını gördükçe daha çok ağlıyordu ki ağlaması hıçkırıklara karıştı.

"Geri dön kadın!Gitmezsen kadını öldürürüz!"

Kadın sırıttı."Hah!Bu kadar mı korkaksınız gerçekten?!Sizi düelloya davet ediyorum ama bundan kaçıyorsunuz.Komik!"dedi ve kahkaha attı."Birde katillik mi taslıyorsunuz?"dedi ve daha büyük bir kahkaha attı.Kahkahası birden durdu ve yerini ciddi bakışları aldı."Elinizdeki iki kuru sıkı tabancayla katillik olmuyor beyler.Siz erkeksiniz üstelik,hani erkekler kadından üstündü?Bunu savunuyordunuz?Nerede güç,nerede cesaret?!"

Küçük olan katil öne atıldı."Silahlarını bırak!"

Kadın onaylayarak paltosunu ve tabancasını çıkarttı,uzağa fırlatıp belindeki silah kemerini de uzağa fırlattı.Adamın elindeki tabancayı işaret etti."Korkak olma...küçük oğlan."dedi ve tekrar sırıttı.

Adam bir hamlede tabancasını fırlatarak ellerini yumruk yaptı ve kadına ilerlemeye başladı.

Büyük olan katil hâlâ silahı kadına dönük bir şekilde bekliyordu.Elena konuştu;"Onu vuracak mısın?"

Adam ona bakmadan konuştu,ikiliye kitlenmişti;"Kes sesini!"

"Bu adil değil!Bırak silahını."

"Sen sus polis hanım.Senin görevin bizi yakalamak ne diye taraf tutuyorsun?"

Nefretle adama bakıyordu;"Karşımdaki hayat düşmanım olsa da haklı olduğunda taraf tutarım."

Ne adam ne de Elena başka bir şey söylemedi.Taraf tutmuyordu ama Gecelerin Kraliçesi onları kurtardığı için onu savunmak zorunda hissediyordu.Bir yani ise Adela'yı öldürdüğü için ölmesi gerektiğini söylüyordu,belki de kardeş seri katillerin onu öldürmesi gerekiyordu?Bunu düşünmek istemiyordu Gecelerin Kraliçesi onun belki de hayatını kurtarmıştı.O olmasaydı belki de dili kesilip kan kaybından ölmüş olacaktı...Burada haklı olan sadece Gecelerin Kraliçesi'nden başkası değildi.

Emekleyerek Jack'in yanına gitti.Bacağından yaralanmıştı,bıçaklanmıştı.Üstündeki ceketini çıkarıp yarasına bastırdı.

Arkasına baktığında kadın rahat ve profesyonel bir şekilde adamı bekliyordu.Adam ona yaklaşıp yumruk atmaya kalktığında sağa kaydı,çok hızlıydı.

Kadın topuklu çizmesinin topuk ucuyla adamın karnına tekme atmasıyla adam inleyerek geriye tökezledi.Zaman kaybetmeden adam ona tekrar saldırıya geçti,kadının gözlerinin içine bakarak çelme taktı ve kadın istemsizce bu güç karşısında yere düştü ki adam bu konuda hem çok güçlü hem de çok profesyoneldi.

Adam, kadının üstüne atladı ve cebinden bir maket bıçağı çıkardı.Bütün dişlerini göstererek büyük bir şekilde sırıttı."Son dileğin nedir Gecelerin Kraliçesi?!Ya da Gecelerin Ruhu'mu demeliyiz sence kardeşim?!"

İkiside tekrar kahkahalara boğuşurken kadın nefes nefeseydi,göğsü inip kalkıyordu.Elena,hâlâ Gecelerin Kraliçesi'nin nasıl bu kadar kısa sürede alt edildiğini düşünüyordu.Bu imkânsızdı.

Kadının kaçabileceği bir yöntem olup olmadığına bakarken üstüne oturan katilin aslında göbeğine oturduğunu gördü.Elleri boştaydı ve katilin tekmeleri çok kuvvetliydi...ona vurabilir,alt edebilirdi ama yapmıyordu...onu öldüren katile karşı koymuyordu...

"Yıllardır aranan ve asla bulunamayan Gecelerin Kraliçesi'ni öldürünce tarihe geçeceğiz kardeşim!"

Büyük olan seri katil elinde silahıyla hâlâ nişan almış beklerken kahkaha attı."Güneş doğalı saatler oluyor artık Gündüzlerin Hayaleti oluyorsun katil kadın!"

Kadın, üstünde tonluk bir ayı oturunca zorlukla konuştu;"Bundan... gurur... duyarım."

"Gururun neye yarar ki?!Sen ölünce herkes seni unutacak!Tek hatırlanan kişiler bizler olacağız, kahraman olarak anılacağız!"

"Elindeki kurşun...ona baktıkça beni hatırlayacaksın...herkes eline ne olduğunu sorduğunda...hep benim ismim geçecek...ve en kısa süre... sen ölünceye kadar...ben asla unutulmayacağım..."

Adam sinirle ona bakarken silahını indirdi."Öldür onu kardeşim."dedi sakince.

