Elena Robinson'un ağzından(Kısa)
Patlama vakası şikayetiyle olay yerine gelmiştik.Bu patlama olayları neden bitmiyordu sahi?
Parçalara ayrılmış bir sürü ceset gördüğümde midem hiç olmadığı kadar çok bulanmıştı.
Darian tam iki gündür teşkilata gelmiyordu.Jack,bir haftalık izin aldığını söylemişti.Şu aralar iyi değildi zaten,dinlenmek ona iyi gelecektir diye düşündüm.
Yanımda Jack vardı ve birkaç meslektaşım.
"Kadın bomba patlatmayı seviyor."
"Ben müslümanım,oruç zamanında gelsin her gün patlıyor."
Arkadaşımın bu cümlesine gülmeden edememiştim.
"Bomba patlayalı ne kadar oluyor?"
"Ses duyulur duyulmaz alarmlar çaldı.Birkaç dakikada hemen geldik yani çok bir vakit geçtiği söylenemez."
"Herkes yine kalabalık oluşturmuş."
"Kadın gündemde,çok konuşuluyor.Gazeteciler,haberciler onun sayesinde bu kadar para kazanıyor hatta geçen gün gazeteci bir arkadaşım senelerdir edemedikleri geliri elde ettiklerini söyledi.Habercilerde nerede cinayet var oraya gidiyorlar."
"Ben olsam bende giderdim.Hiç peşini bırakmazdım.Şahsen cinayetin değil katilin."diyerek yanıtladım.
"Buna şaşırmadık."diyerek yanıtladı Jack,uzaktan.Güldüm.
Patlama sesiyle herkes çığlıklar kopararak gürültü oluşturdu."Neler oluyor yine?!"
Işığı bile görmeden gökyüzüne baktım.Aklıma diğer toplu cinayet gelmişti oda aynı şekilde olmuştu.Bombalıydı ve gökten bez parçası düşmüştü.Onun olacağından emindim.
Herkesin bakışları gökten düşen bez parçasındaydı.Işıklı bir aletten düşüyordu.Bu alet her ne ise adeta çok büyük bir patlama sesi oluşturuyordu veya taklit ediyordu.
Bez parçası her zamanki gibi cesetlerin üzerine düştü.Bez parçasının üzerinde kan renginde bir yazı vardı-yine-ama sorun şuydu ki bu sefer farklı olan şey bez parçasının üzerinde olan katilin kocaman imzasıydı ve yazı onun altındaydı.Ne kadar küçük olmasa da imzaya göre küçük bir yazıydı büyük harflerle yazılmıştı;
'FİLM NASIL GİDİYOR?'
***
~Katil (Gecelerin Kraliçesi)
Olay yerini terk etmemişti.Bezi atan oydu ve topluluğun içindeydi ama kimse onu fark etmedi bile.
Uzun bir yürüyüşün ardından tekrar arabasına binip orman evlerine doğru yola koyuldu.Bazı kiralık konutlarda fazla insan oturuyordu ama bazılarında manzara olmaması nedeniyle tercih edilmiyordu.Victoria,sadece dinlenmelik bir ev arıyordu bu ona yeterdi.
Arabasını orman evlerine giden yola doğru sürdü.Yol;normaldende ıssızdı en son geldiğinde en azından ışıklandırma vardı şimdi ise yolu araba farlarından farklı bir şey aydınlatmıyordu.
Dikkatli baktığında evlerdede ışık yanmadığını fark etti.Buraya en son bir veya iki yıl önce gelmişti terk mi edilmişti?
Çok tercih edilen villalar bile boştu.Bu onu ürkütmemişti ama meraklandırmıştı.Normale göre çok tercih edilen villaların boş olması garipti.
Arabayı diğer binalardan daha ıssız bir yere park edip etrafına bakındı.Güvenli gözükmüyordu zaten kendiside güvenli değildi o yüzden sıkıntı yoktu.
