İçeriğe geç

KANLI GÜL

Bölüm 1 · 7 dk okuma

KANLI GÜL

Bölüm 1

1. BÖLÜM

Kadına değer veren ve baş tacı yapanlara"

"kendi üzerinde duran kadınlara..."

" Ve ne olursa olsun kadının arkasında durup ona destek olan herkese..."

Geçmiş

" Dede hani bizim lakabımız zaza ya, zaza diye bir topluluk varmı onlarla bir bağlantımız var mı bizim?" diye sordu Birgül. Bu sorunun cevabını çok merak ediyordu, zazaları öğrendiğimden beri henüz 7 yaşında olmasına rağmen onlar hakkında araştırma yapmaktan geri kalmamıştı.

Ve gerek kültürleri, gerekse yaşam tarzları ile benzeyen yönleri vardı. Bunun en başında kadına verdikleri değer geliyordu. Belki herkeste vardı bilmiyordu küçük Birgül ama ailesindeki tüm erkekler kadınların yaptıkları işleri yapmaktan asla gocunmaz hatta yeri gelir onlarla mutfağa girerlerdi hatta ve hatta bazen yemeklere kadınların elini dahi değmezdi, erkekler kendileri yapardı.

Kadınlarda erkeklerin yaptığı ve güçleri yeten her işi öğrenir yapmaya çalışırlardı. Bu onlara babalarından verilen bir dersti aslında. Babalarının ağızlarından eksilmeyen bir söz vardı ki bu ailede yetişen tüm kadınların hayat felsefelerinden biriydi " bana bile muhtaç olmayacaksın gerekirse! Annene bak ben verirsem parası var vermesem yok, o yüzden kızım okuyun gerekirse üzerimdeki kazağımı satarım okuturum okumak isterseniz!"

Bu örnek en basitiydi. Hak yemekten korkan çalışkan bir toplum olarak bilinirdi aynı zamanda zazalar. Birgül'e göre onlarda çalışkandı. Çünkü işleri hiç bitmiyordu. Hak yemekten korkuyorlardı bunun en basiti iki örneği vardı biri babası yada etrafından herhangi birinin gidip cafede restoranda ailesinden tek kişi eksik olması durumunda yemek yememesiydi. Öyle birsey olduğunda alıp eve getirdi babası.

Diğeri ise amcaları ve babası maaşını dedesine verirdi, dedeside gelinler ihtayaci olduğu zaman gidip alırlardi para orada biriktirdi. Dedesi yine maaşları çekmeye gittiğinde şekeri düşmüş ve arkadaşları gidip restoranda yemek yemeyi teklif edince onlarla restorantta yemek yemiş sonrasında ise ben çocuklarımın hakkına girdim diye çocuklarından helallik alırken görmüştü. Ve yine para ile ilgi bir şey olduğunda kimsenin hakkı kimsede kalmasın diye kuruşuna kadar hesap yapıp öyle vermesiydi.

Bunlar Birgül'ün aklını oldukça karıştırmıştı.

Dedesi Birgül'e " Sen nerden biliyorsun zazaları?" diye sordu. Birgül " öyle biri sordu babama Maraş'ta da varmış bizede babam akraba ama akraba olsa gelirlerdi senin yanına yoksa sen küsmüsün onlarla dede, niye gelmiyorlar ki yanına? " dedi. Zaza Abdullah o an anladı ki Birgül tıpkı diğer torunları gibi onun gurur kaynağı olacaktı.

Ama Zaza Abdullah' a göre gerçekler biraz daha saklı kalmalıydı. O yüzden torununu yanına alıp" şimdi kara kızım, benim dedem Malatya'lıymıș. Annesi işe üveymiș. Komşuları annesini doldurmuş ' işte mirasa el koyar, çocukların aklına girer' falan diye. Kadın ilk başta yok falan desende sonunda aklına giriyor komşuları ve 14 yaşında büyük büyük dedemi evden eline biraz yemek biraz kıyafet ve bir tanede altın vererek atmış evden. Büyük büyük dedem belli bir yaşa kadar yeri yurdu yokmuş. Hatta o zamanlar jandarmalara zabtiye denilirmiș. Heryeri gezerlermiș zabtiyeler bu yüzden büyük büyük dedeme de zabtiye demişler, zabtiye aşa zabtiye yukarı derken zaza olmuş. Yani kara kuzum bizim zazalarla herhangi bir akrabalığımız yok. Anladın mı kara kuzum" dedi Zaza Abdullah.

