Bir okul düşünün. Farklı yaşanmışlıklar, farklı duygular ve düşünceler. Belki de cinayetlerle dolu bir geçmiş… Kim bilebilir ki? Sonuçta hepsi gizli kalmak zorunda. En azından öyle gerekiyor. Yoksa bu okul bir cehennemden farksız olur. Peki ben bunları nereden biliyorum diye soracaksınız, haklısınız. Kendimi tanıtmadım. Ben Ceren. 17 yaşındayım. 11. Sınıf öğrencisiyim ve sıradan bir lisede okuyorum. İsim olarak sıradan yani. Bu okuldan gitmem üzerinden sadece 2 yıl geçmiş. Geri dönmek ölüme kendi ayaklarınla gitmek gibi.
9. sınıfta bazı beyinsizlerin beni linçlemeleri yüzünden, okulda gördüğüm ve bazılarını yaşadığım, daha da önemlisi bir katille karşılaştığım için okul değiştirmiştim. Macera seven bir tip değilim. Böyle şeylerle baş etmek zorunda olduğumu da düşünmüyorum. Bu katil konusunu da ne anneme ne babama anlattım. Zaten anlatsam da dinlemezler. Kendi çarelerimle okul değiştirmiştim. Fakat tekrar döneceğim aklımın ucundan bile geçmiyordu. Peki neden geri döndüm bu katil yuvasına? Hemen cevap vereyim. Babam yüzünden. İlk defa benim hakkımda bir şeyi merak etti ve benim okulumu daha doğrusu okul değiştirdiğimi öğrendi. Bu o kadar da sinirlenilecek bir durum değil aslında ama babam ‘bipolar’ olarak adlandırdığımız bir rahatsızlığa sahip. Artık hangi akılla düşündüyse yine bu cehenneme soktu beni. Ama bu sefer işler çok farklı olacak. En azından bu okuldaki bütün gizemleri öğrenmek istiyorum. Bu gördüğüm katilin kim olduğunu, o gün elinde tuttuğu cesedin intikamını almak istiyordum. Kimse bu dünyadan bu kadar erken kopup gitmemeli. 15 yaşındaki birine kim neden böyle bir şey yapar hala aklım almıyor.
…………………………………………………………………………………………
Bugün okulun ilk günü. Yeni senem, eski okulum, değişen ben.
Pencere kenarında arkalardan boş bir sıra bulup oturdum. Kulaklığımı takıp telefonumdan şarkı açıp dinlemeye başladım. Dersin başlamasına daha 25 dakika vardı ve bu süre zarfında biraz olsun kafamı dinlemek istiyorum.
5 dakika gibi bir süre sonra yanıma bir kız geldi ve “ otura bilir miyim? “ diye sordu. Ben asosyalim o yüzden böyle şeylerden hoşlanmam ama kızın gülümsemesi çok içten bir gülümsemeydi. İçimden bir ses ‘ en fazla ne olabilir ki? Otursun işte ‘ diyordu ve iç sesim bu hayatta benim en güvendiğim şeydi. “ tabi ki.” Deyip bende ona gülümsemeye çalıştım. Kız gerçekten güzeldi. Yeşil gözlere sahipti. Sarıya yakın renkte olan dalgalı saçları onu daha güzel gösteriyordu. Fazlasıyla hayata bağlı ve enerjik. Benim tam zıttım yani. “ Tanışalım mı?” diyerek elini uzattı. “ Ben Nefes, peki ya sen?” dediğinde kızın gözlerinde tamamen samimiyet sezdim. Bakışlar benim için önemliydi. “ Ceren.” Dedim sadece. “ Memnun oldum Derin, yenisin galiba, bir şeye ihtiyacın olursa çekinmeden söyleyebilirsin. Yardımcı olmaya çalışırım.” Dedi ve yine içten bir şekilde gülümsedi. “ Teşekkür ederim, bende memnun oldum. Evet yeniyim” diyerek bütün söylediklerine kısa kısa cevaplar vermiş oldum. Yeniden kulaklığımı takarak gerçek dünyadan uzaklaşarak kendi karanlığıma çekildim kozasına çekilen bir tırtıl gibi.