Yan koltuğundaki tabancasını alıp arabadan çıktı,doğruldu,etrafına baktı.Arkasını dönüp arabadan çantasını aldı, çapraz şekilde takıp çantayı güvence altına aldı.
Arabasının kapısını kapattı.Paltosundan anahtarı alıp arabasını kilitledi.
Arkasından sesler duydu,birisi yaklaşıyordu.Çıt sesini duyduğu anda durdu ve o şekilde olduğu yerddee kaldı.Her kimse yavaşça yaklaşıyordu ve çok yakınındaydı.
Sadece hisset.
Gözlerini kapattı.Hızlanan nefesini kontrol etmek için derin bir nefes aldı ve verdi.
Arkasındaki kişi kolundan kavradığında...ani bir hareketle arkasına dönerek dirseğini boyun kısmına geçirdi.Adam tökezleyerek yere düştüğünde çizmesiyle ilk önce kafasına sonra ise karnına tekme atıp geri çekildi.
"Sen kimsin ve bana ne yapmaya çalışıyordun?"
Adam koskocaman bir küfür yağmuru başlattığında kadın bu sefer çizmesini ucuyla adamın yanağına sert bir şekilde vurdu.
"Kes sesini!"diyerek uyardı.
Adamın konuşmayacağını anladığında etrafına bakındı.Elindeki silahı şuan fark ediyordu.Adamda kullanmamıştı oysaki işine yarayabilirdi.-Daha basit olurdu.-
Yerdeki adama baktı.Emekleyerek Victoria'ya doğru geliyordu.Kadın duruşundan taviz vermeden ona yan bir şekilde duruyordu,ona yandan bakıyordu.Sol elindeki silahı sağ eline alıp sakince kaldırdı ve emekleyen adamı kafasından vurdu.
Adam yüzüstü düştüğünde işinin kolay olacağını bildiği için gülümsedi.Adama yaklaşıp tişörtünü yırttı ve çantasından maket bıçağı çıkarıp bıçak tarafını açtı.Bıçağın sivri ucunu tam bedenin sol tarafında batırıp imzasını attı.Her zaman düşündüğü gibi...buna bayılıyordu.
Gülümsedi.
Adamın kulağına yaklaşarak fısıldadı;"Ben nefes aldığım sürece adalet yerini bulucak."Maket bıçağı adamın tişörtüne silip doğruldu, bıçağı paltosunun cebine attı.Niye her zaman ki gibi çantasını doldurmasığını düşünüyordu.
Tekrar etrafına baktı.Issız ve kimsesizdi.Bu korkunç olduğu kadar garipti de.
Yürümeye başladı.Topuklu çizmeleri ses çıkarırken çapraz taktığı çantasının fermuarını kapatıyordu.Arabasının önünde durduğu binaya doğru ilerliyordu.Herhangi bir ücret ödemeyeceği için memnundu.Genellikle eyaletlerin otellerini tercih ediyordu,o otellerde kimlik bilgileri gerekmiyordu sadece parayı verip yerleşmekten başka kural yoktu.
Binaya doğru ilerlerken bir ses duyduğunu sandı.Bir daha kulak verdi ama ses gelmedi.Ses tekrar geldiğinde olduğu yerde durdu,sesi dinledi.Olup olmadığını kontrol etti.Bekledi...bekledi...bekledi...
"İmdat!"bir kadın sesiydi,tiz bir çığlıktı ve ses çok uzaktan geliyordu.Bu sefer sadece çığlık duydu.Sonra ise haykırış gibi bir ses...
Geri dönüp paltosunun cebinden araba anahtarını çıkarıp arabayı açtı ve çantasını içeriye koyup arabayı tekrar kilitledi.Anahtarı paltosunun cebine atmak yerine pantolonunun cebine koydu.Gireceği herhangi bir kavgada daha güvenliydi.
Silahını elinde sıkıca tutarak diğer binaların olduğu yere doğru koştu.Ses tekrar edince doğru yöne gittiğini anlayarak daha hızlı koştu.Eskiden topuklu çizmeler topuklarını çok acıtıyordu,artık alışmıştı ve pamuk kullanıyordu.
