İçeriğe geç

Kanla Yazılmış Kaçısın Gölgesinde

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Kanla Yazılmış Kaçısın Gölgesinde

Bölüm 1

𝟏. 𝓑ö𝓵ü𝓶, 𝓚𝓸𝓹𝓪𝓷 𝓚𝓸𝓵𝔂𝓮

İspanya, Barcelona'dan Nilay'ın anlatımı

Güzel bir yaz günüydü akşama havalimanından arkadaşlarım Belfü, Ece, Yusuf ve Adnan saat 20.30 gibi Türkiye'den gelecekti saate baktım saat 15.27'di. Sabah aldığım vişneli suyumdan birkaç yudum içip tezgaha bıraktım ve hazırlanmak için odama doğru yürüdüm dolabımdan bordo bir sweatshirt ile siyah bir pileli etek alıp üstüme geçirdikten sonra masadan arabamın anahtarını aldım, evin kapısına doğru yürüyüp evin anahtarını aldıktan sonra beyaz ayakkabılarımı giydim.

Arabaya bindiğimde anahtarı kontağa takıp arabayı çalıştırdım anayola girdiğimde sinyal verip sol şeride girince bir hayli gaza bastım hız göstergesi 190'ı bulunca daha fazla hızlanmadım arkamdan hızla gelen arabayı dikiz aynasından görünce direksiyonu sinyal verip hafifçe sağa kırdım araba geçince tekrar sola girdim havalimanı tabelasını görünce yavaşlayarak dönel kavşaktan sola döndüm. Birkaç kilometre daha gittikten sonra havalimanına varmış oldum. Saate bakınca saatin 17.01 olduğunu yani daha çok erken olduğunu gördüm ve saat gelene kadar arabayı bırakıp dolaşmaya karar verdim.

Arabadan indiğimde havanın serinliği yüzüme vurmuştu birkaç adım atmıştım ki arkamdaki "Canım Yeğeniiiim, halasının kuzusu, yavru kuşum, ilk göz ağrım beniiim." diyen Nadide halamın o mükemmel huzur dolu sesini duyunca arkamı döndüm ve halamın kollarını açmış bir şekilde koşarak bana doğru geldiğini görünce gülümseyerek bende kollarımı açıp bekledim. Nadide halam benim yanıma varıp bana sımsıkı sarılınca bende ona karşılık verdim bir süre öyle sarıldıktan sonra ayrılıp Nadide halama sessizce baktım genelde her zaman sessiz bir şekilde dururdum. Uzun süre sessizlikten usanmış olan halam sonunda sessizliği bozmaya karar verdi.

"Nasılsın, Nilay? Okullar nasıl? Hayırdır sen havalimanına pek gelmezdin, bir şey mi oldu? Annen, baban ve küçük Kuzey nasıl? Bir istediğin varsa söyle alayım!" Halamın bu soruları peş peşe sıralanırken ben sadece dinledim soruları bitince cevaplamaya başladım.

"İyiyim Nadide hala, okullarda iyi, bugün arkadaşlarım gelecekti onları almaya geldim, hepsi iyiler çok şükür, bir şey almaya gerek yok Nadide hala. Teşekkür ederim"

"Rica ederim kuzum ne demek, ama bir şey olursa mutlaka beni ara tamam mı?"

Nadide halamın bu sevgisine hayrandım onu gördükçe sanki annem babam ve kardeşim yanımdaymış gibi huzurlu hissediyordum. Nadide halama sadece tebessüm edip yürümeye devam ettim yürürken sol tarafımdaki bakkalın içecek dolabına bakıp yürüdüğüm için kimseye dikkat etmemiştim bu yüzden birine çarpmıştım, hemen o kişiye dönüp baktım tam ben konuşacaktım ki yüzü şapkayla pek gözükmeyen o kişi benden önce davrandı. "Dikkat et seni aptal ufaklık!"

Bu sözlere karşılık susmayacaktım babamın öğrettiği gibi karşı çıkacaktım.

"Özür dileyecektim ama siz özür dilemeye bile layık değilsin, pislik!"

"Dilinize dikkat edin küçük hanım."

"Evet evet, kesinlikle dikkat edeceğim (!)"

Sonra adam bir şey demeden uzaklaştığında arkasından kusarmış gibi yaptım yoluma devam ederken boynumdaki kaşınma hissine karşılık elimi boynuma uzatıp kaşıdım ama boynumdaki ince zincirli ve ucunda papatya olan kolyemin boynumda olmadığını anladım hemen arkama dönüp geldiğim yolu gözlerimi yerlerde gezdirerek geri döndüm ama kolyem hiçbir yerde yoktu. O kolye bana annemin hediyesiydi annemi en son bu yıl Haziran ayının sonunda görmüştüm ondan sonra hep telefondan görüntülü konuşuyorduk. Kolyeyi hiçbir yerde bulamayınca evde düşürdüğümü düşünmeye başladım o yüzden pek düşünmemeye başladım.

Çantamdaki kulaklığımı çıkartıp kulaklığımı taktım ve telefonumdan Şebnem Ferah'ın 'Bu Aşk Sana Fazla' şarkısını açıp dinlemeye başladım, sözleri o kadar güzeldi ki kendimi dış dünyadan kopuk bir şekilde yürüdüğümü anlamamıştım bile.

"Denize açıldım sevmeye, sevilmeye

Anladım sevmek gibisi yok

Yağmura soyundum yavaş yavaş, yağar diye

Damlalarda yüzmek gibisi yok

Yokluğun varlığın bir

Dünüm yok, yarınım sır

Nasıl inanırım sana?

Bu yürek ağır bana

Sevgin öyle uzaklarda

Nefes alsan da yanımda

Nasıl inanırım sana?

