İçeriğe geç

Kanla Yazılmış Kaçısın Gölgesinde

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Kanla Yazılmış Kaçısın Gölgesinde

Bölüm 8

𝟖. 𝓑ö𝓵ü𝓶 𝓣𝓮𝓻𝓪𝓹𝓲

Bu bölümün şarkısı: Isabel LaRosa - Therapy

Apolo'nun yanında durmuş Tatiana ve Hector'a alaycı bir sırıtışla bakıyordum ve beni gördükleri için çok mutlulardı bu, Tatiana'nın çenesini sıkmasından çok belliydi sanki her an üstüme atlayacak gibiydi. Dediğimde oldu o sarı kafa benim yakama yapıştı ama ben hala alayla sırıtıyordum lakin sarı sürtük elini kaldırarak haddini aşana dek. Elini kaldırdığı an Tatiana'yı yakamdan çektim ve yumruğumu yüzüne geçirdim, artık elim ne kadar babamdan yadigarsa kızın burnunu tek yumrukta kanatmıştım. Kanayan burnuna zevkle bakarken fark ettiğim şey şu olmuştu başkalarının yaptığı şeye tiksinen ben kendim aynısını yaptığımda muazzam bir zevk alıyordum.

Kaç gün olmuştu terapistimle görüşmeyeli? Doğru en son terapi saatimde bana yönelttiği saçma sorular yüzünden zavallı adamın yakasına yapışmıştım ve ertesi gün o heriften bir daha haber alınamamıştı.

Biraz daha Apolo yüzünden orada oyalandıktan sonra sonunda Apolo'nun evine yürüyorduk ve hemen önümüzde ise o herif ile kız arkadaşı yürüyordu.

Apolo evine geldiğinde beni içeri davet etti ama ben kabul etmedim çünkü yapacak daha çok planım vardı.

Ne yapıp edip Apolo'yu ikna ettim ve yürümeye devam ettim. Zavallı Apolo olacaklardan habersin bir şekilde evine gitmişti ve ben hala dışarıda o çükü kopuk ile sarı kafayı takip ediyordum. Elim cebimdeki silahtaydı bir ara gizlice alıp cebime yerleştirmiştim ve diğer elim ise çorabımın içine soktuğum kendi kredi kartım ile aldığım içinde hat olan telefondaydı. Sabah her şeyi planlamıştım, sağ kolum aslında şuan sağ kolumla telefonumu tutuyorum hem bu lafı kim buldu ya?! İnsanlardan sağ kolum diye bahsedilir mi? Neyse teknolojiden en iyi anlayan ve kameraların hepsini ele geçirebilecek olan arkadaşımın numarasını aramıştım ve ona planı anlatmıştım. Plan basitti. Kameraların hepsini hackleyecek ve ben ise o herifin omzuna sıkacaktım, madem sevgilisinin haberi olmadan bir kıza sarılıyordu bende o zaman onun omzuna tekrar sıkarım. Bildirim geldiğinde bildirimin kimden olduğunu bildiğim için telefona bakma gereği duymadan cebimden ucunda susturucu olan silahı çıkardığım zaman Hector'un omzuna sıktım ve ardından kaçarak en karanlık yere saklandım. Saniyeler sonra Hector'un ettiği küfürlerle keyfim o kadar çok yerine gelmişti ki ayrıca o sarı kafa da ağlıyordu. Benim için günün en iyi anı bu olabilirdi...

Sabah vakti kaldığım otel odasındaki televizyonumdan haberler açıktı ve bu haberlerden biri de ünlü futbolcu Hector Fort'un vurulduğuyla ilgiliydi, ne kadar üzücü! Dün gece onu vurduğum silahın üzerinde tek bir parmak izi yoktu çünkü eldiven takmıştım ve bunu bildiğim için camı açık bir evin içine atmıştım böylece sabah evin sahibi silahı eline aldığı gibi polisi arayacaktı ve kendi parmak izi olduğu için o tutuklanacaktır. Ne tesadüf! Evin sahibi de bir tecavüzcüydü ve hala tutuklanmamıştı ama sayemde tutuklanacaktı!

