İçeriğe geç

Kanlı Sancı

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Kanlı Sancı

Bölüm 1

1. Bölüm

Playlist - Sarı kurdeleler / MODEL

Orası gibi karanlıktı hava. Onun gibi soğuktu gece. Suratına çarpan rüzgar , o adamın elleri kadar sert değildi. Ciğerlerine dolan hava , çürümüş duvarlardan gelen rütubet kokusunun aksine denizden gelen kokuyla doluyordu. Adımları , oraya her kapatıldığında geçmek bilmeyen zaman kadar yavaştı. İki elide cebindeydi ama bir elinde çakısını sıkıca tutuyordu. Beyninde bir uyuşma hissederken elindeki çakısını daha çok sıktı. Yavaş adımları duraksadı. Kontrol edemiyordu yine kendini. Zihni o adamın seslerini bozuk bir plak gibi tekrar tekrar dinletiyordu ona.

"Sen sadece bir deneme tahtasısın sürtük'' diyordu zihnindeki ses. ''Benim işe yaramaz deneme tahtam.''

Dişlerini tüm gücüyle birbirine bastırdı. Sesler yavaş yavaş kayboluyordu zihninde ama kalbinin ritmini hala duyuyordu. Sakin kalmaya çalışarak çevresinde gezdirdi gözlerini. Şehrin gürültüsüne alışık olduğundan bu sakinlik şaşırtıcıydı. İçindeki dinmek bilmeyen küçük Anka'nın çığlıkları , yeryüzünden duyulurcasına zarar vericiydi artık. Kendi yaşadığının acısını ilk önce tanımadığı yabancılardan , daha sonra ise herşeyini tanıyıp bildiği o yabancıdan çıkaracaktı.

İskeleye doğru ilerlerken , iskelenin ucunda oturmuş adama çarptı gözleri. Beyninden gelen seslere odaklanamıyordu gözlerini kapatıp açtı. Şimdi yanında bir kız çocuğu vardı siyah saçları beline kadar uzanmış , gözlerinin koyuluğu yerini parlak bir siyaha bırakmıştı. Gözünden akan bir damla yaş Anka'nın kalbini paramparça etti. bedenini tamamen ona döndürdü. dizlerinin üstüne çökerek küçük kızın minik ellerini avucuna aldı. ellerinde iğne izlerinin bıraktığı morluklar , bıçak kesikleri ve yanıklar vardı.

"İnsanlar kötü Anka" dedi küçük kız "Biz onlara layık davranmalıyız"

"Haklısın güzelim" dedi Anka küçük kızın ellerini öperek .

Kafasını küçük kızın avucuna aldığı ellerine bastırdı. Tekrardan kafasını kaldırdığında kız karşısında değildi.

Anka'nın belirginleşen yeşil gözleri merhamet ve vicdandan noksandı artık. Hızlıca ayağa kalkarak iskelede oturan adama doğru ilerlemeye başladı. Adımları bir hayli cesurdu. "İnsanlar kötü Anka"diye tekrar ediyordu kendi kendine .

İnsanların aşktan kör olan gözleri , Anka'nın geçmişteki sızıları yüzünden kör oluyordu.

Durmadan ilerledi , ve iskelenin başına gelmişti. Yabancı adamın üzerinde gecenin renginin aksine beyaz bir gömlek vardı. Ama arkası dönük olduğu için yüzünü göremiyordu. İskelenin çürümüş tahtaları , her an çökebileceği için çok yavaştı Anka. Yavaş adımları onu adama yaklaştırıyordu. Cebindeki çakısı şimdi dışarıdaydı. Sağ elinde tuttuğu çakısı ona güç veriyordu. Adamla arasında iki adımlık bir mesafe kalmıştı. Sağ elini yukarı doğru kaldırdı ve hiç düşünmeden adama saplamaya çalıştı. Hedefi olan adam, çakıyla boynu arasında santimlik mesafe kaldığı sırada , Anka'nın çakıyı tuttuğu elinden çekti. Anka neye uğradığını şaşırarak, kendini korumaya gücü kalmadan denize doğru savruldu. Düşerken iskelenin tahtasını tutmuştu . Ayakları denizin içinde sallanıyordu fakat tamamen ıslanmak istemiyordu. İskelede ayakta dikilen adama baktı. Adam kollarını birleştirmiş , iskelenin tahtalarına yaslanmış onu izliyordu.

