__________________
"Catherine Davies."
___________________
Şaşkınlıkla yutkundum.Tahmin edebileceğim son insandı Catherine Davies.Üstelik,kendini işine adamış bir kadındı.Nasıl olabilirdi, hiçbir fikrim yoktu.Beyin fonksiyonlarım olduğu gibi durmuştu."Nasıl olabilir?"dedim fısıldayarak.Nutkum tutulmuştu,nefes alamıyor gibi hissediyordum.Chris'in elini tuttum."Gidelim lütfen,ben daha fazla dayanamayacağım."
Chris ile ne ara bu kadar yakınlaşmıştık, hiçbir fikrim yoktu.Fazlasıyla yakındık ve bu beni rahatsız etmiyordu,aksine hoşuma gidiyordu.
Ofisten çıktığımızda gürültünün azalmasıyla rahatlamıştım.Sadece eve gidip uyumak istiyordum ama...benim evim yoktu.
Chris'e döndüm."Benim evim yok."tereddüt etmeden cevapladı;"Benim evime gideriz."Kafamı sallayarak onayladım ve gülümsedim.
***
Chris'in evine gelmiştik.Büyük bir apartmanın 4. katıydı.Çelik kapının kilidini açmasıyla kapıyı geriye doğru itip,içeri girmem için kafasıyla işaret etti.Siyah bot tarzı ayakkabılarımı çıkarıp zifiri karanlık olan eve girdim.Chris'te benim arkamdan girdi, kapıyı örterken aynı anda vestiyerin yanındaki lambadan koridorun ışığını yaktı.Uzun kabanını kollarının arasına aldı,çıkardığım ceketi elimden alıp ikisinide vestiyere astı.
"Sağ koridordan dön karşıda salon var,sen içeriye geç geleceğim bende."
"Tamam."
Sağ koridoru döndüğümde karşıda karanlık bir oda vardı.Geniş koltukları görüyordum.Evin içi Chris'in parfümü ile dolmuştu.Hemen sağımda büyük bir mutfak vardı,sola doğru birdaha koridor vardı ve bu küçük koridorda iki tane kapalı kapı vardı.
Benim ardımdan Chris geldi,ben hâlâ koridordaydım.
"Odana geçip dinlenmek mi istersin,yoksa salona geçip oturmak mı?"
Biraz düşündüm.Gözlerim salona kaydı."Duş almak istiyorum."
Şaşkınca yüzüme baktı."Misafir odasında havlu var,ama kıyafet yok?"
Aptalca sırıtarak alt dudağımı dişleyip bıraktım."Seninkilerden giyerim."
Oda güldü."Peki.Misafir odası,küçük koridorda solda."Eliyle küçük koridoru işaret etti.Bir şey demeden onayladım,odaya doğru ilerledim.Kapıyı açtığımda beni simsiyah dekor edilmiş bir oda karşıladı.Yatak ve çarşaflar dahil her şey simsiyahtı koltuklar bile...
"Bir insanın içi,bu kadar karamsar olabilir."
Donuk bir surat ifadesi ile ilk odaya sonra bana baktı."Dekor konusunda pek başarılı değilim."
Kahkaha attım."Perdeler bile siyah!"Oda benimle beraber güldü ve kollarını göğsünün üzerinde birleştirdi."Odada gördüğüm tek açık renk,duvarlar ve tül perdeler sanırım."Bu sefer daha büyük bir kahkaha patlatıp;"Halı bile siyah!"gülmekten karnım ağrımaya başladığında yere çöktüm ve karnımı tuttum."Alkol içmiş gibi hissediyorum."dedim biraz daha sakince.
Gülerek cevapladı;"Bencede."
Karnımı tutarak kalktım, gülerek odaya geçip,siyah gardırobun kapağını ittim.İçerisinde havlu ve birkaç çarşaf, yastık,battaniye dışında birşey yoktu.Beyaz havluyu elime alıp Chris'e döndüm."Odan nerede?"
Karşıdaki odayı eliyle gösterdi.Hızlı adımlarla,yine çoğu yeri siyah dekor edilmiş odaya girdim."Siyah senden soğudu artık."dedim gülerek.Oda karşılık verip benimle beraber odaya girdi.Her yer derli topluydu,temiz ve düzenli insanlar benim için ilk sıradalardı.
