Günler geçtikçe Malakar'ın gölgeleri kasabanın etrafında görünmeye başladı.
İnsanlar kayboluyordu.
Gece dışarı çıkanlar tuhaf yaratıklar gördüklerini söylüyordu.
Tehlike büyüyordu.
Ama Luna'nın aklında başka şeyler de vardı.
Adrian.
Bir gece göl kıyısında oturuyorlardı.
Kanlı Ay suyun üzerinde kırmızı bir yansıma oluşturuyordu.
Adrian sessizce konuştu.
"Eskiden insan olduğumu biliyor muydun?"
Luna başını salladı.
"Hayır."
"Yaklaşık iki yüz yıl önce."
Luna şaşırdı.
Adrian hafifçe gülümsedi.
"Yaşlı görünmediğimi biliyorum."
Luna güldü.
İlk kez birlikte gerçekten gülüyorlardı.
Sonra sessizlik oldu.
Adrian gözlerini Luna'ya çevirdi.
"Luna..."
"Evet?"
"Sana bir şey söylemem gerekiyor."
Luna'nın kalbi hızlandı.
"Ne?"
"Bu iş bittikten sonra muhtemelen yollarımız ayrılacak."
Bu sözler Luna'nın içine bir bıçak gibi saplandı.
Nedense bunu duymak istememişti.
Çünkü çoktan Adrian'a âşık olmuştu.
Ama bunu söyleyemedi.