Ses kesildiğinde endişelendi.Kendi için değildi, bağıran kadın içindi.
Ağaçlık oturma alanından geldiğini anlayınca olduğu yerde durdu.Uzun uzun bakıp yanındaki uzun ağacın arkasına geçti.Birkaç dakika orada öylece durdu.Bir hareketlilik görünce dikkatlice baktı.
Belki dört belki beş adam taşıdıkları elbiseli,baygın bir kadını binaya taşıyorlardı.
"İlk önce benimdir."
"Hayır ilk önce ben öncekinde bir saat boyunca sen vardın bana on dakikalık sakladınız benimdir."
"Sen yoldada kadına yaptığın için olabilir mi acaba?"
Duydukları karşısında derince yutkunup geri çekildi,daha fazlasını duymak istemiyordu.Tekrar arkadan baktığında insanları göremediği için doğruldu.İçeri girmiş olmalılardı.
Silahını arkasına alıp sessiz olmaya özen göstererek ilerledi.Birinci katın ışıkları yandığında tekrar olduğu yerde kaldı.Düşündüğü şeyler midesini bulandırdığında sese önem vermeden hızlı adımlarla binaya girdi.
İlk daireye baktı ışık yanan daire burasıydı.Kapı hafif aralıktı.Buradaki bütün kapılar böyleydi;dandik.Victoria'da kapısı örtülmediği zaman arkadan masa ve sandalye koyup kapının azda olsa örtülmesini sağlardı.O;kendi yatakodası kapısını kilitlediği için önemsemezdi.
Aralık kalan yere ayağını koyup zile bastı.
"Temizlikçidir,bakma şu lanet kapıya!"
"Belki oda bize katılmak ister dostum,neden olmasın?!"diyerek kahkaha attı.
"Ciddi olun azıcık belki önemli bir durumdur."
"Bundan önemlisi mi var ki!"diyerek iğrenç bir ses çıkarmasıyla Victoria yüzünü buruşturdu.
Kapı açılmayıp,iğrenç sesler gelince kapıyı çarparak açtı ve topuklu çizmelerinin sesini eve doldurdu.
"Noluyor?!"diyerek küfür ekledi birisi.
Birkaç yavaş adımdan sonra açılmış kanepeli ve üstünde bir sürü üstü uygunsuz erkekler ve ortalarına yatırdıkları elbiseli kadının bulunduğu odaya ulaştı.Memnundu ki daha, kötü bir şey yapmamışlardı.
"Selam beyler."Arkasında,belinin üstünde tuttuğu silahının tetiği çekiliydi.Arkasında tutuyordu."Keyfiniz yerinde bakıyorum da?"
"Bu,o kadın değil öyle değil mi çocuklar?"
"Hayır tabiki.O kadın bu kadar sakin olamaz dostum!"
"Kesinlikle olamaz."diyerek gülümsedi.Sonra ciddileşti ve sert bir tonda konuştu;"Kanepeden kalkın.Çabuk!"
"Sen kimsin be!Ve neden sen dedin diye buradan kalkalım?"
"Kadının üstünün kan olmasını istemem."dedi sakince.Ve tekrar gülümsedi.
Erkekler korkakça birbirlerine ve katile bakarken.Kadın suratını hafif aşağıya eğip tekrar ciddileşti.Arkasındaki silahını önüne getirerek bütün erkekleri teker teker vurdu.Hepsi tek hamlede yere düşerken kanlar akmaya başlamıştı.Kanepenin ortasındaki kadına baktığında baygın olduğunu gördü.Başına bir şey gelmediği için memnundu.
Erkeklere doğru ilerleyip en köşedeki,yerde yatan adamı yüzüstü yatırıp sırtına imzasını attı.Nabzını kontrol etti.Emin olamazdı...paltosundan maket bıçağıni çıkarıp şah damarının üstüne batırdı.Geri çekildi.
