İçeriğe geç

KANIMIZ KURTULUŞUMUZ

Bölüm 1 · 5 dk okuma

KANIMIZ KURTULUŞUMUZ

Bölüm 1

1.Bölüm YAPMADIKLARIM

"Ah! Bırak beni be!" Polis bu sesimden rahatsız olmuş olacaktıki kolumu daha sıkı tutmaya başladı. Öylesine suçlanıyordum işte. Bu tamamen bir saçmalıktı! Benim birşey yapmadığı tekrardan bağırarak söyledim. Cevap vermiyorlardı ve bu beni delirtiyordu. Polisin güçlü kolları arasında çırpınmaya devam ettim. Beni arabayı bindirirlerken tekme atmayı denedim ama çabam tamamen boşunaydı. Engel olmaya çalışmayı bıraktım ve beni bu şekilde suçlayabilecekleri ne olduğunu düşünmeye başladım. Bugün sadece yürüyüş ve biraz dövüş antrenmanı dışında birşey yapmamıştım. Dün ise neredeyse tüm günü uyuyarak geçirmiştim. Buna rağmen uykum enerjime daha ağır basıyordu ve ayakta uyuyacak gibiydim. Bunun nedeni büyük ihtimalle artık uyurken uyku ilacı içtiğim için tam olarak gerçekten uyuyamamamdı Anlayamıyordum. 17 yaşındaki bir kızdan ne bekliyorlardı ki? Ne yapmış olabilirdim en fazla. Neyle suçlanıyordum acaba?

Evet daha neyle suçlandığımı bile bilmiyordum!

Bu cidden iğrenç bir histi. Düşündükçe deli oluyordum. Aklımdaki soru işaretlerinden birini yok etmeyi denemeye karar verdim. "Ne yaptım ben?" Dedim ön koltukta oturan polislere sesimi duyurmaya çalışarak.

"Bunu sizin bilmeniz gerekmez mi?" Bunun karşısında sessiz kaldım. Tam bir aptallık! Dedim içimden. Keşke sesli söyleseydim.

Sorumu tekrar ettim ama bu kez daha kibar olmaya dikkat ettim. "Demek istediğim..." Yutkundum ve devam ettirdim "Ne ile suçlanıyorum?"

"Saçma sorularınızı kendinize saklayınız Bayan." Gözümün içne baktı ve "Lütfen" dedi. Salak! İçimden sövmeye devam ettim. Daha fazla ısrar etmenin bir anlamı yoktu. Sonuçta o lanet olası mahkemeye çıkıp ne yaptığımı, ne ile suçlandığımı bile bilmeden yargılanacaktım. Hayatımdan giderek daha da nefret etmeye başlıyordum. Ellerimi birbirine sürtmekten başka birşey yapmıyordum. Bunu sadece stres olduğumda yapardım. Evet şuan hayatımın en stresli anlarından birini yaşıyordum. Sessizliği arabayı süren polisin telsizi bozdu.

"Onu bulabildiniz mi?" Dedi telsizdeki ses.

"Bulduk efendim. Yaklaşık 15 dakikaya oradayız" Telsizli Polisin dediğine göre 15 dakikam kalmıştı. Ne için mi? Neyle suçlandığımı bilmeden yargılanacağım lanet olası mahkemede ne söyliyeceğimi bulmak için.

"Tamamdır dikkatli olun" Telsiz kapandı. Alabileceğim tüm ipuçları uçup umutlarımla birlikte gitti. Sanırım. Diğer polis bana döndü ve "Pencereye bak" Dedi.

Mezarlık...

Bomboş ve sessiz bir mezarlık. Babamın öldüğünde gömüldüğünü söyledikleri mezarlık. Polis konuşmasını devam ettirdi "Buraya sadece idâm edilenler gömülür." Bunu zaten biliyordum. Babam bir seri katildı sonuçta. Aslında insanları öylesine öldürmüyordu. Hepsinin bir sebebi olduğunu söylerdi hep. Herşeyin bir sebepten ibaret olduğunu. O sorun çözüldüğünde herşeyin yoluna gireceğini ve daha birçok şeyden bahsederdi. Polis ve telsizdeki adamın konuşması geldi aklıma. 'Dikkatli olun' demişti. İyi ama neye karşı? Bahsettikleri yani bulmalarını istediği kişi ben miydim? Gerçi ben olmasaydım şuan arabada benim yerime başka birileri olurdu herâlde. Belkide karıştırmışlardır dedim kendi kendime. Beni başka biriyle karıştırmış olabilirlerdi. Bu da bir ihtimaldi sonuçta. Yüzüme bir tebessüm yayıldı. Tamam. Öyle olsun. Yargılanmaktan korkmamaya karar verdim. Artık ne olursa olsun bana sorulan sorulara doğru düzgün cevaplar vererek oradan çıkacaktım. Korkarak değil, başımı dik tutarak.

