Odama girip çantamı hırsla yatağa fırlattım olduğum yere çöküp yüzümü ellerimin arasına aldım.
Daha ne kadar böyle devam edecek bilmiyorum ama mesleğime geri dönemeğeceğim aşikardı.
Ben mesleğim ićin , vatan için ailemden vazgeçtim ama aptal bir hastalık yüzünden yıllarca verdiğim emek
Çöp
Şaka gibi bir hayatım var .
Sağa bakıyorum yok sola bakıyorum yok . Ne yapacağımı düşünüyorum ama düşündükçe o dipçiz bataklığa daha çok batıyorum.
Kurtulmak istiyorum ne yapmam gerektiğini bilmiyorum çabalıyorum bunca yıl kendini önemsemedin, ama şimdi önemsemelisin, diyerek kendim için birşeyler yapmaya çalışıyorum .
Mesleğime geri dönmek, için kendimi önemsemeliydim, kendim için cırpınıyorum ama çırpındıkça daha çok batıyorum.
Ne zaman ağlamağa başladığımın farkında bile değildim . Ellerimi yüzümden çekerek yere yasladım kollarımdan güç alarak ayağa kalktım yatağımın çaprazında duran aynadaki gözlerimle göz göze geldim. Yüzüm berbat görünüyordu göz altlarım mordu dudaklarım kurumuş çenem ve yanaklarım ağladığım için kırmızıydı . Annemler bu sayede ağladığımı anlardı . Sakinleşmek ve kafamdaki sesleri susturmak amacıyla kulaklığımdan maNga'nın cevapsız sorular şarkısını açtım .
MaNga'nın şarkıları sakinleştirmek için pek işe yaramıyordu ama kafamın içindeki sesleri susturması kâfi.
İçime bir ürperti gelince yatağıma girip belimi yatak başlığına yasladım kafamı geriye doğru yatırarak şarkıyı dinlemeye koyuldum.
***
Hafif kıpırdanarak gözlerimi araladım hava kararmış yağmur yağmaya başlamıştı . Rüzgarın uğultusu duyuluyordu , rüzgar sayesinde yapraklar havada uçarak havaya görsel şölen sunmuştu.
Kulağımdaki kulaklığı çıkartıp yatağımın yanındaki abojura koyup yorganı üzerimden çekip ayaklarımı sarkıttım , kafamı çevirip çalışma masasının üzerindeki sürahiye baktım gidip sürahiye su doldurmaya üşensem bile elinde sonunda yataktan kalkıcağım için, istemeye istemeye ayağa kalkıp çalışma masama yöneldim, sürahiyi elime alıp mutfağa ilerledim.
Kafamı kapı eşiğinden uzatıp oturma odasında hiç kimse olup olmadığına baktım .
Garip odalarına çekildiler büyük bir ihtimalle s-ktir et suyu hazır herkes odasındayken dışarı çıkayım.
Sessiz olmaya özen göstererek kapıyı yavaşça açtım .
Evin arkasında olan ormana doğru adımlamaya başladım , kafamın içi susmuyordu bebek ağlama sesleri ve çığlık sesleri duyuyordum kafamın içindeki ses anne diyordu, anne bırakma beni, ben onlarla gidemem, diyordu umursamamaya çalıştım, annemi hatırlamak istemiyordum.
9 yıl önce;
yazarın anlatımıyla
"Anne bırakma beni, lütfen. Yalvarırım bırakma beni.ANNE!"
kadın kızının bağırmalarını ve çırpınışlarını büyük bir zevkle izliyordu,
zevk aldığını saklamıyor aksine zevk aldığı belli olsun diye yanakları acımasına rağmen kendini zorluyarak otuz iki diş sırıtmaya devam ediyordu. Çadırda kadın, küçük kız ve teröristlerin ele başı vardı.
küçük kız hıçkırıklar eşliğinde konuşmaya çalışıyordu, belki bir umut annesi ona yardım ederdi diye düşünüyordu.