Birgül " anladım dedoșummm!" diyerek yanağına koçman öptü Zaza Abdullah'ın. Zaza Abdullah gülümseyerek " o zaman doğur babanın yanına atış talimine, baban bekliyor kaytarma yok!" dedi. Birgül koşarak babasını yanına gitti.

Ne kadar küçük yaşta silah kullanmasını öğretmek istemeseler de onalara gerek olduğunda kullanması için öğretiyorlardı. Bir çeşit onlar için adetti bu. Zaza Abdullaha babası öğretmişti küçük yaşta o da çocuklarına öğretmişti. Çocukları ise çocuklarına öğretiyordu. Özellikle kız çocuklarının üzerine düşüyorlar ki erkekler gene başının carelerine bakardı önemli olan kızların kendi ayakları üzerinde durmalarıydı bunun için de savumayı ve kendilerini korumayı öğrenmeleri gerekiyordu...

Şimdiki zaman

"Bayramın mübarek olsun dedoșummm" dedi Birgül. Zaza Abdullah torununa sarılıp " seninde kara kız" dedi. Sonra nenesine, emminleri ve halaları ile bayramlaştı. Tüm aile uzun zaman sonra ilk defa bir araya gelebilmișlerdi. Çocuklara harçlıkları verildi herkes birbiri ile bayramlaşıp helalleşti. Sonunda üç kuzen kaldı bunlar Apo yani Abdullah , Adem ve Hüso yani Hüseyin'di.

Adem cebinde kalan son nakit parayı çıkarttı bozuk iki lira kalmıştı. Adem gıcıklık olsun diye Hüso ve apo'ya birer lira olacak şekilde verdi. Verirkende " alın bakalım evlatlarım bayram harçlığınız" demeyi unutmadı.

Oda da bulunanları bir gülme tutarken apo bunu hiç bozmamış Adem'in verdiği bir lirayı hüso'ya elini öptürerek vermişti.

Hüso işe elinde iki lira ile ortalıkta dolanarak " bu fukaraya sadaka bu fukaraya sadaka" demeye başlamıştı. Herkes elinde olan bozuk paraları verimiș sonra bu parayı götürüp camide bulunan sadaka kutusuna koyulmuştu.

Adem nişanlanmış birkaç güne düğünü vardı Hüso işe nişan hazırlığındaydı. Adem'in müstakbel eşinin kuzeni ile 5 yıldır giden bir ilişkisi vardı sonunda bunu resmiyete dökeceklerdi. Adem ise müstakbel karısı ile yaklaşık 7 yıldır beraberdi ve 7 yılın sonunda nişanlanmışlardı ve nihayetinde bir kaç gün sonra evleneceklerdi. Apo ise bekardı, sevdiği aşık olduğu kadına açılacağı gün sevdiğinin nişanlanacağını öğrenmişti . Ve o günden sonra aşka inancını kısmende olsa kaybetmişti.

Adem okuntu dağıtmaya başladığında kenarda gördüğü tahta arabaya bindi. Hüso ise arabayı çekmek için takılmıș ipleri tutarak onu çekmeye başladı. Adem elini tahta arabanın direksiyonuna koymuș ağzı ile bir yandan araba sesi çıkarırken diğer yandan da " hey hey açılın yoldan vahşi batıdan geliyorlar..." diyordu. Bu eğlence uzaktan akrabaları olan kişilerin gelmesi ile son bulmuştu zira kimse onların eline koz vermek istemiyorlardı. Anlamadıkları şekilde buldukları her fırsatta onları ezmeye ve küçümsemeye çalışırdı.

Misafirler ile bayramlaşıp ikramlar yapılmaya başladığında Deniz ilk ikram yapan kardeşi Hatice'ye ' odadan çık' temalı bakışını attı. Hatice birşey demeden odandan çıkıp arka odaya kuzenlerinin ve halalarının olduğu odaya gitti. Kendini odada bulunan büyük karyolaya atarak" abim beni odadan kovdu, Asel sen yapsana gidip " dedi kardeşine. Kardeşi odadan çıkarken Suzan halası" şunların şu kıskançlığını anlamıyorum. Akraba içerdekiler de ha yabancı falanda değil. " dedi.

