Sandığımdan daha kolay bir şekilde saraya girdim .Kimsenin olmaması oyunlardan dolayı olduğunu düşündürdü bana . Saat öğle vakitlerindeydi .
Sarayda hizmetçiler ve askerler dışında pek fazla kişi göremedim . İlerledikçe işimin daha kısa surede bitecegini düşünüyordum.
En sonunda istediğim yere ulaşmıştım ; Taht Salonu . Her şey beklediğimden hızlı gerçekleşmişti hızlı bir şekilde taht odasına ulaşmayı başarmıştım . Taht odasını gördügüm de insanların gerçekten aptal olduğuna kanaat getirmiştim.
Tüm askerler oyunların oynandığı yerdeydi . Tabi kimse içinde kralın olmadığı bir saraya saldırmak gibi bir şey yapmazdı tabi benim dışında .
Bazı gerçekler yüzünden bu saraydayım . Kimsenin düşünemeyecegi gerçekler . Taht salonuna girdiğim zaman ilk basta gözüme kafama düşecekmiş gibi duran bir daire kadar olan avize gözüme çarptı . Bir insan şu kadarcık taht odasına neden bu kadar büyük bir avize alırdı ki .Daha sonra gözüme çarpan şey ise kralın çok sevdiği tahtıydı.
Duyduklarıma göre sarayını çok severmiş . Böyle gösterişli bir sarayı kim sevmez ki . Tahtın arkasındaki camdan dışarıya baktığımda işimin kısa sürmesi gerektiğini anladım .
Hızlı bir şekilde yanıma aldığım postacı çantasının içerisinden çalı çırpı çıkardım . Belki de tahmin ettiniz . Kesinlikle kralın bu çok sevdiği sarayını yapacaktım. Çalıları etrafa attıktan sonra kumaş olan kolaylıkla yanabilecek olan eşyaları aldım ve çalıların olduğu yerlere uzattım bu sayede kolaylıkla yangın etrafa yayılacaktı .
İşim bittikten sonra kumaşların en son yanmasını düşündüğüm yere barut koydum . Olabildiğince dikkatli bir şekilde ateşi yaktım . İstemediğim bir yere sıçrarsa patlamak istemezdim. Ateşi baruttan en uzak olan noktaya koyduktan sonra .
İstemsizce bir süre ateşin yanmasını izledim . Ateşin baruta yaklaştıgını görünce gitmem gerektigni anladım . Saraydan geldiğim şekilde çıkacaktım ancak o tarafta askerlerin çoğaldığını gördüm demek ki kral saraya dönüyordu. Bilmiyordu ki geldiğinde dehşete düşecek .
Hızlı bir şekilde geldigim yerin tersindeki koridordan ilerledim bu koridor tahminimce arka bahçeye çıkıyordu. Hızlı bir şekilde ilerlemeye başladım her önleme karışı elim de bir tane hançer vardı karşıma ne çıkacağını bilemezdim . Arka bahçeye ulaşdigim anda etrafi kontrol ettim hizmetçiler dışında kimse yoktu bu işime yaradı çantamdan bir tane önlük çıkardım ve üzerime geçirdim .
Hizmetçilerin yanına gidip " mutfakta yemekler yetişmiyormuş sizi çağırıyorlar ben buraya bakarım" dedim. Birbirlerine baktılar ve hızlı adımlarla mutfağın olduğu yere ilerlediler. Basit olmuştu. Etrafa baktım en iyi çıkış yerini arıyordum . Sonunda ahırın olduğu yeri gördüm.
Atları dışarı çıkardıkları yerden çıkacaktım. Oraya doğru hızlı adımlarla ilerledim .
Atları görünce yüzüme bir tebessüm yerleşti. Gerçekten çok güzellerdi. Hayatımda az at görmüştüm. Bu şehire gelince çok farklı atlar görmüştüm.
Kafamdaki şeyler daha çok allak bullak olacağını bildiğim için düşünmeyi bırakıp ahırın en sonuna ilerlerledim. Kapıda kilit vardı . Neden olduğunu düşünecek vaktimin olmadığını bildiğim için umursamadım.
Buraya girerken askerin birinden aldığım anahtarı çıkardım . Hayır çalmadım çünkü arkasına kendi anahtarlarımı bıraktım. Degiş tokuş gibi düşünün . İstedigim anahtari bulunca bir zafer kazanmış gibi sırttım . Kapıları açıp çıktım sağ tarafıma bakınca halkın o tarafta toplandığını gördüm .