küçük kız biliyordu ne yapacaklarını ,belki on beş yaşında olmasaydı küçük olsaydı, anlamazdı. Annesinin artık ona iyi davranacağını sanardı, teroistlerin ele başı arkasına dönerek kadına baktı. Kadın çadırdan çıkması gerektiğini anlayıp çadırdan çıkmak için arkasını dönüp gitti.
küçük kız annesinin gidişini dolu gözlerle izliyordu, teroistlerin ele başı kafasını tekrar küçük kıza çevirerek sırıtmaya başladı,
ellerini uzatıp küçük kızın eşorfmanının belindeki ipleri çözmeye başladı, küçük kız kafasını eyip adamın çözmekte olduğu iplere baktı,
kafasını tekrar kaldırıp adama baktı, bir umut belki vazgeçerdi, adamın gözlerindeki açlığı görünce anladı kız bir umut yoktu, adam ellerini küçük kızın üzerinden çekince kız vazgeçti diye düşündü, ama yanılmıştı adam ipi çözdüğü için çekmişti ellerini.
adam kızın yakalarından tutup duvarın dibindeki samanlardan yapılmış yatağa fırlattı.
ellerini birbirlerine sürterek küçük kızın üzerine yürümeye başladı küçük kız sesini duyurmak için acı dolu bir çığlık attı.
kime duyuracaktı, ölmüş babasınamı yoksa fahişelik yapan annesinemi,kimsesi yoktu onun.
kimsesizdi o.
GÜNÜMÜZ;
Bir ağacın önüne gelip, oturdum ayaklarımı öne doğru uzatıp gökyüzüne bakmaya başladım.
Gökyüzünde yıldız yoktu fakat kanlı dolunay vardı, annemin beni teröristlerin ele başı olan adamın yanına götürdüğündede kanlı dolunay vardı, o gün karar vermiştim asker olmaya, o gece kendime bir söz vermiştim bana o gece ne yapıldıysa iki katını ödediceğime dair kendime söz vermiştim.
Babam için,
Babamın masum kızını kirlettiler,
O kadının suçu. Annemin suçu
Düşüncelerimi bölen bir silah sesiydi, silah sesinin hemen ardından gelen çığlık sesiyle kafamı çevirdim ayağa kalkmadım bir şey beni o ağaca bağladı.
Sağ tarafa kafamı çevirmiş gözlerimi kısıp çığlığın nereden geldiğini anlamaya çalışıyordum.
Bakışlarım ağaçlar ve çalılar arasında mekik dokuyordu, adım sesleri duysamda aldırış etmedim, doktorum ayipik psikoz hastası olduğumu söylemiş, ve hareket sesleri duyabileceğimi halüninasyon görebileceğimi söylemişti.
Duyduğum çığlık ve silah seside beynimin bana kurduğu bir oyun olabilir bu yüzden kalkmadım yerimden, adım sesleri her saniye yaklaşıyordu.
Adım seslerine kesik kesik nefes alış sesleride eklendi umursamadım.
Bakışlarımı tekrar kanlı dolunaya çevirdim. Ayak sesleri ve nefes alışveriş sesleri susmuştu, köyde sadece ağaçlardaki cırcır böceklerinin sesleri vardı.
Sağ tarafımdakıpırdanma hissetsemde görmezden gelmek istedim halüninasyon görmek garip garip sesler duymak artık can sıkıcı bir hal almıştı.
Sağ tarafıma dönsem ne görecektim.
Bir kaç ağaçtan başka ne görecektim.
Kafam kadar bir el görüş açıma girdi ilk, el ağzımı kapatırken eline kuvvet uygulamıştı.
Kafamı geriye, doğru hızla yaslandığım ağaca vurdu.
Bilincim hızla kapanırken havalandığımı hissettim.
Sağıma dönsem görüceğim şey sadece bir kaç ağaç olmayacakmış, ama ne olacaktı?
©©©