Diğerlerinede aynılarını uygulayıp odanın ortasında durup gülümseyerek adamlara baktı."Ben nefes aldığım sürece adalet yerini bulucak!"
Yatan kadına ilerledi.Baygındı ama nefes alıp veriyordu.Yanına gidip kollarından tutarak yere indirdi.Koltukaltlarından tutup sürüklemeye başladı.Zar zor dışarıya çıkarıp binanın önüne yatırdı ve yanına oturdu.Nefes nefese kaldığı için dinlendi.
İleride araba farları gördüğünde kolunu göslerine siper etti.Araba ilerleyip Victoria ve kızın yanında durdu.Kadın, silahını arabaya doğru nişan aldı.Arabadan bir adam çıktı ve ellerini yukarıya kaldırarak arabadan indi."Kaktüs,benim...Darian."
"Komiser?"silahını indirip oturduğu yerden kalktı, silahı beline yerleştirip Darian'a baktı."Burada ne işin var?"
"Buraya geleceğini tahmin ettim.Bunu sonra konuşuruz..."yerde yatan kadını işaret etti."Ona ne oldu?"
Yutkunarak kadına baktı,kadına bakarken konuştu;"Tecavüze uğrayacaktı.Dört veya beş kişi...hatırlamıyorum.Ona kötülük etmeye kalkıştı."
"Sonrada onları öldürüp kadını dışarıya sürükleyerek çıkardın.Doğru mu bildim?"diyerek tamamladı.
Darian'a baktı."Evet."diyip tebessüm etti, kısa süre içerisinde sildi.
Birkaç saniyelik sessizlikten sonra Darian konuştu;"Pekâlâ,ben onu teşkilata götürebilirim."
"Olmaz.Bunda seninde payın olur başın belaya girebilir.Her yerde güvenlik kameraları var,senin zarar verdiğini ve içerideki insanları senin öldürdüğünü düşünebilirler."
"Kadın ne yaşadığını biliyor olmalı."
"Ama sende bir erkeksin.Senin o adamlardan biri olduğunu düşünebilir."
"Planın nedir?"
Derince yüzüne baktı."Ben kadını teşkilatın önüne bırakabilirim.Sorun şu ki beni tanırlarsa kaçmak uzun sürebilir."
"Ammada uzattınız be!"dedi yabancı bir ses.İkili,sesin geldiği yöne yani Darian'ın arabasının bagajına yaslanmış adama baktılar.
"Sen kimsin?"diyerek sordu kadın.
"Alladdinin sihirli lambası canım.Dile benden ne dilersen!"İkiside ona bakarken biraz sessizlik oldu sessizlikten sonra devam etti;"Siz sandığımdan da aptalsınız!"
Kadın belindeki silaha uzandığında Darian, kadının bileğinden tutarak onu durdurdu.Victoria, Darian'a uzun uzun baktığını fark ettiğinde karşısındaki yabancıya döndü.
"Ay ne cilveli âşıklarsınız siz öyle,kıyamam!"
Sinirle dudağını kemirerek gözlerini kapattı."Ben bunu öldürürüm."dedi sinirle.
"Çok şaşırmazdım şahsen."diyerek yanıtladı yabancı.
"Yeter!Kes sesini."diyerek sözünü kesti.
Yabancı,elini ağzına götürerek fermuar kapama hareketi yaptı.
"Kimsin?"diyerek sordu Darian.
"Dedim ya Alladdinin sihirl-"
"Düzgün cevap ver!"diyerek sözünü kesti Darian.Victoria,arka yanındaki Darian'ın bu tepkisine şaşırarak baktı."Eğer düzgün cevap vermezsen..."elindeki silahını yan şekilde tutarak her yerini göreceği şekilde tuttu."Gümüş rengi gıcır gıcır kurşunumu alnının ortasında bulursun."
"Tamam tamam.Espriden hiç anlamıyorsunuz.Doğrusu siz neyi anlıyorsunuz ki?"