İnsanlara yardım etmek çok güzel bir şey değil mi? Şuan içimde çok güzel bir neşe var inanamazsınız. Haberler çok sıkıcıydı diye başka kanal açtım ama hepsi Hector ile ilgiliydi bu yüzden televizyonu kapattım ve kendime aldığım yeni kıyafetlerimin içlerinden şeker pembesi renginde olan oversize sweat'im ile açık gri renginde kot İspanyol paça pantolonumu giydim. Odamdan çıkmadan önce ayağıma beyaz ayakkabılarımı geçirip otelin restoranına gittim. Tabağıma birkaç sucuk, yumurta, sosis, salatalık ve ekmek koyduktan sonra dolaptan vişne suyu aldım. Boş bir masaya oturdum ve yemeğe başlayacaktım ki hemen yanıma bir herif oturdu başımı kaldırdığımda bu herifin Viktor Williams olduğunu gördüm benimle alıp veremediği ne vardı bu herifin?

Viktor önümdeki tabağı alıp hepsini yemeye başladı ardından vişne suyumu alacaktı ama ben onun eline tırnaklarımı geçirdiğim an acıdan tısladı.

"Seni küçük-"

"Devam edin ve tırnaklarımı derinin altına geçirmemek için hiçbir nedenim kalmasın."

Vişne suyuma uzattığı elini usluca geri çekmişti, dudaklarım büyük bir memnuniyetle kıvrıldığında ona ne istediğini soran bir bakış attım. Beni baştan aşağı süzdükten sonra arsızca sırıtmaya başlamasıyla ayağa kalktığım gibi yumruğumu Viktor'un yüzüne geçirdim. Yumruğumun çarpmasıyla yüzü kenara savruldu ve küfürler ederek sandalyesinden kalktı, bana doğru yürümesiyle yan masadaki beyefendinin kalkması bir oldu. Viktor tam bana tokat atacağı sırada o beyefendi benimle Viktor arasına girip olaya müdahale etti. Bir süre sonra zaten güvenlik görevlisi gelip Viktor'u otelden dışarı kovmuştu.

Olayın üstünden birkaç saat sonra ise dışarı çıkasım gelmişti ve bilin bakalım ne oldu? İçimde lanet bir sıkıntı doğdu! En fazla ne olabilirdi ki, ben Bongomya kralıydım! Gerçekten Prens izlemeyi bırakmam gerekiyor. Biraz parfüm sıktıktan sonra, aslında parfüm banyosu yaptım, odamdan çıktım ve aşağıya inmek için otelin asansörüne bindim. Düşünsenize tam şuan asansör düşüyormuş çok komik olurdu değil mi? Hep asansörde kalmayı çok merak ediyordum. Amının feryadını sikeyim, bu asansörün ışığı niye kapandı?! Ve neden şuan aşağı atladı?! Ay ne kadar güzel bir şeymiş hemen fotoğraf çekineyim de İnstagram'a post olarak atayım. Birkaç tane aptalca fotoğraf çekindim ve bu kadar yeterli olduğu için asansördeki zil tuşuna bastım ama çalışmıyordu. Acaba kaç saat burada kalırım? Kapıyı zorlasam açarım değil mi? Küçük çekiçler bugünler için vardı! Çantamdan minik çekicimi çıkarttım ve asansörün kapısına birkaç kere vurdum. Kapının biraz içe göçtüğünü görünce bu sefer yana doğru daha sert vurdum ve kapının hafif aralamayı becerebildiğimi anladım. Dakikalar süren sürenin ardından kapıyı geçebileceğim kadar aralamıştım ve aşağıdan bana bakan bir işçiyi gördüm. Turuncu baretli prensim beni kurtarmaya gelmişti.

"Ay beni kurtarmaya geldiğiniz için çok teşekkür ederim canım!"

"Hanımefendi sizin asansörde olduğunuzdan bile haberim yoktu ne kurtarışı?"

"Ay iyi ki iltifat ettim ya, onunda içine sıçtın!"