Gecelerin Kraliçesi'nin üstündeki küçük gülle kardeş,kardeşinin talimatı üzerine kadına yaklaşıp büyük elleriyle kadını boğmaya başladı.Kadının yüzü mor ve kırmızı renkler arasındaydı...ölüyordu.

Gecelerin Kraliçesi ölüyordu...

Mutlu mu yoksa üzgün mü olmalı bilmiyordu ama içinden üzülme duygusundan başkası aktif değildi...

Kadına baktığında gözlerinin kapandığını gördü,yüzü şişmişti.

Bir silah sesiyle üstündeki adam inleyerek kendini yere attı.Silah sesi gelen yere baktığında Darian olduğunu gördü.Koşarak boğulan kadının yanına gitti,yanına düşen ve bağıran adamı ittirerek uzaklaştırdı.Diz çökerek kadının kafasını dizlerinin üzerine yatırdı.Kadın yarı baygın yarı aygındı.

"Üzgünüm...onları alt etseydim... diğerleri ile...tehtid ediceklerdi..."

Darian,'şşt'sesi çıkararak kadının saçlarını okşamaya başladı."Sus,konuşma...iyileşiceksin."

"Komiser...ben...nefes alamıyorum..."

"Elena!Yardım et!"

Elena ikisine şaşkınlıkla bakıyordu.Sevdiği kadını öldüren bir kadına söyledikleri ve yaptıkları...

"Darian sen ne yapıyorsun?!"

"Lütfen sorma Elena,sadece yardım et ölücek!"

"Jack de ölücek Darian!"

"Ben yaşıyorum arkadaşlar arkamdan konuşmayın!"

Ani gelen sesle ürkerek geri sıçrarken hâlâ bayılma numarası yapan Jack'e baktı."Aptal herif."dedi sadece Jack'in duyabileceği bir sesle.

Darian ise olaylardan umursamazca sadece Gecelerin Kraliçesi'ne kitlenmişti.

"Sakin ol...geçicek."Kadının elini tuttu."Ambulans çağırın!"

Elena ofisin içerisinde herkes izlerken onları baktı;"Temiz burası,gelin ve şunları tutuklayın!"

Ofisten koşarak Alvin çıktı;"Ben 911'i aradım gelin burada üç seri katil ve yaralılar var dedim adres attım adamlar yüzüme kapattı.Hiçbir şey anlamadım.Bir daha aradım açmadılar.Bence siz arayın."

"Aptal herif burası zaten polis teşkilatı."dedi kadın polislerden biri.

"Aa doğru.Ee o zaman ben burayı mı aradım yani?Niye telefonu suratıma kapatıyorsunuz arkadaşlar?Ayıp oluyor yani!"

Jack'e döndüm"Senin bacağın acımıyor mu?"

"Hissetmiyorum ki."dedi ve güldü."Bu arada...Alvin'i sevdim."

"Senin kafandan."

***

~Yazarın anlatımıyla devamı;

Victoria fısıldayarak konuştu;"Beni tutuklamalarına izin verme."

"Kalkabilir misin?"

"Kalkabilirim ama dikkat çeker.Bayılma numarası yapayım ve beni buradan çıkar."

"Bayıl o zaman."

Victoria;Darian bunu söyler söylemez kafasını geriye atıp gözlerini kapadı.Darian,bu hareketine gülmeden edemedi.

"Bayıldı,onu hastaneye götüreceğim."

Cevap beklemeden Victoria'yı kucağına alıp merdivenlerden indi.Arka kiler kapısından dışarıya çıkıp teşkilatın diğer küçük kapısından çıktılar.Darian,Victoria'yı kapının kenarına koyup teşkilatın önündeki arabasını getirdi ve arabasının arkasına yatırdı.Gaza basıp ilerlemeye başladı.

"Darian..."

"Söyle Kaktüs'üm."

Arkadan gülme sesleri duyuldu."Kaktüs'üm?"

"Evet.İstersen söyleme-"

"Hayır!"diyerek birden sözünü kesti.Darian sırıttı."Hoşuma gitti..."biraz durdu."Birde Komiser'im vardı."

Darian tekrar güldü."Ne söyliyecektin?"

"Unuttum."

Darian tekrar güldü.

"Şimdi aklıma geldi!Geri otele dönelim."

"Neden acaba?"

"Silahlarımdan uzak kalamam tabikii!Umarım sen çıktıktan sonra birileri almamıştır."

"Kapıyı kitlemiştim."

Victoria,derin bir nefes verdi.Bu tepkisi Darian'ı tekrar güldürdü."Canım silahlarım..."

Otele varmalarına daha çok vardı belki yarım saat belkide bir.

"Şarkı söyler misin?"

Darian,cevaplamadan aklına ilk gelen şarkıyı söylemeye başladı;

"Telling myself l won't go there,

Oh,but l know that l won't care,

Tryna wash away all the blood l've spilt

This lust is a burden that we both share

Two sinners can't atone from a lone prayer

Souls tied,intertwined by our pride and guilt

There's darkness in the distance

From the way that l've been livin'

But l know l can't resist it

Oh,l love it and l hate it at the same time

.

.

.

Victoria, Darian'ın huzurlu sesi ile rahatladı.Kafasını sola doğru yatırıp bu mükemmel anının keyfini çıkardı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.