İçeriğe geç

KANİZ

Bölüm 1 · 6 dk okuma

KANİZ

Bölüm 1

1.BIRAKILIŞ

Alaz Akarsu Anlatımıyla;

- 10 OCAK 2005 -

Soğuk bir kış günüydü , yoldaki kâr oranı insanların dizlerine kadar ulaşmıştı . Kırmızı boyalı bir binanın önüne yaklaşan içinde bulunduğumuz sarı taksi fren yaparak yavaşça binanın önünde durdu.

İnsanlar kar'ın soğundan kaçmış evlerine sığınmışlardı . İşlerine giden insanlar , okuluna giden çocuklar dışında kimse yoktu dışarıda . Biz bu binanın önüne neden gelmiştik ? Neden hiçbir açıklama bana yapılmıyordu ? neden evimizde değildik ? benim şimdi okula gitmem için evde hazırlanmam gerekmiyormuydu ? Burası da neresiydi?

Kafamı yavaşça yukarıya kaldırdığımda gördüğüm girişteki tabela buraya gelme sebebimizi açıklamıştı aslında . Ama ben yinede bizi bu soğukta buraya getiren babamdan öğrenmek istiyordum.

Kaniz Çocuk Esirgeme Kurumu...

Yavaşca kafamı babam'a çevirdiğimde , korku doluydu ona baktığım gözlerim . Her seferinde korkak ve güçlü olmadığım için azar yer , hatta yeri geldiğinde şiddet görürdüm. O adamdan hep korkmuşumdur , ciddi bir yüz yapısı vardı . Sertçe kasılan kaşları , her an vurabilecekmiş edası veren bakışları vardı .

" Beni buraya neden getirdin,yine çocuklarla oynamam için mi geldik buraya ? " dedim . Birkaç ay öncesinde bir başka yurt binasına babam ile tekrardan gelmiştim . Nedenini sorduğumda dediği cümle ise " bir şey yok ben buranın müdürünü tanıyorum onunla oturacağım , sende buradaki çocuklarla oynarsın. " diyerek geçiştirmişti . Karşı gelip diretebilecek güçte birisi değildim . Hiç olmamıştım da o yüzden kafa sallayarak her seferinde onaylamıştım onu .

" Artık burada kalacaksın alaz " dediğinde bu sefer oyun oynamak için gelmediğimizi çok net anlamıştım.

" Ama neden , benim okul saatim geldi. Eve gidelim , hazırlanmam lazım. "

" Artık okula buradan gideceksin alaz ! Evde kalmayacaksın artık . Hadi gir yurt'a yeter ! " dedi.

" Ben çocuğum , burada kalmak istemiyorum. " dedim acıyla , daha on beş yaşında acılarla doluydum . Her şeye rağmen kaniz çocuk esirgeme kurumu'nun önünde zorla diretiyordum kendimi içeriye girmemek için .

" Alaz , kes sesini ve diretmeden gir içeriye ! " dedi babam . Sahi insan evladına kıyarmıydı hiç ? İnsan evladını , eşini hiç mi sevmezdi ...

Yaralar her bedenime işlemiş , her santimini ele geçirmişti . Kolumdaki , vücudumdaki morluklar herşeyi anlatmaya yeterliydi aslında . Ama bu zamana kadar kimse duymamıştı sesimi , kimse görmemişti morluklarımı .

İnsan mor rengini tanımayı neden vücudundaki yaralarla öğrenirdiki .

Herşeye rağmen buraya bırakılmak istemiyordum .

" Beni geri alıcaksın dimi ? ya da görmeye gelecekmisin ? beni burada unutacakmısın yoksa ? " sıralamak istediğim daha bir sürü soru varken , sadece bunları sormak canımı yakıyordu.

" alaz , hadi içeri " diyerek kolumdan tutarak kırmızı binanın içerisine doğru girdik .

Kırmızı ... Artık en nefret ettiğim renkti...

Saatler sonra bir bazanın üstünde oturmuş , camdan bakıyordum .

Gözlerim soğukta bahçede oturmuş ağlayan sarı saçlı kıza kaydı .Soğukta ne işi vardı bahçede , ağlamak için daha düzgün yer bulamamışmıydı ?

Yanına gitmek istiyordum ama korkuyordum ...

Herkes tarafından yine terslenmekten korkuyordum...

Daha fazla odada duramayarak montumu giyip odadan çıktım .

Naz Şimşek Anlatımıyla ;

" Anne , babam bir daha geri gelmeyecek mi ? " dedim , ağlamaktan gözlerim acıyordu .

" Naz anlamıyor musun ? Baban öldü ! Geride gelmeyecek bizimle değil baban artık. "

" Yalan söylüyorsun , o bana masal anlatırken eğer çocuklar çok isterse istedikleri olurmuş dedi . Ben şimdi istiyorum ve o gelecek inanıyorum sen istersen inanma ." diyerek , tekrardan ağladığımda arabamız fren yapınca korkuyla anneme baktım .

" Neden durdun ? Nereye geldik "

" Naz , ben artık burada yaşamıyacağım o yüzden sende burada kalacaksın. " dediğinde hızla kapısında durduğumuz binaya baktım .

