İçeriğe geç

KANIN KÜLLERİ

Bölüm 1 · 5 dk okuma

KANIN KÜLLERİ

Bölüm 1

1. Bölüm

Karanlık depoya doğru kendimden emin adımlarımla ilerlerken telsizimden gelen cızırtıların sustuğunu hissettim. Bu depoda bir şeyler döndüğünü en başından biliyordum, sonunda onu yakalayacaktım.

Yavaş adımlarla sonunda deponun paslı kapısına ulaşmıştım. Kapı şaşırtıcı şekilde açıktı derin bir nefes aldım ve silahımı çıkarttım. Etrafı kolaçan ettikten sonra aralık olan kapıdan içeri baktım çok klasik bir depo gibi görünüyordu, aralık kapıyı ayağımla ittirerek tamamen açtıktan sonra etrafı kolaçan ederek içeri girdim ‘’Eller havaya!’’ diye bağırsam bile depo boştu sadece bazı koliler vardı.

Her şey çok olağan görünüyordu içimden ‘’Lanet olsun.’’ diye geçirdim. Yine de umutsuzluğa kapılmadan ilerledim muhtemelen ekip çağırmama bile gerek kalmayacaktı çünkü bu depo temiz görünüyordu. Bir kaç kez çevreyi kolaçan ettikten sonra kolilere döndüm belki içerisinde bir şey bulurum umuduyla.

Kolilerle ilgilenirken arka tarafta bir hareketlilik hissetmemle adrenalin kanımda akmaya başladı. Silahımı düzeltip arkamı döndüm ve vakit kaybetmeden karşımdaki adama doğrulttum. siyah gömleğinin kolları sıvalı, yüzünde o sinir bozucu ve kendinden emin gülüşüyle Atlas Arel Kaya karşımdaydı.

Göz göze geldiğimizde, içimdeki tüm planların dağıldığını hissettim o kadar özgüvenli duruyordu ki birkaç adım geriye attım.

Soğuk kanlılıkla ‘’Silahını indir Beril.’’ dedi.

Alay edercesine yüzüne baktım ‘’Teslim ol Arel.’’

Sanki espri yapmışım gibi gülmeye başladı ‘’Beni suç üstü yakaladın da haberim mi yok komiser?’’ ciddiyetle yüzüne baktım yıllardır bu herifi yakalamak için uğraşıyordum ama her seferinde dört ayak üzerine düşüyordu ‘’Suç üzerinde olmaman suç işlemediğin anlamına mı geliyor?’’

Birkaç adım atıp yaklaşsa da hala aramızda epey mesafe vardı, o şuanki durumdan çok eğleniyor gibi görünüyordu fakat ben onu boğmamak için kendimi zor tutuyordum.

‘’Biraz daha mı böyle bakışacağız komiser?’’ dediğinde sırıtan suratını dağıtmak istedim derin bir nefes aldım ve yavaşça silahımı indirip belime taktım, sorun yok sakin kalacaktım. ‘’Seni yakalayacağım günü iple çekiyorum Arel Kaya.’’ sinirle söylediğim şeylere karşı gülümsedi ‘’Sen arada gelip baskın atsana depolara ya eğlenceli oluyor.’’

Göz devirdim ne yapacağımı bilmiyordum şimdi öylece geri dönüp ekibe Arel’i bulduğumu ama suç üstü olmadığı için öylece elim boş geri döndüğümü mü söyleyecektim? Derin bir iç çektim, işimde gerçekten deneyimli ve iyiydim takdir edilen bir polistim fakat bu olay o kadar uzamıştı ki artık tek istediğim Arel için tutuklama emri çıkarabilmekti ama hiçbir zaman yeterli delil bulamıyorduk.

‘’Ne oldu komiser, düşüncelere mi daldın?’’ demesiyle kendime geldim ve ukala yüzüne baktım ‘’Şuan suratını dağıtmamak için o kadar zor duruyorum ki…’’ diyerek iç çektiğimde bu fikir hoşuna gitmiş gibiydi.

‘’Dövüşmek mi istiyorsun Beril? Hem belki böylece sinirini atarsın.’’ demesiyle alayla yüzüne baktım ‘’Senin aslında iyi bir dayak yemen lazım.’’ sözlerimle dudaklarını ıslattı ‘’Bir anlaşmaya ne dersin komiser?’’ teklifiyle merakla devam etmesini bekleyerek yüzüne baktım ‘’Benimle dövüş komiser… Eğer sen kazanırsan teslim olacağım fakat…’’ durakladığında kaşlarımı çatarak onu tekrar ettim ‘’fakat?’’ gülümsedi ‘’Eğer ben kazanırsam bu davaya daha fazla burnunu sokmayacaksın.’’

Teklifi ile istemsizce kahkaha attım dalga geçtiğini düşünüyordum ta ki başımı kaldırdığımdaki ciddi yüz ifadesini görene kadar. ‘’Sen ciddisin?’’ şaşkınlık ve alayla sorduğum soru ile başını salladı ‘’Çok ciddiyim komiser.’’ bıkkınlıkla bir nefes verdim.