Yaklaşık 15 dakika sonra öğretmen içeri girdi ve “ Günaydın sevgili öğrencilerim, fazla vaktim yok bir toplantıya yetişmem gerek. Ben yokken lütfen bir sorun çıkmasın. Size güveniyorum.” Dedi ve duvar kenarında oturan uzun boylu, serseri tipli bir çocuğa “ Güvenimi boşa çıkarma lütfen Ateş’ cim.” Deyip sınıftan çıktı. Çocuk bir an şaşırmış gibi tepkiler verdi fakat sonrasında yeniden telefonuna döndü. Gözleri siyahtı. Dalgalı saçları vardı. Nasıl biri olduğunu bilmiyorum ama tipi de fena değilmiş.
Ben ne diyorum ya! İçinde olduğumuz duruma bak benim içimden geçirdiğim şeylere bir bak! Kendine gel Ceren.
Çocuğu sebepsizce izlediğimi fark edip tekrar müzik dinlemeye devam edeceğim sırada Nefes’ in bana baktığını fark ettim ve “ Bir sorun mu var?” diyerek cevap vermesini bekledim. “ Hayır, bir sorun yok sadece seninle konuşmak istiyorum.” Dedi yeniden gülümseyerek. Bu kız hep böyle miydi? Hep böyle güler yüzlü olmak zorunda mı cidden? “ Ne hakkında konuşacaksın?” diye sorduğumda
“ Korkma, sadece senle arkadaş olmak istiyorum. Tabii, birde bu okul hakkında birkaç bilgi versem iyi olacak.” Dedi ve kolumdan tutup beni kaldırdığında kıza garip garip bakıyordum. Dışarıdan nasıl gibi gözüküyordum bilmiyorum ama benim gibi asosyal biri iseniz beni anlardınız.
Sonunda koridora çıkıp yalnız kaldığımızda Nefes’ in bana neler anlatacağını merak etmiyor değildim. Merdivenlere doğru yöneldik ve o merdivenlerden bir basamağına oturduk. Diğer sınıflar zaten derste olduğu için kimsenin bizi duyup görme ihtimali olduğunu sanmıyorum. “ Sen çok masum bir kızsın, bunu o bakışlarınla bile belli ediyorsun.” Dediğinde “ teşekkür ederim.” Diyebildim sadece. “ Böyle bir okulda senin ne işin var sora bilir miyim bir sakıncası yoksa?” dediğinde ona içimi döküp dökmemek konusunda bir git gel yaşadım. “ Sana söz veriyorum konuştuğumuz her şey aramızda kalacak. Bana güvenmeye bilirsin, anlarım çünkü bu okulda yenisin. Onu da geçtim hiç arkadaşın yok sanırım.” Dediğinde bir anlığına gözlerimin dolduğunu fark ettim. Ciddileşmeliydim. Tamam bazen çıt kırıldım olabiliyorum ama şu an birden neden duygusallaştım anlayamıyorum.