Küçük Hatice" katılıyorum, geçen Ese Amcam düğüne giderken yaptığım makyajı sildirdi varla yok arasında bir makyaj kaldı yüzümden düğün boyunca da yanımızdan ayrılmadılar babamla bir olup bekçi oldular resmen " dedi.

Bu sırada içeri Asel girdi bakışlar ona dönerken Asel karyolanın karşısında olan sedire oturup" abim benide kovdu " dedi. Deniz'in karısı Mine ayağa kalkıp birde ben gideyim dedi. Hatice ve Asel aynı anda" iyi olur yenge biz abimin gazabına uğramak istemiyoruz, sana birşey demiyor en azından daha doğrusu diyemiyor " dediler.

Mine odadan çıkarken Asel" çay koyuyordum abim sen yapma ben yaparım git otur arka odaya dedi, kıskanç pislik işte " dedi. Bu sırada içeri Mine geri girdi. Eski yerini geri alıp" Ayşe hala sen bakacakmışsın Deniz sen git Ayşe teyzem gelsin dedi " dedi. Ayşe yerinden kalkarken" Ben gidip bakayım " dedi. Ayşe içeri giderken kızlar dedikodu yapmaya devam devam etti. Bu sırada içerde ise bambaşka bir konu hakimdi.

" Abdullah emmi gel he de dönek geri Malatya'ya o topraklarda bizim de hakkımız var hem haberini aldım zülm ediyormuş oradaki aşiretler haksızlık hüküm sürüyormuş." dedi. Zaza Abdullah'ın torunları ne olduğunu anlamamıșken Deniz " dede ne oluyor ne hakkı ne toprağı " dedi. Adam Zaza Abdullah'ın dönüp" bahsetmedin mi emmi? " dedi.

Bu sefer Apo" ne bahsetmemesi neden bahsediyorsunuz siz? " diye yakındı. Zaza Abdullah Derin bir nefes alıp" büyük büyük dedem Zaza aslında lakabımız da buradan geliyor aslında geçmişte bir kaç kez yerleşmeye çalıştık fakat sürekli sürgün edildik. " dedi eski aklına gelince hüzünle. Deniz" neden, nedeni ne? " diye sordu. Zaza Abdullah bu sefer Deniz'e bakarak" diğerlerini çağır anlatayım. " dedi.

Arka odadaki kadınlarda ön odaya gelip yerleșmesi ile Zaza Abdullah tekrar söze girdi." Biz aslen Malatya göçmeniyiz bunu biliyorsunuz zaten. Ama bu kadarla değil, sonradan biz oraya yani Malatya'ya geri döndük ama orası bize göre değildi. Aşiret değişmişti, kadınlara değer veren, baş tacı yapan aşiret gitmiş yerini kadını hor gören ve ezen bir aşiret gelmişti. Buna karşı çıktık bizi sürgün ettiler ve haklarımız el koydular. Bizde sesimizi çıkarmadık yoksa kan dökülecekti." dedi. Bunu demesi ile başta Torunları olmak üzere herkes kașını çattı. Ailenin avukatı Hamdi" iyide bu kanunen suç bunu herkes biliyor! " dedi. Zaza Abdullah bu dediğine buruk tebessüm edip" așiretler hak hukuk bilmezler. Onlar kendi adaletini kendileri sağlarlar. " dedi.

Bu sırada adam tekrardan" Abdullah emmi en azından aşiret toplantısı varmış ona gidek. En azından bizim de o topraklarda hâlâ olduğumuzu görürler. Belki bu zulme biraz olsun dur deriz. " dedi.

Zaza Abdullah biraz düşündü ailesine baktı hepsi onaylayan gözlerle bakınca" o zaman herkes gitmeyecek " dedi. Sadece" Ben, Halit, Mehmet, Hamdi, Canım sende gelirsin, birde Birgül gelecek!" dedi.

Odadaki herkes onaylarken aslında bir planım içine düşmüşlerdi. Ama bu plan istenilen sonucu verecek miydi işte orası bilinmez bir gerçekti...

Bölüm sonu...

İlk bölüm nasıldı?

Çok karmaşık bir bölüm olmuş olabilir ama bir şeylerin kafalarda oturması gerekiyordu bence.

Sizce adamın planı ne?

Beğenip yorum yapmayı unutmayın...

Sonraki bölümde görüşürüz...

Seviliyorsunuzz...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.