Arabadan sonunda inmiştik. Tüm araba yolculuğu bunları düşündüğümden biraz mayışmıştım. Bıraksanız şurada uyuyakalırdım. Mahkemeye adım attığımızda hiçte mahkemeye benzemediğini farkettim. Kesinlikle hiç alakası yoktu.

"Biraz hızlı olun" Dedi yanımdaki kolumdan tutan polis. "Geç kalacağız" Neye geç kalacaktık acaba? Bu iş gittikçe saçma bir hal almaya başlıyordu. Yalan söyleyemem ki ilk başlarda biraz eğlenceli geliyordu.

Beni mahkeme odasına soktular ve kelepçelerimi çıkardılar. Ellerimin serbest kalması sonucu rahatlayacak salladım ellerimi. Tam o anda Hakimin bağırışı duyuldu.

"Buraya istediğin gibi girip çıkamazsın!" Adam oldukça sinirliydi. Umarım bu bağırışları ve sinirinin benimle ilgisi yoktur diye geçirdim içimden. Küçüklüğümden beri birinin bana bağırmasından veya sesinin yükseltmesinden çok korkuyordum. Yüzünü bana doğru çevirdi ve göz göze geldik. Beni yapmadığım birşeyle yargılayacak hakimle yani. Sessizce bakıyorduk sadece birbirimize. Gözlerim bağırdığı kişiyi buldu. Benim yaşlarımda biriydi. En fazla birkaç yaş büyüktü. En azından öyle gösteriyordu. Gözleri köyü yeşildi. Dikkatli bakmazsanız kahverengi bile sanabilirdiniz. Saçlarının arka kısmı uzun ön kısmı ise normal boyuttaydı. Vücudu tam da çoğu erkeğin hayalini kurduğu biçimdeydi. Onunla okulda daha önceden karşılaşıp karşılaşmadığımızı düşünmeye başladım. Erkeklerle aram olmadığını hatırlayınca ise bu düşüncemden vazgeçtim. Bir kız olduğumdan doğal olarak kız arkadaşlarım daha çoktu. Çokta popüler bir tip değildim zaten. Bu yüzden pek arkadaşım yoktu. Ben düşüncelere dalmışken ikisinin tartışması da sona ermiş gibi gözüküyordu. Bu iyi birşeymiydi yoksa kötümüydü emin değildim. Şu benim yaşlarımdaki tanımadığım çocuğa bir selam vermeye karar verdim.

"Selam" Dedim gözlerimi kaçırarak. O da selamıma karşılık verdi.

"Selam" Benden daha neşeli olduğu kesindi. En azından sesi öyleydi. Ben cevap vermeyince konuşmayı devam ettirdi. "İsmin ne?"

"Tanımadığım kişilere ismimi söylemem" Dedim.

"İnatçı birine benziyorsun" Evet tam olarak ta öyle biriydim.

"Anlamana sevindim" Dedim saçmalayarak.Sırıttı ve minik bir kahkaha patlattı. Hakim ise buna karşılık tehtidkar bir bakış attı ama o bunu pek umursamadı ve kulağıma eğilip

"İyi şanslar!" Dedi ve arkasını dönüp uzaklaştı. Giderken de hakime dik bir bakış atmayı ihmal etmedi tabii. Bunalrı görünce hafifçe kıkırdadım. Bunun sorgum için iyi olmayacağının farkındaydım ama böyle şeylere gülmemek için kendimi tutamıyordum. Hakimle göz göze geldik. Gerçi hakim miydi savcı mıydı belli bile bile değildi. Buradaki hiçbirşey gerçek bir mahkemede yada polis merkezinde olması gerektiği gibi değildi. Artık cidden sıkılmıştım ve olayı başlatan olmak istedim.

"Ne zaman başlıyacağız"

"Neye?" Diye karşılık verdi.

"Beni neden buraya getirdiyseniz ona tabii ki!" Yanındaki kişiye seslenerek ve gözlerini benden ayırmayarak

"Öfke kontrolüne başarısız yaz." Dedi.

Ne kontrolü be!

"Devam edelim" dedi. Gözlerimin içine baktı. "Sizce ne ile suçlanıyorsunuz Gece hanım? " Sorun şuydu ki bu sorunun cevabını bende bilmiyordum.

"Bende bu sorunun cevabını sizden bekliyordum." Dedim bakışlarına karşılık vererek. Tam bu anda şu yeni tanıştığım çocukla göz göze geldim. Orda öylece duruyor ve bizi izliyordu. Dikkatimi toplamaya çalışarak soruyu tekrarladım. "Ne ile suçlanıyorum?" Dedim.

"Dikkate iyi yazabilirsin" dedi yine yanımdaki çalışana bakarak. En azındam bir tane artım vardı. Sevinsem mi üzülsem mi bilmiyordum ama iyi birşey gibiydi. Yüksek bir kapı açılma sesi geldi ve içeriye benimle araba da olan polisler girdi.

"Efendim. Ufak bir sorunumuz var!" Diye bağırdılar aynı anda.

"Nedir o?" Diye bir cevap geldi arka koltuktaki kadından. Mahkemedeki tüm herkes ayrı bir panik içindeydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.