Bu yürek ağır bana

Sevgin öyle uzaklarda

Nefes alsan da yanımda

Bu aşk fazla sana

Denize açıldım sevmeye, sevilmeye

Anladım sevmek gibisi yok

Yağmura soyundum yavaş yavaş, yağar diye

Damlalarda yüzmek gibisi yok

Yokluğun varlığın bir

Dünüm yok, yarınım sır

Nasıl inanırım sana?

Bu yürek ağır bana

Sevgin öyle uzaklarda

Nefes alsan da yanımda

Nasıl inanırım sana?

Bu yürek ağır bana

Sevgin öyle uzaklarda

Nefes alsan da yanımda

Bu aşk fazla sana

Yokluğun varlığın bir

Dünüm yok, yarınım sır

Nasıl inanırım sana?

Bu yürek ağır bana

Sevgin öyle uzaklarda

Nefes alsan da yanımda

Nasıl inanırım sana?

Bu yürek ağır bana

Sevgin öyle uzaklarda

Nefes alsan da yanımda

Bu aşk fazla sana

Bu aşk fazla sana"

Bu şarkı en sevdiğim şarkılardan biriydi her zaman şarkı dinlemeyi sevmişimdir, her sinirlendiğimde mutlaka Şebnem Ferah veya İsabel Larose ile Mansur Ark gibi sanatçıları dinlemeyi severdim. Aklım birden çarpıştığımız o yüzü tam gözükmeyen çocuğa gitti yüzü tam gözükmese bile o çene hattı çok güzeldi.

Bekle, ne! Hayır hayır hayır öyle bir şey yok, aptal Nilay! Ben öyle bir şey düşünmedim, siz öyle bir şey duymadınız, görmediniz, bilmiyorsunuz tamam mı!?

Bir süre daha yürümeye devam ettikten sonra karnıma ve kasıklarıma saplanan ağır ağrıyı hissedince hemen lavaboya doğru koşup çantamı aramaya başladım her an regl olabilirdim ve benim çantamda ped bile yoktu!

"Siktir" diye fısıldadım nefesimin altından sonra gözlerim makyajını tazeleyen bir kadına kaydı ve yanına gidip sessizce fısıldadım "Acaba yedek pediniz var mı?" evet gerçekten bunu sordum ve kadın gülümseyip çantasından bir ped çıkartıp bana verince hemen tuvaletlerden birine girip pedi iç çamaşırıma yerleştirdim işim bitince şifonu çekip tuvaletten çıkıp lavaboya doğru yürüdüm ve ellerimi köpükleyip yıkadım. Lavabodan çıkıp saate baktım ve saat tam 20.30'du yani arkadaşlarım iniş yapmıştı hızlıca kapının oraya doğru yürüyüp beklemeye başladım. Beklerken yine o adamı gördüm ama bu sefer telefonla konuşuyordu ve bunu yaparken sürekli etrafına bakıyordu sanki gizli bir şey varmış gibiydi muhtemelen onu izlediğimi fark etmiş olacaktı ki başını kaldırıp doğrudan bana baktı, ben ise sadece bakışlarımı kaçırıp ayakkabılarıma baktım.

Kesin boku yedin Nilay.

Arkamdan enseme vuran Yusuf'un eliyle başımı kaldırdım ve bizim ekibin geldiğini gördüm. Mutlulukla hepsine sarıldığımda sırtımı delen o gizemli kişinin bakışlarını pek umursamamaya çalıştım ama bu çok zordu sanki sırtıma değil de kalbime bakıyormuş gibiydi. Arkadaşlarımdan ayrıldığımda karnımdaki yoğun regl sancısı yüzünden ağrı kesici içme ihtiyacı duyup çantamdaki ağrı kesici hapı çıkartıp suyla beraber yuttum. Bizimkilerle konuşa konuşa benim arabama doğru yürüdükten sonra Yusuf'un ısrarı üzerine arabayı onun kullanmasına izin vermiştim. Uzun bir süre sonra eve vardığımızda herkese odasını vermiştim ve yardımcı olduktan sonra bende kendi odama çekilmiştim. Gece yarısı olduğunda üstüme siyah bir kapüşonlu ile siyah bir baggy pantolon giydikten sonra ses çıkartmamaya dikkat ederek merdivenlerden inmiştim aynı şekilde kapıyı da sessizce açıp kapatmıştım.

Gecenin soğuk havasını yüzümde hissettiğimde dudaklarımda bir gülümseme belirledi. Yürümeye başladım biraz fazla evden uzaklaşmıştım ama bu benim için sorun değildi çünkü babam bana nasıl dövüşmemi öğretmişti fakat karşımdaki kişi benden daha fazla güçlü olabilirdi veya silah gibi bir alet taşıyor olabilirdi. Biraz daha yürüdükten sonra bir yerden gelen seslerden sonra kanım donmuştu. Bu bir silah sesiydi. Evet bu bir silah sesiydi ve biri acı içinde inliyordu! Merakıma yenik düşüp bakmak istesem bile uzaklaşmam lazımdı ama ayaklarım beni dinlemeden sesin geldiği yere gitti ve gördüklerim kesinlikle hiç görmek istemeyeceğim bir şeydi...

-------------

Bu benim ilk yazımdı aşklarım😭😭😭😭

Bölümlerin gelmesi biraz uzun sürebilir ve isterseniz sonraki bölüm için önerilerinizi yazabilirsiniz bunlardan yola çıkarak 2. bölüme eklemeler yaparımmm

Hadi öptüm bayyyy

Bölüm sonu

2 yorum

  • Bu Nilay neden ilerleyen bölümlerde başına kötü bir şey gelecekmiş gibi bir vibe veriyor😔😔😔

    1Yanıt