“Bu bir saçmalık.’’

“Olabilir.”

“Kanuna aykırı.”

“Muhtemelen.”

“Profesyonellikten uzak.”

“Kesinlikle.”

‘’Sen benimle dalga mı geçiyorsun?’’ sinirle bağırdığımda ukala tavırlarıyla gülümsemeye devam ediyordu. Ellerini iki yana açtı ve depoda bir ileri bir geri adımlamaya başladı “Bir suçlu, bir komiserle yumruk dövüşü yapıp kaderini belirlemek istiyor.’’ bir kaç saniye durakladıktan sonra sırıtarak devam etti

“Böyle anlatınca sence de kulağa romantik gelmiyor mu?” gözlerimi devirdim

“Romantik olan tek şey şu an seni kelepçeleyip götürme hayalim.” başını salladı ‘’Bende işte sana bunu söylüyorum, beni alman için bir fırsat komiser bunu kaçıracak mısın? En fazla ne kaybedersin?’’ derin bir nefes aldım bunu kabul edemezdim “Bir suçluyla anlaşma yapacak kadar aklımı kaçırmadım.” Arel kahkaha attı ‘’Ben sadece sana bir fırsat sunuyorum.’’ sinirle ona baktım ‘’Seninle dövüşüp davayı bırakacağıma inanıyor musun? Ben polisim yeraltı dünyasının prensleriyle bahisli dövüş yapmıyorum.’’ omuzlarını silkti ‘’Çok sıkıcısın komiser. Korkuyor musun?’’

Üzerimdeki ceketi çıkartıp kenara attığımda şaşkınlıkla bana bakıyordu ‘’Kabul ediyor musun?’’ diye sordu zafer kazanırcasına. Onu doğrudan onaylamadım ‘’Bir daha söyle.’’ dedim ciddiyetle.

‘’Neyi?’’

‘’Korktuğumu.’’ kahkaha attı. ‘’O zaman göster bana.’’

Kollarını sıvamasıyla ikimizde pozisyon aldık ilk hamleyi yapmak için derin bir nefes aldım ve hızla öne atılıp Arel’in omzunu hedefledim nasıl karşılık vereceğinden emin olmadığım için klasik bir hamle ile başlamıştım. Arel son anda yana çekildi ancak dengesini bozmayı başarmıştım. Dönüp ikinci hamleyi yaptım, aynı noktaya. Bu sefer Arel kolunu kaldırıp darbeyi engelledi ‘’Bu kadar mı?’’ yavaşça kendimi geriye çektim. Etrafında dönerken bir kaç yumruk atma girişiminde bulunmuştum ama sadece savunma yapıyordu karşı atağa geçmediği için hala nasıl hamleler yapmam gerektiğiyle ilgili bir fikrim yoktu. Hafif hareketlerden sonra dikkatını dağıtmak için yüzüne odakladım yumruklarımı bileklerimi tutup beni hafifçe ittiğinde dikkatının dağıldığını fırsat bilerek karın boşluğuna bir tekme attım ama son anda yana çekilmeyi başardı ikimizde nefes nefeseydik ‘’Sandığımdan daha iyisin komiser.’’ gözlerimi devirdim ‘’Neden sadece savunma yapıyorsun?’’ dediğimde komik bir şeymiş gibi güldü ‘’Kemiklerin kırılsın istemeyiz.’’ sinirle onu ittiğimde bileğimi tutup beni çekti ama ani hareketle dengemiz bozulmuştu ayağıma çarpan karton kutuyu görmemiştim düşeceğimi anladığımda refleks olarak onu da çekmiştim. Yere düşerken sert düşmemem için elleriyle belimi ve başımı korumaya almıştı, ve elbette bunu yapmasına gerek yoktu.

Yere adeta kapaklanışımız ile yıllanmış deponun tüm tozları havalanmıştı. O da tozların içinde üzerimdeydi, şaka gibi bir gün geçiriyordum. Olayları daha tam idrak edemezken onun delici bakışlarıyla karşılaşmıştım saniyeler saatler gibi geçiyordu. Aniden yüzünü daha da eğip kulağıma yaklaştı ‘’Bence… Kazandım.’’

Nefesini tenimde hissediyordum ve bu korkunçtu, çok korkunç. Durumun farkına vardığımda hemen onu kenara itip ayağa kalktım ‘’Lanet olsun!’’ ayrıca uçuşan tozlar öksürmeme sebep oluyordu.

O da ayağa kalktığında ‘’İyi misin?’’ diye sorma gafletinde bulundu.

‘’Tozlu ortamlarda oluyor böyle.’’ başını salladı. Karşımda duruyor üzerindeki tozları çırpıyordu aramızda çok bir mesafe yoktu tam bir adım atacakken deponun tozlu camlarının arasından gelen bir hışırtıyla kafamı oraya çevirdim…

Bölüm sonu

3 yorum