İçeriğe geç

Kanlı Prenses 1- Saray Hançeri

Bölüm 7 · 6 dk okuma

Kanlı Prenses 1- Saray Hançeri

Bölüm 7

Victor Carlos

Sydelle Nyla

Bay Killer ile yaptığım ok kullanımı dersinin ardından Helen, Estelle ve ben bahçedeki banklardan birine oturmuş muhabbet ediyorduk.

Estelle, en başlarda Helen’e biraz ön yargılı yaklaşmıştı çünkü Helen tıpkı benim gibi biraz açık sözlüydü. Yine de kısa süre sonra ikiside birbirne alışmıştı.

Öğle yemeği vakti geldiğinde oturduğumuz yerden kalkıp yemekhaneye doğru yürümeye başladık. “Doğrusu hiç ilişki yaşamadım.” Dedi Estelle. O an muhabetten ne kadar koptuğumu fark ettim.

“Bende sadece bir ciddi ilişki yaşadım. Kalan tüm ilişkilerim bir adamı unutmak içindi.” Dedi Helen. Gri gözlerinde derin bir nefret ve tuhaf şekilde özlem vardı.

“Kimmiş bu seni böyle derin duygulara sokan adam?” Diye sordum merakla. On yıllık bir boşluğu doldurmak içindi sorum, bilmediğim hatta eksik kaldığım şeyleri öğrenmek için.

“On yedi hadi bilemedim on sekiz yaşındaydım o adam hayatıma girdiğinde. Dayımın malikanesinde asistan olarak çalışıyordu. Sonra birbirimize çekilmeye başladık, yanlış olmasını umursamadan bir kıvılcım yaktık. Dayım öğrendiğinde beni kısıtlamadı sadece erkeklerin yarısından fazlasının güvenilmeyecek insanlar olduğunu söyledi.” Derin bir nefes aldı. “Keşke dinleseydim onu. Küçüktüm, erkekleri tanımıyordum, bilgisizdim. O çocuğa kendimi verdim. Herşeyimi açtım ona. Sonra kuzenimle aldattı beni. Dayımın

kızıyla. Şuan nişanlılar, umarım ömürlerince mutlu olurlar.”

Her aşk, her sevda koca bir tebessümle bitmiyordu. Bazı aşkların sonunda ecel bazılarının sonunda ise üçüncü kişiler vardı.

Daha önce hiç aşık olmamıştım. Annemin söylediğine göre aşk bir kuşu onu yemeye çalışan kedinin ağzından çekmek gibiydi.

Kedinin yemeği çalınmış olurdu. Belki kuş saniyeler sonra ölecek ve çektiği acıdan kurtulacaktı ancak siz onu kediden kurtarınca acısı uzamıştı. O kuş için iki son vardı; ya acılarıyla yaşamayı öğrenecek ya da dünya defterini kapatacaktı.

Annemin aşk hakkındaki tanımı bende bir merakla bir birlikte korkuda uyandırmıştı. Yine de hiç aşık olmamıştım. Zaten yanımda geçmişini anlatan kızın hikayesinden aşkın ne kadar tehlikeli olduğunu anlayabiliyordum.

“Yas tutmaktansa unutmayı denedim, yeni insanları denedim. Onu da beceremedim zaten.” Dedi Helen. Gri gözleri hafif kızarmıştı.

“Hiç ilişki yaşamadım ama bir keresinde aşık olmuştum.” Dedi Estelle. “Benim gibi buraya getirilenlerden biriydi. Bizim aksimize oraya geldiğinde küçük yaşta değildi. Her zaman direndi sesini çıkardı. Bir gün eğiticiler dayanamadı ve onu Karagül Ormanı’nın sonundaki uçurumdan boşluğa gönderdiler.” Estelle'in gözleri dalgındı. Sanki o anlar gözü önünde tekrar yaşanıyormuş gibiydi.

