Kaç gündür ki, mahalle, okul, sınıf, apartman arkadaşım olan Nasibeyi görmüyordüm. Bir gün böyle bir fikir geldi aklıma. Nasibe ile olan bir fotomuzu alıp sokakları, evleri,apartmanları ve okulumuzu gezip, Nasibeyi görüp görmediklerini soracaktım. İnaşallah gören olur. O günün sabahı, okulda Nasibeyle olan fotomuzu birine gösterdim:
— Haa, bizim şu Nasibe. Aslında en son okuldan çıktı ve eve taraf gitmedi. Başka bir yolla ileryiyordu. Bildikkerim bu kadar Kübra.
Başka birine gösterdim. Tabii ki okul birincisi Berk'e. Şöyle dedi:
— Son kez onu garip-garip haraketler yaparken gördüm.
Ellerim titriyordu. Ayaklarık esiyordu. Titrek ve gür bir sesle:
— NE YAPARKEN?
— Kafasına vuruyordu, ağlıyordu, arada çığlık atıyordu ve...
— VE NE? SÖYLESENE!
— Elinde kanlı bir oyuncak vardı ve onu...
Birden zil çaldı. O sınıfa gitti. Acaba en son ne olmuştu?
Kütüphaneden çıktığımda akşam saat 21:00'dı. Artık eve gitmeliydim. Yolda yürürken Nasibeyi gördüm. Tıpkı Berkin dediği gibi yapıyordu. Kanım dondu. Ama Nasibe için her şeyi yapardım. Onu takip etmeye başladım. Bir eve geldi. Ev çok korkunç görünüyordu. Eve girmeye korktum başta. Ama ölsem bile Nasibeye kavuşmak istiyordum. Eve girdim. Girer-girmez kapı kapandı. Bir dolap gördüm. Tereddüt etmeden kapağı açtım. Buda neydi?! Nasibenin cesedi tam karşımdaydı. O haraket ediyordu. O anda bayıldım. Gözümü açtığımda hastanedeydim.
Fikir kuzenimindir ve bende Türkçeye çevirip yayınladım. Yeni bölümler hakkında ne düşünüyorsunuz???