"Hanımefendi atlayacaksanız atlayın sizinle uğraşamam, evliyim." Bu dediklerine gözlerimi devirdim ve aşağı doğru atlamaya hazırlandım, muhtemelen atladığım an boşluğa düşecektim ama her neyse atlayayım şuradan. Atladığımda dizlerimin üstüne düşsem de boşluğa düşmemiştim hemen ayağa kalkıp pantolonumun dizlerini elimle temizledim ardından hiçbir şey olmamış gibi merdivenlerden inip kapıdan çıktım. Hava kararmıştı artık ben kaç saat fotoğraf çekindiysem ama doğru saat 13.54'te uyanmıştım ve 19.30'ta dışarı çıkma kararı almıştım ardından yarım saattir saçımı ve makyajımı yapmıştım sonrada asansörde kalmıştım.

Sonunda içim temiz havayla dolduğunda ilk yaptığı iş hızla tenha bir sokağa girmekti çünkü en çok tehlike buralardaydı ve bende bundan oldukça zevk alıyordum. Biraz yürüdükten sonra ileride bir erkek grubu bir kızın etrafında toplanmış yavşaklık yapıyorlardı. Sessiz adımlarla en geride duran sanırım grubun lideri olduğunu düşündüğüm çocuğun arkasına yaklaştım ardından mini çekicimi çocuğun kafasına vurup çekicin kan olmasını zevkle izledim. Arkadaşları bana saldırmak için üzerime doğru yürüdükleri an bana en yakın olanın taşaklarına tekme attım bir diğer üzerime gelen çocuk ise durup tereddütle arkasını döndü ve kaçmaya başladı, zavallı herifler. Geri kalanları akıllılık edip kızdan özür dilediler ve gittiler kız ise bana dönüp inanılmaz gözlerle bakıyordu aniden önüme gelip telefonunu bana uzattı. "Numaranızı yazın taş gibi karısınız!" Kıza gülümseyip telefonunu aldım ve numaramı yazdım ardından ona geri verdim.

"O senin güzelliğin! Ayrıca bir daha seninle uğraşırlarsa bana haber et hepsinin taşaklarını keseyim, hadi gel seni evine bırakayım." Kız tereddüt etmeden başını salladı ve evine doğru yürümeye başlarken kendini tanıtmaya da başladı. Birkaç saattir yürüyüp konuşmuştuk nihayet kızı eve bıraktığımda yürümeye devam ettim, hava kararmıştı sokaklarda neredeyse kimse kalmamıştı. Sokağın sonuna geldiğimde ise içimde bir sıkıntı oluşmaya başlamıştı ama ben buna bile gülümseyip geçtim. Başka bir ara sokağa girdiğimde telefonuma bilinmeyen numaradan bir mesaj gelmişti.

Bilinmeyen numara: O yeni sweat'nin lekelenmesini istemezsin değil mi?

Bu herif neyden bahsediyordu? Ayrıca bu kimdi?! Orta parmağımı havaya kaldırıp etrafımda yavaşça bir tur döndüm sanki hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam ettim, izleniyormuş gibi hissediyorum peki ye umursuyor muyum? Hayır. Bu sokağında sonuna geldiğimde geldiğim yoldan geri dönüp otele doğru yol aldım. Yolun yarısına geldiğimde omzuma giren acıyla omzuma baktım. Vurulmuştum ve güzelim sweat'imin omzu kan olmuştu! Hangi götü boklu vurduysa onun o silah tutan kolunu kopartacaktım! Küfür edip etrafıma baktığımda kimse yoktu ama bu benim kahkahamı durduracak değildi. Gülmeye devam ederken etrafımdaki beni vuran kişinin duyabileceği şekilde sesimi yükselttim ve konuştum.

"Seni çok pis sikeceğim, dostum!"

Bu cümleden sonra gülmeyi bıraktım ve dudağımın bir kenarının kıvrılmasına izin vererek otele doğru yürümeye devam ettim lakin arkamdan derin bir ses gelene kadar...

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

9. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.