“ Evet, bu doğru. Bu okulda yeni olduğum için kimseyi tanımıyorum. Fazla sessiz olduğumun da farkındayım ama ben böyleyim. Seni yanılgıya sokmak istemem, ve evet daha önce o kadar arkadaşım olduğunu söyleyemem okul hayatımda sadece ilkokulda birkaç arkadaşım vardı, onları da kısa sürede kaybettim zaten. Sonraları git gide sessizleştim ve içime kapandım. “ dediğimde Nefes denen bu kıza ısınmıştım ama bağlanmak istemiyordum. Nasıl olsa o da bir gün beni bırakıp gidecekti. “ Neden içine kapandın peki? Sen daha o küçücük yaşta neden içine kapandın? Neler oldu?” dediğinde gözümden bir damla yaş düştü. “ Ve şunu unutma, ne olursa olsun ben artık senin yanında olacağım çünkü bende yalnızım ve benim ona güvenebileceğim aynı zamanda onun da bana güvenebileceği bir arkadaş arıyordum. Sen bu aradığım kriterlere uyan bir kızsın ve gerçekten çok masumsun. Bu okulda masum kalabilir misin orasını bilmem ama dediğim gibi bana güvenmen için elimden geleni yapacağım, söylediklerin bende güvende. Ben artık senin hep yanında olacağım.” Dediğinde ağlamaya başlamıştım. Bunlar benim alışık olduğum cümleler değildi ve çok kararsızdım. Ama başka çarem olduğunu da sanmıyorum. “ Babam.” Dedim. “ Her şeyin sorumlusu babam. İçime kapanık olmamın da arkadaşımın olmamasının da şu an bu okulda olmamda babamın suçu. Yanlış anlama öyle şiddet uygulamıyor bana ama alkolik birisi ve bipolar hastalığı olduğu için sağı solu belli olmuyor ve unutkanlığı başlıyor. Mesela bize ettiği ağır küfürleri, sözleri ertesi gün unutuyor ve normal bir yaşantıdaymışçasına sakince gelip annemle sohbet ediyor beraber yemek yiyip televizyona bakıyoruz. Ve ben bundan gerçekten sıkıldım. 2 yıl önce babam kaydımı bu okula yaptırmış normalde ama ben bazı yaşananlardan dolayı okul değiştirmiştim. Beni sadece babam değil annemde takmıyor. Bu konuyu ona anlattığımda beni tersleyip yeniden yalnız bırakmıştı ve bende en son çareyi okul değiştirmekte bulmuştum. Eski okulum da saçma şeyler yaşanmıyor değildi ama bu okuldaki gördüklerim kadar da değildi.” Dediğim de “ Ne gördün ki?” diye sordu. Anlatıp anlatmamak konusunda kararsızdım. “ Katili gördüğünü söyleme sakın” dediğinde ufak çaplı bir şok geçirmiştim. Ne yani, biliyor muydu? “ Evet, katili gördüm fakat dediğim gibi 2 yıl öncesiydi ve yüzünü tam olarak görememiştim. Hemen yanında da bir ceset duruyordu. Zaten o olaydan sonra okul değiştirmiştim. Şimdi bu cehennem yuvasına dönmek… Aklımın ucundan bile geçmiyordu Nefes.” Dediğimde sesim titriyordu. “ Bu sadece 2 yıl önce 1 kereliğine gerçekleşse iyiydi. Neredeyse her hafta 2- 3 ceset görüyoruz okulun kuytu köşelerinde. Bir defasında Ateş ve Serkan eve giderken biri onları takip etmiş hatta. Mafya gibi simsiyah giyindiğini yüzünde ise bir maske ve bir gözlük olduğunu söylediklerinde ilk başta inanmayıp dalga geçmiştik fakat sadece 3 gün sonra sınıftan birinin cesedini okulun arka bahçesindeki bankın arkasında görünce işin ciddileştiğini anlamıştık. Maalesef sınıftan şimdiye kadar 4 kişi kaybettik ve onlardan birisi benim en yakın arkadaşım Emre ’idi. Gerçekten beni anlayan tek dostum oydu.” Dediğinde onunda gözlerinin dolduğunu gördüm. Acaba gerçekten bir arkadaşa ihtiyacı var mı diye düşünmeden “ İstersen yakın arkadaş olabiliriz, Emre’nin yerini dolduramam belki ama seni yalnız hissettirmem en azından. Hem bende yalnızım. İçimi dökmek iyi geldi. Öğle teneffüsünde kafeye gidip bir şeyler içmeye ne dersin?” dediğimde kendimden bunu beklemiyordum. İşte şimdi gerçekten değişiyordum sanırım. “ Aslında iyi olur. Arkadaş olma konusuna gelince sana zaten en başında güvenmeye başladım ben o yüzden rahat ol.” Dedi. Gülümseyip “ Şey birde bana biraz sınıftan bahseder misin? En azından onları biraz tanımış olayım.” Dediğimde hiç düşünmeden “ tabi ki, gel sınıfa gidelim daha iyi tanımış olursun.” Dedi ve oturduğu yerden doğruldu. Bende kalktığımda sınıfa doğru yürümeye başladık. Okulun koridorları fazlasıyla karanlıktı fakat ben alışık olduğum için korkacak değildim.