Odaya bakındım bakındım ama gardırobu bulamamıştım."Gardırobun nerede?"
Alayla sırıttı."Giyinme odam var."
'Vay be' dercesine dudaklarımı büzüp kafamı salladım."O kadar zenginsin yani."dedim yüzüne bakmadan.
"Biraz öyle,çok değil."
Suratına baktım."Çok değil,mi,Sen deli misin?Benim daha evim yok evim.Şu daireye bak villadan farksız sen zengin değilim diyorsun.Zenginden kastın ne acaba?"
Güldü."Sorun,cevapsız."
İleriye doğru yürüyüp bir kapı ve ışık açtı."Gir,seç."
Koşar adımlarla odaya girdiğimde,ağzım beş karış açılmıştı."Yok artık!"
Boydan boya siyah dolaplarla ve mükemmel ışıklandırmalar ile donatılmıştı oda,ve üstelik normale göre çok daha büyüktü."Hayatımda bu kadar güzel bir oda görmedim."dedim beş karış açık ağzımla.
Chris güldü ve kapıya yaslanarak kollarının göğsünde tekrar birleştirdi.
Giyinme odasının ortasında birde masa vardı, üstünde birkaç saat, gözlük ve üzerine aceleyle atılmış gibi gözüken kravatlar vardı.
"Ben,elimi yüzümü yıkayayım en iyisi.Bunu kaldıramayacağım."dedikten sonra odanın kapısına doğru ilerlediğimde,Chris beni hafifçe ittirdi.
"Hadi hadi abartma,en soldaki dolapta kazaklarım,bluzlerim ve sweatshirtlerim var."
Kendimi sokakta dilencilik yapan çulsuz teyzelere benzetmiştim.Buna ciddi ciddi normal diyen var mıydı sahi?
En soldaki dolaba gidip bir sürü kıyafetin içerisinde dolaştı gözlerim.En sonunda siyah bir sweetshirt ve siyah bir kazağı alıp askılıklarıyla beraber Chris'e gösterdim."Hangisi daha güzel."
Düşünerek cevapladı."Sweetshirt giymem.İstersen hepsini al ve götür,giymeyi sevmiyorum.Sana yakışır ama kazakta güzel.Sen bilirsin."
Sinirle köşedeki ve odadaki tek açık renkli olan altın sarısı rengindeki boy aynasına tuttum kıyafetleri."Sana sorduysam,sen bileceksin."Bir süre üzerimde tuttuktan sonra devam ettim."Ve evet, sweetshirtlerini alabilirim ama yarısını.Zaten hepsi aynılar neden bu kadar çok aldın ki?"
Alayla güldü."Bunu diyen tek insansın sanırım."
"A niye ki?"
"Evime gelen arkadaşlarım,bu kadar çok sweetshirt almamı mantıklı buluyorlar."
Tekrar sinirle baktım."Evine arkadaşların mı geliyor?"
Sırıttı."Evet?"
Önüme döndüm."Aida hiç geldi mi?"
"Çok kez."
Dişlerimi kemirdim."Hiç sweetshirtlerini giydi mi,veya başka bir kıyafetini?"
"Her zaman giyiyor."dedi ve güldü.
Alttan bakarak döndüm;"Ne?!"Elimdekileri masaya bırakıp kapıya ilerledim."Yok daha fazla kalmayayım ben."
Beni tekrar omuzlarımdan tutup itmeye kalktığında ellerini ittim.Bu sefer bana alıkoyamayınca kolunu belime sardı.Olduğum yerde durdum.Daha doğrusu dondum.Kulağıma yaklaştı."Şakaydı."bir süre durdu ve devam etti."Hiçbir kız arkadaşım,kıyafetlerimi giymedi."
Bir süre sustum."Peki,bana neden izin veriyorsun?"
Gözlerime baktı."Çünkü sen onlar değilsin."
"Ne demek bu?"
"Özel birisin."ve güldü.İkimizde bakışlarımizı çektikten sonra kolunu belimden çekti."Özür dilerim."