"Esprinin dozunu kaçırma istersen yabancı."diyerek yanıtladı Victoria.
"Yabancı mı!"yerde yatan baygın kadını gösterdi."Oda yabancı,neden bana ırkçılık yapıyorsunuz şuanda?!"
Bir kadına bir adama bakışlarımı gezdirirken 'sen ne saçmalıyorsun'dercesine baktı.
"10'a kadar sayacağım.Hâlâ kendini tanıtmaz ve o aptal esprilerinden yaparsan...Ben sana çok güzel bir ölüm esprisi yapacağım."
Adam ağlar gibi sesler çıkarıp yüzünü buruşturdu.Dudaklari âdeta üzgün palyaçoya benziyordu."Çok kötüsünüz."
"Teşekkürler."diyerek yanıtladı Victoria.
"Kimsin?"tekrar sordu Darian.
"Tamam tamam.Alvin,yani Alvin Pride."
"Neden buradasın?"dedi Victoria,adam sözlerini bitirir bitirmez.
Adam aptalca onlara bakarken kadın tekrar konuştu."Cevapla."
"Aslında bende bilmiyorum.Kafamca dolaşıyordum.Neden burada olduğunuzu da anlamıyorum.Burası eskisi gibi bir yer değil.Devletin ve eyaletin dışında çalışıyor,yani kimsenin kontrolünde değil bu yüzden de bir sürü kafası bulanıklar buraya geliyorlar.Kötü işler var yani..."
Omuzlarını düşürerek baygın kadına baktı.Sonra ise bedenini hiç hareket ettirmeden Darian ve Victoria'ya döndü."Siz?!"dedi büyük bir neşeyle.Çocuk gibi davranıyordu fazla çocuksu...'Sen kaç yaşındasın?!'demek için zor tutuyordu kendini Victoria.
Kadının bakışları hâlâ yabancıda daha doğrusu Alvin'deyken Darian dirseği ile kadını dürterek cevaplaması için yöneltti.Kadın dik bir pozisyona gelerek Alvin'e baktı."Pekâlâ,bunu sevmeyebilirsin."Paltosunun kollarını yukarıya sıvayıp kolundaki gece simgesini gösterdi.
Adam belkide ağzını yırtacak şekilde açıp abartı bir tepki verdi."Sen Gecelerin Kraliçesi misin?!"
Victoria,bu tepkiye anlam veremeyerek hafif yüzünü buruştururak kafasını salladı."Evet."
Adam bir anda normal yüz halini alarak omuzlarını dikleştirdi."Beni öldürmeyeceksin değil mi?"dedi endişe ve komiklik içerisinde.
"Hayır."dedi Victoria.Yüzünü 'anlam veremiyorum'dercesine bir surat ifadesine bürmüştü.
Adam,bu cevabı aldığında rahatladığını belli ederek derin bir nefes verdi ve omuzlarını düşürdü."Teşekkür ederim."dedi ağzını yayarak."Tanrı'm sana şükürler olsun!"
Victoria kendini dakikalardır tutuyordu tutuyordu ve hâlâ tutmaya devam etti.Ciddiyetinden ödün veremezdi.
"Sizleride tanıyalım?"dedi ellerini bize doğru açarak.
"Bunu sonraya saklayalım."diyerek yanıtladı Darian.
"Kesinlikle."dedi Victoria.
Darian ve Victoria kadının bayılmış bedenine doğru ilerlediler.
"Bunu sevmedim."dedi Alvin.Sadece kendisinin duyabileceği bir sesle.
"Seni duymazlıktan geldiğimi bilmeni isterim."dedi Victoria.
"Bu duymazlıktan gelmek mi?!"Cevap gelmediğinde yine sadece kendisini duyabileceğini düşündüğü ses tonuyla konuştu;"Kaltak insancıklar."
Darian ve Victoria aynı anda konuştular;"Seni duyabiliyorum!"