"Ne bakıyorsun , yardım etsene " dedi Anka sinirle.

Adam "Kusura bakma" diyerek ankaya elini uzattı.

Anka tam elini uzatacağı sırada , adam sağ ayağını kaldırıp , Ankanın tutunduğu tahtaya vurdu.

"Yada kusura bak" dedi adam sinirle.

Soğuk su Anka'nın vücuduna o kadar sert çarpmıştı ki ciğerlerinin acıdığını hissetti. Suyun derinliği çok fazlaydı , suyun üstüne çıkmak için ayaklarını hareket ettirerek yukarı doğru süzüldü.

Suyun üstüne çıkmış olan Anka , elleriyle saçlarını geriye doğru sıkarken "İnsanlar kötü Anka" diye fısıldadı kendi kendine. Adama çok fazlaca sinirliydi. Şuan olmasada bunun bedelini ödeyecekti.

Yavaşça yüzerek iskelenin merdivenlerine doğru ilerledi.

Merdivenin tahtasına tutunduğu sırada sağ elinde bir sızı hissetti. Durup , elini kendine doğru çevirdi. Elinde işaret parmağından bileğine kadar olan kesik , durmadan kanıyordu.

Merdivenlerden çıktıktan sonra , iskelede onu izleyen adamı görmezden gelerek , üzerindeki sweatini sıktı. Birden aklına gelen aydınlanmayla "Çakım" diye haykırdı "Çakım yok"

Delirmiş gibi etrafı ararken , adam adımlarını Ankaya doğru attı.

Sol elinde tuttuğu çakıyı iskeleden aşağı sallandırırken "Bunu mu arıyorsun ?" diye sordu.

"L-lütfen atma onu " dedi Anka sesi titreyerek. Adama dokunursa çakı elinden düşerdi. O yüzden rica etmekten başka çaresi yoktu.

"Lütfen , benim için çok değerli "

Adam tek kaşını kaldırarak , Ankaya doğru gülümsedi.

"Eğer atarsan seni ölmek için yalvartırım" dedi Anka .

Adam büyük bir kahkaha patlattı ve yüzü bir anda ciddileşti.

Sol elini serbest bırakarak "Hadi yapsana şunu " dedi.

Anka dizlerindeki gücünü kaybederek yere düştü. Adamın endişeli bakışlarını hissedebiliyordu. Elleriyle yüzünü kapayarak , başını iki yana doğru sallamaya başladı.

"Hayır , hayır , hayır " dedi kendi kendine.

Ellerini yüzünden çekerek adama iğrenircesine baktı.

"Yüzünde kan var " dedi adam endişeli bir şekilde. "Elini mi kestin ?"

"Önemli mi ?" dedi Anka acı bir gülümsemeyle. "Hayallerimi denize attın , sence bu çok mu önemli ?"

Adam gömleğinin kolunu sertçe çekerek yırttı ve Ankaya yaklaşarak yere eğildi. "Ver elini " dedi sakin bir sesle. Anka sinirlice bakarak , yüzüne tükürdü. Adam yüzündeki tükürüğe dudaklarını buruşturdu. "Ver elini dedim sana " diyerek sesini yükseltti.

Anka hâla elini vermemekte ısrar edince , kendi çekerek elindeki kesiğe baktı.

"Çok acıyor mu ?" dedi acınası ses tonuyla.

"Emin ol , çakıyı attığın an kadar acıtmadı." Diyerek adamın gömleğinin parçasını sardığı elini çekti.