Kaniz Çocuk Esirgeme Kurumu...

" Neden ? Bende seninle geleyim. Neden ben seninle gelmiyorum ?" durmadım tekrar konuştum.

" Anne beni burada bırakma , ben tek başıma burada ne yapacağım ? "

" Naz , yapamam yani yapamıyorum babansız bakamam ben sana . Hem ben seni burada bırakacağım ama arada sırada gelip göreceğim seni . Bak burada , hayatın daha güzel olacak emin olabilirsin , herşeye burada devam edeceksin artık ."

" Beni böyle bırakıp gideceksin yani... Ben seni sevmiyorum artık ! Sen benim annem değilsin artık , sen beni böyle bırakıp gidemezsin ." diyerek arabadan aşağıya indiğimde , dinen ağlamam tekrardan başlamıştı.

İnsanlar bazen yaşadıkları şeyleri hak etmezdiler , ben çocuk yaşımda bunları hak etmemiştim . Annem bırakıyor , babam bırakıyor bu koca şehirde beni tek başıma bırakıyorlardı ...

Ben artık babası ölmüş annesi terk etmiş on dört yaşında bir kızdım...

Arabadan indikten sonra bırakılacağım binanın bahçesine girdim. Soğuktu ama üşümüyordum , canım yanıyordu ama hissetmiyordum artık . Annem beni terk ediyordu ; Sevdiğini düşünmüyordum , babam ölmüştü ; ama geri döneceğine inanıyordum.

Soğuğa aldırmadan üstümdeki monta daha sıkı sarılarak bahçedeki bank'a oturdum .

Saniyeler geçti

Dakikalar geçti

Yarım saat geçti

Bir saat geçti

Kimse geri dönüp beni almadı...

Yanıma yaklaşan ayak seslerini duyunca bir umutla kafamı çevirdiğimde hüsrana uğramam birkaç saniyemi almıştı.

" Merhaba , gelebilir miyim yanına ? " dedi tanımadığım bir çocuk .

Göz yaşlarımı silerek yüzüne baktım. Kafamı sallayarak onayladığımda yavaşça bankta yanıma oturdu.

" Alaz Ben "

Uzattığı elini sıkmak için yavaşça elimi kaldırarak uzattığı eli sıktım .

" Bende Naz "

" Neden buradasın ? bu soğukta bahçede durma hasta olacaksın. "

birisi beni düşünüyordu hemde karşılıksız...

Omuzlarımı silkeleyerek ;

" Olayım , ne olacak ki ? birşey olmaz ." dedim.

" Ağlama sebebin ne , sende mi benim gibi bırakıldın buraya ? " dedi.

Daha birkaç dakika önce adını öğrendiğim çocukla , bir ortak noktamız çıkmıştı .

" Evet , terk edildim annem bıraktı beni. Babam..." Cümlenin devamını getiremedim . O an o cümle bedenime çok ağır gelmişti . Hâlâ döneceğine inandığım babama öldü demek , çok ağırdı.

" Baban ? " dedi alaz merak ederek.

" Babam , o ise ölerek terk etti beni ... " diyerek yurt binasının içine girmek için yürümeye başladım .

Ortak bir yönümüz vardı

O ortak yönümüz ise acılarımızdı...

- 20 Şubat 2006 -

Sesler ve İzler ne kadar anlam taşırdı ki hayatımızda ?

Kuş sesi , Rüzgar sesi , Arabaların sesleri , Yağmurun sesi...

Peki ya izler ?

Ayrılık izi , acıların bizde bıraktığı izler , mutlu anılarımızın izleri , başarılarımızın izleri ...

Ya da kırmızı bir kan izi...

Buraya bırakılmıştık. Ama her birimizin acısı , kaderi aynıydı.

Bir sürü çocuktuk ; ama hepimiz birdik.

Bir sürü çocuktuk ; ama hepimiz yaralıydık.

Bir sürü çocuktuk ; ama hepimizin yarım kalmışlığı vardı .

Bir sürü çocuktuk ; ama hepimiz birbirimizle aynıydık...

Alaz ben , bir senedir bu yurtta bir çok şey öğrendim . Yalnız kalmayı , acılarımla baş etmeyi , tek başına savaşmayı , arkadaşlığı , okulda tek kalmayı , en önemlisi de düştüğünde kaldıranın olmadığı için canın yansa da acıyla kalkıp canın yana yana gülümsemeyi öğrendim .

Bir çoğumuz yaralıydı ...

Naz mesela onu annesi bıraktı . Sonra Burak var trafik kazasında ailesini kaybetmiş küçük yaştan beri burada , mesela Ahmet var birazcık hasta fazla kimse yanaşmaz ona ama seviyorum ben onu. Naz ile benim anlaştığımız iki yakın arkadaşımız var . Onlar ; Kübra ve Umut.

Kübra aslında bizden sonra geldi aile içi şiddetten kaçmak için umut ise tek sığınağı bu binaydı ...

Işıkları kapalı bir odada cesaretin verdiği güç ile korku oyunu oynuyorduk. Her saniyesinde cesaretimiz bizimleydi ama o sesi duyana kadar ...

" Kim var orada ? "

- 1. BÖLÜM SONU -

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.