"Hayır,"dedim düşünmeden."Özür dileme."Bu sefer sırıttım"Aksine,hoşuma gitti."
Zıplayarak kıyafetleri bıraktığım yere geldim."Madem sweetshirt yakışır,onu giyeyim."
Odadan çıkıp,misafir odasına gittim.Banyoya girdim.Chris'in odasından birde tayt almıştım.Uzun bir kıyafet giyeceğim için hiçbir yerim belli olmazdı.Ilık suyun altına kendimi bırakıp,huzur bulmayı ve tüm bu cinayet meselelerinin geçmesini diledim.
***
Kıyafetlerimi giyip,saçlarımın nemini havluyla almıştım.Chris,yorgun olduğunu, uyuyacağını ve acıkırsam dolaptaki pizzaları yiyeceğimi söylemişti.Aç değildim,Jack bize yolda hamburger almıştı.Hatta o kadar çok doymuştum ki yediklerimi kusacak dereceye gelmiştim.
Misafir odasından bulduğum patik tarzı terlikleri,çorap niyetine giyip yatağa uzandım.Döndüm döndüm döndüm...
Cama takıldı gözlerim.Dışarıdaki ağaç o kadar uzundu ki sallandığını görüyordum.Bir ürperme geldi.Korku filmlerinde katil veya korkunç karakter bu şekilde ortaya çıkardı.Çok fazla korku filmi izlemesemde çocukluk travmamdı.Çocukluk...Adela...ve onun ölümü.Her şeyi Adela ile bağdaştırıyordum ve bu git gide canımı sıkmaya başlamıştı.
Derin bir nefes vererek yataktan kalktım.Kapıyı sessizce açıp dışarıya çıktım ve kapattım.Chris'in odası solda kalıyordu.Kapıyı hafifçe açarak içeride düzgün ve arkası dönük uyuyan Chris'e baktım.Ev onun kokusuyla doluydu.
Yavaş adımlarla odaya girip kapıyı örttüm.Yatağına doğru yaklaştım.Arkasından yüzüne doğru bakmaya çalıştığım sırada kıpırdanmaya başladı.Kısık gözleri karanlıkta benimkilerle buluştu."Elena?"sesi fazlasıyla uykulu ve yorgun çıkıyordu.
"Uyku tutmadı."dedim fısıldayarak.Nemli saçlarım onun yüzüne doğru kulağımın arkasından düştü.Tekrar elimle kulağımın arkasına attım ve Chris bu hareketime gülüp gözlerini kapattı.
"Ne yapalım?"Tabiki bu cümleyi fesat anlayarak içten içe sırıttım.
Tüm cesaretimi topladım.Kalbim raylardan sapmış,ritimlerim farklı bir boyuta ışınlanmıştı."Beraber uyuyalım mı?"
Şaşırarak gözlerini açıp bana baktı."Ne?"
"Lütfen,uyuyamıyorum."dedim daha çok fısıldayarak.Sanki birisi duyacaktı."Eğer rahatsız olursan,salonda uyuyalım ben koltukta,sen yerde uyursun?"
"Burada uyumanın uygun olduğunu sanmıyorum."İçten içe üzüldüm.
"Ne diyeceğim biliyor musun...Ben en iyisi odamda uyumaya çalışayım uykum geldi zaten.İyi geceler."diyip kapıya doğru ilerledim.
"Elena,dur!"arkama dönüp Chris'e baktım."Gitme,yanıma gel."yanındaki boşluğun üzerindeki battaniyeyi kaldırıp eliyle hafifçe vurarak işaret etti.
Güldüm ve koşar adımlarla yatağın diğer tarafına geçip, Chris'in sıcacık yaptığı yatağa girdim.Battaniyenin içine bacaklarımı soktuktan sonra üzerime battaniyeyi örttü, yüzü bana dönüktü.Ben ise tavana bakıyordum.
"Teşekkür ederim."dedim.Güldü.
"Uykum kaçtı."
"Benim zaten yoktu."dedim gülerek.Chris'te güldü.
Yüzündeki gülümseme biraz azaldı,ona doğru baktığımda dudaklarını aralamış boynuma baktığını fark etmiştim.İşaret parmağı ile boynumu gösterdi."Dört yıldız dövmesi...aynılarını Jack ve Darian'da da görmüştüm.Nedir bu?"