Sınıfa girdiğimizde herkes Ateş denen çocuğun etrafında toplanmıştı. “ Abi ver sen şu telefonu, gelmişine geçmişine sövmezsem içimde kalır elimden bir kaza çıkar.” Diyordu yine uzun boylu esmer çocuk. “ Serkan.” Dedi Nefes. “ Ateş’in en yakın arkadaşı. Kendisinin öfke sorunları var biraz.” Dedikten sonra Ateş’in kolundaki yara izi dikkatimi çekti. Evet, kolunu jiletlemişti. Ama neden? Tamam çocuğun geçmişini bilmiyorum, ne yaşadığını bilmiyorum ama hangi yaşadıkları ona bunu yaptırmıştı? Ya da ben fazla elit olduğum için böyle düşünüyordum.
Düşüncelerden sıyrılıp tartışmayı anlamaya çalıştım. Ateş, Serkan’ı sakinleştirmeye çalışırken, “ Serkan, bir dur oğlum, güzellikle anlattık olmadı zaten, bundan sonra anladığı dilden anlatacağız o zaman bu beyin özürlüsüne.” Dediğinde kimden bahsettiklerini anlayamamıştım. “ Ben onun anladığı yolu biliyorum, hele bir karşıma çıksın ki zaten çıkacak onun anasını ağlatmazsam benimde adım Serkan değil, şuraya yazıyorum. Bengü, Kerem, Nefes ve …” dediğinde göz göze geldik ve o sırada Ateş dahil herkes bana döndü. “ Yeni gelen kızda şahit. Bu okulun sınırları içinde can veren herkesin intikamını alacağım.” Dedi ve sınıftan sinirli bir şekilde çıktı. Ben şaşkın bir şekilde Serkan’ın gidişini izlerken “ Kusura bakma, bizim sınıf hatta tüm okul böyledir. Alış bunlara. Tanışalım mı?” diye sordu Ateş. Cidden şu an böyle bir anda benimle ilgileniyor muydu? Eli havada daha fazla kalmasın diye “ İsmim Ceren, memnun oldum.” Diyerek elini sıktığımda “ Bende Ateş, memnun oldum prenses.” Dediğinde sadece o kara gözlerine bakakaldım. Ardından göz kırparak sınıftan çıkıp Serkan’ın arkasından gittiğinde az önce yaşadıklarımın gerçek olup olmadığını sorguluyordum. Daha ilk günden oluşan o önyargıların hepsi bu sınıfta silindi çünkü eğer birlik ve beraberlik içinde olmazsak her birimiz bu okulun sınırları içinde yok olacaktık.
Herkesle tanıştım. Ecem ile, Görkem ile, Bengü, Kerem, Pelin, Özgür, Göktuğ… Daha çok fazla kişi var ama hepsini aklımda tutamadım. İlerleyen zamanda herkesi çok daha iyi tanıyacağıma eminim.
Açıkçası daha önceki gibi sıradan bir okul yılı olmayacaktı bu yıl. Ama geçmişteki gibi basit olaylar da olmayacaktı. Belki de şu an katille aynı okuldayız, belki içimizden birini gözetliyor. Bilemeyiz. Ama bu saatten sonra ne olursa olsun hep beraber olmamız gerekiyor. İçimizden birinin bile eksilmesi bizim için büyük sorunlar yarata bilir. Konuyu tam olarak bilmiyorum ama dikkatli olmam gerektiğini anlamıştım. Bu okula katil yuvası derken yanlış bir benzetme yapmamışım. Tam bir Katil Yuvası…