İçeriğe geç

Kanadı Kırık Kız

Bölüm 15 · 7 dk okuma

Kanadı Kırık Kız

Bölüm 15

Bölüm 14

Merhaba yeni bölümle geldim.

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum şimdi bölüme geçelim

Keyifli okumalar 💞

🍁🌙

Nil Hüma Saygın'dan

Şuan Egemenle birlikte nezarette oturuyoruz, daha doğrusu ben oturuyorum Egemen ise türkü söylüyordü.

" Mapushanede yata yata yanlarım çürüdü pencereden baka baka aa yarim ela gözler süzüldü "

Hayır sorun türküde değil, hatta benimde sevdiğim türkülerden birisi sorun Egemen'in iğrenç sesi, artık kulaklarım iflas etmek üzere

" Egemen bir sus artık ya yeter "

Egemen cevap veremeden kapı açıldı ve içeriye bir polis ile babam, Toprak abim girdi.

" Kızım, oğlum iyimisiniz ? "

" Kulaklarım dışında iyiyim baba "

" Pek öyle görünmüyor ama bu yüzünüzün hali ne ? " Diye sordu abim sert sesiyle yalnız bir tırsmadım değil, ellerimi teslim olur gibi kaldırıp konuştum.

" Abi valla hepsi bu Egemen'in suçu ben ona dedim, olayı bilmiyoruz iki grupta eşit arada biz kaynarız dedim bu beni dinlemedi, ee tabi Egemen olya girince, bende hayırlı bir kardeş olarak onu yalnız bırakmadım "

Egemen bana şaşkınca baktı. " Yuh be kızım ayak üstü iki dakikada sattın abini "

" Egemencim kusura bakma sen şu yakışıklı abimin gözlerine baksana tabi satarım, ayrıca ben sana daha önce söylemiştim "

Toprak abim bu dediğime güldü, bu sırada babam polislerle konuştu. Bir süre sonra ifadelerimizi alıp serbest bıraktılar. Şuan arabada eve gidiyoruz, abim ve babam arabaya bindiğimizden beri konuşmuyorlar ve bu beni geriyor, acaba kendimi arabadan mı atsam of iyice saçmaladım. Ama özellikle babam böyle sessiz olunca sanki kötü bir şey olucak gibi hissediyorum.

Eve gelmiştik, şuan ise salonda Egemenle yanyana oturmuş yere bakıyorduk. Babam ayakta bir o yana bir bu yana yürüyor, bir yandan da sinirle konuşuyordu.

" Hayır anlamıyorum okuldan kaçmak nedir ? Hadi okuldan kaçtınız diyelim, ne diye kavgaya karışıyorsunuz "

" Baba alt tarafı kavga ettik abartmasan "

Babam Egemen'e sert bakışlarından gönderdi sonra önümüzde ki koltuğa oturdu, ve bize bakmaya başladı.

" Bana karakoldan telefon gelince ne kadar korktum sizin haberiniz varmı ? İkinize zarar geldi diye nasıl arabaya binip, karakola geldim hatırlamıyorum bile "

" Özür dilerim baba "

" Özür dilerim baba "

Babam daha fazla dayanamayıp ikimizi de kendine çekip sarıldı. Sonra Egemen'i bırakıp benim kafamı göğsüne yatırıp saçımı okşamaya başladı.

" Oo şuna bak ya baba benimde saçlarımı okşa " diye kıskançlık ile konuştu Egemen

" Sus eşek sıpası, sen benim prensesimle bir misin "

Hepimiz babama gülmeye başladık, sonra babama döndüm

" Baba bu Egemen varya önce lunaparkta asansörde, sonra da korku evinde bir korktu, hatta korkudan benim arkama saklandı "

Herkes gülmeye başlayınca Egemen ellerini göğsünde bağlayıp surat astı ben onların gülen yüzüne bakınca Güney'in bana buruk bir tebessümle baktığını gördüm. Merve'ye inanıp beni suçladığı için pişmandı, aslında onu affedebilirdim. Sonuçta ortada mesaj vardı, gerçi babamlarda görmüştü mesajı ama insanız hata yapabiliriz ve bazı insanlar ikinci şansı hak eder. Tabi bu onu kullanmayacağım anlamına gelmiyor.

Babam bana seslenince ona döndüm.