Dudaklarımı yalayarak tavana baktım.Gözlerim acıyordu."Katilin ilk cinayetinin kimde işlediğini biliyorsundur."
"Adela Night?"
Kafamı sallayarak onayladım."Jack,Darian ve Adela benim çocukluk arkadaşlarım.Küçükken dördümüzde polis olmayı istiyorduk.O kadar iyi anlaşırdık ki,okulda veya başka bir yerde birisinin başına birşey geldiğinde hepimiz toplanır giderdik."dedim gülerek."Jack'in babası dövmeciydi,ailelerimizi kandırıp zorla babasına dövme yaptırmıştık.Bu bile günler sürmüştü,babası asla izin vermedi."
"Kaç yaşınızdaydınız?"
Gülerek cevapladım."11-12 felan."
"Ailenizi nasıl kandırdınız?"
"Jack'in babasının telefonundan hepsine mesaj attık.'Jack'in babası bizi parka götürmek istiyor ama ailelerinizin izni olmadan götürmem diyor' dedik."
Kahkaha attı."E buna inandılar mı?"
"Evet."dedim gülerek."Sonra,teker teker mesaj attılar bizde mesajları gösterdik tabii.Ondan sonra da bize istediğimiz dövmeyi yaptı.Ailelerimiz çok kızdı ama Jack'in babasının bir suçu olmadığı için olan dayağı biz yedik."ve güldüm.Oda güldü.
Gülüşüm yavaş yavaş silindi."Birkaç hafta mı oldu gün mü oldu bilmiyorum ama Jack ile buluştuk.Darian ve Jack aylar hatta yıllar önce buluşmuş zaten.Sonrasında Jack beni Los Angeles'a getirdi ve beraber çalışmaya başladık."
"Adela'nın öldüğünü nasıl öğrendiğiniz?"
Derince yutkundum, gülüşüm tamamen soldu."Jack;Adela'nın evinin adresini buldu.Gittiğimizde bir kadın açtı kapıyı, Adela'nın ismini söyledik ve bağırarak kapıyı suratımıza kapattı.Sonra bir kadın gelip olan her şeyi anlattı."
Büyük bir sessizlik oluştu.Dakikalarca konuşmadık.Sessizliği bozan ilk ben oldum."Biz neden bu kadar yakınız?"Yüzüne baktım.O ise zaten bana bakıyordu.
"Bilmem."
"Herkese bu kadar yakın mısın?"
"Hayır."
"Neden ben?"
İlk,konuşmadı.Sessizce karanlıkta gözlerimin içine bakmaya çalıştı.Dışarıdaki ışık kaynakları Chris'in yüzünü görmemi sağlıyordu ama o beni,benim kadar net göremiyordu.
"Ruhum sana yakın hissediyor.Sen diğerlerinden farklısın,çok farklı.Diğer insanlar param için bana sırnaşırken sen öyle değilsin, sende başka bir şeyler var Elena...ama emin ol bunu çözemiyorum.Çözdüğümde sana her şeyi anlatacağım."
Gözlerine derin derin baktım."Gerçekten anlatacak mısın?"
Kafasını salladı.
Gülümsedim."Madem yakın hissediyorsun..."arkamı döndüm."Bana yakın davran."
Dirseğinin üzerinde doğrularak bana baktı."Ne demek bu?"
Alt dudağımı dişledim."Arkanı dön,sırtını bana yasla..."dediğimi yaptı,arkasını dönüp sırtını bana yasladı.Adela ile birbirimizde kaldığımızda hep böyle yapardık.'Arkanı dön,sırtını bana yasla ve uyu.'
Adela,ablamdan daha yakın birisiydi benim için.Kardeş değildik ama kardeşten fazlasıydık.Yanımda olsun isterdim,her şeyimi ona anlatıp içimi dökmek isterdim...ama o bir melek olarak uçup gitmişti.
Adela,içimde derin bir yara olarak kalmıştı ve bu yara yıllarca belki de ömür boyu canımı yakacaktı.
Gözlerimden yaşlar akarken devam ettim;"Ve uyu."