"Tamam yeter bu kadar " diyerek ayağa kalktı Anka.

Hemen ardından adamda ayağa kalkarak "Beni öldürecektin!" Dedi.

"Nasıl tepki vermemi beklerdin ?"

Anka gülümsedi. "İlkim olmayacaktın emin olabilirsin " dedi dalga geçercesine. "Diğerleri gibi sessiz kalsaydın"

"Tanımadığın birine bu cümleleri kurmak seni endişelendirmiyor mu ?"

"Şikayet edersin diye mi ?" Dedi Anka küçümseyerek. "Bunu yapamazsın , yapsanda suçlu sen olursun . Dünyada işler böyle işliyor yabancı. "

Anka , adamın gözlerine baktı. Tâki adamı mest edene kadar. Adam onun bakışları sırasında sadece ona odaklı kalırken Anka sağ elini adamın yüzüne geçirerek , ayağını adamın göğüs kafesine indirdi.

Böylece kursta öğrendiği hareketleri ilk bu yabancı adamda deneme fırsatı bulmuştu.

"Sessiz kalacağımı mı zannettin ?" Dedi Anka , adam denize düşerken.

Adam bir süre denizin üstüne çıkmayınca Anka kontrol etmek için "Öldün mü ?" dedi bir hayli yüksek sesle.

O denizi kontrol ederken iskelenin merdiven tarafından gelen su sesleriyle kafasını oraya çevirdi.

Siyah saçları alnına düşmüş , kirpiklerinden su damlıyordu. Gözlerinin rengi yeşil ve mavinin karışımının mükemmel bir hâl bulmuş parlaklığındaydı.

Çarpıcı bakışları Anka'yı buldu. Elini havaya kaldırarak "Bak senin şu ağlayıp zırladığın oyuncağı buldum" dedi çakıyı göstererek.

Anka o kadar güzel gülümsediki, adam onun gülüşünde takıldı. Ona baktığını farkeden Anka, gülüşünü soldurarak çakıyı almak için öne atıldı.

Adamın dikkatini çakının üzerinde kabartılarak yazılan isim çekti. "Devin yazıyor bunda" dedi sorgularcasına. "Tanıştığıma memnun oldum Devin"

Anka adamın uzattığı eline bakarak , geri itti. "Ver şunu bana"

"Bu oyuncağı bu kadar değerli kılan nedir ?" diye sordu adam.

"Oyuncak deme şuna"diyerek çakıyı elinden çekip aldı Anka.

"Ne dememi istersin Devin?"

Anka sinsice bir gülümseme atarak çakıya baktı ve daha sonra adamı inceledi. Yavaşça adamın kulağına yaklaşarak , sol eliyle adamın omzunu tuttu. Kulağına biraz daha eğildi.

"Cinayet silahı diyebilirsin mesela" diyerek çakıyı adamın karnına geçirdi.

Bu sıradan bir çakı değildi. zehirliydi. İlk önce kan kusturur ve acı verirdi. daha sonra kişinin bünyesine göre eceli olabilirdi.

Anka'ya çaresizce bakan adamın ağzından çenesine kanlar akmaya başlamıştı. Yere yığılan adam öğürerek kan kusuyordu. Anka onu izlerken zevkle bakıyordu. İnsanların acısı onu daha güçlü kılıyordu. Kıvranırken hala onu izleyen adama dönerek.

"Çok acıyor mu ?" diye sordu.

''Senin" dedi adam zorlukla "Senin canın" konuşmaya zorlanıyor nefesi yetmiyordu. "Senin canın daha çok yanıcak Devin, emin olabilirsin."

Anka söylediği cümleyi görmezden gelerek "Bana Devin demeyi kes" dedi "Adım Anka"

Oradan ayrılmak için arkasını dönüp ilerlerken. Duyduğu cümleyle duraksadı.

'Tekrar görüşeceğimiz günü , sabırsızlıkla bekliyorum Anka."

-Bölüm sonu-

Bölüm sonu

1 yorum