Prenses yavaş yavaş gözlerini açtığında karşısında tekrar karanlık vardı ama bir farklılık vardı.En son askerler tarafından bir yere bırakıldığını biliyordu ama şuan çok rahat bir yatakta yatıyordu ve üzerinde güzel bir rahatlık vardı.
Prenses acıyan yarasına rağmen yerinden doğruldu ve üzerindeki yorganı atıp kalkmaya çalıştı ama bacakları uyuşmuş olduğu için vücudunu tutamayarak yere düştü.Düşmesi ile karnındaki yara daha da acımaya başladı ve başı ağrımaya başladı.
Prenses elini karnına götürüp bastırırken kapı sesini duydu ve kafasını kaldırdı.Ardından karnında,elinin üzerinde sıcak bir el hissetti.Elin sahibi yarasının kanamadığını anlayınca onu yavaşça kaldırdı ve yatağa oturmasını sağladı.
Prenses acıyan yarası ile tekrar rahat yatağa otururken karnında hala eli duruyordu ve elinin hemen üzerinde de yabancının eli duruyordu.
"Sen kimsin?"
Narin ve yorgun sesi dışarı çıktığında şövalye onun tam karşısında eğilmiş ve gözlerinin içine bakıyordu.Şövalye boğazını temizleyip elini prensesin karnından çekerken eğildiği yerden kalktı.
"Ben Xerath...prensesim"
Prenses,yabancının onu tanıması sonucunda dilini yuttu ve içini bir korku kapladı.Belki de çoktan krallığa haber vermişti ve belki de askerler yoldaydı.
Viren korkudan kendini geriye doğru çekerken sırtı yatağın yanında duran sehpaya çarptı.Viren sırtında oluşan acıyla küçük bir çığlık atarken Xerath'ın elleri bu sefer sırtına ulaştı ve hafifçe dokunarak ciddi bir şey olup olmadığını kontrol ederken prensese çok yakındı.Prenses onun kokusunu hissettiğinde çok hoşuna gitmişti.Üzerinde tarif edilemeyecek ve doğal bir koku vardı.Hem bu koku anlamadığı derecede ona güven veriyordu ama bu adamın neler düşündüğünü bilmediği için ondan korkuyordu.Ama adam nedense ona karşı nazik davranıyordu ve onunla ilgilenip yüksek ihtimalle evi olduğunu düşündüğü yere getirip yaralarını iyileştirmişti.
Şimdi Viren'in aklında bu soru vardı.
"Bu adam kim ve ne yapmaya çalışıyor?"