İçeriğe geç

Kanlı Kızıl Saçlar

Bölüm 15 · 3 dk okuma

Kanlı Kızıl Saçlar

Bölüm 15

Beklenti ve Gerçek.

Gözümü açtığımda karanlık bir odadaydım. Ve suyun içinde.

Küçük bir havuzun içerisindeydim ve bacaklarım artık yoktu. Kuyruğum geri gelmişti.

Odada benden başka kimse yoktu, olsa da sanırım bunu göremeyecektim çünkü odanın geri kalanı sipsiyahtı.

Tüm vücudum korku içerisindeydi. Ursula'nın bana ihanet etmeyeceğini şimdiye kadar düşünmediğim için berbat hissediyordum.

Kimseye güvenemeyecek olmanın ağırlığı üzerime geliyordu. Nefesimin düzeni git gide ağırlaşıyor, içim daralıyordu. Gözlerimin dolmasına engel olamadım.

Burada ne kadar tek başıma kaldım bilmiyorum, gözümü her an açık tutmak zorunda hissediyordum çünkü her an bir şey bana saldıracak gibi hissediyordum.

Havuzdan çıkamıyordum da. Hem kuyruğum yüzünden hem de havuzun etrafı tel dikenler ile kaplıydı.

Çok aciz hissediyorum.

Elimden geleni yapmaya çalıştım, babamın intikamını almaya çalıştım, babamı yüzüstü bırakmak istemedim. Tek istediğim iki ırkında huzurlu olduğu bir hayat sürmekti en başında.

Bütün bunlar olmasaydı nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyorum.

Yeryüzü insanlarının bize ihanet etmesini geçtim, kendi ırkımız bize ihanet ederken, başka ırkların iyi olmasını beklemek biraz uçuk bir fikirmiş gibi geliyor artık.

Her insan, her canlı tek başına. Her an herkesten kötülük görebilir. Bunu anladım. Kimseye tamamen güvenip, sırtınızı dönememeniz gerekiyor. Her zaman bir avcı gibi bekliyorlar çünkü avını.

Düşüncelerim hızla akarken, arkamdan kapı açılma sesi duydum, çok tiz ve kulak ağrıtan cinstendi.

Kapı açıldığında arkamdan ufakça hüzmesi yayıldı. Yine de tüm oda karanlıktı.

Gelen kişinin kim olduğunu ya da kaç kişi olduklarını bilmiyordum.

Şu an nerede olup beni izlediklerini bile anlayamıyordum.

Her yerim korkudan titriyor ve bana zarar vermemeleri için içten içe Tanrı'ya yalvarıyordum.

Sağ tarafımdan fısıldamalar duymaya başladım. İki kadın sesiydi.

Sesleri ayırt edemesem de tahminde bulunabiliyordum.

Ursula ve Erica.

Erica'nın sesli kahkahasını duyduğumda tahminimin doğru olduğunu anladım.

Beni izliyor ve beni inceliyor olmalıydı.

Ursula'nın neden böyle davrandığını anlayamıyordum, ne düşünürsem düşüneyim mantıksız geliyordu.

Beni sevmese de aynı ırktandık biz. Bana bir şey yaparlarsa ona da yapabilirlerdi. Bunu düşünmemiş miydi?

"Kuyruğundan çok güzel bir ceket kapılır. Şimdiden beni heyecanlandırıyor. Bu durum."

Duyduğum cümle, nefesimi kesti.

Devam etmek istiyorum ama burada sıkışıp kaldım. Anılara takılıp kaldım. Ne olabileceğine takılıp kaldım. Neyin yanlış gittiğini merak ederek takılıp kaldım. Daha fazla ne yapabilirim diye merak edip durdum.

Elimi tuttuğun yola takılıp kaldım.

Beni kim olmaya güçlendirdiğin ve cesaretlendirdiğin konusunda takılıp kaldım.

Şimdi seni görüyorum ve her gördüğümde, her duyduğumda kalbim kırılıyor. Odadaki herkesle konuştuğunu görüyorum ve yavaş yavaş içim dağılıyor. Seni onlarla beraber görüyorum, başlangıçta bana yaptığın gibi onları da cesaretlendiriyorsun. İçinde bulunduğun azaptan tamamen arınmış, yoluna devam ettiğini görüyorum. Beni bu yola itip elimi bıraktığını görüyorum.

Canım yanıyor.

İnancım tükeniyor.

Bir yolunu bulup buradan çıkmalıyım, kendime olan inancımı kaybetmemeliyim.

Bütün bu olanlar çok zor, çok yoruldum. Nefrs alacak gücü kendimde bulamıyorum ama bu burada bitmemeli.

Yüzüstü bırakılıp, burada ölmemeliyim. Bu hâlde olmaz.

Neyi nasıl yapacağımı bilmiyorum, nasıl bu demirlerden kurtulurum bilmiyorum.

Bu düşünceleröe boğuşurken oda tamamrn aydınlandı.

Karşımda Ursula ve Erica vardı.

Erica bana sırıtıyor gözleriyle kuyruğumu inceliyordu.

Ursula ise bana bakmıyor, Erica'ya dönük duruyordu.

Bir yalanın ortasında kaldım ve ayağa kalkacak gücümü de elimden aldılar.

Odayı incelemeye başladım yavaştan. Tellerin arasından arkasını görebiliyordum ve sol tarafımda bir yatak olduğunu ve orada birinin yattığını da.

Bu kişinin Tom olabileceğini düşündüm.

Ursula ve Erica birleşip, önlerine geçen, planlarını bozan insanları yakalamaya başlamışlardı sanırım.

İğrenç bir şeydi bu.

Ama sonra,

benim neden burada olduğum düşüncesi geldi aklıma.

Kralı öldürüp intikam alacaktım.

Birini öldürüp.

Bunu hiç oturup sağlıklı bir biçimde düşünmediğimi fark ettim.

Odadaki her şey üzerime gelmeye başladı, kendimi sıkışmış ve yapayalnız hissediyorum.

Kendimden de korkuyorum artık.

Kendimden utanıyorum.

Bölüm sonu

9 yorum