Boş masalardan birine oturduğumuzda yemekhane görevlisi yanımıza geldi. “Ne istersiniz?” diye sordu insana huzur veren sesiyle.

“Ben bir tane sandviç alıyım. Lütfen içinde salam, sucuk gibi bir şey olmasın. Vegan olduğum için tüketmiyorum.” Dedi Estelle. Vegan mı? Hayvanlar biz yiyelim diye dünyaya gelmiyor muydu?

“Bende bir tabak çorba alayım.” Helen’de siparişini verdikten sonra bir tek ben kalmıştım. “Varsa bir tane kaşarlı tost alabilirim.” Dedim kadına. Hepimizin isteklerini not defterine yazdıktan sonra yanımızdan ayrıldı.

Kısa süre sonra yine derin bir sohbete gömülmüştük. Bir yandan yeni önümüze gelen yemekleri yiyorduk. Helen bir de yanına şeftali suyu almıştı. Bir anda içeride yemekhanenin metal kapısının çarpma sesiyle birlikte kapının üstündeki çanın kuvvetle sallanma sesi duyuldu.

Herkes merakla arkasını döndüğünde Dylan ve havalı olduklarını zanneden zorba erkek gruba yemekhanenin kapısının önündeydi. Bir fışkırma sesi ve üzerimde ıslaklık hissettiğimde telaşla arkamı döndüm. Helen ağzındaki şeftali suyunu üzerime püskürtmüş gözlerinde bir dehşet ifadesiyle kapının önündeki gruba bakıyordu.

“İyi misin?”

“Hiç iyi değilim Estelle.” Helen elleriyle yüzünü kapattı. “Alaric orada.”

Alaric, Dylan’ın diğer götüydü. Sürekli birlikte gezer ve her şeyi birlikte yaparlardı. Sorun şuydu ki Helen neden Alaric’i görünce bu kadar şaşırmıştı. “Alaric’in burada olması seni neden bu kadar korkutuyor?” Diye sordum.

“Size anlattığım, beni kuzenimle aldatan it bu!” Ne?

Hayat tesadüflerle doluydu. Bunu bizzat daha iyi anlıyordum. Dylan ve diğerleri bize doğru yürümeye başladığında zorbalık yapmak için bizi seçtiklerini anladım. Estelle’de tıpkı benim gibi onları radarına almış gelselerde dövsem diye bekliyordu. Altı erkek masamızın önünde durduklarında ters bir şekilde “Ne var?” Dedim.

Gözleri kafasını masaya dayamış Helen’deydi. “Kim bu bizden korkan arkadaş?” Diye sordu Arm. Oven ve Alaric’te bu sanki çok komik bir espriymiş gibi güldüler.

Ayağa kalktım. Bakışlarım besbelli Dylan’daydı. “İşine bak Orion.” İkimizde gözlerimizi kaçırmamaya yemin etmiş gibi birbirimize bakıyorduk.

“Çok mu rahatsız oldun majesteleri?” Sırıtmaya başladığında yumruk yaptığım elimi yüzüne çarptım. Sanki bunu bekliyormuş gibi rahat bir hareketle başını eğdi ve saçlarımı yumruğuna sarıp çekti.

Etkilenmedim, başımı çekerken dirseğimi köprücük kemiğine geçirdim. Aynı anda tekmem diz kapağının arkasını buldu ve dengesini bozdu.

Saçlarımı bıraktı ancak bu sefer elleri boynuma sarıldı. Eğer tutunmasaydı bütün okulun önünde sırt üstü yere çakılacaktı. Benim ellerimde onun boğazını sardığında ayak bileğime tekme attı.

Canım çok yanmıştı ancak zorlada olsa yüzümde mimik oynatmadım. Hızlı bir hareketle çok değerli yüzüne kafa attığımda minik bir çığlıkla geri çekildi. Burnundan kan geliyordu. “Kafanda taş mı var kızım?” Diye inlediğinde güldüm.

