Sana bir sır vereyim mi sevgili okur? Kimse göründüğü kadar masum değildir; bunu sen de, ben de çok iyi biliyoruz. Belki de şu an bu satırları okuyor olmanın sebebi, kendi içindeki o karanlığın benimkine cevap vermesidir.
Sen masum değilsin ufaklık; masum olsaydın, şu an çoktan başka bir hikâyeye sığınmış olurdun. Ama buradasın... Ellerin bu sayfanın üzerinde titrerken benim dünyama bakmaya cüret ediyorsun. Bunu neden söylediğimi, içindeki o garip dürtünün seni neden buraya ittiğini çok iyi biliyorsun.
Benim karanlığıma dokunmaya ya da o bataklığın içinde kaybolmaya gerçekten cesaretin var mı? Eğer varsa, içeri gel. Ama seni uyarmalıyım; bazı hikâyeler okuyucusunu asla serbest bırakmaz. Eğer benim seni bir kez içeri aldığımda tekrar dışarı salacağımı düşünüyorsan, feci şekilde yanılıyorsun.
Bu kitap eğer sana göre değilse, o zayıf ruhun bu ağırlığı kaldıramayacaksa hemen şimdi bırak. Hemen şimdi... Yoksa bir daha asla kurtulamazsın.
Şu an içinden "İstediğim an kapatır, kurtulurum," dediğini duyar gibiyim. Ama hayır ufaklık, yanılıyorsun. Bu kitabı kapatsan bile zihnin benimle kalacak. Merakın bir kurt gibi içini kemirecek, sayfaları tekrar açmak için can atacaksın. Kendini zor tutacaksın ama en sonunda yine bana döneceksin.
Kaçışın yok
Şimdi o titrek parmaklarınla sayfayı çevir ve girişi oku. Birinci bölümde zaten yüz yüze geleceğiz... Ve o andan itibaren tamamen benim olacaksın ufaklık. Ama ondan önce ufaklık Nefesimi ensende hissettiğinde irkilecek misin??yoksa buna alışacak mısın?? Sana şunu söylemek isterim minik okuyucu seni izliyorum şu an ; Gülümsüyorum ufaklık... Çünkü neyle karşılaşacağını bilmiyorsun ama ben her saniyesini planladım. Ve son olarak ufaklık bu sayfayı çevirdiğin an, ruhunun anahtarını bana teslim etmiş olacaksın. Geri dönüş kapısı tam arkanda... Ama sen ileriye bakmayı tercih ediyorsun, değil mi? Öyleyim evet diyorsan; şimdi sayfayı çevir yazarım'ın girişini oku ve birinci bölümde seninle görüşelim sadece şimdilik ama şimdilik görüşmek üzere ufaklık...
Yazan(Takma Adıyla): 𓆰Araf𓆪
