Ravenwood Kasabası'nın üzerinde karanlık bulutlar dolaşıyordu. Sonbaharın son günleriydi ve ormanın içinden gelen soğuk rüzgâr evlerin pencerelerini titretiyordu.
Luna Blackwood, kasabanın dışındaki eski malikânede büyükannesiyle yaşıyordu. Kasabadaki insanlar onları biraz tuhaf bulurdu. Çünkü Blackwood ailesinin nesiller boyunca cadılık yaptığına dair söylentiler vardı.
Luna bu söylentilerin doğru olduğunu biliyordu.
O sıradan bir genç kız değildi.
Kanında büyü vardı.
O gece büyükannesi erken uyumuştu. Luna ise malikanenin tavan arasında dolaşıyordu. Eski sandıklar, tozlu kitaplar ve yüzlerce yıllık eşyalar arasında gezinirken siyah deri kaplı bir kitap buldu.
Kitabın kapağında gümüş harflerle tek bir cümle yazıyordu:
"Kanlı Ay Kehaneti"
Luna'nın kalbi hızlandı.
Kitabı açtığında sayfalar kendi kendine çevrilmeye başladı.
Sonunda kırmızı mürekkeple yazılmış bir sayfada durdu.
"Kanlı Ay yeniden doğduğunda, karanlığın kapıları açılacak. Bir cadı ve bir vampirin kaderleri birleşecek. Ya dünyayı kurtaracaklar ya da sonsuz geceyi başlatacaklar."
Tam o sırada ev sarsıldı.
Pencereler titredi.
Gökyüzünde kırmızı bir ışık belirdi.
Luna pencereye koştu.
Ay...
Kırmızıya dönüyordu.
Kanlı Ay başlamıştı.