Milattan asırlar önceydi, insanlık denizlere yeni açılıyordu. Denizlerin Tanrısı Poseidon, onlara yardım ediyor ve okyanusa zarar verenleri cezalandırıyordu. Zeus, babası Kronos’un tahtında tanrıları yönetiyordu. Hades ise sadece yer altı cehenneminde ölülerle meşguldü.
Zeus’un kontrolünde ortalık sakinleşmişti. Mutlak Kudretin Tanrısı Zeus, bir Titan’ı yenmiş ve tahtını almıştı. Kronos’u asla çıkarmayacağı bir yere hapsetmişlerdi. Tüm tanrıların bunda parmağı olsa da, böbürlenmeyi ve gücü sadece Zeus üstlenmişti.
Savaş tanrısı Ares bundan hiç memnun değildi. Zeus’dan daha güçlü olduğunu iddia ediyordu. Yapabileceği en büyük hatayı yaptı ve Kronos’un serbest kalması için bazı tanrıları kışkırttı. Ares sonunda başarılı oldu, ancak hesaba katmadığı ayrıntılar onun ve neredeyse tüm tanrıların sonunu getirdi.
Kronos’un gazabı hepsini yok etmeye yetti; ölü bedenleri Olimpos’un her yerindeydi. Kronos asla durmuyor ve her yerde canlı kalan tanrıları öldürüyordu.
Zeus’la karşı karşıya geldiğinde Poseidon da oradaydı. Kardeşiyle birlikte Titan olan babalarına kafa tutuyorlardı.
“İlk defa çocuklarımla karşı karşıya geliyorum,” diyerek ikisini de öldürmeyi başardı. Kronos bu savaştan ciddi anlamda yara aldı, bunu fırsat bilen Hades Titan’a saldırsa da o da başarılı olamadı.
Ve geriye bir avuç tanrıça kaldı. Kronos dinlenip güçleniyordu. Tanrıçalar sorun değildi. En güçlülerini çoktan yenmişti ve bu rahatlığının sonuçlarından habersiz bir şekilde planlar kurmaya başladı. Sıradaki hedefi tutsak Titanları bulup öldürmekti.
Son kalan tanrıçalar Hekate (Büyü Tanrıçası), Themis (Adelet Tanrıçası) ve Nyx (Gece Tanrıçası), birleşip Rhea’dan yardım istemişlerdi. Rhea (Kronos’un karısı), Zeus’un öldüğünü ve Kronos’un yaptığını öğrenince yardım etmeyi kabul etti. Ve kendi gücünü tanrıçalara bağışladı.
Ellerindeki bu güçle ne yapmaları gerektiğini düşünen tanrıçalar, ölen en güçlü tanrıların çocuklarını yaratmaya karar verdiler. Nyx karanlıktan faydalanıp işe yarayacak tüm tanrıları ve tanrıçaları topladı, Themis en iyi kombinasyonları yapıp Kronos’u yenebilecek tanrıları ve tanrıçaları seçti, Hekate ise çocukları büyü gücüyle dünyaya getirdi.
“Zeus ve Athena,” diyen Themis’e göz ucuyla baktı Hekate. Athena, Zeus’un kızıydı ve şimdi ondan bir çocuğu oluyordu. Neyse ki tanrılar için bu bir ilk değildi. Korkudan titriyordu; bu çocuklar son ümitleriydi ve Kronos onları her an yakalayabilirdi.
Hekate, sağ elini Zeus’un göğsüne, sol elini de Athena’nın göğsüne koydu. Titan’dan aldığı güç ve kendi büyüsünü karıştırarak yepyeni bir çocuk yarattı. Ancak bu bir bebek değildi; çırılçıplak yatan 30’larında bir adamdı. Bu iyi olmuştu, çünkü büyümelerini beklemek zaman alırdı.
Sapsarı saçları, kaslı vücudu ve uzun bir boynu vardı. Zeus’a benzemiyordu, ama onun kadar güçlü görünüyordu. Themis, yeni doğan Tanrı’nın alnına elini koydu ve onu uyandırdı.