" Kızım sen bu eşek sıpasıyla geziyorsun ama benimle hiç bir şey yapmıyorsun "

Şuan babamdan trip yiyordum inanılır gibi değil, babama gülmeye başlayınca bana ters ters baktı.

" Baba kızına da trip atmazsın yani "

Babam bu sefer arkasındaki yastığı Egeme'nin suratına attı. " Sus sen zevzek, hem kızımla akşama kadar gez hem bana laf yetiştir. Sana fena kıl oldum oğlum "

Herkes babamın bu haline kahkaha atarken içeriye muhteşem üçlü girdi. Bende diyordum fazla mutlu olduk bu nasıl bozulur, işte böyle haydi bakalım.

Eylül hanım'ın göz altları şişmiş, yüzü çökmüş, ağlamaktan gözleri kızarmış baya kötü görünüyordu hiç üzülmüyorum onun bu haline, acaba bende bir sorun mu var, neyse Eylül hanım tam karşımda ki koltuğa oturdu ve dik dik bana bakmaya başladı. Bir süre sonra bu durumdan sıkılıp konuştum.

" Noldu Eylül hanım niye öyle bakıyorsunuz ? "

" Mutlu musun diye bakıyorum, hani geldin hayatımızın altını üstüne getirdin ya "

" Hayatınızı altını üstüne getirdim öyle mi ? Ne yaptım tam olarak, sizin o mükemmel yetiştirdiğiniz kızınıza öz ailesini bulunca onlarla birlik olup sizin paranızı çalıp, ihanet etmesini ben mi söyledim ? "

" Sen ve o aile ortaya çıkmasaydı onlar Merve'nin aklına girmeyecekti "

" Sizin aklınız iyice karışmış Eylül hanım öncelikle ben ortaya çıkmadım, beni siz buldunuz ve hatırlarsanız Merve size bir sürü şey söylemişti, bunlar başkasının aklına girmesiyle söylenecek şeyler değil "

" Eylül gerçekten yeter artık sen iyice saçmalamaya başladın bence bir psikolog ayarlayalım "

" Sinan ne diyorsun sen, ha yani sorun bu kızda değil benim psikolojimde öyle mi ? "

" Öyle Eylül o yüzden psikolojik destek alman en iyisi "

" İstemiyorum Sinan "

Eylül hanım salondan çıktı Emre ve Demir hâla buradaydı, gerçekler ortaya çıktığından beri ikiside bana bulaşmıyordu. Tabi benimde işime geliyordu, bir süre sonra Güney ayağa kalkıp yanıma geldi.

" Hüma biraz bahçede konuşabilir miyiz ? "

" Tamam konuşalım Güney "

Ayağa kalkıp bahçeye çıktık. Oturma grubuna ilerleyip oturdum, yanıma da güney oturdu, ben ona bakmıyordum o ise inatla bana bakıyordu. En sonunda konuştu

" Biliyorum hata yaptım, çok pişmanım özür dilerim lütfen affet beni heleki senin benim için hediye aldığını yada o gün sahilde vakit geçirdiğimizi filan düşününce daha çok kızıyorum kendime, ne istersen yaparım yeterki beni affet "

" Tamam düşünücem, ama bak unutma ne istersem yapacaksın "

Gözleri parladı. " Tamam unutmam sen yeter ki beni affet "

Daha sonra içeriye geçtim, yemek saati gelmişti Eylül hanım dışında herkes burdaydı. Yemeğimiz bitince herkes kendi köşesine çekildi, ikizimle çok az zaman geçirdiğim için onun yanına gittim.

" İkizcim ne yapıyorsun ? "

" Hiç telefonda dolaşıyorum öyle noldu ? "

" Fark ettimde seninle çok az zaman geçirdik, birşeyler yapalım mı ? "

Heyecanla kafasını salladı, ne yapabiliriz diye düşünmeye başladım. Sonunda aklıma güzel bir aktivite geldi.

" O zaman bugün ikiz gecesi yapalım "

" O ne be "

" Ya işte odama çıkıcaz pijamalarımızı giyeceğiz, maske yapıcaz şarkılar söyleyeceğiz, film izleriz ne bileyim konuşuruz, çekirdek kola yaparız "

" Tamam o zaman hadi ben pijamalarımı giyip senin odana geliyorum "

Yukarıya çıktı bende önce mutfaktan abur cubur ve kola çekirdek alıp odama çıktım, pijamalarımı da giyince hazırdım. Beş dakika sonra Cem geldi, maskeleri yapıp fotoğraf çektik, şarkılar söyledik, sohbet ettik şimdi ise korku filmi izliyorduk ve ben çok korkuyordum.

