(Kral ölmeden hemen önce)
Yağmur,toprak ile buluşmuş ve her yer çamur olmuştu.Askerler üzerlerine gelen düşman askerler ile savaşıyor ve bir şekilde Kral Wrath'ı korumaya çalışıyorlardı.Xerath ise kendini kralın önüne siper etmiş ona doğru gelen askerleri öldürüyordu.Her yer kan gölüne dönmüş ve cesetler yerde yatıyorlardı.Her yer hemen hemen zifiri karanlık olmuş ve meydanı sadece gökyüzünden inen ay ışığı vardı. Bu
Kral bitkin düşmüş durumda kendini her tehlikeden korumak için kılıcını önünde tutuyordu.Önünde Xerath olduğu için biraz rahattı ama bu tehlikeyi ortadan kaldırmıyordu.
"Kral'ım sizi burdan götürmem gerek!"
"Hayır Xerath!Ailemi...halkımı korumak için burda durmam gerekiyor.Gerekirse öleceğim ama bir kralın görevi budur!"
"Eğer geri dönmezseniz ailenizi ve halkınızı koruyamayacaksınız.Affedin Kral'ım ama geri çekilmemiz gerekiyor.Sadece yanımdan ayrılmayın!"
Kral her ne kadar gitmek istemese de şövalyenin sözleri ona dokundu ve geri çekilmeye karar verdi.Xerath ön tarafı korumaya çalışırken geri gitmeye başladılar ama kralın birisine çarpması ile yaralanması bir oldu.
Kralın acı dolu çığlığı ile şövalye hızlıca ona döndü ve kralın sendeleyip yere düşmesini izlerken arkasında duran adamı fark etti.Karon... Belki de gelmiş geçmiş en güçlü adamlardan birisiydi ama Xerath'ın hiç bir zaman gözünü korkutmayı başaramamıştı.Xerath neler olduğunu idrak etmeye çalışırken Karon bir adım öne geldi ve yüzündeki çirkin yara ile güldü.Xerath şaşkına dönmüş bir yandan karşısındaki adamı bir yandan da yerde can çekişen krala bakıyordu.
"Size mutluluklar dilerim şövalye"
Karon'un kalın sesi yankılanırken karanlıkta kayboldu ve Xerath onun kaçması üzerine sinirli bir ifade ile daha fazla zaman kaybetmeden krala doğru koştu.Kılıcı yerdeki kan gölüne düşerken Xerath eğildi ve kralın başını dizine koydu.Kral çok acı çekiyor ve öleceğini düşünüyordu.
"Majesteleri lütfen dayanın!"
Kral artık kendini ölümün kollarına bırakmış ve sadece kızı Viren'i düşünüyordu.Kendisi gidiyordu ama arkada kızını bu ateş çukurunun içinde bırakıyordu.Bunu kendine yediremiyor ve bundan sonra kızına neler geleceğini düşünmek dahi istemiyordu.
Askerler direnmeye çalışıyor ve düşmanı bir şekilde geri püskürtmeye çalışıyorlardı.Meydanın ortasında kral ve şövalye duruyor ve Xerath ilk defa kendisini bu kadar çıkmazda hissediyordu.Kralı bir şekilde ayık tutmaya çalışıyordu ama o sert bakışlar artık aynı etki vermiyor iki de bir gidip geliyordu.
"Xerath"
Kral dayanılmaz acısına rağmen kısık bir şekilde konuşmaya çalışıyordu.Xerath adını duyduğunda ona döndü ve kafasını eğip sesini daha net duymaya çalıştı.
"Xerath...bu sana son...görevim."
"Emredin majesteleri"
"Kızımı...Viren'imi sana emanet e-ediyorum.B-Beni koruduğun gibi...onu da koru.Sa-sana yalvarıyorum şövalye.Kızımın göz yaşı dökmesine izin...izin verme.Bu bir...emirdir."
Kral gözlerini kapattı ama Xerath onu uyandırmaya çalıştı fakat kral uyanmadı.Son nefesini kollarında vermiş ve ona kızını emanet etmişti.Xerath bundan sonra ne olacağını düşünemiyordu...belki de birazdan o da ölecekti.Fakat hayır...düşman geri çekildi.Meydanda sadece silah arkadaşları kaldığında herkes onun etrafında toplandı ve kimileri yaşadıklarına inanamazken kimileri de çoktan olanları kabul etmişti.Bunlardan birisi de şövalye Xerath'tı...
Kral defnedildikten sonra şövalye bir daha rahat uyuyamadı ve ona son söylediklerini hatırladı.Şövlaye artık kendisini tanıyamıyor ve her şeyin değiştiğini biliyordu.Tabiki bu görevi yerine getirecek ve prensesi son nefesine kadar koruyacaktı ama işler istediği gibi gitmedi.
Krallık içindeki sorunlar,halkın küçük isyanları üzerine tüm sorunu Xerath'a yükleyen komutan Ziran artık sabredememiş ve günah keçisi olarak şövalyeyi gözüne kestirmişti.Sonra da onu sürgün etmiş ve kimse buna baş kaldıramamıştı.Xerath her ne kadar öfkeli ve acımasız düşünsede oku kendine çevireceğini biliyordu ve tek bildiği bu da değildi.Er ya da geç intikamını alacak ve bir gölge gibi her zaman prenses Viren'in peşinde olup görevini yerine getirecekti.