“Sonka,” dedi, “Enerji Tanrısı.”
Sonka boş gözlerle bakarken, Hekate’nin sol elinin altındaki Athena kül oldu. Sonka yeni doğmuş olsa da her şeyden haberdardı.
Nifak tanrıçası Eris, Athena’nın yerini aldı ve o da Athena’yla aynı şekilde kül oldu. Ama Zeus da daha fazla dayanamayacak gibi görünüyordu ve onu bir kenara kaldırdılar. Hekate biraz soluklanırken, Themis yeni doğan Tanrıça’ya baktı.
Saçları öylesine uzun ve güzeldi ki, kırmızının her tonunu taşıyordu. Ve saçlarından kan damlıyordu; yüzü anlatılamayacak kadar güzeldi. Themis elini alnına koydu.
“Hellod, Kan Tanrıçası,” diyerek onu uyandırdı. Hellod etrafa kötü kötü bakıyordu. Güçlerini keşfetmek için kenarda oturmayı tercih etmişti. Sonka ise Nyx’e gözcülükte yardım ediyordu.
Hellod’un uzun ve bir o kadar ince parmaklarına baktı; tırnaklarını uzatabildiğini fark etti. Vampir dişlerine sahipti, diken gibi saçlarını ipek saçlarına dönüştürüyordu. Gözleri değişiyordu, tamamen Sonka’dan farklıydı; o saf güzeldi. Ama sanki Hellod şekil değiştiriyordu gibiydi ve o anda Sonka’ya olan nefret başladı.
“Vakit kaybetmeyelim,” dedi Hekate. Ve yeni Tanrılar yaratmaya koyuldular. Terton (Mars’ın Tanrısı), diğerlerinden oldukça güçsüz ve cılızdı. Mor teninden kemikleri görünüyordu. İlk iki tanrıya göre tipi çok da iyi sayılmazdı.
“Ben yanılmam, o da diğerleri kadar güçlü olacak,” diye üsteledi Themis.
“Hera ve Ares,” dedi Hekate. Onların çocukları olan Nyden’ı yarattı. Nyden, Sonka’ya benziyordu ve oldukça güçlüydü.
“Kuvvet ve Çeviklik Tanrısı,” diyerek onu da uyandırdı. Toplam 24 Tanrı ve Tanrıça yaratmışlardı. Kronos doğan enerjinin farkına vardı ve vakit kaybetmeden onları yok etti. Ancak Rhea’nın planından habersizdi ve yeni Tanrılar ve Tanrıçalar Kronos’u tekrar Tartaros’un dibine hapsettiler.
Geri dönüp baktıklarında ne Themis ne Hekate yaşanıyordu . Ama bir sürprizle karşılaştılar . Kronos saldırmadan önce Hekate , Themis'e sormadan birsey yapmıştı . Zeus ve Eresbos'u ( Karanlık Tanrıçası ) kullanarak bir Tanrı daha yarattı . Ama bu Tanrı asla uyanmadı .
Sonka ölen Tanrı ve Tanrıçaları yakarak bir tören düzenledi . Uyuyan Tanrı içinde cam bir tabut yaptı ve onu Olimpos'un en gizli odalarında sakladı . Kronos tüm yarı tanrılarıda öldürmüştü . Onlardan da çok az kalmıştı ve Sonka geri kalanları da öldürdü . Tüm düzeni kurdu ve asla bozulmaması gereken kurallar koydu .
Hiçbir Tanrı ve Tanrıça bir insanla veya Tanrı statüsü olmayan biriyle ilişki yaşamayacak.
Ve hiçbir Tanrı ve Tanrıça gücünü bir insanla veya Tanrı statüsü olmayan biriyle paylaşmayacaktı .
Altın iki kuralı asla kimse çiğnemedi .
Sonka'nın hükümdarlığı asırlarca sürdü , Zeus'un oğluydu ve kimse ona karşı gelemezdi . Gelenler cezasını bulmuştu öyle değil mi ?