Sonunda film bittiğinde Cem'e döndüm uyumuştu. Ee iyide ben nasıl uyuyacağım Cem'i dürttüm yok uyanmıyor nasıl uykusu varsa artık en iyisi Ceme sarılıp uyumak, ama yok işe yaramıyor sesler duyuyorum ya film gerçek oluyor yada ben uyduruyorum. Saate baktım gece 2:45'di yok bu böyle olmayacak yastığımı elime alıp odadan çıktım parmak uçlarımda, etrafı kontrol ederek Toprak abimin odasına geldim kapıyı tıklattım ses gelmeyince, yavaşça kapıyı açıp içeri girdim. Şimdi uyandırırsam kızar mı ki, yavaşça kolunu dürttüm.

" Abi abii "

Gözlerini açıp önce etrafa baktı sonra beni görünce yerinden doğruldu.

" Hüma birşey mi oldu abicim "

" Biz Cemle korku filmi izledik o da uyudu uyanmadı, ben çok korkuyorum seninle uyuyabilir miyim ? "

" Gel tabi abicim "

Yana kayıp bana yer açtı, yanına uzandığımda üstümüzü örttü ve bana sarıldı. Uzun zamandır aklımda olan bir soruyu sordum.

" Abi sana birşey sorabilir miyim ? "

" Sor tabi meleğim "

" Sen annene karşı biraz fazla soğuksun, yani diğerleri de öyle ama sen daha mesafelisin neden ? "

" Boşver abicim şimdi seninde canın sıkılmasın "

" Bilmek istiyorum, hem biz kardeş değilmiyiz senin sıkıntın benim sıkıntım "

Başımın üstünü öpüp konuşmaya başladı.

" Annemle babam aslında severek evlenmişler ama annem ilk zamanlar çocuk istememiş, beni düşürmek için bir sürü şey yapmış tabi babam bunu öğrenince büyük bir kavga çıkmış, ben doğduktan sonra annem yüzüme bile bakmamış hatta beni emzirmemiş bile babam, ilk çocuk daha genç alışır demiş, daha sonra Güney Emre filan doğunca onlara bana göre daha iyi davranmış ama yinede ilgili bir anne değilmiş, gezmeye, işine filan bizden daha önem verirmiş, bizi zaten bakıcı büyüttü babamda sonunda bu duruma dayanamayıp boşanmak istediğini söylemiş, annemde tehtit etmiş babamı çocuklar küçük alırım diye, bu durum siz doğana kadar devam etti, sen doğunca daha doğrusu Merve bu eve geldiği günden sonra işler değişiyor, annem herşeyin en iyisini ona yaptı hep onunla ilgilendi, yani biz erkek olduğumuz için bizi sevmedi "

Gözlerim doldu " ama bu haksızlık "

" Evet ama yapacak bir şey yok alıştık artık, tabi ben ilk çocuk olduğum için onlardan daha fazla şey hatırlıyorum bu yüzden de hiç bir zaman anneme yaklaşamadım "

Sanki abim yerine benim canım acıdı uzanıp yanağını öptüm.

" Abi canın acıdığında, bir şeye üzüldüğünde bana gel olur mu ben seni hep dinlerim, senden küçük olabilirim ama yaralarımız aynı "

Evet Eylül hanım bütün çocuklarına -kızı- hariç sevgi göstermemiş ama aralarında en yara alanı Toprak abim olmuş ve sert kişiliğinden dolayı da bunu herkese yansıtamıyor, bu yüzden onun tüm yaralarını sarmak istedim. Bir süre sonra uykum gelmişti en son hatırladığım şey abimin kısık sesle söylediği söz ve anlıma konan öpücüktü.

" İyiki geldin meleğim "

🍁🌙

Bir bölüm daha bittii.

Beğendiniz mi bakalım ?

Toprak ve Nil Hüma'nın konuşması hakkında ne düşünüyorsunuz ?

Gelecek bölümde görüşmek üzere hoşçakalın 🙋🏻‍♀️💕

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

16. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum

  • 15. Bölümü göremiyorum da bir kontrol eder misiniz bende mi bir sıkıntı var yoksa gerçekten yok mu