İkili,bedenin iki yanında duruyorlardı."Ben götürebilirim sıkıntı değil."
Gözlerine bir saniye bakarak geri çekti."Fark etmez."
Darian, kadını kucağına alıp Alvin'e doğru ilerledi ve kadını nazikçe kucağına verdi.Alvin bütün yükü aldığında kadınla beraber yere düşüyordu."Ne yedin be kadın?!Diğer dünyaya ışınlanıyordum senin yüzünden?!"dedi kadına bakarak Alvin.
"Abartma Alvin."diye yanıtladı Victoria."Madem bir işin yok.Lekelenecek bir durumun da yoktur.Bu kadını Los Angeles Polis Teşkilatı'na bırakmanı istiyoruz."
"Neden ben?Köpek miyim ben dediğinizi yapayım ya?!"
Kadın düşünmeden belindeki silahını çıkarıp saniyede adamın kafasına nişan aldı."Ben bir fark göremiyorum?"
"Tamam tamam!"kadın sorarcasına baktı."Götüreceğim,söz veriyorum!"
"Güzel."Silahını geri beline yerleştirip ellerini çırptı."Hadi o zaman vakit kaybetmeden git!"
Adam âdeta topallayarak arkasını dönüp gidiyordu ki tekrar önüne dönmeden ikiliye doğru baktı."Ne ile?!"
Kadın, kollarını göğsünde birleştirerek dudaklarını ağzının içine aldı ve Darian'a döndü.Darian yan gözle kadına bakarken ifadesizdi.Koyu ten rengi paltosundan anahtarları çıkarıp arabasının kilidini açtı.Arabaya ilerleyip arka kapıyı açtı."Başına bir şey gelirse...ne olacağını biliyorsun."
"Biliyorum komiser!"dedi Alvin; Darian'a bakmadan.
"Bekle sen bunu nereden biliyorsun?"diye sordu Victoria.
Alvin, kadını arka koltuğa yatırıp arkasını döndü.Victoria'ya baktı."İki sözünden biri 'Komiser'olduğu için olabilir mi acaba?!"alay ediyor gibi konuşuyordu ve bu onu komik kılıyordu.
Tekrar önüne döndü,şoför kapısını açıp içeriye oturdu."Bunu tekrarlamayalım."dedi işaret parmağını bize doğrultarak.
"Olur,Alvin.Olur.Git artık hadi!"
Victoria,ciddiyetini bozmamak için yanaklarını kemirerek Alvin'e bakıyordu.
"Bu kadın neden bana kırk yıllık düşmanıymışım gibi bakıyor ya?!"
Kadın,daha çok yanaklarını kemirdi."Alvin,defol artık!"diyerek ilerledi ve sürücü kapısını kapatıp ona gitmesi için işaret etti.
Adam son gaz basıp uzaklaşınca sadece Darian ile kaldığı için kendini bıraktı ve koskocaman bir kahkaha kopardı.
Darian,bu tepkisine gülümseyerek yanına gitti."Kendini bu kadar nasıl tutabildin şaşırdım doğrusu."
Gözlerinden yaşlar gelirken kendini tuttu."Sanırım bu kadar gülmeyeli seneler oldu."
Darian, kadının omuzlarından tuttu."Kendini tutma.Gül,haykır.Kimse yok olsa bile bu kimseyi ilgilendirmez."
Darian'ın gözlerine ciddiyetle baktı."Teşekkür ederim,komiser."dedi gülümseyerek.Adam,gülümsemesine eşlik etti.
"Gidelim mi Kaktüs?Gece yarısını geçtik s
ayılır."
"Nereye gideceğiz?"
"Seni buradan uzaklara götüreceğim.Benimle gelmek zorundasın."dedi ciddi olmayan yumuşak ama yapmacık,sert bir tavırla.
"Pekâlâ..."
Darian'ın açık eline,elinin açık olan tarafını denk getirecek şekilde bir prensin elini tutan prenses gibi üstünde tuttu.
"Gelirim."