Kral gelmiş olmalıydı. Hepsinin ağzından iltifatlar , sevgi sözcükleri , saçma istekler çıkıyordu. Tam o sırada kalbimin harlanmasını sağlayan olay oldu .
Taht odası patladı . Ateşler barutla buluşmuş olmalıydı. Halka yeniden baktım hepsi sessizleşti ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorlardı .
Kral da sarayına dogru korku için de baktı. Yanında karısı yani kraliçe vardı. Herkes Çok sessizdi tek bir çıĞlık yok dicekken halkın arasından birisi '' YANGIN VAR '' bagırdıgı anda herkes Kosturmaya basladı .
Hepsi korku için de krallarına bakıyorlardı . Napacaklarını , noldugunu soruyorardı. İşlerin karışacagını anladığım an ordan uzaklaştım . Yol boyunca etrafa kurt kovalıor gibi kaçan insanları gördüm . Acınası haldelerdi .
Bir tepedeydim . Burdan her taraf gözüküyordu. Saraya baktığımda alevlerin bir çok katı sardıgını gördüm . Alevleri söndüremezlerdi çünkü tüm su depolarını patlatmıştım bunu kral saraydan çıktıktan sonra yapmıştım. Daha erken yapsaydım fark edilirdi .
Büyük ihtimalle depoların patladığını anlamışlardı . Yangın sönene kadar alevler tüm sarayı kaplardı . Bunları düşündükçe çok daha fazla tatmin oldugumu fark ettim.
Tahmin ettigim gibi depolar tamir edilene kadar alevler tüm sarayı kaplamıştı . Tam bir kaos ortamı vardı insanların çığlıkları kulaklarına doluyordu. Kalbim hızlandığını fark ettim .
Kral... Kraliçe... Varisler... Halk...
Hepsi şok içindeydiler ama en çok hoşuma giden ise kraliçenin yüzünün bulamadığı haldi . Kraliçenin yüzünü görünce kahkaha attım. Sanki bugün geleceğini biliyordu ve sürekli kaçmaya çalışmıştı.
Kendi kendime söyledim " Eh naparsın kraliçe herkes illaki çaresizliğin verdiği acıyı tadar. " .
Kralı görünce çok acıdım herşeyden habersiz öylece donuk çaresiz bir şekilde emir veriyordu. Sanki elinden bir şey gelse koşup yapacak gibiydi ama olacak bir şey yoktu bazı şeyleri fark etmen gerekirdi kral. Varislerin olduğu tarafa bakınca hepsinin can havliyle halkı sankinleştirip askerlere emir verdikerini gördüm.
Bir süre bu manzarayı izledim. Çığlıkları, Ağlama seslerini , Acılı haykırışlari dinledim. Saray yok olmuştu evet söndürmeyi güç bela başardılar ama iş işten geçmişti değil mi? Bazı kararlar geri alınamaz dı . " Değil mi kraliçe ?"
Daha fazla görecek bir şeyim kalmadığını görünce tepeden inmeye başladım .
Limana doğru ilerlemeye başladım. Her şey çok hızlı gerçekleşmişti . Limana vardım Kask' a giden gemiyi bulduğum zaman hızlı bir şekilde gemiye binmiştim.
Gemide fazla kişi yoktu sonuçta kimse ölüm yuvası olan bir şehre gitmezdi .
Gemi ilerledikçe bende arzularima kavuşuyordum. İntikam arzusu. Vazgeçilmiş arzularim. Derin yaralar açan arzularima.
İskeledeydim arkama baktım . Arkamda koca bir hiçlik bırakmıştım. Kralın yapacağı hiç bir şey yoktu yapmadığı şeylerin sonucuna katlanıyordu .
Kraliçe ise ... " Ah be kraliçe, daha senin neyin beklediğini bile bilmiyorsun " diye söyledim. Bir an insanlar bana baktı. Sanırım bu kendi kendi ne konuşuyor diye bakmışlardı.
Bazı kararlar alındı . Kararların içinde risk vardı . İhanetin pençesi vardı . Özlem vardı ama en önemlisi pişmanlık , güvensizlik vardı.
Benim hakkımda her şeyi biliyorlar. Neden burda olduğumu, ne istediğimi de ama tek bilmedikleri kim olduğumdu.
Ama kraliçe sen biliyorsun ama kimseye söyleyemeyecek kadar korkaksın . Sonuçlarına katlanmamaktan korkuyorsun. Acınası yalnızlığın herkesin sonunu getirecek.
Benim adım karina soyadım benden çalındı onu geri almak için bu lanet şehre geldim...
