Elif, annesini bulmak için üst kata çıktı.
Kapıyı açtığında annesi pencerenin önünde duruyordu.
"Benimle gel anne."
Kadın başını salladı.
"Artık çok geç."
Arkasından biri çıktı.
Kara Hilal'in gerçek lideri.
Yıllardır herkesin öldü sandığı kişi.
Elif'in babası...
Elif'in dizlerinin bağı çözüldü.
"Sen öldün..."
Adam acı bir gülümsemeyle konuştu.
"Bazen bir insan ailesini korumak için canavar olmak zorunda kalır."
Tam o sırada Aras içeri girdi.
Silahını kaldırdı.
Babası da silahını kaldırdı.
İkisi de tetiğe bastı.
Odadaki sessizliği tek bir kurşun sesi bozdu.
Elif çığlık attı.
Çünkü yere düşen kişi Aras'tı.
Ve Aras son nefesinde sadece şunu söyledi:
"Kaç..."
Elif gözyaşları içinde pencereden atladı.
Arkasında yanan malikâne ve kaybettiği insanlar kaldı.
Ama cebindeki eski gümüş kolye hâlâ duruyordu.
Kolyenin içinde açılmamış küçük bir not vardı.
Elif titreyen elleriyle kâğıdı açtı.
Üzerinde sadece şu yazıyordu:
"Gerçek düşman hâlâ seni izliyor..."
DEVAM EDECEK...