“Ya da sen mi çok hassasın minik çocuk?” Geri döndüğümde Estelle arkamda bütün erkeklere tek başına laf sokuyordu. Arkada burnundan şakır şakır kan gelen Dylan’ı gören Oven onun yanına gitti. Ancak Alaric tanrıya yeminli gibi Helen ile uğraşıyordu. En sonunda Helen’in başını geri çektiğinde kim olduğunu gördü. Parmakları sanki ateşe temas etmiş gibi geri çekildiğinde titreyen sesiyle “Hel?” Dedi.

Helen sadece karşısındaki çocuğun yüzüne bakıyordu. Gözlerinde sitemle birlikte acı vardı. Belki birazda hasret…

“Alaric, lütfen buradan gider misin? Şuan görmek istediğim son kişi bile değilsin.”

“Hel, beni bir dinler misin? Hiç bir şey düşündüğün gibi olmadı. Elizabeth ve dayın olacak o it beni kandırdı-” Helen sözünü kesti.

“Alaric, defolup gider misin? Ben bilmem gereken her şeyi biliyorum.” Alaric pes etmiş şekilde omuzlarını indirdi ve arkasındakilere “Yürüyün, bunlar uğraşmaya değmezler.” Dedi. Tam onu da yolmak için ayağa kalkıyordum ki Helen beni durdurdu. “Otur oturduğun yerde yoksa sonun disiplinde bitecek Kehribar.”

★★★

İrene Nyla

Sarayın koridorlarında gezinirken yeni gelen hizmetlilere rastladım. Bir tanesi yaşlı bir kadındı. Yüzü tombul ve çok şirindi. İsminin İce olduğunu söyledi.

Bir diğeri genç bir kadındı. Yirmi yirmi beş yaşlarındaydı ve benden bir yaş büyük bir oğlu vardı. Oğlu Victor’u görünce karnımda kelebekler oynamıştı.

“Merhaba,” dedim yanına giderek. En başta beni tersledi.

“Buraya çalışmaya gelemedim. Annemin yanındayım, bir problem varsa onunla konuşun.”

“Şey ben kralın yeğeniyim,” dediğimde arkasını döndü ve beni süzdü.

“Sydelle miydi?” Her zamanki gibi kimse tarafından ismi bilinmeyen ve tanınmayan kişi olmuştum. Kalbimde bir çıt sesi duysamda umudumu kaybetmedim.

“Sydelle ablam. İsmim İrene, seninki de Victor sanırım.”

“Tanıştığıma memnun oldum majesteleri. Victor Carlos ismim. Şey… Carlos’u kullanırsan sevinirim.”

Odama gittiğimde gün boyu Victor- aman Carlos’u düşündüm. Hobileri, fobileri, sevdiği yemekler nelerdi acaba?

İçimde bir merakla odada tavaf atmaya başladığımda dayanamadım ve parşömen çıkardım. Hem ablamın önceki mektubuna yanıt verecektim, hem de bugün hissettiğim duyguları ifade edecektim.

Biricik ablam

Bende seni çok özledim. Avelyn bana eskisi kadar çok bulaşmıyor. Sadece birkaç atışma yaşadık o kadar. Ayrıca büyükannem ve büyükbabamı öpmeyi istemiyorum. Bana birilerini zorla öptürmekten vaz geç!

Bu mektubu yazmamın nedeni başka bir şey. Bugün saraya yeni gelen hizmetlilere tanıştım. Aralarından birinin oğlu- Carlos- bende ilk defa hissettiğim duygular uyandırdı.

O saatlerce konuşsun ben dinleyeyim istedim, kalbimde ve karnımda kelebekler uçuştu.

Bu hissin adı ne bilmiyorum, tek bildiğim çok güzel bir histi.

Sevgilerimle İrene Nyla

Bölüm sonu

3 yorum